İlk Derece Mahkemesi · Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/35 E. 2023/564 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2020/35
- Karar No
- 2023/564
- Karar Tarihi
T.C. GAZİANTEP 2 ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : ... KARAR NO : ... HAKİM : ... ... KATİP : ... ... DAVACI : ... - ... ... VEKİLLERİ : Av. ... -... Av. ... -... DAVALI : ... - ... VEKİLLERİ : Av. ... -... Av. ... - ... Av. ... -... DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 07/02/2020 KARAR TARİHİ : 18/10/2023 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 19/10/2023 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 30/10/2019 tarihinde davalı ... şirketi nezdinde sigortalı bulunan ve müvekkilin yolcu konumunda bulunduğu ... plakalı aracın karışmış olduğu kaza neticesinde müvekkilin yaralandığını, tedavi gördüğünü, kaza ile ilgili olarak Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı'nca soruşturma başlatıldığını, ... plakalı araç sürücüsünün kaza tespit raporuna göre asli ve tam kusurlu olduğunu, açıklanan bu nedenlerle şimdilik geçici sakatlık dönemi için 500,00 TL., sürekli sakatlık dönemi için 2.000,00 TL., geçici sakatlık dönemi için 2.000,00 TL bakıcı gideri, sürekli sakatlık dönemi için 500,00 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 5.000,00 TL maddi tazminatın davalı ... şirketinden alınarak müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu ...plakalı aracın müvekkil şirket nezdinde sigortalı olduğunu, davacı tarafın başvuru şartını eksiksiz olarak yerine getirmediğini, davanın usulden reddinin gerektiğini, davacının kusur iddialarının gerçek dışı olduğunu, kusur tespiti bakımından dosyanın ATK'na tevdiinin gerektiğini, ilgili yerlerden gerekli raporların alınması gerektiği hususunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: 1-Tarafların usulünce ileri sürmüş oldukları iddia ve savunmaları, 2-Kazaya ilişkin soruşturma dosyası ve kaza tespit tutanağı, 3-Davalı ... şirketi tarafından tanzim edilen ZMSS poliçesi ve hasar dosyası, 4-İlgili kamu kurumlarından celp edilen cevabi yazılar, 5-Dosyada mündemiç kusur ve aktüerya bilirkişi raporları, 6-İlgili yasal mevzuat ve yargısal içtihatlar, HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLER, TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) talebine ilişkindir. Mahkememizin görevi açısından yapılan değerlendirme; Yargıtay 17'inci Hukuk Dairesi'nin 2019/6195 Esas, 2020/3056 Karar ve 02/06/2020 tarihli "Dava tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1-a maddesi gereği her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlar ticari davalardır. TTK 5/1. maddesi gereği ticari davalara bakmakla görevli mahkeme Asliye Ticaret mahkemeleridir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden itibaren yasanın 5/3. maddesi gereği asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki işbölümü olmaktan çıkmış görev ilişkisi haline gelmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi gereği göreve ilişkin kurallar kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir. Açılan somut davada davalılar arasında zorunlu mali sorumluluk sigortacısı da bulunmaktadır. Sigorta hukuku 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6. kitabında 1401 ve devamı maddelerinde, zorunlu sorumluluk sigortası ise 1483 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Bu durumda Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlardan olması nedeniyle dava ticari dava olup Asliye Ticaret Mahkemesinin görev alanı içinde olduğundan" şeklindeki ilamı doğrultusunda davayı görme konusunda mahkememizin görevli olduğu tespit edilmiştir. Davalının sorumluluğu açısından yapılan değerlendirme; Sigorta sözleşmesi davanın açıldığı tarih itibariyle somut olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nın 1263. maddenin birinci fıkrasında (6102 sayılı TTK, m. 1401); “Sigorta bir akittir