İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2017/1382 E. 2019/291 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2017/1382
Karar No
2019/291
Karar Tarihi

T.C.

İZMİR

1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2017/1382 Esas

KARAR NO : 2019/291

DAVA : Tazminat

DAVA TARİHİ : 01/12/2017

KARAR TARİHİ : 03/04/2019

Davacı tarafından davalı aleyhine açılan tazminat davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA :

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, 11/12/2015 tarihinde davalının maliki bulunduğu ve ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı ile müvekkil şirkete ait ... plakalı araca çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kazanın oluşumuna davalı araç sürücüsü ...'ın kusurlu hareketlerinin neden olduğunu, ... plakalı aracın ...ye zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olduğu, açıklanan nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00TL değer kaybı ve 100,00 TL kazanç kaybı olmak üzere toplam 1.100,00 TL alacağın kaza tarihi olan 11/12/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP :

Davalı ...Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davanın hukuka aykırı olduğu, davanın zamanaşımı süresinin geçtiğini, zamanaşımı ve hak dürüşücü süre nedeni ile davanın reddine karar verilmesi gerektiği, açıklanan nedelerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ...'a usulune uygun tebligat yapılmış, davalı davaya cevap vermemiştir.

DELİLLER VE GEREKÇE :

Dava, değer kaybı ve kazanç kaybından ibaret maddi tazminat davasıdır.

Bayındır Ticaret Sicil Müdürlüğünden davalının tacir sıfatıyla kayıtlı olup olmadığı, Bayındır Vergi Dairesinden davalının ne tür bir deftere tabi olduğu, bilanço ve vergi matrahı olup olmadığı ile Bayındır Esnaf ve Sanatkarlar odasından davalı ...'ın kayıtlı olup olmadığı sorulmuştur.

Bayındır Ticaret Sicil Müdürlüğünün 23/01/2019 tarihli yazısında, davalı ...'ın kayıtlarının incelenmesi neticesinde herhangi bir kayda rastlanamadığı yönünde bilgi verilmiştir.

Bayındır Vergi Dairesi Müdürlüğünün 25/01/2019 tarihli yazılarında, davalı ...'ın 31/12/2013 tarihinde faaliyetini terk ettiği ve bununla ilgili olarak en son 2013 yılı Basit Usul Gelir Verdisi beyannamesi verdiği yönünde bilgi verilmiştir.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5.maddesini değiştiren ve 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6335 sayılı yasanın 2.maddesi ile "Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usül hükümleri uygulanır" şeklindeki düzenleme ile artık 01/07/2012 tarihinden sonra açılacak davalarda sözü edilen iki mahkeme arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, görevin 6100 sayılı HMK'nun 137,138 maddeleri gereğince dava şartları arasında sayılmış olması nedeniyle, mahkemenin görevli olup olmadığının yargılamanın her hal ve safhasında talep üzerine veya mahkemece re'sen incelenip gözetilmesi, mahkemenin görevsiz olduğunun tespiti halinde ise dosya üzerinde inceleme yapılarak bu konuda bir karar verilmesi gereği ortaya çıkmıştır.

Bir davanın veya işin Asliye Ticaret Mahkemesinde görülebilmesi için; her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan bir uyuşmazlık olması veya uyuşmazlığın 6102 sayılı T.T.K.'da düzenlenen hususlardan doğan bir uyuşmazlık olması veya TTK'nun 4.maddesinde( b-c-d-e-f) sayılan dava veya işlerde bulunması yahut özel bir yasal düzenleme ile davanın Ticaret Mahkemesinde görülmesi gerektiğinin açıkça belirtilmesi şarttır.

6102 sayılı TTK'nun 12.maddesinde "bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa kendi adına işleten kişiye tacir denir. Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret sicile tescil ettirilerek durumu ilan etmiş olan kimse fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. Kanunun 15.maddesinde "ister gezici olsun, ister bir dükkanda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedeni çalışmasına dayanan ve geliri 11.maddenin 2.fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan sanat veya ticaret ile uğraşan esnaftır."

Mülga 6762 sayılı TTK'nun 1463.maddesine göre Bakanlar Kurulunca 18.06.2007 tarihinde kararlaştırılıp, 21.07.2007 tarih ve ... sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan ... sayılı Bakanlar Kurulu Kararında esnaf-tacir ayrımının nasıl yapılacağı belirlenmiştir.

Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir.

Ticari işletme ile esnaf işletmesinin arasındaki sınır Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir. (TTK m.11/1-2)

Tacir-esnaf ayırımı ise Vergi Usul Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve yıllık gayri safi hasılatının 90.000,00 TL'yi aşan esnafların tacir sayılacağı belirlenmiştir.

Bu değerlendirmeler sonucunda somut olaya bakıldığında; davalı ...'ın tacir olmayıp esnaf olduğu ve faaliyetini 31/12/2013 tarihinde terk ettiği, ancak bir davanın yukarıda belirtildiği gibi ticari dava olabilmesi için salt bir tarafın ticari işletmesi ile ilgili olması yetmeyip, her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili bulunması gereklidir.

Bu açıklamalara göre; somut olayda davalı taraf tacir olmayıp esnaf kaydının olduğu, 31/12/2013 tarihi itibariyle de faaliyetini terk ettiği, sadece davacı tarafın tacir olması, uyuşmazlığı ticari bir iş saysa dahi, ticari bir dava niteliğine getirmeyeceği, uyuşmazlığın TTK.'nun 4. maddesinde sayılan uyuşmazlıklar arasında yer almadığı, davanın ticaret mahkemelerinde bakılacağına ilişkin açık bir yasa hükmünün de bulunmadığı, bu itibarla davanın; ticari bir dava olmaması nedeniyle davaya bakma görevi mahkememize ait olmayıp, genel hükümlere göre çözülmesi gereken ve genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesine aittir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 18/10/2016 tarih, 2016/10789 Esas ve 2016/8226 Karar)

Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davalı aleyhine açılan davada; "görev" dava şartı yokluğundan HMK 1, 114/1-c, 115/1-2, 6102 sayılı TTK 4/1-a maddeleri gereğince, davanın usulden reddine, kararın kesinleşmesi ve HMK"nın 20. maddesi gereğince iki haftalık sürede başvurulması halinde dava dosyasının görevli İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi"ne gönderilmesine, dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:

Ayrıntıları yukarıda açıklanan nedenlerle:

1-Davalı aleyhine açılan davada; "görev " dava şartı yokluğundan HMK 1, 114/1-c, 115/1-2, 6102 sayılı TTK 4/1-a maddeleri gereğince, davanın Usulden Reddine,

2-Kararın kesinleşmesi ve HMK"nın 20. maddesi gereğince iki haftalık sürede başvurulması halinde dava dosyasının görevli İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi"ne gönderilmesine,

3-HMK'nın 323. ve 331/2. maddeleri gereğince harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece nazara alınmasına, görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmez ise talep üzerine mahkememizce dosya üzerinden bu durumun tespiti ile davacının yargılama giderlerine mahkum edilmesine,

Dair karar, HMK 341vd maddeleri gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize veya aynı nitelikteki başka yer Mahkemesine verilecek dilekçe ile istinaf yoluna başvurulabileceği belirtilerek davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda açıkça okunup usulen anlatıldı.03/04/2019

Katip ...

e-imzalı

Hakim ...

e-imzalı

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2017/1382, K. 2019/291, T. 03.04.2019, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2017-1382-e-2019-291-k-62196f7cd637