İlk Derece Mahkemesi · Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi
Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/1535 E. 2025/981 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1535
- Karar No
- 2025/981
- Karar Tarihi
TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : KARAR NO :
HAKİM : KATİP :
DAVACI : VEKİLİ : VEKİLİ : DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 23/12/2024 KARAR TARİHİ : 29/09/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH :
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Havale Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin mobilya ve doğrama sektöründe faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin davalı gerçek kişi tacirden ham madde almak için anlaştığını ve bu minvalde davalıya ekteki dekontta belirtildiği üzere "mal alım avans ödemesi" açıklamasıyla 250.000,00-TL gönderdiğini, ancak davalının edimlerini yerine getirmeyince davalı aleyhine Diyarbakır İcra Dairesi ..... esas nolu dosyası ile genel haciz yolu ile icra takibine girişildiğini, borçlunun yapılan takibe karşı süresinde itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiğini, ancak borçlunun itirazlarının yersiz ve mesnedsiz olduğunu, borçlu tarafın itirazı ile her ne kadar alacaklı-davacı müvekkile borçlu olmadığını belirtmiş ise de bu hususta tamamen kötü niyetli olduğunu ve takibi durdurmaya yönelik olduğunu, takip konusu edilen ve davalının bizzat uhdesinde olan paraya karşılık müvekkiline mal verilmediği gibi geri ödeme de yapılmadığını, davalı tarafın itirazlarında herhangi bir delil veya belge ibraz etmediğini, ispat yükünün davalı tarafa geçtiğini, müvekkili şirketin ve davalının defter kayıtları incelendiğinde haklılıklarının ortaya çıkacağını, sözünü ettikleri nedenlerle davalı borçlunun itirazının iptalini sağlamak için yapılan .....nolu arabuluculuk faaliyetinden de sonuç alınmayınca duran takibe devam edilebilmesi için İİK.67 mad. göre huzurdaki davayı açma zaruretinin hasıl olduğunu, açıkladıkları nedenlerle, borçlunun Diyarbakır İcra Dairesi .....esas nolu dosyasına icra takibine yaptığı itirazının iptaline ve takibin devamına, takip konusu alacağın % 20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini’ talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından müvekkili aleyhine başlatılan icra takibine vaki itirazların iptali için ikame edilen huzurdaki davada yetkili mahkemenin müvekkili şirketin yerleşim yeri olan İstanbul Anadolu Mahkemelerinin yetkili olduğunu belirterek yetki itirazında bulunduklarını, davacı taleplerinin haksız ve mesnetsiz olduğunu ve reddinin gerektiğini, müvekkilinin alacaklı olduğunu iddia eden tarafa herhangi bir borcunun bulunmadığını, gerek müvekkili gerekse ticari ilişkinin tarafı olan 3 kişilerin edimlerini tam olarak yerine getirdiklerini, müvekkilinin uhdesinde karşı tarafa ait olan herhangi bir para bulunmadığı gibi yerine getirilmeyen bir teslim borcunun da bulunmadığını, dosyada toplanacak deliller ve ticari defterlerin incelenmesi ile müvekkilinin borçlu bulunmadığı tüm edimlerini yerine getirdiği başlatılan icra takibinin haksız ve kötüniyetli olduğunun anlaşılacağını, yukarıda arz ve izah edilen ve resen nazara alınacak nedenler doğrultusunda karşı tarafın sunacağı delillere ve gelişen durumlar karşısında yeni beyanda bulunma hakları saklı kalmak kaydı ile haksız ve mesnetsiz davanın reddi ile haksız ve kötüniyetli davacının %20 den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, davacı tarafından banka havalesi ile "mal alım avans ödemesi" karşılığı davalıya gönderilen bedele istinaden davalının mal teslimini gerçekleştirmediğinden bahisle davacı tarafından avans olarak gönderildiği iddia edilen bedelin tahsili amacıyla başlatılan icra takibinden dolayı davalının asıl alacağa yönelik yapmış olduğu itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı-alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine .....tarihinde ".....tarihli mal alım avans ödemesi" açıklamasına dayalı 250.000,00 TL asıl alacak ve 76.255,15 TL işlemiş faiz olmak üzere toplamda 326.255,15 TL'nın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalının gönderilen ödeme emrine karşı İstanbul Anadolu İcra Dairelerinin yetkili olduğu ileri sürülerek yetki itirazı ile birlikte borca ve ferilerine itirazda bulunması üzerine davacı tarafça elde ki itirazın iptali davasının