Diğer ·

2025/355 E. 2025/355 K.

Mahkeme
Diğer
Esas No
2025/355
Karar No
2025/355
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/355 Esas - 2026/287

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R

ESAS NO : 2025/355 KARAR NO : 2026/287

DAVA : Marka ... Kararı İptali - Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 15/08/2025 KARAR TARİHİ : 17/06/2026 Yazım Tarihi: 13/07/2026 İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Davacı şirket dava dilekçesinde ve diğer beyanlarında özetle; müvekkili, .... Şirketi’nin, 22 yıldır aynı adreste, tarihi ve kadim .... en üst katında, 360 derece nefes kesen ... manzarası eşliğinde, seçkin şarap ve zengin bar menüsü ile dünya ve modern Türk mutfağından öğle ve akşam yemekleri servis ettiğini, müvekkilin bir diğer restoranı ise davaya konu ... markası altında faaliyet gösteren ..../... adresinde bulunan restoranı olduğunu, markaların neredeyse birebir aynı olduğunu, başvuru sahibi ... ibaresinin önüne .... kelimesini eklediğini ve ... kelimesi ayırt edici niteliği olmayan, tanımlayıcı, tali ve genel geçer nitelikte bir kelime olduğunu, müvekkilin markasında da yine aynı şekilde ... ibaresi yer almakta olup ... ibaresi de şehir ismi olduğundan ayırt edici niteliği olmayan, tali ve genel geçer nitelikte bir kelime olduğunu, her iki markada da ön planda ve esaslı unsur olan ibare ... ibaresi olduğunu ve davalı markasında yer alan ... ibaresi müvekkil markasını çağrıştırdığını, davalı markasını gören ortalama nitelikteki tüketici, ilgili markanın müvekkile ait olduğunu düşüneceğini ve bu durumun iltibas tehlikesi oluşturacağını, müvekkil markasını tanıyan tüketici, davaya konu marka ile karşılaştığında her iki marka arasında idari, ticari, ekonomik bir bağlantı olduğunu düşüneceğini, her iki marka da aynı tescil sınıflarında yer aldığından ve tüketiciye aynı satış kanallarından hitap ettiklerinden aralarında iltibas oluşması kuvvetle muhtemel olduğunu, işbu sebeple markanın tümden reddi gerektiğini, davalı ... tarafından yapılan incelemede de markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunduğu tespit ve kabul edildiğini, ancak davalı ... tarafından müvekkil markasının "Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri" sınıflarında kullanımının ispatlanamadığı kanaatine varıldığını ve bu sınıflar yönünden yapılan itirazların reddedildiğini, müvekkilin Türkiye genelinde tanınmış marka olması, reddedilen sınıfların yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri ile yakın bağlantısı, ilgili tescil sınıflarının yakın benzerliği gibi hususlar dosya üzerinden yapılacak sınırlı inceleme ile değerlendirilebilecek hususlar olmadığını, bu nedenle işbu dava dilekçesi kapsamında ayrıntılı olarak açıkladığı ve dilekçe ekinde yer vermiş olduğu deliller kapsamında müvekkil markasının tanınmış olduğunun açık olduğunu, müvekkil şirket tarafından, daha önce başvurusu gerçekleştirilmiş olan “...” ibareli ve esas unsurlu markası uzun yıllardır aktif ve yoğun biçimde kullanılmakta olup gerek yerli gerekse yabancı turistler tarafından büyük ilgi gördüğünü, müvekkilin tanınmış markalarının hem ... Sözleşmesi’nin 1. Mükerrer 6. Maddesi ve ... 