İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/302 E. 2026/303 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/302
- Karar No
- 2026/303
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/302 Esas - 2026/303
T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2025/302 KARAR NO : 2026/303
DAVA : Marka ... Sayılı ... Kararı İptali, Marka Hükümsüzlüğü DAVA TARİHİ : 14/07/2025 KARAR TARİHİ : 22/06/2026 Yazım Tarihi: 11/07/2026
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: 1944 yılında kurulmuş olan davacı firmanın günümüze kadar bisküvi ve çikolata başta olmak üzere gıda sektörünün tüm alanlarında faaliyet gösteren, ürünlerini 5 kıtada 4 milyar insana ulaştıran, Türkiye'nin önde gelen ve dünya listelerinin üst sıralarında yer alan global bir kuruluş olduğunu, “...” ve “...” markalarının 2014 ve 2016 yıllarından itibaren davacı firma adına davalı ... nezdinde 30. sınıfta tescilli olduğunu ve bu markaların uzun yıllardır yoğun kullanım ile kalitenin sembolü haline geldiğini, davalı şirketin ... başvuru sayılı “...” ibareli markasının 30. sınıfa giren emtialarda tesciline karşı davacı firmanın “...” ve “...” ibareli tescilli markalarına dayalı olarak yaptığı itirazların ... ... tarafından kısmen reddedilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, zira ... tarafından yalnızca “şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler” emtialarının başvuru kapsamından çıkarıldığını ancak geri kalan emtialar bakımından itirazın reddedildiğini, oysa kullanım ispatı sağlanmış olan ... sayılı “...” markasının emtia listesi ile dava konusu başvurunun kalan emtia listesinin birebir aynı olduğunu, ...’in kullanım ispatı değerlendirmesini yalnızca “şekerlemeler” emtiası bakımından dar yorumlamasının kendi ...’na, Yargıtay içtihatlarına ve emtiaların ikame edilebilirliği ile tamamlayıcılığı ilkelerine aykırı olduğunu, taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan iltibas yaratacak derecede benzer olduklarını, davalı markasının İngilizce “...” ve “...” kelimelerinin birleşimiyle davacı firmanın markalarıyla aynı algısal kurguyu taşıdığını, markaların beyaz zemin üzerine siyah büyük harflerle yazılmış olmalarının ve birleşik kelime yapılarının da benzerlik algısını güçlendirdiğini, “...” ibaresinin davacı firmanın seri marka ailesinin devamı, yeni versiyonu veya lisanslı bir uzantısı gibi algılanmasının kaçınılmaz olduğunu ve bu nedenle tüketici nezdinde işletmeler arasında ekonomik veya ticari bağlantı bulunduğu izlenimi yaratacağını, ayrıca markaların kapsamındaki emtia listelerinin birebir aynı olduğunu ve ürünlerin birbirinin tamamlayıcısı, ikamesi yahut ham maddesi niteliğinde olması nedeniyle karıştırılma ihtimalinin kaçınılmaz olduğunu, ...’in değerlendirmelerinin aksine davacı firmanın markalarına ilişkin kullanım ispatı sürecinin hatalı yönetildiğini ve sunulan delillerin markaların yaygın kullanımını kanıtladığını, davacı firmanın anılan markalarının ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle ... Sözleşmesi, ... ve SMK m. 6/5 kapsamında daha geniş bir korumadan yararlanması gerektiğini, davalı şirketin bu derece bilinirliği yüksek markaları bilmemesinin mümkün olmadığını ve benzer bir ibareyi seçmesinin SMK m. 6/9 kapsamında kötü niyet göstergesi teşkil ettiğini iddia ederek, ... ...’nın 10.05.2025 tarihli ve ... sayılı kararının iptalini ve ... sayılı markanın tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı firma vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Davaya konu “...” ibareli markanın davalı firmaya ait özgün bir marka olduğunu, davalı firmaya ait markanın davacı markalarından önce başvurusu yapılarak tescil edildiğini ve tescil tarihinin üzerinden beş yıldan fazla süre geçmiş olması nedeniyle davalı firmanın marka üzerinde müktesep hak sahibi olduğunu, Yargıtay kararları doğrultusunda kazanılmış hak oluşturan tescilli markasının görmezden gelinmesinin mümkün olmadığını, “... + ...” şeklinde 30. sınıfta çok sayıda marka bulunduğunu ve bu durumun “...” ibaresinin ayırt edici gücünün zayıf olduğunu gösterdiğini, ayırt ediciliği düşük ibarelerin başka unsurlarla birlikte kullanılması halinde markaların önceki markalardan farklılaşarak ayırt edilemeyecek derecede benzerlikten uzaklaştığını, ortalama tüketicinin markaları bir bütün olarak algıladığını ve detay analizi yapmadığını, birden fazla unsurdan oluşan markalarda her bir unsur tek başına ayırt edici olmasa dahi işaretin bütün olarak bıraktığı izlenimin ayırt edici kabul edilebileceğini, dava konusu “...” markası ile davacının mesnet markaları olan “...” ve “...” bareleri arasında görsel, işitsel ve kavramsal açıdan benzerlik bulunmadığını, markaların yazılış, okunuş ve genel algı itibarıyla birbirlerinden açıkça farklı olduğunu, nitekim kullanım ispatı sunulan ... sayılı “...” markası bakımından da benzerlik düzeyinin yüksek olmadığının ve mal/hizmet