İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2014/513 E. 2019/611 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2014/513
Karar No
2019/611
Karar Tarihi

T.C.

İZMİR

1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2014/513 Esas

KARAR NO : 2019/611

DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ : 03/07/2013

KARAR TARİHİ : 30/05/2019

Davacı tarafından davalılar aleyhine açılan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili, mahkememize verdiği 08/07/2013 tarihli dilekçesinde; Müflis şirketin 27/12/2005 tarihinde İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında iflas erteleme talep ettiğini, mahkemece 24/03/2006 tarihinden itibaren bir yıl süre ile iflasın ertelenmesine, şirket yönetim organlarının aynen devamına ve şirkete kayyım olarak ... , ... ve ...'nın tayinine, davacı şirket yönetim organlarının kararlarının en az 2 kayyımın uygun bulmasına bağlı tutulmasına karar verildiğini, müflis şirketin iflas erteleme döneminde iken ...'ın müflis şirket yetkilisi ...'ın vefatı şirket ortaklarından ... ın yurt dışında olması kendisinin de şirket faaliyetlerinden anlamaması sebebiyle şirkete kayyım atanması talebi ile İzmir ... ATM'nin... sayılı dosyası ile müracaat ettiğini, mahkemece şirket yönetim kurulu üyelerinin yetkileri kaldırılarak iflasın ertelenmesi kararında kayyım olarak belirtilen kişilerin yönetici kayyım olarak atanmasına, 16/03/2007 tarihinde karar verdiğini, mahkemece verilen iflas erteleme kararının temyiz edildiğini ve kararın bozulduğunu, bozma ilamı doğrultusunda mahkemece iflas kararı verildiğini, davalıların 24/03/2006 tarihinde iflas erteleme ile denetici kayyımlık başlayan süreçten 16/03/2007 yönetici kayyımlık devam eden ve 14/05/2009 iflas tarihine kadar devam eden toplamda 3 yılı aşkın bir süre boyunca şirkette söz sahibi olduklarını, şirketin karar defterinde 10/04/2007 tarihli ve 2007/1 sayılı karar ile Yönetim Kurulu Başkanlığına ... ve diğer iki kayyımın yönetim kurulu üyesi olarak atandığını, yönetim kurulu başkanı ...'nın mutlak imzası yanında diğer iki yönetim kurulu üyelerinden bir kişinin imzası ile şirketin temsil edileceğinin kararlaştırıldığını, davalıların TTK'da yer alan anonim şirket yöneticilerinin görev ve sorumlulukları hükümlerine tabi olduğunu, davacı İflas İdaresince müflis şirketin iflastan önceki son 3 yıllık defterlerinin incelettirildiğini, alınan raporda 31/12/2008 tarihinde şirket kasasından hangi kişi ve kuruluşa yapıldığı belli olmayan 133.000,00-TL 'lik ödeme, 31/03/2009 tarihinde en son yevmiye kaydında bankalar hesabında 75...663,69-TL bakiye göründüğü halde 04/04/2008 tarihinde ... İnşaata yapılan 775.000,00-TL ... bank havalesinin defter kayıtlarında görünmemesi nedeniyle böyle bir bakiyenin gerçeği yansıtmadığı, kayyım davalı Av. ...'ya ... bank AŞ ... Şubesindeki hesaptan ödenen 85.598,00-TL 'lik havalenin neye istinaden yapıldığı, çeşitli tarihlerde muhasebeci ve avukatlık ücreti adı altında çeşitli şahıslara elden ödemeler yapıldığı, bu ödemelerin ticari defterlerde yer almadığı, kayımların yönetim kurulu yetkisi ile görev yaptıkları dönemde kendi ücretlerini banka havalesi ya da yasal bir ... kurumu aracılığıyla değil elden tahsil ettikleri, bu ücretler için düzenlenmesi gereken ücret bordrolarının düzenlenmediği ve ödemelerin şirket defter kayıtlarına intikal ettirilmediği, ... Bakanlığı okul inşaatları ile ilgili yüklenici firmaya değişik tarihlerde ... bank ... Şubesi aracılığıyla ...935.000,00-TL havale yapıldığı, bu bedele karşılık yüklenici firma tarafından müflis şirket adına toplamda ...931.120,00-TL 'lik 4 adet hak ediş faturası düzenlendiği, faturaların tamamının ödemelerin ise 1 tanesinin ticari defterlere kayıt edildiğinin belirtildiği, bu rapora göre müflis şirketin defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı, noter kapanış tasdiklerinin yapılmadığı, usulsüz ve belgesiz ödemeler ile şirketin zarara uğratıldığı ve TTK ve VUK gereğince belirlenen sürelerde saklanması gereken belgelerin yeterli ve özenli şekilde saklanmadığı kanaatine varıldığını, İflas İdaresi tarafından müflis firmanın iflas erteleme sürecine girdiği tarihten itibaren iflas tarihine kadar geçen süreçte müflisin taahhüdünde olan yapım işleri kapsamında ilgili idarelerce ödenen hak edişler müflis şirket ile taşeronlar arasında yapılan sözleşmeler, işin kayyım denetimine geçtiği süreçte işin yürütülmesine esas yapılan teknik sözleşme ile işlerin yürütülmesi ile ilgili hususları tespit etmek üzere İnşaat Mühendisinden rapor aldırıldığını, alınan raporda müflis şirketin ... Bakanlığı'nın Yatırımlar ve Tesisler Daire Başkanlığı'nın ... - ... ve ... nolu okullarının Yapım İşi İhalesini aldığı, denetici kayyımların onayı ile müflis şirketin aldığı bu ihale işini 2.542.372,00-TL bedelle 28/02/2006 tarihinde taşeronlara verdiği, taşeronun aldığı işi 10/10/2006 tarihinde başlayacak 31/12/2006 tarihinde ...'nin geçici kabulüne hazır hale getireceği, şayet iş zamanında bitirilmez ise sözleşme bedelinin % 0,05 oranında gecikme cezası kesileceği hususunun yer aldığı, ödemelerin ilk hak edişte yapılan iş programına ve yapılan işin pursantajına göre %10 kesilerek kayyım tarafından yapılacağı sözleşmede kararlaştırılmış iken kayyımlar devreye girdikten sonra 11/10/2006 tarihli ek değişiklik ile Ana Taşeron Sözleşmesi'ndeki 10.2 ve 10.3 madde metninin değiştirildiği, değişiklik ile müflis şirket üzerinde olmadığı halde gereksiz yere yükümlülük altına girildiği, sözleşmeye kayyımlardan önce var olmayan 10.3 Maddesinin eklendiği, bu maddeye göre " Şantiye İşçilerine Ödenmek Üzere Yükleniciye 50.000,00-TL Avans Ödemesi Yapılacak Ve Bu Avans Yüklenici Tarafından İlk İki Hak Edişte İş Veren Firmaya İade Edilecektir" davalı kayyımların taşeronla akdedilen hali hazırda bir sözleşme mevcut iken bu iki maddeyi hangi sebeple ekledikleri ya da eklenmesine onay verdiklerinin anlaşılamadığının belirtildiğini , davalı kayyım heyetinin mahkemelerin kendilerinde gördüğü uzmanlığa sahip olmalarına rağmen müflis şirketi ve dolayısıyla iflas masasındaki alacaklıları zarara uğrattıklarını, davalı kayyım heyetinin müflis şirkete gerek denetçi gerekse yönetici kayyım oldukları süreçte müflis şirkete ait ticari defter ve kayıtları usulüne uygun tutulamadığını, şirket kasasından yapılan ödemelerin usulsüz yapıldığını, resmi banka hesabından ya da ...al bir ödeme vasıtası ile ödeme yapılmadığını, yapılan ödemelerin de hangi sebeple yapıldığı, hangi kuruluşa yapıldığının belli olmadığını, kayyım heyetinin görev kendilerine devir olduktan sonra müflis şirketin hali hazırda olan sözleşmesine ek maddeler ve var olan maddelerde değişiklikler yaptığını, bu değişikliklerin müflis şirketin menfaati doğrultusunda olmadığını, müflis şirketin almış olduğu kamu ihalesinden gelen bedellerin taşeronlara fazla fazla ödendiğini, işin kaçta kaçının bitirildiği, geçici kabul seviyesine gelip gelmediği kontrol edilmeden taşeronlara sözleşmede hak ettiklerinden daha çok ödemeler yapıldığını, geçici kabul seviyesine gelene dek sözleşme bedelinin %30'luk kısmının tutularak taşerona ödenmemesi hükmüne riayet edilmediğini, taşeronun işi geç bitirmesi sebebiyle müflis şirketin dava dışı idarece gecikmiş cezasına çarptırıldığını, bu gecikme cezasından dolayı taşeronu bu vesile ile görmezden gelen kayyımların sorumluluğunun bulunduğunu, taşeronluk sözleşmesi gereğince işi geç bitiren taşeronlara gecikme cezası kesilmesi gerekirken kesilmemesi sebebiyle kayyımların sorumluluğunun bulunduğunu, taşeronlar ile yapılan sözleşme konusu işin yeterli özenle ve uzman kişilerce takip edilmiş olması halinde