16/2. Maddesine, hem de 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu maddelerine göre sıradan bir markadan daha geniş bir şekilde korunması gerektiğini, davalının ilgili markayı tescil alması ve kullanmaya başlaması halinde Google arama motoruna ... veya ... yazan ortalama nitelikteki tüketicinin müvekkil markası ile birebir aynı isimde bir ... ile karşılaşması, buranın doğrudan müvekkil işletmesi ile bağlantılı olduğunu düşünmesine yol açağını, pek çok yabancı turistin de müvekkil restoranına yoğun ilgi göstermesi neticesinde karşılaşacağı oteli müvekkil işletmesi ile bağlantılı sanmasının kaçınılmaz olduğunu, davalı markasının tescil alması, müvekkil markasının sulandırılmasına ve günden güne marka değerini kaybetmesine neden olacağını, günümüzde pek çok ... kendi bünyesinde aynı zamanda bir restoran işletmesine de yer vermekte olduğundan davalının ilgili markayı tescil alması neticesinde kendi bünyesinde bir restoran işletme ve bu restoranın da zaman içerisinde ... markası ile ilişkilendirilme tehlikesinin mevcut olduğunu, tescil sınıflarının yakınlığı gözetildiğinde bu ilişkilendirilmenin kaçınılmaz olduğunu ifade ederek öncelikle dava süresince ilgili markanın üçüncü kişilere devrini önlemek amaçlı talep etmiş olduğu ihtiyati tedbir talebinin kabulüne, .... sayılı Kararının "Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri" sınıfları yönünden reddedilen kısmının iptaline, "..." ibareli markanın tescil edilmesi halinde tüm sınıflarda hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, her türlü yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı şahıs vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Müvekkile ait “...” markasının, ticari çıkar veya davacı markasına çağrışım yaratma amacıyla seçilmediğini, 6 Ekim ... tarihinde ....’a tarihi bir ziyaret gerçekleştirdiğini, müvekkilin bu anlamlı günü yaşatmak ve ...’ın tarihsel kimliğini markasına yansıtmak amacıyla “...” ibaresini tercih ettiğini, ....’ta yayımlanan “... Hizmete Açıldı” başlıklı haberde de, otelin adının doğrudan ...’ün bu ziyaretine dayandığı, mimarisinin ...’ın tarihi dokusuna uygun tasarlandığı ve kültürel mirasla bütünleştiğinin kamuoyuna yansıdığını, müvekkile ait marka ile davacı markası arasında hiçbir coğrafi, tarihsel, kültürel veya ticari bağ bulunmadığınnı, müvekkilin oteli ...’ta faaliyet gösterdiğini, davacının markası ise “...” ibaresi ile anıldığını, coğrafi çağrışımların tamamen farklı olduğunu ve ortalama tüketicinin bu markaları karıştırmayacağını, bu nedenle markanın seçimi dürüst kullanım kapsamında olduğunu ve davacının kötü niyet iddiasının temelsiz olduğunu, ... kayıtlarında yapılan inceleme neticesinde, “...” ibaresini içeren çok sayıda marka bulunduğu görüldüğünü, dosyaya sunulan araştırma çıktılarında; farklı sınıflar, farklı sektörler ve farklı marka sahipleri adına tescil edilmiş markaların “...” ibaresini taşıdığı açıkça görüldüğünü, bu durumun, “...” sayısının generik ve tarihsel bir unsur olduğunu ortaya koyduğunu, markanın seçiminde kötü niyet bulunmadığını, bilakis tarihsel ve kültürel değerleri yaşatma amacı güdüldüğünü gösterdiğini, marka hukukunda ayırt ediciliği zayıf unsurların korumasının dar yorumlandığını, davacının “...” rakamı üzerinde tek başına tekel iddiasında bulunmasının hukuken mümkün olmadığını, davacının koruması yalnızca “...” bütününe ilişkin olduğunu; müvekkile ait “...” markasının ise tamamen farklı bir çağrışımı bulunduğunu, SMK m.19/2 uyarınca kullanım ispatı yükümlülüğünü yerine getiremeyen tarafın itirazı reddedileceği çok açık olup davalı taraf patent kurumuna yaptığı itirazlarda kullanımını hiçbir şekilde itiraz edemediğini, 43. sınıfta (geçici konaklama, kreş, hayvan barınması hizmetleri) kullanım ispatına ilişkin delil sunmadığını, bu nedenle .... ve ..., söz konusu markayı incelemede dikkate almadığını, salt bu doğrultuda değerlendirildiğinde davacı tarafın taleplerinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, ... kararında açıkça belirtildiği üzere, davacının markası SMK m.6/5 kapsamında tanınmış marka olarak