İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2013/1039 E. 2013/1971 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2013/1039
Karar No
2013/1971
Karar Tarihi

T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: T.C. KAYSERİ TÜRK MİLLETİ ADINA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : Esas KARAR NO : HAKİM : KATİP : DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALI : DAVA : Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 05/09/2024 KARAR TARİHİ : 22/01/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 22/01/2025 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacının, Saraybosna Mah. Elisevenler Cad. Berat Apt. No: ... Kocasinan/Kayseri adresinde yapı malzemeleri satan ... Yapı ve Dekorasyon isimli işletmenin sahibi olduğunu, davacının söz konusu işletmede kullanılmak üzere bir forklift satın almak istediğini etrafına duyurduğunu, bunun üzerine bir arkadaşının ... isimli kişi de satılık forklift olduğunu ondan alabileceğini söylediğini, daha sonra davacının ... ile görüşmüş ve satış bedeli üzerinde anlaşarak forklifti satın almış olduğunu, uygulama da forklif satışı fatura üzerinden olduğundan davacının forkliftin faturasını sorduğunu, bunun üzerine ... ise... Petrol Limited Şirketi adına fatura kestirmiş olduğunu, daha sonra davacı ile ... arasında anlaşılan koşulların belirtildiği bir satış sözleşmesi düzenlenerek 294.500,00 TL bedel karşılığında satış işlemi gerçekleşmiş ve sözleşme imzalanmış olduğunu, 14.07.2023 tarihinde polis memurları bahse konu işletmeye gelmiş ve forklift hakkında çalıntı ihbarı olduğunu bunun için tespit yapmaları gerektiğini söylemiş olduklarını, yapılan tespit çalışmaları neticesinde forkliftin ihbara konu forklift olduğu anlaşılmış ve savcılık tarafından el konulduğunu, daha sonra öğrendikleri bilgilere göre forklift Aydın ilinde ikamet eden ... isimli kişiye teslim edilmiş olduğunu, Aydın Cumhuriyet Başsavcılığının ... Soruşturma numaralı dosyasında bahse konu olayla alakalı tüm bilgilerin mevcut olduğunu, borcun kaynağı olarak öngörülen sebepsiz zenginleşmeden söz edilebilmesi için; bir taraf zenginleşirken diğerinin fakirleşmesi, zenginleşme ve fakirleşme arasında uygun illiyet bağının bulunması ve zenginleşmenin hukuken geçerli bir haklı sebebe dayalı olmaması gerekmekte olduğunu, dava konusu forkliftin çalıntı olması sebebi ile geçerlilik ve etkinlik unsurları mevcut olmadığından sebepsiz zenginleşmeye esas teşkil eden hukuki işlem kurulamamış olduğunu, bu sebeple davalı tarafın sebepsiz bir şekilde zenginleşmiş olduğunu, Forklifte savcılık tarafından el konulması sebebi ile de davacının fakirleştiğini, dolayısıyla bahse konu satış bedelinin denkleştirici adalet ilkesi uyarınca değerleyerek davacıya verilmesi gerekmekte olduğunu, ülkemizde yaşanan enflasyon uzun yıllar boyu yüksek oranlarda seyretmiş ve paramızın değeri (alım gücü) de bununla ters orantılı olarak devamlı düşmüş olduğunu, belli bir miktar paranın verildiği tarihteki alım gücü ile aynı miktar paranın aradan geçen zamana bağlı olarak iade günündeki alım gücünün farklı ve çok daha az olduğu bir gerçek olduğunu, bahse konu durum hakkında çeşitli Yargıtay kararları bulunmakta olduğunu, bu kapsamda Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2013/1039 E., 2013/1971 K. İlamının, İş makinelerinin satışı uygulamada her ne kadar fatura yolu ile gerçekleştiriliyor olsa da İş Makinaları 2918 sayılı KTK.nun 22/c-2 Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 29/A Maddesi gereğince bağımsız olarak tescili zorunlu araçlardan