sözleşmenin fesih edilip başkaca taşeronlarla anlaşma yoluna gidilmesinin mümkün olduğunu, kayyımlarca hiçbir hareket gösterilmediğini, dava dışı idareden ek süre istenmediğini, taşeronlara işi geç bitirmeleri nedeniyle yeterli seviyede iş yapmamaları nedeniyle ihtar çekilmediğini, sözleşmenin feshinin gerekli olduğu bir durumda sözleşmenin feshinden kaçınılarak mahkemeden görüş istendiğini, iflas tasfiyesi sırasında da İflas İdaresi tarafından müflis şirketin defter ve belgeleri ile banka hesapları ve üstlenilen kamu ihalesi ile ilgili sözleşmeler ve fiili durumlar incelendiğinde TTK 'da AŞ yöneticisi konumunda olan davalıların yönetici ve denetici kayyım olarak görev yaptıkları dönemlerde şirketin zararına sebebiyet verdiklerine dair verilen bilirkişi raporları karşısında dava açma zarureti doğduğunu, şirketin uğradığı zararın tam olarak belirlenmesinin yargılamayı gerektirdiğini, bu sebeple davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını belirtmiş, davalı kayyımların görevlerini yerine getirirken eksik işlem yapmaları ve haksız işlem yapmaları nedeniyle şimdilik 294.929,00-TL nin iflas masasına taşeron sözleşmelerinin bitim tarihi olan 31/12/2006 tarihinden bu yana hesaplanacak reeskont faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalılar ... ve ... vekili mahkememize verdiği, 02/09/2013 tarihli dilekçesinde; görevli mahkemenin İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, davada zamanaşımı süresi olduğunu, kayyımlara husumet yöneltilemeyeceğini, yapılan ödemelerin müflis şirketin tahhüdündeki işler için sonradan ilgili idarenin malı olan inşaata harcandığını, zenginleşme var ise iş sahibi ... Bakanlığı uhdesinde olduğunu, bu sebeple taşeronlar ile ilgili ...İdaresine dava açılması gerektiğini, İİK 179/a ve bilhassa 179/b uyarınca kayyım kurulunun erteleme sürecindeki ertelemeye hak kazanmış şirket işlemlerinden sorumluluğunun atandığı mahkemeye karşı olduğunu, böyle bir dava açılmasının ancak kayyım kurulunun atama makamı olan mahkemece bu yönde verilecek bir karar ile mümkün olabileceğini, bu hususun dava şartı olduğunu, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, kısmi nitelikli davanın dinlenemeyeceğini, kayyımlık için yürütülen faaliyetin ihmal veya hatalı kasıtlı olmasının mümkün olmadığını, kayyım kurulunun süreçte ...nin tüm faaliyet ve sorunları ile ilgili olduğunu, firma sahibinin Eskişehir ' de yürüyen asıl büyük taahhüt sırasında alacaklılar tarafından dövülerek öldürüldüğünü, vefatı takiben büyük ve hacimli bir şantiye faaliyetinin Eskişehir 'de tıkandığını yanı sıra bu davada konu edilen Konya ...şantiyesinin mevcut olduğunu, hiç olmazsa Konya şantiyesinin tamamlanarak oradan elde edilecek gelirlerin şirket borçlarına ödenerek zararın en aza indirilmesinin amaçlandığını, bu sürecin gerek kayyımlar gerek mahkeme gerek ilgili idare tarafından azami titizlik ve özenle yürütüldüğünü, dava dilekçesinde söz edilen bir çok konunun iddialar açıklamaktan uzak aynı paralelde olayların bütününe ve belgelere dayalı olmayan eksik ve hatalı bilirkişi değerlendirmelerinden geliştirildiğini, söz konusu dosyada baştan sona gelişen olayların Türkiye 'de başka bir örneğinin duyulmadığını, anılan dosyada kayyımlığın çok zor şartlar altında yürütüldüğünü belirtmiş, davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... vekili mahkememize verdiği, 07/10/2013 tarihli cevap dilekçesinde; görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, kayyımlara husumet yöneltilemeyeceğini, yapılan ödemelerin müflis şirketin taahhüdündeki işler için sonradan ilgili idarenin malı olan inşaata harcandığını, zenginleşme var ise iş sahibi ... Bakanlığı uhdesinde olduğunu, bu sebeple taşeronlar ile ilgili ...İdaresine dava açılması gerektiğini, İİK 179/a ve bilhassa 179/b uyarınca kayyım kurulunun erteleme sürecindeki ertelemeye hak kazanmış şirket işlemlerinden sorumluluğunun atandığı mahkemeye karşı olduğunu, böyle bir dava açılmasının ancak kayyım kurulunun atama makamı olan mahkemece bu yönde verilecek bir karar ile mümkün olabileceğini, bu hususun dava şartı olduğunu, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, kısmi nitelikli davanın dinlenemeyeceğini, kayyımlık için yürütülen faaliyetin ihmal veya hatalı kasıtlı olmasının mümkün olmadığını, mahkeme tarafından daha önce denetçi kayyım olan heyetin yönetici kayyım olarak atandığını , müvekkilinin de bu heyet içinde yer aldığını, yönetici kayyım heyetinin firmanın son durumunu değerlendirdiğinde gelinen noktada yapılacak fazla bir şey olmadığı için hiç olmazsa iflas erteleme kararı kesinleşinceye kadar firmanın Konya'da ...ye karşı yüklendiği okul inşaatının sürdürülebilmesi amacıyla taşeronlar ile toplantı ve görüşmeler yapıldığını, taşeronların işini yaptıkları halde daha önce firmadan olan alacaklarının tamamı gelecek hak edişlerden kendilerine ödenmesi koşuluyla iş yapabileceklerini dayatmaları üzerine batmış bir şirkete iş yapacak başka bir firmada bulamayacağını bilen kayyım heyetinin zorunlu olarak komada olan hastanın ağzına pamukla su damlatma gibi taşeronların bu isteklerini kabul ettiğini, ilk sözleşme doğrultusunda yapılması gereken kesintileri geçici kabul aşamasında düzenlenecek hak edişlerden alabilmek için eski sözleşmeyi özellikle değiştirmediğini, hak edişler ... tarafından taşeronların yaptıkları fiili imalat dikkate alınarak düzenlendiği için resmi hak edişe itibar edildiğini, taşeronlara inşaat seviyesine göre alabilecekleri bedelden daha yüksek bedel ödendiği iddiasının bu nedenle gerçeklerden uzak olduğunu, eğer ortada taşeronlar tarafından yapılması gereken imalatın düşük olmasına rağmen fazla bir tahakkuk varsa bunun sorumlusunun hak ediş belgelerini düzenleyen kurum olduğunu, kayyım heyetinin uygulamalarında müflis firmanın herhangi bir zararının olmadığını, yüklenici taşeronların kesin alacak veya borçlarının kesin hesap ile ortaya konacağını, iş veren tarafından ön hak edişlere dayalı yapılmış olan ödemelerdeki fazlalık veya eksikliğin ancak kesin hesap ile belirlenebileceğini, kayyım döneminde inşaatın geçici kabul safhasına bile gelmediğine göre bu safhaları iflas masasının takiple sonuçlandırması gerektiğini, böyle bir hesap dönemi sonunda ortaya çıkacak durumdan da iyi niyetli olarak resmi kurumun hak edişlerine dayalı avans niteliğinde ödeme yapan kayyım heyetinin sorumlu tutulamayacağını, kayyım heyetinin tedbirli bir tüccar gibi hareket ederek taşeronların sermaye ve emekleri ile şirketin risklerini en aza indirecek formül ile işe devam kararı verdiğini, şirket defterlerinin açılış tasdiklerinin yapıldığını, kapanış tasdiklerinin kayyım heyetinden önceki döneme ait iş ve işlemlerin ücretlerini alamayan muhasebeciler tarafından süresinde işlenememesinden bir kısım avans ödemelerinin ilgililerden VUK na göre belgelerin zamanında alınamamasından dolayı hesap kapaması yapılamadığı için yapılamadığını ayrıca bundan dolayı şirketin bir zarar görmesinin söz konusu olmadığını, dava dilekçesinde söz konusu edilen raporların gerçeklerden uzak davada edilen iddialar ile uyumsuz belgelere dayalı olmayan eksik ve hatalı raporlar olduğunu belirtmiş, davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İzmir ... ATM nin ... Esas ... Karar sayılı dosyasının incelemesinde ; davacının ... AŞ., davanın iflasın ertelenmesi davası olduğu, mahkemece 14/05/2009 tarihinde davacı vekilinin iflasın ertelenmesi talebinin reddine, İİK nun 179/b maddesi gereğince İzmir Ticaret Sicil Memurluğunun ... Ticaret Sicil numarasına kayıtlı ... AŞ.' nin iflasına, iflasın 14/05/2009 günü saat 10.15'te açılmasına karar verildiği belirlenmiştir.