kabul edilmediğini, Yargıtay içtihatlarına göre tanınmışlık, tek başına tescil engeli olmadığını, haksız yarar sağlama, itibar zedelenmesi veya ayırt edici gücün aşınması şartlarının gerçekleşmesi gerektiğini, davacı bu şartların hiçbirini ispatlayamadığını, müvekkil markasını tescil ettirmeden önce hiçbir şekilde ticari kullanıma başlamadığını, ... ismini fiilen kullanmadığını, Kuruma yapılan başvuru neticesinde doğan haklara ve ...’in kararlarına duyulan güven ile otelin açıldığını, markanın fiilen kullanılmaya başlandığını, bu durum, müvekkilin tamamen dürüstlük kuralına uygun hareket ettiğini, markanın tescil sürecine güvenerek yatırım yaptığını ve kazanılmış hak sahibi olduğunu ortaya koyduğunu, öncelikle davanın süresi içinde açılıp açılmadığının tespiti ile süre aşımı hâlinde usulden reddine, esasa ilişkin olarak ise davacının ...’nin ...sayılı kararının iptali talebinin reddine, ... numaralı “...” marka başvurusunun tescil edilmesi hâlinde hükümsüzlüğü ve sicilden terkini talebinin reddine, Yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini, davanın reddini talep etmiştir. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır. DELİLLER ve DEĞERLENDİRME: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davalı şahsın ... başvuru sayılı markasına yönelik davacı firmanın ... sayılı mesnet markası dolayısı ile SMK 6/1 maddesine göre iltibas , SMK 6/3 maddesine göre eskiye dayalı kullanım, SMK 6/5 maddesine göre tanınmışlık , SMK 6/6 maddesine göre unvan isim diğer fikri hak , SMK 6/9 maddesine göre kötün niyet iddia ve itirazların reddi konusunda verilen ve SMK 19/2 maddesi kapsamında yapılan değerlendirmeye dair ... ... sayılı ... kararının iptalinin , davalı markasının tescili halinde ise hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 24/06/2025 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 15/08/2025 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır. ... ...'nun ...sayılı kararında; "... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun ... sayılı "..." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali, eskiye dayalı kullanım, tanınmışlık, diğer fikri haklar ve kötü niyet gerekçeleriyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. Öncelikle, başvuru sahibinin ... (...) nezdindeki yayına itiraz işlemlerinde, itiraz gerekçesi ... sayılı marka hakkında "43. sınıf : Geçici konaklama hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri." bakımından SMK m. 19(2) çerçevesinde kullanım ispatı talebinde bulunduğu; inceleme konusu başvurunun yapıldığı 03/10/2023 tarihinde anılan markaların beş yıldan uzun süredir tescilli durumda olduğu, dolayısıyla anılan markalar bakımından kullanım ispatı talebinin geçerli ve incelenebilir nitelikte bir talep olduğu; bu kapsamda yayına itiraz sahibi tarafından "kullanımın ispatına ilişkin delil sunulmadığı" değerlendirmesinde bulunduğu ve bu çerçeve "43. sınıf : Geçici konaklama hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri." bakımından, kullanım ispatı talebine konu hizmetler bakımından iş bu marka SMK m. 6(1) kapsamındaki itirazı incelemesinde dikkate alınmamıştır. Yayına itiraz sahibinin, ....nin bu kararına karşı Kurul nezdinde yapmış olduğu ve işbu incelemenin konusunu oluşturan itirazında, kullanımın yeterli delillerle ispatlanamadığı yönündeki ... değerlendirmesine ilişkin herhangi bir itirazda bulunmadığı ve karara itiraz dilekçesinde bu hususla ilgili herhangi bir gerekçe ya da açıklamaya yer vermediği tespit edilmiş olmakla birlikte, kullanım ispatı konusunun daha önceki aşamada (... nezdindeki yayına itiraz sürecinde) tartışılmış olması, kullanım