açıldığı, itiraz evrakının davacı/alacaklıya tebliğ edilmediği, böylelikle eldeki itirazın iptali davasının davacı tarafından 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. İcra takibine dayanak yapılan, davacı tarafça dosyaya sunulan sunulan ve ilgili bankadan celbi sağlanan dekont incelendiğinde, davacı tarafından davalıya mal alım avans ödemesi açıklamasıyla karşılığında düzenlendiği anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, taraflar arasında akdedilen alım satım sözleşmesinin bulunup bulunmadığı, davacı tarafından davalıya mal alımı hususunda avans ödemesi yapılıp yapılmadığı, bu ödemeye karşılık davalının edimini yerine getirip getirmediği, buradan varılacak sonuca göre davacının sözleşmeden dönerek mal bedeli olan avans ödemesi iadesini talep edip edemeyeceği, edebilecek ise miktarı ile söz konusu takibe yapılan itirazın iptalinin ve icra inkar tazminatının değerlendirilmesi etrafında toplandığı anlaşıldı. İtirazın iptali davasında usulüne uygun olarak başlatılmış ve itirazla durmuş bir takibin varlığı dava şartı olup kamu düzenindendir ve 6100 sayılı HMK'nın 115. maddesi uyarınca dava şartlarının varlığı yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmelidir. Yapılan ilamsız icra takibinde borçlu, icra dairesinin yetkisi yanında borca veya faize itiraz etmiş ise açılan itirazın iptali davasında icra dairesinin yetkili olup olmadığı yönünde bir inceleme yaparak bu hususta bir karar vermelidir. Takibe ve davaya konu edilen alacak satış sözleşmesi kapsamında ödenen avans ödemesinin iadesi istemine ilişkindir. 6098 sayılı TBK.'nun 89.maddesi gereğince sözleşmeden kaynaklanan para alacaklarında alacaklının yerleşim yeri mahkemesi olan Diyarbakır İcra Dairesi ve Mahkemelerinin de yetkili olduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin gerek icra dairesinin gerekse mahkememizin yetkisine yapmış olduğu yetki itirazı yerinde görülmemiştir. Taraflar kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadır. İbrazı istenen belgenin ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı tarafta bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin varolduğu resmi bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olduğu taktirde mahkemece bu belgenin ibrazı için HMK 220/2 maddesi gereği kesin süre verilir. Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf verilen süre içerisinde ibraz etmez ve aynı süre içerisinde gerekçesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez yada belgenin elinde bulunduğunu inkar eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse mahkemece belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanına itibar edilebilir. (HMK 220/3) Yukarıdaki açıklamalara göre ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeyle ilgili olduğu davalara ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerden olmakla birlikte ancak HMK 222. maddesindeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi ticari defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Zira tarafın ticari defterleri kanunda açıklandığı üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu taktirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı taktirde kendi defterlerinin davacı defterleriyle uyumlu olup olmadığının incelenmesinin engel olacağından sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen defterlerini ibraz etmediği taktirde HMK 220/3 madde gereğince sunmaktan kaçındığı ticari defterlerindeki kayıtların karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğu kabul edilebilir. Aksinin kabulü durumunda karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkmaktadır ki, bu hususta HMK'daki açık düzenlemelere aykırı olacaktır. Mahkememizce davalının borca itirazı nazara alınarak tarafların ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiştir. Davacı tarafın ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucu hazırlanan SMM bilirkişisinin .....tarihli raporunun, yargılama sırasında toplanan deliller ve tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesiyle; "davacı şirketin ticari defter kayıtları esas alındıklarında: Ayrıntıları iş bu raporun 3.4 alt maddesinde yer alan tespit ve değerlendirmelerden de anlaşılacağı üzere; davacı şirket ticari defter kayıtlarında davalı tarafından düzenlenen kdv. dâhil genel toplamları 205.054,50 TL tutarlı dört adet faturanın kayıtlı olduğu, davacı