İzmir ... ATM nin ... Esas ... Karar sayılı dosyasının incelemesinde; davacının ..., davanın ... AŞ. şirketine kayyım atanması davası olduğu, 05/03/2007 tarihinde davanın kabulü ile İzmir Ticaret Sicil Memurluğunun ... sicil numarasına kayıtlı ... AŞ. nin 3 kişilik yönetim kurulu üyelerinden ...'ın vefatı sebebiyle yönetim kurulunun toplanıp karar alma olanağı kalmadığından şirket faaliyetlerini yürütmek ve şirketin yasal organlarının seçileceği genel kurul toplantısını da yapmak yönetim kurulu yetkilerine haiz olmak üzere önceki yöneticiler ... ve ... ile muhasebeci mali müşavir ...'nun şirkete müşteken kayyım tayyinlerine, yönetim kurulu olarak tayin edilen kayyımların kendi aralarında şirketi temsil etmek üzere imza yetkilisini seçmekte serbest olmalarına karar verildiği, davacı ...' ın 09/03/2007 tarihli dilekçesi ile İzmir ... ATM'nin ... Esas ... Karar sayılı dosyasında şirkete atanan ve halen görevlerine devam eden kayyım heyetine yönetim kurulu görevlerinin verilmesine karar verilmesini talep ettiği, talep doğrultusunda mahkemece 16/03/2016 tarihinde davanın kabulü ile İzmir Ticaret Sicil Memurluğunun ... sicil numarasına kayıtlı ... AŞ. nin 3 kişilik yönetim kurulu üyelerinin yetkilerinin kaldırılarak iflasın ertelenmesi kararında kayyım heyeti olarak atanan hukukçu serbest avukat ... ,hukukçu aynı zamanda muhasebe işlerinden anlar emekli defterdar ...'nın şirket yönetim kurulu üyeleri olarak görev de yapmak üzere şirkete kayyım atanmalarına, şirketi müştereken idare etmelerine ve mahkemece verilen 05/03/2007 tarihli kararın bu şekilde değiştirilmesine karar verildiği belirlenmiştir.