ispatı konusunun ana uyuşmazlığa (SMK m. 6/1) bağlı ve aynı uyuşmazlık içinde çözülmesi gereken bir ön sorun olması nedeniyle ve Kurul kararının bütünlüğü de gözetilerek yapılan incelemede kullanım ispatına konu hizmetlerde ....nin kullanımın ispatlanamadığı yönündeki değerlendirmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Dolayısıyla, söz konusu markanın kalan diğer hizmetleri açısından Md 6/1kapsamındakarıştırılma ihtimali incelmesine geçilmiştir. ...... İtiraz, yukarıda belirtilen genel ilkeler çerçevesinde incelenmiştir. Yapılan incelemede, başvuru ile itiraz gerekçesi markanın " ... " ibaresini ortak ayırt edici unsur olarak içerdiği ve markaların benzer olduğu, ayrıca başvuru kapsamındaki "SINIF 43:Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. " hizmetler ile aynı/aynı tür hizmetlerin itiraz gerekçesi markanın tescil kapsamında bulunduğu, bu nedenle aynı/aynı tür hizmetler bakımından başvuruya konu markanın tescili halinde markalar arasında karıştırılma ihtimali ortaya çıkabileceği sonucuna varılmıştır. Takiben diğer itiraz gerekçeleri incelenmiştir. Bunun yanında, 6769 s. SMK'nın 6(3) kapsamındaki hak sahipliği yönünde yeterli kanaate ulaşılamadığından, bu iddianın kabulü mümkün olmamıştır. Muterizin, SMK'nın md. 6(5) anlamındaki tanınmışlık iddiası da bu maddede belirtilen koşulların ortaya çıkacağına ilişkin olarak kanaat oluşturacak vakıalar, deliller veya argümanlar sunulmadığından, Kurul'da da bu yönde bir kanaat oluşmadığından, başvurunun 6769 s. SMK'nın 6(5) maddesi uyarınca reddini gerektirecek haklı ve geçerli bir sebep bulunmadığı görüşüne varılmış ve bu kapsamdaki itiraz haklı bulunmamıştır. Diğer taraftan yine 6769 s. SMK 6(6)maddesi .... hükmüne amir olup, itiraz dilekçesinde sunulan bilgi ve belgeler çerçevesinde yapılan değerlendirme neticesinde bu yöndeki iddia da yerinde görülmemiştir. Ayrıca, başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönündeki iddia da somut delillerle ispatlanmadığı gibi, temelde markalar arasındaki benzerlik iddiasına dayandırıldığından ve Kurul'un kanaatine göre, markalar arasındaki benzerlik, diğer başkaca koşulların varlığı aranmaksızın, tek başına, kötü niyet iddiasının kabulü için bir kanıt teşkil etmediğinden bu gerekçeye dayalı itiraz da haklı görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle işbu itirazın kısmen kabulü gerekmiştir. KARAR İtirazın kısmen kabulüne ve "SINIF 43:Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. " hizmetlerinin başvuru kapsamından çıkartılmasına oybirliği ile karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük) Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri) "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını,fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.", Madde 19 /2" 6 ncı maddenin birinci fıkrası kapsamında yapılan itirazlarda, itiraz gerekçesi markanın itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde Türkiye’de en az beş yıldır tescilli olması şartıyla, başvuru sahibinin talebi üzerine, itiraz sahibinden, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması talep edilir. İtiraz sahibi tarafından bu hususların ispatlanamaması durumunda itiraz reddedilir. İtiraz gerekçesi markanın, tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerin sadece bir kısmı için kullanıldığının ispatlanması hâlinde itiraz, sadece kullanımı ispatlanan mal veya hizmetler esas alınarak incelenir." Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ; Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması, Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır. Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır. Yargıtay’ın yerleşik kararlarında da belirtildiği üzere, farklı sınıf ve/veya alt gruplarda yer alan mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının tespitinde, bahse konu mal veya hizmetlerin hitap ettiği tüketici kesiminin özellikleri dikkate alınmak suretiyle; Bu mal veya hizmetlerin benzer ihtiyaçları giderip gidermediği, Dağıtım kanallarının ve satış yerlerinin aynı olup olmadığı, İkame imkanlarının bulunup bulunmadığı, birbirlerini tamamlayıcı niteliklerinin bulunup bulunmadığı, Benzer markaları bu farklı sınıf ve alt gruplardaki mal veya hizmetler üzerinde gören tüketicilerin herhangi bir şekilde markalar arasında veya marka sahibi işletmeler arasında bir bağlantı kurup kurmayacağı hususları göz önünde tutulan kıstaslar arasındadır. SMK 6/3 maddesinin uygulanması için tescilsiz olarak kullanılan işaretin MARKASAL şekilde yani işlevine uygun , ayırt ediciliği sağlanmış olarak ticaret alanında kullanılması, bu kullanımın da Türkiye hudutları içinde olması gerekir. Üçüncü kişinin davaya konu tescil başvurusundan veya rüçhan hakkının doğumundan önce, bu işareti kullandığı , çevresinde belli bir oranda bu işaret üzerinde hak sahibi olarak bilinip tanındığının ispatı (tüm Türkiye genelinde değil) gerekir. Diğer bir anlatımla, öncelik hakkını ileri sürenin söz konusu ibarenin başkası tarafindan kullanımını veya tescilini engelleme hakkı verecek nitelik ve yoğunlukta bu işareti Türkiye hudutları içinde ticaret alanında kullandığını ispatlaması gerekir. Gerçekten, bir işareti ilk kullanan ve ona ayırt edici nitelik kazandıran kişi onun hak sahibi olarak kabul edilir ve bu halde gerçek hak sahipliği sözkonusudur. SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ; Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin farklı mal ve hizmetlerde kullanılması amacıyla yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir. Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde başkasının başvuru markası dolayısıyla şayet taraf markaları aynı/benzer mal/hizmet içermiyorsa ve bu marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir. SMK 6/6 madde kapsamına, kişilik haklarından isim hakkı ile fotoğraf üzerindeki hak, FSEK kapsamında telif hakları ve sınaî haklar olan marka, tasarım, patent, faydalı model, coğrafi işaret, ticaret unvanı, işletme adı girer. Marka ve ticaret unvanı da sınaî mülkiyet hakkı olarak maddenin koruma kapsamına alınmıştır. Ancak sınaî mülkiyet hakları kapsamında korunacak bir markadan veya ticaret unvanından söz edebilmek için “tescil” şarttır. Örneğin bir ticaret unvanına dayanarak başkasına ait marka tescilinin engellenmesi isteniyorsa bu ticaret unvanının ticaret sicilinde tescilli olması gerekmektedir. Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır. Kullanılmama def'i; 10/01/2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU'nda 6/1 maddesine göre marka başvurularında, 25.nci maddeye göre hükümsüzlük davasında ve de 29.ncu maddesindeki tecavüz davalarında iltibasa dayalı itiraz gerekçesi mesnet marka ( ya da markaları) yönünden kullanılmama def'i imkanı getirilmiştir. Buna göre kendisine ispat yükü düşen taraf ileri sürdüğü davaya konu başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde mesnet (dayanak) marka/markaların kapsamındaki mal veya hizmetler bakımından markasını Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğunu ispatlamalıdır. Aksi takdirde itiraz yapılmamış veya açmış olduğu davasını da ispat edememiş sayılması sonucu ortaya çıkacaktır. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davalı başvuru Markası Davacı Markası ... ...+...(...)

