Diğer ·
2025/464 E. 2025/464 K.
- Mahkeme
- Diğer
- Esas No
- 2025/464
- Karar No
- 2025/464
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/464 Esas - 2026/307
T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2025/464 KARAR NO : 2026/307
DAVA : Marka ....Kararı İptali - Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 13/10/2025 KARAR TARİHİ : 24/06/2026 Yazım Tarihi:11/07/2026 İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Müvekkili ... A.Ş.’nin 1998 yılında kurulan ve bugün 12,3 milyon aktif müşterisi ile 100 bin satıcısı bulunan Türkiye'nin önde gelen e-ticaret platformlarından birisi olduğunu; .... üzerinden hem doğrudan satış hem de aracı hizmet sağlayıcısı olarak faaliyet gösterdiğini; ...., ...., ...., ...., ...., ....ve diğer pek çok ulusal ve uluslararası kuruluştan çok sayıda ödül aldığını; ...'ta halka açılan ilk Türk şirketi olduğunu, Davalı ... tarafından ... ibaresiyle yapılan marka başvurusunun ... sayısıyla işleme alındığını ve ... sayılı ....'nde ilan edildiğini; bunun üzerine müvekkili adına tescilli çok sayıda tescilli markayı mesnet göstererek SMK m. 6 ve m. 18 ile TTK'nın haksız rekabete ilişkin hükümleri uyarınca itiraz ettiklerini; ...’nin itirazı reddetmesi üzerine karara karşı ...'ya itiraz ettiklerini, ancak ...’nın başvuru ile itiraz gerekçesi markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal yönden iltibas yaratabilecek düzeyde benzerlik bulunmadığı ve SMK m. 6/1 ile m. 6/5 kapsamında karıştırılma ihtimali olmadığı kanaatiyle itirazı reddettiğini, ... başvurusunun, müvekkiline ait başta ... ve ... olmak üzere "...+..." kalıbıyla oluşturulmuş marka ailesiyle karıştırılamayacak düzeyde benzer olduğunu; davalının markasında davacının marka ailesinde olduğu gibi birebir "...+..." kalıbını kullandığını; ... markasındaki "..." unsurunun ilgili sektör bakımından ayırt edici nitelik taşımaması nedeniyle markanın bir bütün olarak algılanması gerektiğini, bu bütünsel algının ise davacının ...+... markalarıyla benzerliği artırdığını, SMK m. 6/1 uyarınca marka benzerliği değerlendirmesinde temel ilkenin, markaların görsel, işitsel ve kavramsal açıdan bütünsel olarak bıraktıkları izlenim çerçevesinde global değerlendirme yapılması olduğunu; her iki markada da tüketicinin tek bir yerden ürünlere ulaşabileceği mesajı verildiğini, her ikisinde de "..." ibaresinin yer aldığını, bu durumun tüketicinin markaları karıştırmasına ya da işletmeler arasında idari veya ekonomik bağ bulunduğu zannına kapılmasına yol açacak nitelikte olduğunu, Müvekkilinin ....+... ibaresini taşıyan 300'ü aşkın markası bulunduğunu; örnekler arasında ...., ..., ...., ...., ...., ...., ...., ........, ...., ...., ... yer aldığını; bu kullanımın bir strateji olarak benimsendiğini ve markalar arasında seri marka görünümü yarattığını; "..." ibaresinin, davacının markalarının ayırt edici çekirdeğini değil seri marka kimliğini destekleyen ortak unsuru oluşturduğunu ve markalar arasında kavramsal bütünlük sağladığını, Benzer davalarda, ..... Hukuk Dairesi ..... sayılı kararında ... markası bakımından SMK m. 6/1 anlamında benzerlik bulunduğunun saptandığını; ..... sayılı kararında "... ..." ibareli başvurunun ... ibareli tanınmış markayla görsel, işitsel ve kavramsal açıdan benzer olduğunun tespit edildiğini; .... E. Sayılı dosyada alınan bilirkişi raporunda taraf markalarının ortak unsurunun "..." ibaresi olduğu, bu nedenle iki markanın aynı kaynaktan geldiği, markalarının birbirinin devamı olduğu ya da işletmesel bağ bulunduğu şeklinde tüketici değerlendirmesi yapılacağının belirtildiğini; ..... sayılı kararında ...+gıdaburada ibareli başvurunun "... .../... ..." ibareli markalarla ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek düzeyde benzer olduğu hükme bağlandığını; .... E. Sayılı dosyada alınan bilirkişi raporunda "..." ibaresinin baskın unsur niteliği nedeniyle iltibas ve seri marka imajı yarattığının tespit edildiğini, Dava konusu marka ile davacı adına tescilli markalar karşılaştırıldığında birebir aynı sınıfları kapsadıklarının görüldüğünü, dolayısıyla SMK m. 6/1'in aradığı markaların aynı ürün/hizmetleri kapsaması şartının gerçekleştiğini, ... markasının ... sayı ile ... nezdinde tanınmış marka statüsüyle tescil edildiğini; Google arama motoruna yalnızca "..." yazıldığında dahi ilk sırada ... sitesinin çıktığını, SMK m. 6/5 uyarınca; tescil edilmiş bir markanın Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız yarar sağlanabileceğini, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu aynı, benzer veya farklı mal/hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedileceğini; ... markasının tescili hâlinde davacının tanınmış markası üzerinden doğrudan haksız yarar sağlanacağını; ...’in davacının itirazı üzerine ... başvuru numaralı ... markası bakımından SMK m. 6/1 ve m. 6/5 kapsamında itirazı kabul etmiş ve bu kararında tanınmışlığı vurguladığını, ... markasının tescili hâlinde başta ... olmak üzere ...+... kalıbıyla yaratılan marka ailesinin ayırt ediciliğinin zedeleneceğini, Onca seçenek özgürlüğü varken davacının tanınmış ve kendisiyle özdeşleşmiş markalarıyla ayırt edilemeyecek kadar benzer ... ibaresinin seçilmesinin tesadüf olmadığını ve bu durumun TMK m. 2'deki iyi niyet kuralıyla bağdaşmadığını, Dava konusu başvurunun, TTK m. 54 ve m. 55/5 kapsamında haksız rekabet oluşturduğunu, tüketicinin bu markayı gördüğünde davacıyla bağlantı kurarak markayı ...