Davalıların yönetici kayyım olarak görev yaptığı dönem itibariyle yasadan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini ihlal edip etmedikleri, edilmiş ise bundan dolayı bir zarar doğup doğmadığı, doğmuş ise zararın miktarı ve zarardan davalıların sorumlu olup olmadığının belirlenmesine yönelik olarak dosya ve davacı müflis şirket ticari defter kayıt ve belgeleri üzerinde İnşaat Mühendisi, SMMM ve şirketler hukuku alanında uzman bilirkişiden oluşturulan 3 kişilik bilirkişi kurulu vasıtası ile bilirkişi incelemesi yaptırılmış, alınan 17/02/2016 tarihli bilirkişi kurulu raporunda ; Davalıların yönetici kayyum oldukları süreçte taşeronlara sözleşmede öngörülenden fazla yapılan ödeme miktarının 167.082,47 TL olduğu, İdare şirketin iflası sonrasında fesih kabul tutanağı ve fesih hak edişi düzenlediğinden yapılan iş miktarı kesinleşmiş olup 13. Fesih hak edişinin kesin hesap, fesih kabul tutanağının kesin kabul niteliğinde olduğu, işin kesin hesabı ve kabulü yapıldığı görüldüğünden sözleşmeye göre geçici kabule kadar saklanacak % 30 kesintinin zaten yüklenicilere iadesi gerektiği, alt taşeron sözleşmesine göre işe en geç 10.10.2006 tarihinde başlanarak mücbir sebepler hariç 31.12.2006 tarihinde tamamlanacağı, idarenin verdiği süre uzatımı hariç gecikme halinde günlük onbindebeş gecikme cezası kesileceği hükme bağlandığı, bu durumda geçici işgal tutanakları imzalanana kadar taşerondan kesilmesi gereken gecikme cezasının 912.711,55 TL olduğu, ancak müflis firmanın İdare ile imzaladığı sözleşmenin 102.1 maddesinde işin süresinde tamamlanmaması halinde günlük % 0,05 (onbindebeş) gecikme cezası kesileceği belirtilmişse de İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 24.03.2006 ve 26.04.2007 tarihli ara kararı gereği İdare tarafından kesinti yapılmadığı, hakediş tarihleri ile alt yüklenicilere ödeme tarihleri karşılaştırıldığında 2 ila 4 aylık gecikmeler olduğu, müflis şirket gecikme cezasına tabi tutulmazken, ödemelerin geç yapıldığı alt taşerona gecikme cezasının uygulanmasının işin ifasını sekteye uğratacağı ve eşitlik ilkesine aykırı olduğu, işçi alacakların belgelenmesi koşuluyla sözleşmede yapılan değişikliğin müflis şirkete ilave bir yük getirmediği ancak işveren konumundaki ... Mühendislik kayıtları ile işçilerin ve taşeronun ellerindeki karnelerin karşılaştırılarak işçi alacaklarının tespit edilmesi gerekirken taşeron tarafından verilen alacak listesi ve eklerinin alacak hesabı için yeterli olmadığı,yukarıda belirtildiği üzere, iflasın ertelenmesi davası kapsamında Mahkemece atanan kayyımların, doğrudan yargı makamı tarafından adli bir görevin yerine getirilmesi için görevlendirilen kişiler olduğu dikkate alındığında, davalı kayyımların bu adli görevin yerine getirilmesinde kusurlu eylemleri ile, şirketin ya da şirket alacaklılarının zarara uğramasına neden olmaları halinde, bu eylemlerin (dava konusu olayların meydana geldiği tarihte yürürlükte olan) 818 sayılı BK m. 41 vd. hükümleri anlamında bir haksız eylem teşkil edebileceği, dolayısıyla da, davalı kayyımların müflis şirkete ve şirket alacaklılarına karşı hukuki sorumluluğunun, haksız eylemlere ilişkin 818 sayılı BK m. 41 vd. hükümlerine göre değerlendirilmesi gerektiği,davacı İflas İdaresinin, davalı kayyımlar tarafından sebep verildiği iddia olunan zarara, İnşaat Mühendisi ...’dan alınan 1...06.2012 tarihli rapor ile vakıf oldukları ve işbu davanın 03.07.2013 tarihinde açılmış olduğu dikkate alındığında, 6098 sayılı TBK’nın yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden önce 12.06.2012 tarihinde başlayan zamanaşımı süresinin 818 sayılı BK m. 60 hükmüne göre belirlenmesi gerektiği ve buna göre, davacı iflas idaresinin, zarara ve faile vakıf olduğu 12.06.2012 tarihinden itibaren, 818 sayılı BK m. 60 hükmündeki bir yıllık zamanaşımı süresinin geçmesinden sonra 03.07.2013 tarihinde işbu davayı açmış olduğu ve bu tespitlere göre, inceleme konusu davanın 818 sayılı BK m. 60 hükmünde öngörülen bir yıllık zamanaşımı süresi içinde açılmış olmadığı ve bu haliyle, davalıların zamanaşımı savunmalarının isabetli olduğu sonucuna ulaşmak gerektiği ,diğer taraftan, diğer bir ihtimal olarak, eğer Mahkemece (yukarıda yapılan değerlendirmenin aksine) davalı kayyımların hukuki sorumluluğu konusunda haksız eylem hükümlerinin değil, anonim şirketin yönetim kurulu üyelerinin hukuki sorumluluğuna ilişkin 6762 sayılı TTK m. 336 vd. hükümlerinin kıyasen uygulanması gerektiği görüşüne itibar edildiği takdirde; anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna ilişkin zamanaşımı süresi hakkında, 6762 sayılı TTK m. 340 hükmünün atfıyla geçerli olan TTK m. 309/IV hükmünde yer alan; “Mesul olan kimselere karşı tazminat istemek hakkı davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zararı doğuran fiilin vukuu tarihinden itibaren beş yıl geçmekle müruruzamana uğrar.” düzenlemesinin dikkate alınması gerekeceğinden, dava konusu olayda, davacı İflas İdaresinin, davalı kayyımlar tarafından sebep verildiği iddia olunan zarara, İnşaat Mühendisi ...’dan alınan 12.06.2012 tarihli rapor ile vakıf oldukları ve işbu davanın 03.07.2013 tarihinde açılmış olduğu dikkate alındığında, 6762 sayılı TTK m. 309/IV hükmündeki iki yıllık zamanaşımı süresinin davanın açıldığı tarih itibariyle henüz dolmadığı ve ayrıca, davalı kayyımlar tarafından yapılan hak ediş ödemelerinin (yukarıda yer alan teknik değerlendirmelerde tespit edildiği üzere) 18.12.2008 tarihli hak edişe kadar devam ettiği görülmekle, zararın gerçekleştiği tarihten itibaren beş yıllık zamanaşımı süresinin de dava tarihinde henüz dolmadığı ve dolayısıyla, davalıların zamanaşımı savunmalarının isabetli olmadığı sonucuna ulaşmak gerekeceği ,yukarıda belirtildiği üzere, davalı kayyımlar tarafından, müflis şirketin alt yüklenicilerine, sözleşmenin feshedildiği tarihteki iş tamamlanma yüzdesine nazaran 167.082,47.- TL. tutarında fazla ödeme yapıldığı tespit edilmiş olup, kusura dayanan haksız eylem sorumluluğuna ilişkin esaslara göre, davalıların alt yükleniciye iş tamamlama yüzdesine nazaran fazla ödeme yapmakla, iflasın ertelenmesi davasına bakan Mahkemece kendilerine verilen görevin ifasında kusurlu davranmış oldukları görüşüne itibar edildiği takdirde, davalı kayyımların haksız fiil sorumluluğuna ilişkin esaslara göre, davacı iflas idaresine karşı sorumlu tutulması mümkün olabileceği , buna karşılık, davacı iflas idaresinin, dava dışı alt yükleniciye yapılan fazla ödeme nedeniyle davalı kayyımlardan tazminat talep edebilmesi için, bu fazla ödeme nedeniyle müflis şirketin bir zarara uğramış olması ve bu zarar ile davalı kayyımların kusurlu eylemleri arasında illiyet bağı bulunması gerektiği ,dolayısıyla, müflis şirketin fazla ödeme nedeniyle bir zararının doğmuş olmasından söz edebilmek için, davalı kayyımlar tarafından dava dışı alt yükleniciye fazladan ödendiği tespit edilen tutarın, dava dışı alt yükleniciden tahsilinin mümkün olmadığı hususunun da ispatlanması gerekmekte olup, bu haliyle, davalı kayyımlar tarafından yapılan fazla ödemeden dolayı müflis şirket açısından bir zararın doğmuş olup olmadığının belirlenmesi bakımından, davacı iflas idaresi tarafından dava dışı alt yüklenici ... – ... ortaklığına karşı fazla ödemenin istirdadı talebiyle açılmış bir dava ya da takibin mevcut olup olmadığı, böyle bir dava ya da takip varsa bunun sonuçlanmış olup olmadığı ve eğer böyle bir dava ya da takip başlatılmamış ise dava dışı alt yüklenici ... – ... ortaklığından fazla ödenen tutarın tahsilinin kabil olup olmadığı hususunun araştırılması suretiyle, davalı kayyımların yaptığı fazla ödeme nedeniyle davacı şirket açısından bir zararın doğmuş olup olmadığının tespit edilmesi ve buna göre, davalı kayyımlara yönelik tazminat taleplerinin isabetli olup olmadığının belirlenmesinin uygun olacağı sonucuna ulaşmanın mümkün olduğu ayrıntılı ve gerekçeli olarak belirtilmiştir.