olduğunu, bu araçların ilgili özel ve tüzel kişinin üyesi bulunduğu Ticaret ve Sanayi odasına tescili gerektiğini, bu nedenle iş makinalarının her türlü satış ve devirlerinin geçerli olabilmesi için noterlerce resmi bir şekilde yapılması gerektiğini (2918 SK.md 20/d, Karayolları Trafik Yönetmeliği md 35,36) Mahcuz forklift de 2918 sayılı yasanın 22/c-2 ve Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 29/A.maddesi uyarınca ticaret ve sanayi odasına tescili zorunlu araçlardan olup aynı yönetmeliğin 36/2.fıkrasında bu araçların satış ve devirlerinin geçerli olabilmesi için sahiplik belgesi esas alınarak noterlerce yapılacağı öngörülmüş olduğunu, somut olayda da forkliftin satışı harici bir satış sözleşmesi ile yapılmış olup geçerli olmadığını, bu sebeple satıcının zapttan sorumluluğu kurumu yoluyla dava açılması mümkün görünmemekte olduğunu, bu sebeple davacının geçersiz satışlarda uygulanan denkleştirici adalet ilkesi yoluyla alacağını talep etmesi gerekmekte olduğunu, taraflar arasında imzalanan satış sözleşmesi resmi biçimde yapılmadığından hukuken geçersiz olup alıcının geçersiz sözleşme nedeniyle satıcıya verdiği bedeli sebepsiz zenginleşme kuralları çerçevesinde geri İstemesi gerekmekte olduğunu, bahse konu durum hakkında çeşitli Yargıtay kararları bulunmakta olduğunu, bu kapsamda (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 2009/15257 E., 2010/5025 K. İlamının dikkate alınması gerektiğini, Yargıtay kararında görüleceği üzere olayımıza benzer şekilde dava konusu taşınmaz, daha sonra ortaya çıkan bir üstün hak sebebi ile alıcının elinden alınarak hazineye verilmiş olduğunu, dava konusu olayda da aynı şekilde sözleşme sırasında var olan ancak daha sonradan ortaya çıkan bir üstün haktan dolayı bahse konu forklift davacıdan alınarak tescil belgesi olan şahsa teslim edilmiş olduğunu, davalının maliki olduğu taşınır ve menkullere, gayrimenkullere ilişkin olarak ve menkuller ve gayrimenkuller yönünden teminatsız olarak devir men şerhi konulması gerekmekte olduğunu, dava konu olaya bakıldığında satışa konu forkliftin çalıntı olması, soruşturmanın halen devam etmesi, söz konusu taşınırın çalıntı olması sebebi ile davalının güvenilirliğinin olmaması birlikte değerlendirildiğinde davanın esası yönününden haklılığı ortalama olarak ispatlamakta olduğunu, söz konusu menkul ve gayrimenkullere tedbir konulmaması halinde alacağa ulaşma imkanının kalmayacağı, olayın ve kişilerin durumları değerlendirildiğinde sabit olduğunu, tüm bu anlatımları sebebiyle davalı söz konusu satış bedelinin dekleştirici adalet ilkesi yoluyla uyarlanmış halinden davacıya karşı sorumlu olduğunu, dava konusu forkliftin satış bedeli davalıya verildiğini ancak forklifte savcılık tarafından el konulmuş olduğunu, bu sebeple davacı fakirleşmiş olup davalının sebepsiz olarak zenginleştiğini belirterek, öncelikle davanın kabulü ile, davacı ile davalının aralarında satış sözleşmesinden kaynaklı alacak talebi ile dava derdest ettiği dilekçenin ilk kısmında belirttiği davalının malik olduğu aracına ve menkullere, gayrimenkullere ilişkin olarak tasarruflarının sınırlandırılması ve menkuller ve gayrimenkuller yönünden teminatsız olarak satış ve devir men şerhli tedbir konulmasına; davalı adına kayıtlı menkul ve gayrimenkuller hakkında teminatsız olarak ihtiyati haciz kararı verilmesine, sayın mahkeme bu talepleri uygun görmezse, dava süresince dava dışı firma/şahıslara satış/devir işlemi halinde iyi niyet iddiasını önlemek amacıyla, mekullerin (araç, banka hesapları) ilgili birimlerine ve gayrimenkullerin tapu