08.04.2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle: " ... karar iptali talebi bakımından, Davalı tarafından SMK m. 19(2) çerçevesinde “43. sınıf : Geçici konaklama hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri.” bakımından kullanım ispatı talebinde bulunduğu; ancak davacı tarafın belirtilen hizmetlerin kullanımına dair herhangi bilgi ve belgeyi davalı Kurum’a sunmadığı, bu nedenle ... karar iptali bakımınndan SMK m. 6/1 anlamında değerlendirme yapılamadığı; Hükümsüzlük talebi bakımından, Marka hükümsüzlüğü talebi bakımından davalı tarafın, davacı tarafa ait marka kapsamındaki belirtilen hizmetler için kullanım ispatı talebinde bulunmadığı, buna göre Marka Hükümsüzlüğü talebi bakımından dava konusu marka kapsamında bulunan hizmetler ile davacı tarafın mesnet marka emtiasının birebir aynı ve/veya benzer olduğu, Davalı tarafa ait dava konusu marka başvurusu ile davacı tarafın mesnet markası arasında benzerlik koşulunun gerçekleşmediği, taraf markaları arasında SMK m. 6/1 anlamında karıştırılma ihtimali bulunmadığı, Somut uyuşmazlıkta, SMK 6/3’ün uygulanma koşullarının oluşmadığı, Somut uyuşmazlıkta, SMK 6/5’in uygulanma alanı bulunmadığı, Somut uyuşmazlıkta, SMK 6/6’in uygulanma alanı bulunmadığı, Dava konusu başvurunun kötüniyetli olduğu yönündeki iddiaların Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu, görüş ve düşüncesinde olduğumuzu takdiri Sayın Mahkemenizin olmak üzere saygıyla sunarız. " şeklinde ifade edilmiştir. Davacı taraf vekilinin ek rapor , davalı şahıs vekilinin yeni heyetten rapor alınması yönündeki talebi HMK 30. Maddesi kapsamında değerlendirilerek dosyaya sunulan rapor denetlenebilir olduğu, içeriğinin ise İhtisas Mahkemesi Hakimliğimizce olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir nitelikte olduğundan yargılamanın gereksiz uzamaması için bu talebin reddine karar verilmiştir. GEREKÇE; Daha önce başvurusu yapılmış veya tescil edilmiş bir marka ile sonraki başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları nazara alınarak münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle; ... kararı iptali talebinde ; Davalının " ... " ibareli marka başvurusu ile davacının " ...+... " ibareli tescilli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunsa da; SMK 19/2 maddesine göre davalı şahsın "43. sınıf : Geçici konaklama hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri." bakımından ileri sürdüğü "kullanmama def" üzerine bu konuda ispat külfetinde olan davacının başvuru markasınının kapsamında olup da itiraz mesnedi bu markayı bu emtialar açısından marka işlem dosyasına sunulan delil ve belgelere göre kullanım ispatını yerine getirmediğinden (bilirkişi heyet raporunda bu husus " kullanımı ispatı talebine ilişkin herhangi bir delili kurum nezdine beyan etmediği tespit edilmiştir. Dolayısıyla, dava konusu hizmetlerin davacı tarafından kullanıldığı ispat edilememiştir. " şeklinde izah da edildiği) SMK 19/2 maddesi göndermesi ile 6/1 maddesindeki iltibas koşulundan yararlanamayacağı, kanundaki deyimi ile "itiraz yapılmamış " şeklinde değerlendirme yapılması gerektiğinden bu markaya bağlı davacının SMK 6/1 maddesindeki iltibasa dayalı iddiası kabul görmediği; Davacı tarafın başvuru üzerinde SMK 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği kanıtlanmadığı, SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ; Davacı tarafın başvuru üzerinde SMK 6/6 maddesi anlamında ticaret ünvanı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiası da kanıtlanmadığı; Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı; Tüm bu gerekçelerle bilirkişi raporu da benimsenerek ... kararı doğru olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.