Taraf vekillerince rapora itiraz edildiğinden itirazlar doğrultusunda bilirkişi kurulundan ek rapor istenilmiş, alınan 21/12/2016 tarihli ek bilirkişi kurulu raporunda ; davalıların yönetici kayyum oldukları süreçte taşeronlara sözleşmede öngörülenden fazla yapılan ödeme miktarının 167.082,47 TL olduğu, idare şirketin iflası sonrasında fesih kabul tutanağı ve fesih hak edişi düzenlediğinden yapılan iş miktarı kesinleşmiş olup 13. Fesih hak edişinin kesin hesap, fesih kabul tutanağının kesin kabul niteliğinde olduğu, işin kesin hesabı ve kabulü yapıldığı görüldüğünden sözleşmeye göre geçici kabule kadar saklanacak % 30 kesintinin zaten yüklenicilere iadesi gerektiği, alt taşeron sözleşmesine göre işe en geç 10.10.2006 tarihinde başlanarak mücbir sebepler hariç 31.12.2006 tarihinde tamamlanacağı, idarenin verdiği süre uzatımı hariç gecikme halinde günlük onbindebeş gecikme cezası kesileceği hükme bağlandığı, bu durumda geçici işgal tutanakları imzalanana kadar taşerondan kesilmesi gereken gecikme cezasının 912.711,55 TL olduğu, ancak müflis firmanın İdare ile imzaladığı sözleşmenin 102.1 maddesinde işin süresinde tamamlanmaması halinde günlük % 0,05 (onbindebeş) gecikme cezası kesileceği belirtilmişse de İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 24.03.2006 ve 26.04.2007 tarihli ara kararı gereği İdare tarafından kesinti yapılmadığı, hakediş tarihleri ile alt yüklenicilere ödeme tarihleri karşılaştırıldığında 2 ila 4 aylık gecikmeler olduğu, müflis şirket gecikme cezasına tabi tutulmazken, ödemelerin geç yapıldığı alt taşerona gecikme cezasının uygulanmasının işin ifasını sekteye uğratacağı ve eşitlik ilkesine aykırı olduğu , işçi alacakların belgelenmesi koşuluyla sözleşmede yapılan değişikliğin müflis şirkete ilave bir yük getirmediği ancak işveren konumundaki ... Mühendislik kayıtları ile işçilerin ve taşeronun ellerindeki karnelerin karşılaştırılarak işçi alacaklarının tespit edilmesi gerekirken taşeron tarafından verilen alacak listesi ve eklerinin alacak hesabı için yeterli olmadığı,yukarıda belirtildiği üzere, iflasın ertelenmesi davası kapsamında Mahkemece atanan kayyımların, doğrudan yargı makamı tarafından adli bir görevin yerine getirilmesi için görevlendirilen kişiler olduğu dikkate alındığında, davalı kayyımların bu adli görevin yerine getirilmesinde kusurlu eylemleri ile, şirketin ya da şirket alacaklılarının zarara uğramasına neden olmaları halinde, bu eylemlerin (dava konusu olayların meydana geldiği tarihte yürürlükte olan) 818 sayılı BK m. 41 vd. hükümleri anlamında bir haksız eylem teşkil edebileceği, dolayısıyla da, davalı kayyımların müflis şirkete ve şirket alacaklılarına karşı hukuki sorumluluğunun, haksız eylemlere ilişkin 818 sayılı BK m. 41 vd. hükümlerine göre değerlendirilmesi gerektiği, davacı İflas İdaresinin, davalı kayyımlar tarafından sebep verildiği iddia olunan zarara, İnşaat Mühendisi ...’dan alınan 1...06.2012 tarihli rapor ile vakıf oldukları ve işbu davanın 03.07.2013 tarihinde açılmış olduğu dikkate alındığında, 6098 sayılı TBK’nın yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden önce 12.06.2012 tarihinde başlayan zamanaşımı süresinin 818 sayılı BK m. 60 hükmüne göre belirlenmesi gerektiği ve buna göre, davacı iflas idaresinin, zarara ve faile vakıf olduğu 1...06.2012 tarihinden itibaren, 818 sayılı BK m. 60 hükmündeki bir yıllık zamanaşımı süresinin geçmesinden sonra 03.07.2013 tarihinde işbu davayı açmış olduğu ve bu tespitlere göre, inceleme konusu davanın 818 sayılı BK m. 60 hükmünde öngörülen bir yıllık zamanaşımı süresi içinde açılmış olmadığı ve bu haliyle, davalıların zamanaşımı savunmalarının isabetli olduğu sonucuna ulaşmak gerekeceği , diğer taraftan, diğer bir ihtimal olarak, Mahkemece (yukarıda yapılan değerlendirmenin aksine) davalı kayyımların hukuki sorumluluğu konusunda haksız eylem hükümlerinin değil, anonim şirketin yönetim kurulu üyelerinin hukuki sorumluluğuna ilişkin 6762 sayılı TTK m. 336 vd. hükümlerinin kıyasen uygulanması gerektiği görüşüne itibar edildiği takdirde; anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna ilişkin zamanaşımı süresi hakkında, 6762 sayılı TTK m. 340 hükmünün atfıyla geçerli olan TTK m. 309/IV hükmünde yer alan; “Mesul olan kimselere karşı tazminat istemek hakkı davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zararı doğuran fiilin vukuu tarihinden itibaren beş yıl geçmekle müruruzamana uğrar.” düzenlemesinin dikkate alınması gerekeceğinden, dava konusu olayda, davacı İflas İdaresinin, davalı kayyımlar tarafından sebep verildiği iddia olunan zarara, İnşaat Mühendisi ...’dan alınan 12.06.2012 tarihli rapor ile vakıf oldukları ve işbu davanın 03.07.2013 tarihinde açılmış olduğu dikkate alındığında, 6762 sayılı TTK m. 309/IV hükmündeki iki yıllık zamanaşımı süresinin davanın açıldığı tarih itibariyle henüz dolmadığı ve ayrıca, davalı kayyımlar tarafından yapılan hak ediş ödemelerinin (yukarıda yer alan teknik değerlendirmelerde tespit edildiği üzere) 18.12.2008 tarihli hak edişe kadar devam ettiği görülmekle, zararın gerçekleştiği tarihten itibaren beş yıllık zamanaşımı süresinin de dava tarihinde henüz dolmadığı ve dolayısıyla, davalıların zamanaşımı savunmalarının isabetli olmadığı sonucuna ulaşmak gerekeceği ,yukarıda belirtildiği üzere, davalı kayyımlar tarafından, müflis şirketin alt yüklenicilerine, sözleşmenin feshedildiği tarihteki iş tamamlanma yüzdesine nazaran 167.082,47.- TL. tutarında fazla ödeme yapıldığı tespit edilmiş olup, kusura dayanan haksız eylem sorumluluğuna ilişkin esaslara göre, davalıların alt yükleniciye iş tamamlama yüzdesine nazaran fazla ödeme yapmakla, iflasın ertelenmesi davasına bakan Mahkemece kendilerine verilen görevin ifasında kusurlu davranmış oldukları görüşüne Mahkemece itibar edildiği takdirde, davalı kayyımların haksız fiil sorumluluğuna ilişkin esaslara göre, davacı iflas idaresine karşı sorumlu tutulması mümkün olabileceği , buna karşılık, davacı iflas idaresinin, dava dışı alt yükleniciye yapılan fazla ödeme nedeniyle davalı kayyımlardan tazminat talep edebilmesi için, bu fazla ödeme nedeniyle müflis şirketin bir zarara uğramış olması ve bu zarar ile davalı kayyımların kusurlu eylemleri arasında illiyet bağı bulunması gerektiği ,dolayısıyla, müflis şirketin fazla ödeme nedeniyle bir zararının doğmuş olmasından söz edebilmek için, davalı kayyımlar tarafından dava dışı alt yükleniciye fazladan ödendiği tespit edilen tutarın, dava dışı alt yükleniciden tahsilinin mümkün olmadığı hususunun da ispatlanması gerekmekte olup, bu haliyle, davalı kayyımlar tarafından yapılan fazla ödemeden dolayı müflis şirket açısından bir zararın doğmuş olup olmadığının belirlenmesi bakımından, davacı iflas idaresi tarafından dava dışı alt yüklenici ... – ... ortaklığına karşı fazla ödemenin istirdadı talebiyle açılmış bir dava ya da takibin mevcut olup olmadığı, böyle bir dava ya da takip varsa bunun sonuçlanmış olup olmadığı ve eğer böyle bir dava ya da takip başlatılmamış ise dava dışı alt yüklenici ... – ... ortaklığından fazla ödenen tutarın tahsilinin kabil olup olmadığı hususunun araştırılması suretiyle, davalı kayyımların yaptığı fazla ödeme nedeniyle davacı şirket açısından bir zararın doğmuş olup olmadığının tespit edilmesi ve buna göre, davalı kayyımlara yönelik tazminat taleplerinin isabetli olup olmadığının belirlenmesinin uygun olacağı sonucuna ulaşmak mümkün olduğu, diğer yandan, ... tarafından müflis şirketin İflas İdaresine sunulan 19.03.2013 tarihli raporda, davalılardan ...’ya, müflis şirketin 2007 yılı yevmiye defterinin 28.03.2007 tarihli ve ... no.lu yevmiye kaydında “329-DİĞER TİCARİ BORÇLAR” hesabı altında 29.598 TL. ve 21.08.2007 tarihli ve ... no.lu yevmiye kaydında ise yine 329-DİĞER TİCARİ BORÇLAR” hesabı altında 56.000 TL. olmak üzere toplam 85.598 TL.’nin banka havalesiyle ödenmiş olduğu ve mevcut defter kayıtlarına göre davalı kayyımlardan ...’ya yapıldığı belirlenen bu ödemenin dayanak ve sebebinin mevcut dosya kapsamından anlaşılamadığı görülmekle, davalı ...’nın söz konusu ödemenin hangi sebeple yapıldığını ya da kendisine ödenen bu tutarın müflis şirket adına yapılan bir harcama ya da ödemede kullanılıp kullanılmadığını ispatlaması gerekmekte olup, aksi takdirde ödenen tutarın adı geçen davalının sorumluluğunda olduğunu kabul etmek gerekecek olduğu , ayrıca yine ... tarafından ... şirketin İflas İdaresine sunulan 19.03.2013 tarihli raporda, ... şirketin 2008 yılı yevmiye defterinin 31.1...2008 tarihli ve 15 no.lu yevmiye kaydında “...”na dahil “...” altında “...” açıklaması ile 133.000 TL. ödeme yapıldığı, ancak cari hesap ödemesi olarak yapılan bu ödemenin kime yapıldığı konusunda bir açıklamanın yer almadığı tespit edilmiş olup, buna göre, davalı kayyımlar tarafından, ticari defter kayıtlarına göre kime yapıldığı anlaşılamayan 133.000 TL. tutarındaki bu ödemenin kime ve hangi sebeple yapıldığının açıklanması ve ispat edilmesi gerektiği ve aksi takdirde bu tutarın davalı kayyımların sorumluluğunda kabul edilmesinin mümkün olabileceği kanaatini edinmek mümkün olduğu ayrıntılı ve gerekçeli olarak belirtilmiştir.