ki bununla sigortacı bir prim karşılığında diğer bir kimsenin para ile ölçülebilir bir menfaatini halele uğratan bir tehlikenin (bir rizikonun) meydana gelmesi halinde tazminat vermeyi yahut bir veya birkaç kimsenin hayat müddetleri sebebiyle veya hayatlarında meydana gelen belli bir takım hadiseler dolayısiyle bir para ödemeyi veya sair edalarda bulunmayı üzerine alır.” şeklinde tanımlanmıştır. Sigorta sözleşmelerinde sigortacı, sigorta ettirene bir prim karşılığında belirli bir rizikoya karşı koruma sağlamayı üstlenir (Avrupa Sigorta Sözleşmesi Hukuku İlkeleri, m.1:201). Sigorta sözleşmeleri tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerdendir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (KTK) 3. maddesinde; araç sahibi, araç için adına yetkili idarece tescil belgesi verilmiş veya sahiplik veya satış belgesi düzenlenmiş kişi, işleten ise; araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hâllerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişi olarak tanımlanmış ve ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimsenin de işleten sayılacağı belirtilmiştir. İşleten ile sigorta ettiren kişi de farklı kavramlardır. İşleten ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin hukuki sorumluluğuna KTK’nın 85. maddesinde yer verilmiş, aynı Kanun’un 91. maddesi ile poliçenin geçerlilik süresinde meydana gelen kaza tarihinde ve davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın (ZMSSGŞ) A-3. maddesinde, sigortacının poliçede belirtilen aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı KTK’ya göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği düzenlenmiştir. KTK’nın 91. maddesi ile işletenlerin 85. maddenin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanması amacıyla mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunlu kılınmıştır. Dosyada yer alan trafik kaza tespit tutanağından ve davalının mahkememize ibraz etmiş olduğu poliçe tetkik edildiğinde kaza tarihinde aracın ZMSS poliçesi ile sigortalanıp sigortalanmadığı tetkik edildiğinde kaza tarihi itibariyle ... plakalı aracın ZMSS ile davalı ... şirketi tarafından sigortalandığı tespit edilmiştir. Davalı ... şirketlerine dava açılmadan önce yapılan başvuru ve poliçeler; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi ile zorunlu mali sorumluk sigortasından faydalanmak isteyen hak sahiplerinin dava yoluna gitmeden önce sigortacıya yazılı başvuru yapması gerektiği düzenlenmiş olmakla birlikte, bu başvuru yapılmadan dava yoluna gidilmesi halinin dahi HMK'nın 115/2. maddesi gereği tamamlanabilir dava şartı olduğu Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları ile kabul edilmektedir. (Y4HD 2021/4498 Esas, 2021/7405 Karar sayılı ilamı) Dosyada yer alan davalı ... şirketinin cevabi yazıları ve davacının dosyaya ibraz ettiği başvuru ile başvuruya ilişkin tebliğ mazbataları tetkik edildiğinde; davacının iş bu davayı açmadan önce davalı ... şirketine 23/11/2019 tarihinde başvuru yaparak, 2918 sayılı KTK m.97 hükmünde düzenlenmiş olan başvuru şartını yerine getirmiş olduğuna kanaat getirilmiştir. Arabuluculuk dava şartı bakımından yapılan değerlendirme; Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/14429 Esas, 2021/5729 Karar sayılı ve 29/09/2021 Tarihli ilamı ile Gaziantep 17. Hukuk Dairesi'nin 2021/1131 Esas, 2023/261 Karar sayılı ve 03/02/2023 Tarihli ilamında belirtildiği üzere eldeki dava bakımından arabuluculuk dava şartı bulunmadığı belirtilmiş olup bu nedenle arabuluculuk ücreti davacı üzerinde bırakılmıştır. Davacıya kaza nedeniyle herhangi bir gelir bağlanıp bağlanmadığı yönünden yapılan tespit; SGK'ya müzekkere yazılmış olup, SGK yazı cevabında davacıya ödeme yapıldığı görülmüştür. Kusur yönünden yapılan değerlendirme; Mahkememizin ara kararı uyarınca dosya bilirkişiye tevdi edildiği, hazırlanan 20/07/2020 tarihli raporda özetle; A)... plakalı araç sürücüsünün; Geceleyin, yerleşim