kayıtlarına davalıdır şerhi işlenmesine, 2- Fazlaya ilişkin tüm dava ve talep hakları saklı kalması kaydıyla; davacı tarafından ...'a ödenen satış bedelinin daha sonra artırılmak üzere şimdilik 100,00 TL'nin denkleştirici adalet ilkesi gereğince uyarlamak suretiyle sebepsiz zenginleşme hükümlerine istinaden davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3- bunun mümkün olmaması halinde fazlaya ilişkin tüm dava ve talep hakları saklı kalması kaydıyla; davacı tarafından ...'a ödenen satış bedelinin daha sonra artırılmak üzere şimdilik 100,00 TL'nin 14.03.2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sebepsiz zenginleşme hükümlerine istinaden tahsiline karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür. CEVAP: Davalının cevap dilekçesi sunmadığı ve böylece HMK madde 128 gereği bütün vakaları inkar etmiş sayılacağı anlaşılmıştır. YARGILAMA VE GEREKÇE Dava, Davacı ile davalı arasında düzenlenen 14.03.2023 düzenleme tarihli forklift satış sözleşmesindeki forkliftin çalıntı olması ve savcılık tarafından el konulması sebebiyle davacının davalıya ödediği satış bedelinin sebepsiz zenginleşme nedeni ile davacıya iadesi gerekip gerekmediği hususlarına ilişkindir. Aydın C.Başsavcılığına, Gevher Nesebi Vergi Dairesine, Mimarsinan Vergi Dairesine, Melikgazi Belediye Başkanlığına, Kayseri 5. Sulh Hukuk Mahkemesine yazılan müzekkerelere cevap verildiği ilgili evrakların dosya arasına alınmış olduğu görülmüştür. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalar olup, TTK'nın 4/1. maddesinde sayılmışlardır. Ayrıca, Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalar olup, iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi ve iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı TTK, 6762 sayılı TTK'dan farklı olarak mutlak ticari davalar (kanundan dolayı ticari dava sayılanlar) haricindeki ticari davaları "ticari iş" kriterine göre değil de "ticari işletme" kriterine göre belirlemiştir. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2014/1026 E, -2015/1765 K) TTK 11. maddesinde ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletme şeklinde tanımlanmıştır. TTK’nın 15. maddesinde esnaf, ister gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." şeklinde tanımlanmıştır. Mülga 6762 sayılı yasanın 1463. maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 18.06.2007 tarihinde kararlaştırılıp, 21.07.2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında esnaf - tacir ayırımının nasıl yapılacağı belirlenmiş, 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinde ticari işletmeler hakkında 6102 sayılı TTK'nın 11/2 madde ve fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtilmiş olduğundan Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek esnaf ve tacir ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekmektedir. Bir kimsenin vergi mükellefi olması, TTK yönünden de tacir kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez. Mimarsinan Vergi Dairesi Başkanlığı'na yazılan müzekkereye verilen cevabi yazıda, mükellefi ...'ın 01/10/2018 tarihinde Erciyes Vergi Dairesinden nakil geldiği 31/12/2021 tarihi itibariyle resen terk olduğu, bilanço esasına göre defter tuttuğu, 213 sayılı Vergi Usul Kanunun 177. Maddesi gereğince birinci sınıf tüccar hadlerinden olduğu ve esnaf işletmesi hadlerini aştığının bildirilmiş olduğu görülmüştür. Gevher Nesibe Vergi Dairesi Başkanlığı'na yazılan müzekkereye verilen cevabi yazıda, ... belirli bir mala tahsis edilmiş mağazalarda hırdavat (nalburiye) malzemesi ve el aletleri parakende ticareti (Çivi, vida, kilit, menteşe, çekiç, testere, pense, tornavida, takım tezgahı uçları, perçin v.b.) (tarım ve bahçecilik el aletleri dahil)" 16/05/2022 tarihinden itibaren faaliyete başladığı 1. Sınıf tüccar olduğu bu faaliyetinden dolayı bilanço hesabı esasına göre defter tuttuğunun bildirilmiş olduğu görülmüştür. Alacak davaları TTK 4.maddesinde düzenlenmiş mutlak ticari davalardan değildir. Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi’nin ... sayılı kararında “…Somut olayda; dosyadaki bilgi ve belgelerden Mimarsinan Vergi Dairesi'nin Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... sayılı dava dosyası içine gelen müzekkere cevabında, temlik alan davacı ... 02/08/2019 tarihinde faaliyetini terk ettiği, işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu ve 2. sınıf tüccar olduğunun bildirildiği görülmüştür. Şu halde, dava tarihi itibariyle temlik alan ... ticareti terk ettiği ve tacir sıfatının bulunmadığı anlaşılmakla davanın genel hükümler uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesinde görülerek sonuçlandırılması gerekmektedir.” denildiği görülmüş olup dava konusunun mutlak ticari dava olmadığı, davalının Mimarsinan Vergi Dairesinin yazı cevaplarına göre satış sözleşmesi tarihinde resen terk nedeniyle vergi kaydı olmayıp tacir olmadığının belirtildiği görülmekle ortada nisbi bir ticari davada olmadığından iş bu davada Asliye Hukuk Mahkemesi’nin görevli olduğu anlaşılarak Mahkememizce görevsizlik kararı verilmesi gerekmiştir. 6335 Sayılı Yasanın 2. Maddesi ile 6102 Sayılı TTK'nun 5. Maddesinin 3 ve 4 nolu fıkraları değiştirilerek Ticaret Mahkemeleri ile Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki iş bölümü ilişkisi görev ilişkisine dönüştürülmüştür. Görev hususu HMK'nun 114/1-c maddesi uyarına dava şartlarından olup yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınır. Mahkememizce açıklanan nedenlerle görevsizlik kararı verilmesi gerekmiş, HMK'nun 20. Maddesi uyarınca kararın kesinleştiği tarihten itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurulması halinde dava dosyasının görevli Asliye Hukuk mahkemelerine gönderilmesine hükmedilmiş, HMK'nun 331/2 maddesi uyarınca görevsizlik kararından sonra Asliye Hukuk mahkemelerinde davaya devam edilmesi halinde yargılama giderlerine Asliye Hukuk Mahkemelerince hükmedileceğinden bu aşamada yargılama harç ve giderlerine hükmedilmemiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile; 1-HMK 114/c maddesi uyarınca görev hususu dava şartı olduğundan, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle USÛLDEN REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, karar kesinleştiğinde 2 haftalık süre içerisinde talep halinde dosyanın HMK'nun 20. maddesi uyarınca görevli Kayseri Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesi için Tevzi Bürosuna tevdiine, 2-Görevsizlik kararından sonra davaya görevli Asliye Hukuk Mahkemesinde devam edilmesi halinde yargılama giderlerine Asliye Hukuk Mahkemesince hükmedileceğinden bu konuda HMK 331/2. maddesi uyarınca şu aşamada bir karar verilmesine yer olmadığına, 3-Görevsizlik kararından sonra dosyanın Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmemesi halinde mahkememizce verilecek ek karar ile yargılama harç ve giderleri konusunun karara bağlanmasına, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı.22/01/2025 Katip ¸e-imzalıdır Hakim ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2013/1039, K. 2013/1971, T. 21.07.2007, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2013-1039-e-2013-1971-k-d800d2df1a1a