Taraflarca bilirkişi kurulu ek raporuna da itiraz edildiğinden bilirkişi heyetine bankacı bir bilirkişi eklenmek suretiyle müflis şirketin banka kayıtları ve tüm dosya kapsamı yeniden incelenerek taraf itirazları doğrultusunda bilirkişi kurulundan yeniden ek rapor alınmasına karar verilmiş, alınan 30/01/2018 havale tarihli bilirkişi kurulu raporunda; mahkeme ara kararında yer aldığı üzere davacı ... AŞ nin iddialar kapsamında ilgili bankalar nezdindeki hesap hareketlerinin bankacı bilirkişi tarafından incelendiği, hazırlanan icmal tablosunda da görüleceği üzere 27/04/2006 - 26/02/2009 tarihleri arasında para çekmeye yetkili kişiler tarafından hesaptan 366.150,00 TL çekildiği, 27/04/2006 -26/02/2009 tarihleri arasında para çekmeye yetkili kişiler tarafından hesaba 10...790,00 TL yatırıldığı, 27/04/2006- 26/02/2009 tarihleri arası hesaptan 263.360,00 TL fazla çekildiği, 27/04/2006 - 26/02/2009 tarihleri arası hesaptan ayrıca Av. ... açıklaması ile 85.598,00 TL çekildiği hususlarının tespit edildiği, bankalar ile ilgili olarak yapılan tespitlerin ... Şirketine ait yasal defterlerdeki durumun ortaya konabilmesi yönünde şirketin 2005-2006-2007-2008 -2009 yıllarına ilişkin yasal defter ve dayanağı kasa, bankalar, kayyım hesabı ve tüm gider hesaplarının detaylarının yer aldığı muavin kayıtlarının bir arada ibraz edilmesi halinde bankacı bilirkişi tarafından tespit edilen parasal hareketlerin ne olduğu, hangi kalemlere aktarıldığı veya iddia edildiği şekli ile kayyımlar uhdesinde kalıp kalmadığı hususlarının net bir biçimde ortaya konabileceği, bu sebeplerle mahkemece ... şirketine ait 2005-2006-2007-2008 -2009 yıllarına ilişkin yasal defter ve dayanağı kasa, bankalar, kayyım hesabı ve tüm gider hesaplarının detaylarının yer aldığı muavin kayıtlarının taraflardan temini ile bilirkişi heyetine tevdii için gereğinin yapılması hususu belirtilmiştir.