yeri dışında kalan karayolunda seyir ederken trafik güvenliği açısından seyir alanını kontrolü altında bulundurması, geliş yönüne hitap eden ön uyarı levhalarını dikkate alıp, virajlı yol öncesinde hızını asgari hadde düşünmesi, virajlı yolu dönerken, direksiyon hakimiyetine gerekli özen ve itinayı gösterip aracını kaplama üzerinde muhafaza edecek tarzda seyrini sürdürmesi gerekirken, virajlı yola yüksek hızla giriş yaptığını, sevk ve idare hatası ile kazanın oluşumuna sebebiyet verdiğini, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 52/1-b maddesi "Sürücüler kavşaklara yaklaşırken, dönemeçlere girerken, dönemeçli yollarda ilerlerken hızlarını azaltmak, hızlarını kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, hava, yıl, görüş ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara göre ayarlamak zorundadırlar" kapsamını ihlal ettiğinden dolayı kazanın oluşumunda asli kusurlu olduğunu, ... plakalı araç sürücüsünün 8/8 (sekizde sekiz) %100 oranında kusurlu olduğunu. Virajlı yol ile ilgili gerekli ve yeterli işaretler mevcut olduğundan, kazanın oluşumuna etken yol kusuru olmadığını, B) Davacı ...'ın; Araç içerisinde yolcu konumunda olduğundan kazanın oluşumuna etken eylem ve davranışının olmadığını mahkememize bildirmiştir. 6098 sayılı TBK'nun 74'üncü maddesi gereği hakim kusur oranını belirlemede tam bağımsız ve yetkili kılınmıştır. Denetime elverişli kusur bilirkişi raporunun kazanın gerçekleşme şeklinin doğru bir şekilde irdelendiği ve bu haliyle de raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğuna kanaat getirilmiş ve dava konusu olayın meydana gelmesinde davalı tarafından sigortalanmış aracın sürücüsünün %100 kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır. Maluliyet yönünden yapılan değerlendirme; Kusura ilişkin tespit yapıldıktan sonra dosya maluliyet bilirkişi heyetine tevdi edilmiştir. Burada davacının maluliyeti tespit edilirken öncelikle hangi yönetmeliği uygulanacağının belirlenmesi gerekmektedir. Bu noktada alınacak maluliyet raporlarında uygulanacak yönetmeliğin tespitine ilişkin olarak; Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2020/7120 Esas, 2021/2627 Karar sayılı ve 11/03/2021 Tarihli ilamında "...2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeni ile maddi tazminat istemine ilişkindir. Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir..." denilmektedir. Görüldüğü üzere uygulanacak yönetmeliği tespiti noktasında kaza tarihinin baz alınması gerekmektedir. Mahkememizin ara kararı gereği maluliyet tespiti işlemleri yönetmeliği uyarınca maluliyet ve maluliyetin niteliğine göre bakıcıya ihtiyacının olup olmayacağı hususunda rapor aldırılmak üzere davacının talimat kanalı ile Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversite Hastanesi'ne sevki sağlanarak 6 kişilik heyetten maluliyet raporu aldırılması istenilmiş olup, heyet tarafından hazırlanan 12/03/2021 tarihli durum bildirir sağlık kurulu raporunda özetle; Yapılan muayeneler sonucunda hastada; Kalıcı hafif düzeyde iş gücü kaybı mevcut olduğunu, ol fermur kırığı ve kısalığa bağlı özür oranının %12 olduğunu, kırık iyileşme sürecinin tamamlandığını, bakıcıya ihtiyacının olmadığı mahkememize bildirilmiştir. Akabinde mahkememizin 9 no.lu celsesi, 1 no.lu ara kararı gereği 18 yaşını doldurmuş bireyler yönünden Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca davacının herhangi bir maluliyetinin, sürekli işgöremezlik süresinin ve sürekli veya geçici dönem bakıcı ihtiyacı bulunup bulunmadığına ilişkin olarak rapor tanzim edilmesi için dosya İstanbul Adli Tıp Kurumu'na tevdii edilmiş olup, hazırlanan 01/12/2022 tarihli Adli Tıp Raporu'nda özetle; Mevcut belgelere göre; 25/05/1998 doğumlu ...’