+... marka ailesine eklenen yeni bir marka olarak algılayacak ve bu kapsamda SMK m. 6’nın uygulama alanı bulacağını, Belirterek, dava süresince markanın üçüncü kişilere devrine engel olmak amacıyla sicil kaydına ihtiyati tedbir konulmasını; ...'nın 11.08.2025 tarih ve ... sayılı kararının iptalini; ... başvuru numaralı ... ibareli marka başvurusunun davacının markalarının tescilli olduğu tüm ürün ve hizmetler bakımından tescile uygun olmadığının tespiti ile işlemden kaldırılmasını veya tescil tamamlanmış ise hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine; yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Diğer Davalıya usulüne uygun tebligatın yapıldığı, cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır. DELİLLER ve DEĞERLENDİRME: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şahsın ... başvuru sayılı markasına yönelik davacı tarafın itiraz mesnedi markaları dolayısıyla SMK 6/1 maddesine göre iltibas, SMK 6/5 maddesine göre tanınmışlık iddia ve itirazlarının reddi konusunda verilen ...'in ... sayılı ... kararının iptalinin, davalı markasının tescili halinde de hükümsüzlüğü (yukarıda belirtilen iltibas/tanınmışlık iddialarına ilaveten kötü niyetli başvuru ve haksız rekabet iddialarının da yerinde ve doğru olup olmadığı) gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 12/08/2025 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 13/10/2025 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır. ... ...'nun ... sayılı kararında; "Yapılan inceleme sonucunda; başvuru ile itiraz gerekçesi markaların ihtiva ettikleri unsurlar ve bütün olarak bıraktıkları izlenim itibarıyla görsel, işitsel veya anlamsal düzeyde ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmadığı ve SMK m. 6/1 kapsamındaki itirazın haklı bulunmadığı; SMK m. 6/5 kapsamındaki tanınmışlık iddiası yönünden ise ilgili koşulların ortaya çıkacağına dair kanaat oluşturacak vakıa, delil veya argüman sunulmadığından ve Kurul'da bu yönde bir kanaat oluşmadığından bu kapsamdaki itirazın da haklı bulunmadığı belirtilmiştir." ifade edilmiştir. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük) Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri) "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.", Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ; Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması, Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır. Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır. Yargıtay’ın yerleşik kararlarında da belirtildiği üzere, farklı sınıf ve/veya alt gruplarda yer alan mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının tespitinde, bahse konu mal veya hizmetlerin hitap ettiği tüketici kesiminin özellikleri dikkate alınmak suretiyle; Bu mal veya hizmetlerin benzer ihtiyaçları giderip gidermediği, Dağıtım kanallarının ve satış yerlerinin aynı olup olmadığı, İkame imkanlarının bulunup bulunmadığı, birbirlerini tamamlayıcı niteliklerinin bulunup bulunmadığı, Benzer markaları bu farklı sınıf ve alt gruplardaki mal veya hizmetler üzerinde gören tüketicilerin herhangi bir şekilde markalar arasında veya marka sahibi işletmeler arasında bir bağlantı kurup kurmayacağı hususları göz önünde tutulan kıstaslar arasındadır. SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ; Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin (aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın ) yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir. Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir. Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davalı başvuru Markası Davacı Markaları ...+... (...) ... .../ ... ...
04/05/2026 Tarihli Bilirkişi Raporundan ÖZETLE;" a. Dava konusu marka kapsamında yer alan hizmetler ile davacı markalarında yer alanhizmetlerin benzer olduğu, b. Davalıya ait dava konusu marka başvurusu ile davacıya ait mesnet markalar arasında SMK m.6/1 anlamında karıştırma ihtimalinin bulunmadığı, c. SMKm.6/5’in koşullarının oluşmadığı, d. Kötü niyet konusunda takdirin Mahkeme’ye ait olduğu, sonuç ve kanaatine varılmıştır. " şeklinde ifade edilmiştir. Davacı vekilinin yeni bir heyetten rapor ve aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talepler reddedilmiştir.
GEREKÇE: Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle; Davalının "...+... " ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "... .../ ... ... " ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı ; İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının "...+... " ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının "... .../ ... ... " ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceğini, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının "... .../ ... ... " ibareli tescilli markalı mallarından/hizmetinden satın almak/yararlanmak isterken davalının "...+... " ibareli başvuru markalı malı/hizmeti satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar / hizmetler algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı kanaati oluştuğu; Taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ; Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı; Tüm bu gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcından peşin alınan 615,40 TL'nin düşümü ile bakiye 116,60 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 3-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalı kuruma verilmesine, 4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dair verilen karar davacı vekili ile davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, davalı şahsın yokluğunda, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 24/06/2026
Katip .... Hakim .... E- imzalıdır E- imzalıdır