Bilirkişi raporunda bahsi geçen belgelerin bulunduğu yer konusunda beyanda bulunmak üzere ... Şirketi İflas İdaresine yazı yazılmış, alınan yazı cevabında istenen 2006 yılına ait yevmiye defteri ve defteri kebir ,2007 yılına ait yevmiye defteri, defteri kebir ve envanter defteri, 2008 yılına ait yevmiye defteri, defteri kebir ve envanter defteri, 2009 yılına ait yevmiye defteri ve envanter defteri ile kayyımlar tarafından verilen bir klasör evrakın teslim edildiği, bu defter ve belgelerin İflas İdaresi üyesi Av. ... in avukatlık ofisinde bulunduğu, 2005 yılına ait hiçbir defter ve belgenin teslim edilmediği, eksik olan defter ve belgelerin iflastan önceki yetkili olan davalı kayyımlardan istenmesi gerektiği belirtilmiştir.

Davalı ... 05/04/2018 tarihli celsede kendilerinde olan müflis şirket ile ilgili tüm belge ve kayıtları müflis şirketin o dönemdeki muhasebecisi ...' ya teslim ettiklerini, müflis şirketin tüm kayıt ve belgelerinin muhasebeci ... da olması gerektiğini belirtmiş, beyan doğrultusunda müflis şirkete ait kayıt ve belgelerin ibrazı için ... adına meşruhatlı davetiye çıkarılmış , usulüne uygun tebligata rağmen ... tarafından müflis şirkete ait kayıt ve belgeler ibraz edilmediği gibi bulunduğu yer konusunda herhangi bir beyanda bulunulmamıştır.

Davalı ... vekili mahkememize verdiği 05/03/2018 tarihli dilekçesinde; bilirkişi raporunda bahsi geçen kayıtların tamamının davacı uhdesinde olduğunu, ... şirketinin iflasına karar verilmesine müteakip tüm defter kayıt ve evrakların ödeme ve hesapları dahil İflas İdaresine teslim edildiğini belirtmiştir.

İflas İdaresi üyesinin beyanında bahsi geçen belgeler ve sunulan tüm belgeler değerlendirilerek ek rapor düzenlenmesi için dosya yeniden bilirkişi heyetine tevdi edilmiş alınan 28/12/2018 havale tarihli bilirkişi kurulu ek raporunda; mahkemeye sunulan 30/01/2018 tarihli ek rapor kapsamında bankacılık yönünden yapılan tespit ve değerlendirmeler ile öncesinde sunulan asıl rapor içeriğinde yer alan değerlendirmeler birlikte ele alındığında ortaya çıkan maddi delillerin iddialar kapsamında net bir biçimde ortaya konulabilmesi için öncelikle ... Şirketine ait 2005-2006-2007-2008 -2009 yıllarına ilişkin yasal defter ve dayanağı kasa, bankalar, kayyım hesabı ve tüm gider hesaplarının detaylarının yer aldığı muavin kayıtlarının bir arada ibraz edilmesi halinde bankacı bilirkişi tarafından tespit edilen parasal hareketlerin ne olduğu, hangi kalemlere aktarıldığı veya iddia edildiği şekli ile kayyımlar uhdesinde kalıp kalmadığı hususlarının net bir biçimde ortaya konabileceği açıklanan sebepler dahilince mahkemece ... Şirketine ait belgelerin ibrazı için gereğinin yapılması hususunun mahkemeye arz olunduğu ancak geçen süre dahilinde bahse konu edilen belgelere ulaşıp detaylı inceleme yapmanın mümkün olmadığı, dosyanın bu sebeple gereği yapılmak üzere mahkemeye iade edildiği belirtilmiştir.