ın 20/02/2019 tarih ve 30692 sayılı Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik dikkate alındığında; Kas-İskelet Sistemi, Alt ekstremiteye ait sorunlar, Tablo 3.9-Diz eklemi hareket kısıtlılığna bağlı alt ekstremite özürlülük oranının %5(beş) olduğunu; 1-Kişinin Tüm Vücut Engellilik Oranının %3 (yüzdeüç) olduğunu, 2-İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 9 (dokuz) aya kadar uzayabileceğini, 3-30/10/2019 tarihinde maruz kaldığı trafik kazası neticesi meydana geldiği bildirilen yaralanması nedeniyle iyileşme süreci içinde 9 (dokuz) aylık dönemde 1(bir) ay başka birisinin yardımına gereksinim duyabileceğini mahkememize bildirmişlerdir. Kazanın gerçekleştiği tarihteki yürürlükte olan yönetmeliğe göre alınan ve kaza neticesinde meydana gelen arazları doğru şekilde tespit eden bilirkişi raporu hükme esas alınmıştır. Talep edilebilecek tazminat miktarının belirlenmesi yönünden yapılan değerlendirme; Burada davacının talep edebileceği tazminat miktarının belirlenmesi noktasında baz alınacak yaşam tablosu ve uygulanacak hesaplama yönteminin de ayrıca irdelenmesi gerekmektedir. Bu noktada benzer bir uyuşmazlığa ilişkin olarak Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 2019/1290 Esas, 2021/751 Karar sayılı ve 21/05/2021 Tarihli ilamında "...Mahkemece yapılacak iş, bilirkişi kuruluna anılan yönetmelik çerçevesinde yeni bir maluliyet raporu tanzim ettirdikten sonra, davacının muhtemel yaşam süresinin TRH 2010 yaşam tablosuna göre belirlenerek, hesaplamalarda progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi suretiyle tazminatın hesaplanması için yeni bir aktüerya raporu almaktan ibaret olup..." denilmektedir. Dosya hesaplama yapılmak üzere aktüerya bilirkişisine tevdi edildiği, bilirkişi hazırlamış olduğu 06/08/2023 tarihli raporda özetle; 30/10/2019 tarihinde meydana gelen kaza nedeniyle davacının talebi ve davalının sorumluluklarının, kusur oranlarının nihai takdirinin yüksek mahkemelerine ait olmak üzere; 1-Davacının TRH 2010 Yaşam tablosu ile 1/Kn katsayısına göre her yıl %10 oranında artırılmak ve iskonto edilmek suretiyle Progresif Rant Yöntemine göre kusur indirimsiz; %100 malul sayılan dönem maddi zararının (geçici iş göremezlik) 20.314,68 TL, %3 oranında maluliyete ilişkin maddi zararının 197.780,19 TL olmak üzere gerçek zarar toplamının 218.094,87 TL olduğunu, 2-Davacının kusur indirimsiz iyileşme dönemi bakıcı giderinin 2.558,40 TL, 3-Davacının talebi ile davalının sorumluluğunun ve ZMMS genel şartlarının nihai takdirinin yüksek mahkemelerine ait olmak üzere olay tarihinde ZMMS poliçe teminat limiti ölüm/sakatlanma/tedavi gideri halinde şahıs başına 390.000,00 TL ile sınırlı olduğunu mahkememize bildirmiştir. Yukarıda zikredilen güncel Yargıtay içtihatları nazara alınarak TRH 2010 Ulusal Yaşam Tablosu ve prograsif rant usulüne göre ve teknik faizsiz, hesaplama ile alınan 06/08/2023 tarihli rapor hükme esas alınmıştır. Müterafik kusur indirimi bakımından değerlendirme; Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur, Borçlar Kanunu'nun 52. maddesinde düzenlenmiştir. Mağdurun kusurunun, zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması sözkonusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılması da gerekebilecektir. Dosya içeriğine bakıldığı zaman davacının müterafik kusurunun bulunmadığı kanaati hasıl olmuştur. Hatır taşıması bakımından yapılan değerlendirme; Ayrıca bu noktada hatır taşıması ancak davacının yolcu olarak bulunduğu aracın sigortacısı bakımından gündeme gelebilecektir. Benzer bir uyuşmazlığa ilişkin olarak Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2016/3454 Esas, 2019/224 Karar sayılı ve 16/01/2019 Tarihli ilamında "...3-Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığından, bu gibi taşımalarda BK.nun 43. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmakta ise de bu indirimin yapılabilmesi için davalının savunmasında bu hususu ileri sürmesi icap eder. Davalı sürücü ...'nun bu yönde bir savunması olmamasına rağmen mahkemece sürücü yönünden de resen hatır taşıması indirimi yapılması isabetli değilir..." denilmektedir. İlam metninden de açıkça anlaşıldığı üzere hatır taşıması savunması defi niteliğinde olup süresi içerisinde verilen cevap dilekçesinde usulünce ileri sürülmedikçe mahkemece resen nazara alınamayacaktır. Dosyaya bakıldığı zaman davalı taraf 6100 sayılı HMK m.317/2 hükmünde düzenlenen yasal cevap süresi içerisinde cevap dilekçesini dosyaya sunmuş ve hatır taşıması indirimi yapılması gerektiği yönünde savunmada bulunmuştur. Bu haliyle de davalı vekilinin hatır taşıması def'inin değerlendirilmesinde hatır taşımasının ancak taşınanın, davayı taşıyan araç sigortasına karşı ikame ettiği takdirde nazara alınması gerekmektedir. Dosyada davalı açısından davacının taşındığı araç sigortası olduğu için %20 oranında hatır taşıması indirimini yapılmıştır. Bedel artırım talebi açısından değerlendirme; Davacının dava dilekçesinde davanın açıkça belirsiz alacak davası olduğu belirtilmediğinden dava kısmi alacak davası olarak değerlendirilmiştir. (Emsal karar için bknz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2021/9-485 Esas ve 2021/971 Karar sayılı ilamı) Davacı vekili 27.09.2023 havale tarihli ıslah dilekçesi sunmuş olup ıslah dilekçesi davalı tarafa tebliğ edilmiştir. Davacı davasını ikame ederken geçici sakatlık dönemi için 500,00 TL, sürekli sakatlık dönemi için 2.000,00 TL., geçici sakatlık dönemi için 2.000,00 TL bakıcı gideri, sürekli sakatlık dönemi için 500,00 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 5.000,00 TL talep etmiştir. Islah dilekçesi ile Geçici iş göremezlik tazminatını 20.314,68 TL, sürekli iş göremezlik tazminatını 197.780,19 TL ve geçici dönem bakıcı gideri tazminatını 2.558,40 TL olmak üzere toplam dava değerini 220.653,27 TL'ye artırmıştır. Neticeten; Tüm dosya kapsamı denetime elverişli olarak alınmış bilirkişi raporları, taraf beyanları, birlikte değerlendirildiğinde davacının davasının kısmen kabul kısmen reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın Kısmen KABULÜ Kısmen REDDİ ile; 16.251,74 Geçici işgöremezlik, 158.224,15 TL kalıcı işgöremezlik ve 2.046,72 TL geçici dönem bakıcı gideri olmak üzere toplam 176.522,61 TL tazminatın 500,00 TL geçici işgöremezlik, 2.000,00 TL kalıcı işgöremezlik ve 2.000,00 TL bakıcı giderine dava tarihi olan 07/02/2020 tarihinden bakiye kısmına ıslah tarihi olan 27/09/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, fazlaya dair istemin REDDİNE, 2-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca davanın kabul edilen değeri olan 176.522,61 TL üzerinden alınması gereken 12.058,25 TL ilam harcından davacı tarafından yatırılan 54,40 TL peşin harç, 738,27 TL ıslah harcının toplamı olan 792,67 TL'nin mahsubu ile bakiye 11.265,58 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davacı tarafından yatırılan 54,40 TL peşin harç, 738,27 TL ıslah harcının toplamı olan 792,67 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 4-Davacı tarafından yargılama nedeniyle sarf edilen toplam 7.679,30 TL yargılama giderinin davanın kabul (%80,00) ve ret (%20,00) oranlarına göre hesaplanan 6.143,44 TL yargılama, 54,40 TL başvurma harcı ve 384,90 TL keşif harcının toplamı olan 6.582,74 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, kalan yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca davanın kabul edilen değeri üzerinden hesaplanan 28.243,62 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca davanın ret edilen değeri üzerinden hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 7-Davalı tarafından yargılama nedeniyle herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 8-Karar kesinleştiğinde artan avansın 6100 sayılı HMK m.333 hükmü uyarınca resen yatıran tarafa İADESİNE, 9-Dava açılmadan önce başvurulan arabuluculuk kurumu nedeniyle hazineden karşılanmış olan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu AÇIK olmak üzere karar verildi, verilen karar hazır bulunan tarafa okunmak suretiyle tefhim edildi.18/10/2023