şirket ticari defter kayıtlarında davacı şirket tarafından yapılan genel toplamları 1.562.513,00 TL tutarlı sekiz adet ödemenin kayıtlı olduğu ve icra takibine konu edilen .....tarihli 250.000,00 TL tutarındaki ödemenin de davacı şirketin ticari defterlerine kayıtlı olduğu ve kayıt tarihinin .....tarihi olduğu, iş bu bahse konu muhasebesel kayıtlarda yer alan faturaların ve demelerin dayanağı noktasındaki tevsik edici mahiyetteki belgelerin birer örneklerinin/suretlerinin rapor eklerinde Mahkemeye sunuldukları ve ayrıca iş bu bahse konu faturaların ve ödemelerin davacı şirket tarafından genel kabul görmüş ve tek düzen muhasebe ilkelerine uygun olarak kayıt altına alındıkları, Davacı .....İnş. Eml. Yem. Hiz. Gıda İth. İhr. San. Ve Tic. Ltd. Şti.’nin davalı .....’dan dönem sonu (.....) ve takip tarihi (.....) ve de dava tarihi (.....) itibari ile 1.357.458,50-TL tutarında alacaklı olarak görüldüğü veya davacı şirket tarafından davalı tarafa 1.357.458,50-TL tutarında fazla ödeme yapıldığı ve dolayısı ile taleple bağlılık ilkesi çerçevesinde/gereğince; Diyarbakır İcra Dairesi Müdürlüğünün .....esas sayılı dosyasına konu takibe dayanak dava konusu yapılan davacı şirket tarafından/hesabından davalı tarafa/hesabına yapılan .....ödeme tarihli ‘mal alım avans ödemesi .....’ açıklamalı ödeme işleminden kaynaklı davacı şirketin davalı taraftan talepte bulunabileceği asıl alacak tutarının 250.000,00-TL olduğu" mütalaa edilmiştir. Davalı tarafın ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucu hazırlanan SMM bilirkişisinin .....tarihli raporunun, yargılama sırasında toplanan deliller ve tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesiyle; "davalı .....2022 yılı Yasal defterlerinin (Yevmiye defteri - Defteri-i Kebir ve Envanter defteri) açılış tasdikini zamanında (.....) yaptırdığı, Ancak 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 64'ncü maddesinde zorunlu olan yevmiye defterinin kapanış tasdikini yaptırmadığı, 2022 yılı yevmiye defteri dışında, envanter defteri ve defteri-i Kebir'e muhasebe kayıtlarının yapılmadığı ve söz konusu defterlerin boş olarak ibraz edildiği, bu nedenle yevmiye defterine yapılan kayıtların diğer defter kayıtları ile uyumlu olup olmadığının tespitinin yapılamadığı, İcra takibine konu olan davacı tarafından davalı .....havale edilen 250.000,00 TL'nin, davalının 2022 yılı yevmiye defterinde kayıtlı olmadığı, kapanış tasdiki zorunlu olan 2022 yılı yevmiye defterinin kapanış tasdikinin yapılmaması ve muhasebe kayıtlarının tüm yasal defterlerde birbirini teyit edecek şekilde yapılmaması nedeniyle, davalı .....2022 yasal defterlerinin 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222'nci maddesi gereğince delil teşkil etme özelliğinin bulunmadığı" raporda ibraz edilmiştir. Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelere ve “ispat yükü”ne ilişkin açıklama yapılmasında yarar vardır. İspat, bir olayın veya hukuksal durumun varlığı veya yokluğu hakkında hâkimde kanaat uyandırmak için girişilen, ispat yükü üzerinde olan tarafın deliller vasıtasıyla yürüttüğü inandırma faaliyetidir. İddia ve savunmaya dayanak gösterilen ve mahkemenin karar vermesinde etkili olacak olgulardan hangisinin kim tarafından ispat edileceği hususu ispat yükü kavramıyla ilgilidir. İspat yükünün ne şekilde dağılacağına ilişkin genel kural 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür.” Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat yükü” başlığını taşıyan 190. maddesinin 1. fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmış; 2. fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Buna göre “(1)İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir. HMK'nın 222.maddesine göre; ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Bu şartlara şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. TBK'nın 207. maddesine göre satım akdi kural olarak peşin olup, alıcı ve satıcının edimlerini aynı anda ifa etmesi asıldır. TBK'nın 207/2. maddesi gereğince sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir adet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı gün ifa etmekle yükümlüdürler. Faturanın davacı/alıcı tarafından sunulması ve kayıtlı olması nedeniyle, davalının ayrıca emtiayı teslim ettiğini kanıtlamasına gerek bulunmamaktadır. İspat yükü TMK'nın 6 ve HMK'nın 190. maddesine göre davacıda olup, davacının avans ödemesini