Toplanan tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda davacı tarafça ... AŞ. yöneticisi konumunda olan davalıların yönetici ve denetici kayyım olarak görev yaptıkları dönemlerde davacı şirketin zararına sebebiyet verdiklerinden bahisle oluşan zararın tahsiline yönelik olarak davalılar hakkında mahkememize dava açıldığı ,

Davalılar ..., ... ve ... ' nın İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında 24/03/2006 tarihinde davacı şirkete denetim kayyımı ve İzmir ... ATM'nin ... sayılı dosyası ile 16/03/2007 tarihinde yönetici kayyım olarak atandıkları, davalıların kayyımlığının davacı şirketin iflasına karar verildiği 14/05/2009 kadar devam ettiği, davalıların davacı şirkete yönetici kayyım olarak atanmış olmaları sebebiyle davalı kayyımların hukuki sorumluluğu konusunda anonim şirketin yönetim kurulu üyelerinin hukuki sorumluluğuna ilişkin 6762 sayılı TTK m. 336 vd. hükümlerinin kıyasen uygulanması gerektiği ,

Kural olarak yönetim kurulu üyelerinin şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamayacakları ancak 6762 sayılı TTK’ nin 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticilerin oluşan zarardan müteselsilen sorumlu olacakları, yönetim kurulu üyelerinin görevlerini ifaları sırasında bir zarar oluşmuşsa, bu zararın üyelerin kusurlu eylemi sonucunda meydana geldiğinin kabulünün gerektiği, Türk Ticaret Kanunu' nun yönetim kurulu üyeleri için ispat yükü ters çevrilmiş kusur esasına dayanan bir sorumluluk öngördüğü ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine kusur karinesi kabul ettiği, TTK’ nin 338. maddesinde; yönetim kurulu üyelerinin kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu olduklarının düzenlendiği,

Sorumluluk davasının açılabilmesi için; 6762 sayılı TTK' nin 341. Maddesi gereğince genel kurulca yönetim kurulu üyeleri aleyhine sorumluluk davası açılmasına karar verilmesi gerektiği , davacı şirket iflas ettiğinden 6762 sayılı TTK nun 309/2 maddesi gereğince iflas idaresi tarafından 03/07/2013 tarihinde eldeki davanın açıldığı ,

6762 sayılı TTK m. 340 hükmünün atfıyla geçerli olan TTK m. 309/IV hükmünde yer alan; “Mesul olan kimselere karşı tazminat istemek hakkı davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zararı doğuran fiilin vukuu tarihinden itibaren beş yıl geçmekle müruruzamana uğrar.” düzenlemesi dikkate alındığında , dava konusu olayda, davacı İflas İdaresinin, davalı kayyımlar tarafından sebep verildiği iddia olunan zarara, İnşaat Mühendisi ...’dan alınan 12/06/2012 tarihli rapor ile vakıf oldukları ve işbu davanın 03/07/2013 tarihinde açılmış olduğu, 6762 sayılı TTK m. 309/IV hükmündeki iki yıllık zamanaşımı süresinin davanın açıldığı tarih itibariyle henüz dolmadığı ve ayrıca davalı kayyımlar tarafından yapılan hak ediş ödemelerinin 18/12/2008 tarihli hak edişe kadar devam ettiği zararın gerçekleştiği tarihten itibaren beş yıllık zamanaşımı süresinin de dava tarihinde henüz dolmadığı ve dolayısıyla davalıların zamanaşımı savunmalarının isabetli olmadığı,

Mahkememizce alınan bilirkişi kurulu raporlarında da belirtildiği üzere davalı kayyımlar tarafından, müflis şirketin alt yüklenicilerine, sözleşmenin feshedildiği tarihteki iş tamamlanma yüzdesine nazaran 167.082,47.- TL. tutarında fazla ödeme yapıldığı, zarar ile davalı kayyımların özen borcunun ihlali arasında uygun nedensellik bağının mevcut olduğu, davalıların söz konusu zararın oluşmasında kusursuz olduklarını ispat edemedikleri bu zarar kalemi açısından tüm davalılar yönünden sorumluluğunun maddi şartlarının gerçekleştiği ve bu zarar kalemi açısından davacının alacak isteminin temelinin davalıların haksız eylemleri olduğundan, temerrüt için davalılara ihtar gönderilmesi gerekmediği gibi haksız fiilin gerçekleşme tarihinin de ödemelere ilişkin son fatura tarihi olan 27/03/2009 olduğu ve davacı tarafın söz konusu tarihten itibaren faiz talep edebileceği ,

Dava dilekçesinde belirtilen diğer zarar kalemleri yönünden yine bilirkişi raporlarında belirtildiği üzere, diğer zarar kalemleri ile ilgili olarak yapılan tespitlerin ... Şirketine ait yasal defterlerdeki durumun ortaya konabilmesi yönünde şirketin 2005-2006-2007-2008 -2009 yıllarına ilişkin yasal defter ve dayanağı kasa, bankalar, kayyım hesabı ve tüm gider hesaplarının detaylarının yer aldığı muavin kayıtlarının bir arada ibraz edilmesi halinde bankacı bilirkişi tarafından tespit edilen parasal hareketlerin ne olduğu, hangi kalemlere aktarıldığı veya iddia edildiği şekli ile kayyımlar uhdesinde kalıp kalmadığı hususlarının net bir biçimde ortaya konabileceği ancak söz konusu muavin kayıtlarının davacı tarafça mahkememize ibraz edilmediği , bu kalemler yönünden zararın varlığı ve miktarının davacı tarafça ispat edilemediği incelenen tüm dosya kapsamıyla anlaşılmış davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM:

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

1-Davanın KISMEN KABULÜ ile 167.082,47 TL nin 27/03/2009 tarihinden itibaren işletilecek reeskont faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine,

Fazlaya ilişkin isteğin reddine,

2-Alınması gerekli 11.413,40-TL harçtan peşin alınan 5.036,65-TL nin mahsubu ile bakiye 6.376,75-TL harcın davalı tarafça tamamlanmasına,

3-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. Hükümlerine göre hesap ve takdir edilen 15.975,00-TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,

4-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. Hükümlerine göre hesap ve takdir edilen 1...978,00-TL tek vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,

5-Davacı tarafından yapılan 22 davetiye gideri 212,00-TL, bilirkişi ücreti 4.400.00-TL olmak üzere toplam 4.612,00-TL yargılama giderinin red ve kabule göre 2.609,00-TL' lik bölümünün davalılardan alınarak davacıya verilmesine, kalan bölümünün davacı üzerinde bırakılmasına,

Davacı tarafça yatırılan 5.064,70-TL harç giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,

Davalı... tarafından yapılan 1 davetiye bedeli 8,00 TL yargılama giderinin red ve kabule göre davalı üzerinde bırakılmasına ,

Dair tebliğden itibaren 2 hafta içinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar davacı vekili Av. ... ile davalı ... vekili Av. ... ... ve davalı ... nın yüzüne karşı diğerlerinin yokluğunda açıkça okunup, anlatıldı.30/05/2019

Başkan ...

e-imzalı

Üye ...

e-imzalı

Üye ...

e-imzalı

Katip ...

e-imzalı

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2014/513, K. 2019/611, T. 30.05.2019, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2014-513-e-2019-611-k-7a2c259a56fb