kapsamı birlikte değerlendirildiğinde ilişkilendirme ya da karıştırılma ihtimali bulunmadığının değerlendirildiğini, .... sayılı kararına göre markaların aynı veya benzer olmasının tek başına kötü niyetin varlığını ortaya koymayacağını, davalı firmanın kötü niyetli olduğu yönündeki iddiaların somut delillerle ispatlanamadığını, ayrıca ... tarafından SMK m. 6/5 kapsamında yapılan incelemede davacı markalarının tanınmışlığına ilişkin yeterli delil, vakıa ve argüman sunulmadığının tespit edildiğini, bu nedenle davacı markalarının tanınmış marka korumasından yararlanamayacağını, somut olayda davacı markasının imajından haksız yarar sağlanması, markanın itibarının zarar görmesi veya ayırt edici karakterinin zedelenmesi gibi şartların oluşmadığını, kurum tarafından tesis edilen işlemlerin hukuka uygun olduğunu ve bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır. DELİLLER ve DEĞERLENDİRME: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davalı firmanın ... başvuru sayılı markasına yönelik davacı firmanın SMK 6/1 maddesine göre mesnet markaları açısından iltibas, SMK 6/5 maddesi açısından tanınmışlık, SMK 6/9 maddesi açısından kötü niyet iddia ve itirazlarının reddi konusunda, SMK 19/2 maddesi kapsamında yapılan değerlendirmeye dair (sadece kurum kararının iptali açısından değerlendirilecektir) ... ... sayılı ... Kararının iptalinin, tescili halinde de bu markanın hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği, davalı firma vekilinin cevap dilekçesinde geçen ... sayılı önceki markasının başvuru markası açısından müktesep hak oluşturup oluşturmayacağı noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 12/05/2025 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde (hafta sonu bitimi) 14/07/2025 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır. ... ...'nun ... sayılı kararında; " ... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın kısmen reddi yönündeki ...kararına karşı, başvurunun ..., .... sayılı "...", "...", "..." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali , tanınmışlık ve kötü niyet gerekçeleriyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. İş bu itirazın konusunu oluşturan mallar şunlardır: "SINIF 30 : Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz ..., kesme ..., pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez" Öncelikle, başvuru sahibinin ... (...) nezdindeki yayına itiraz işlemlerinde, itiraz gerekçesi markalar hakkında SMK m. 19(2) çerçevesinde kullanım ispatı talebinde bulunduğu; inceleme konusu başvurunun yapıldığı 24.05.2023 tarihinde anılan markaların beş yıldan uzun süredir tescilli durumda olduğu, dolayısıyla anılan markalar bakımından kullanım ispatı talebinin geçerli ve incelenebilir nitelikte bir talep olduğu; bu kapsamda yayına itiraz sahibi tarafından sunulan delillerin incelenmesi neticesinde ...'nın ? ... sayılı markanın ?şekerleme? mallarında kullanımının ispatlandığı, diğer markaların ise kullanımlarının ispatlanamadığı " değerlendirmesinde bulunduğu ve bu çerçevede, kullanım ispatı talebine konu markalardan .... numaralı markalar bakımından SMK m. 6(1) kapsamındaki itirazı reddettiği görülmektedir. Diğer bir ifadeyle, ... kararına göre, anılan markalar yönünden SMK m. 6(1) kapsamındaki yayına itirazın reddedilmesinin temel gerekçesi, markaların benzer olmaması? değil, bu markaların kullanıldıkların yeterli delillerle ispatlanamamış olmasıdır. Yayına itiraz sahibinin, ...'nin bu kararına karşı Kurul nezdinde yapmış olduğu ve işbu incelemenin konusunu oluşturan itirazında, kullanımın yeterli delillerle ispatlanamadığı yönündeki ... değerlendirmesine ilişkin herhangi bir itirazda bulunmadığı ve karara itiraz dilekçesinde bu hususla ilgili herhangi bir gerekçe ya da açıklamaya yer vermediği tespit edilmiş olmakla birlikte, kullanım ispatı konusunun daha önceki aşamada (... nezdindeki yayına itiraz sürecinde) tartışılmış olması, kullanım ispatı konusunun ana uyuşmazlığa (SMK m. 6/1) bağlı ve aynı uyuşmazlık içinde çözülmesi gereken bir ön sorun olması nedeniyle ve Kurul kararının bütünlüğü de gözetilerek yapılan incelemede ...'nin ksöz konusu değerlendirmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Dolayısıyla, kullanım ispatı talebine konu .... sayılı markaların kullanımlarının ispatlanamadığı sonucuna varılmış olduğundan, SMK m. 19(2) hükmü uyarınca, söz konusu markalara dayalı olarak SMK m. 6(1) kapsamında yapılan itirazın reddi gerekmiştir. SMK m 6(1) incelmesi ... sayılı markanın kullanımı ispatlanan malları dikkate alınarak yapılmıştır. Yapılan incelemede, başvuru kapsamında kalan mallar ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markanın eşya listesi kapsamındaki mal/hizmetlerin aynı/aynı tür mal/hizmetler olmadığı, mal/hizmetler arasında düşük düzeyde benzerlik bulunduğu tespit edilmekle birlikte markalar arasında karıştırılma ihtimali oluşabilmesi için mal/hizmetler