yaptığını kesin delillerle kanıtlaması gerekmektedir. Dosya tüm deliller ile birlikte somut olay bakımından değerlendirildiğinde; HMK'nın 190. maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK'nın 6. maddesinde ise taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Yukarıda bahsi geçen Yargıtay 19.Hukuk Dairesi, 22.05.2014 Tarih, 2014/6700Esas, 2014/9688 Karar sayılı ilamında da belirtildiği gibi TBK'nın 207. maddesine göre satım akdi kural olarak peşin olup, alıcı ve satıcının edimlerini aynı anda ifa etmesi asıldır. Bu kapsamda davacı, yapmış olduğu ödemeyi taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında avans olarak yaptığını ispatla yükümlüdür. Davacı tarafından davalıya "mal alım avansı ödemesi .....açıklamasıyla .....Bankası aracılığıyla .....tarihli 250.000,00 TL ödemenin dekontta avans ödemesi olarak belirtildiği ve ilgili ödemenin usulüne uygun lehine tutularak lehine delil teşkil eden davacı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının ticari defterlerinin bilirkişi incelemesinden anlaşıldığı üzere usulüne uygun tutularak açılış kapanış tasdiklerinin yapılmaması nedeniyle davalı lehine delil teşkil etmediği ve davalı tarafından mal teslimi hususunun ispatlanamadığı, her ne kadar davalı tarafından ilgili mal tesliminin dava .....Ltd. Şti. tarafından sağlandığı iddia olunmuş ise de ilgili olgunun ispatına dair davalı tarafından herhangi bir delilin dosya kapsamında sunulmadığı, davacı ticari defterlerinde yapılan inceleme ve dava konusu dekontun incelenmesi sonucunda da açıkça ilgili ödemenin sipariş avansı olarak yapıldığının anlaşıldığı, 7251 Sayılı Kanun’la değişik HMK m. 222/3 hükmü ise HMK m. 222’nin uygulandığı tüm uyuşmazlıklar açısından ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmasının sonuçlarının belirlendiği, tacirin ticari defterlerini usulüne uygun tutarak lehine delil teşkil edecek şekilde ibraz etmemesi ve karşı taraf defterlerinin aksini kesin delille de ispat edememesi halinde, ispatın mübrez defterlerdeki kayıtlar yönünde gerçekleşeceği kabul edildiğinden, davacının ticari defter ve kayıtları ve banka dekontuna göre davacının davalıya avans ödemesi yaptığı anlaşılmakla davacının davasını asıl alacak olan 250.000,00 TL üzerinden ispatladığı anlaşılmakla davanın asıl alacak yönünden kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davada ve takip talebinde davacı ödeme tarihinden itibaren işleyecek faiz talebinde bulunmuş ise de, bu hususta davalının takip öncesinde temerrüde düşürüldüğüne ilişkin dosyaya belge sunulmadığı anlaşılmakla, 76.255,15-TL faiz talebi bakımından ispatlanamayan davanın reddine, taraflar arasındaki öncesine dayalı ticari ilişki ve avans ödemesine ilişkin uyuşmazlık dikkate alınarak koşulları oluşmadığından davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine, karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM:
1-Davanın KISMEN KABULÜNE KISMEN REDDİNE, Davalının Diyarbakır İcra Müdürlüğünün .....sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın 250.000,00 TL asıl alacak miktarı üzerinden İPTALİNE, takibin 250.000,00 TL asıl alacak üzerinden ve takip talebinde belirtilen şartlarla DEVAMINA, işlemiş faize ilişkin istemin reddine, 2-Koşulları oluşmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine, 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 17.077,50 TL karar ve ilam harcından, başlangıçta yatırılan 2.638,10 TL peşin harcın mahsubu sonucu bakiye kalan 14.439,40 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına, 4-Davacı tarafından başlangıçta yatırılan 2.638,10 TL peşin harcı ve 427,60 TL başvuru harcının toplamı olan 3.065,70 TL'nın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından 1.430,00 TL tebligat ve posta masrafı ile 7.000,00 TL bilirkişi ücreti olarak sarf edilen toplamda 8.430,00 TL yargılama giderinin, kabul/red oranı dikkate alınarak, 6.459,06 TL'lik kısmının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davacıya verilmesine 8-Arabuluculuk aşaması görüşme sonucunda anlaşamama ile sonuçlandığından, 6325 Sayılı HUAK'nun 18/A-13 maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin, kabul/red oranı dikkate alınarak, 2.758,32 TL'lik kısmının davalıdan, bakiye kalan 841,68 TL'lik kısmının ise davacıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına, 9-Davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Katip Hakim