Dava reddedilmiş ise de davalı şahıs bu davada da zorunlu taraf olduğundan ve TEK DAVA olduğundan vekalet ücreti yarı yarıya hükmedilmiştir. Hükümsüzlük talebinde ise ; Davalının " ... " ibareli marka başvurusu ile davacının " ...+... " ibareli tescilli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu ; ( kullanmama defi ileri sürülmediğinden ) Her iki taraf markasında ... ibaresinin belirgin şekilde öne çıktığı; Diğer yönden bilirkişi raporu sayfa 8 deki tabloda davalı şahsa ait Dava konusu ... sayılı markanın kapsamında yer alan 43. Sınıftaki " Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, ... Gündüz bakımı ( kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri," yönünden davacı markası kapsamı ile aynı/benzer hizmetler olduğundan KISMEN emtia benzerliği de gerçekleştiği; İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin yukarıda sayılan emtialar yönünden davalının " ... " ibareli marka başvurusunu gördüğünde davacıya ait " ...+... " ibareli tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı ; benzerlik nedeniyle her iki taraf markasında bir yanılgı yaşayabileceği, benzerlik nedeniyle ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı da oluşabileceği , dolayısıyla yukarıda sayılan hizmetler açısından SMK 6/1 maddesindeki iltibas koşulu oluştuğu; ( HMK 282 .nci maddede " Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." hükmünden hareketle ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08/06/2016 tarih .... sayılı kararı uyarınca iltibas incelemesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin gerekmesi karşısında bilirkişi raporunun iltibas değerlendirmesine ilişkin aksi yöndeki görüşüne itibar edilmemiştir.) Bunun dışında kalan emtialarda ise SMK 6/1 maddesindeki iltibas koşulu oluşmadığı; Davacı tarafın başvuru üzerinde SMK 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği kanıtlanmadığı, SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ; Davacı tarafın başvuru üzerinde SMK 6/6 maddesi anlamında ticaret ünvanı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiası kanıtlanmadığı; Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı; Ancak bu durumlar yukarıda anlatılan kısmi iltibası ortadan kaldırmadığından davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.

Hem ... kararı iptali (dava red) hem hükümsüzlük (dava kısmen kabul) talepli davada davacının haklılık durumu 1/ 4 oranında olduğu tespit edilmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1- ... kararının iptaline yönelik açılan davanın REDDİNE 2- Hükümsüzlük talepli açılan davanın kısmen kabulüne 3- Dava konusu ... sayılı markanın kapsamında yer alan 43. Sınıftaki " Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, ... Gündüz bakımı ( kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri," yönünden markanın kısmen hükümsüzlüğüne sicilden terkin edilmesine karar kesinleştiğinde ... ya müzekkere yazılmasına. 4- Hükümsüzlük talepli davada diğer kısımlar yönünden davanın reddine. 5-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcından peşin alınan 615,40 TL'nin düşümü ile bakiye 116,60 TL'nin davalı şahıstan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 6-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalılara eşit verilmesine, 7-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalı şahıstan tahsiliyle davacıya verilmesine, 8-Davacının yaptığı; 16.000,00 TL bilirkişi ücreti, 430,00 TL tebligat gideri, 116,60 TL ilk harç masrafı olmak üzere toplam 16.546,60 TL nin kabul ve red oranına göre takdiren 1/4 si olan 4.136,65 TL nin davalı şahıstan tahsili ile davacıya verilmesine, 9-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı.17/06/2026

Katip .... Hakim .... E imzalıdır E imzalıdır

Atıf: Diğer, E. 2025/355, K. 2025/355, T. 17.06.2026, www.arakarar.com/karar/diger-karar-2025-355-e-2025-355-k-bed3a5eeb6d9