arasındaki düşük düzeydeki benzerliğin markalar arasında yüksek düzeyde benzerlik ile (veya tam tersi) telafi edilmesi gerektiği, somut olayda markalar arasındaki benzerlik düzeyinin çok yüksek olmadığı, sonuç itibariyle markalar arasındaki benzerlik düzeyi ve markaların mal/hizmet kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, kalan mallar bakımından başvurunun tescili halinde karıştırılma ihtimali ortaya çıkmayacağı kanaatine ulaşılmıştır. Takiben diğer itiraz gerekçeleri incelenmiştir. Muterizin, SMK'nın md. 6(5) anlamındaki tanınmışlık iddiası da bu maddede belirtilen koşulların ortaya çıkacağına ilişkin olarak kanaat oluşturacak vakıalar, deliller veya argümanlar sunulmadığından, Kurul'da da bu yönde bir kanaat oluşmadığından, başvurunun 6769 s. SMK'nın 6(5) maddesi uyarınca reddini gerektirecek haklı ve geçerli bir sebep bulunmadığı görüşüne varılmış ve bu kapsamdaki itiraz haklı bulunmamıştır. Ayrıca, başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönündeki iddia da somut delillerle ispatlanmadığı gibi, temelde markalar arasındaki benzerlik iddiasına dayandırıldığından ve Kurul'un kanaatine göre, markalar arasındaki benzerlik, diğer başkaca koşulların varlığı aranmaksızın, tek başına, kötü niyet iddiasının kabulü için bir kanıt teşkil etmediğinden (....) bu gerekçeye dayalı itiraz da haklı görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle işbu itirazın reddi gerekmiştir. KARAR: İtirazın reddine oybirliği ile karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük) Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri) "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.", Madde 19 /2" 6 ncı maddenin birinci fıkrası kapsamında yapılan itirazlarda, itiraz gerekçesi markanın itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde Türkiye’de en az beş yıldır tescilli olması şartıyla, başvuru sahibinin talebi üzerine, itiraz sahibinden, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması talep edilir. İtiraz sahibi tarafından bu hususların ispatlanamaması durumunda itiraz reddedilir. İtiraz gerekçesi markanın, tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerin sadece bir kısmı için kullanıldığının ispatlanması hâlinde itiraz, sadece kullanımı ispatlanan mal veya hizmetler esas alınarak incelenir." Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ; Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması, Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır. Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır. Yargıtay’ın yerleşik kararlarında da belirtildiği üzere, farklı sınıf ve/veya alt gruplarda yer alan mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının tespitinde, bahse konu mal veya hizmetlerin hitap ettiği tüketici kesiminin özellikleri dikkate alınmak suretiyle; Bu mal veya hizmetlerin benzer ihtiyaçları giderip gidermediği, Dağıtım kanallarının ve satış yerlerinin aynı olup olmadığı, İkame imkanlarının bulunup bulunmadığı, birbirlerini tamamlayıcı niteliklerinin bulunup bulunmadığı, Benzer markaları bu farklı sınıf ve alt gruplardaki mal veya hizmetler üzerinde gören tüketicilerin herhangi bir şekilde markalar arasında veya marka sahibi işletmeler arasında bir bağlantı kurup kurmayacağı hususları göz önünde tutulan kıstaslar arasındadır. SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ; Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin farklı mal ve hizmetlerde kullanılması amacıyla yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir. Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde başkasının başvuru markası dolayısıyla şayet taraf markaları aynı/benzer mal/hizmet içermiyorsa ve bu marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir. Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır. Kullanılmama def'i; 10/01/2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU'nda 6/1 maddesine göre marka başvurularında, 25.nci maddeye göre hükümsüzlük davasında ve de 29.ncu maddesindeki tecavüz davalarında iltibasa dayalı itiraz gerekçesi mesnet marka ( ya da markaları) yönünden kullanılmama def'i imkanı getirilmiştir. Buna göre kendisine ispat yükü düşen taraf ileri sürdüğü davaya konu başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde mesnet (dayanak) marka/markaların kapsamındaki mal veya hizmetler bakımından markasını Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğunu ispatlamalıdır. Aksi takdirde itiraz yapılmamış veya açmış olduğu davasını da ispat edememiş sayılması sonucu ortaya çıkacaktır. Kazanılmış hak kavramı, Türk Patent kurumunda daha önceden tesçilli olan markanın aynısının önceki sahibine bağlantısı ve tüketici nezdinde yarattığı izlenim korunarak yeni markayı da alabileceği düşüncesinden ortaya çıkmıştır. Kazanılmış hak açısından ise Yargıtay uygulamalarında KRİTER "1-Kazanılmış hak sağlayan markanın tesçilli olarak uzun süre kullanılması (kullanım ve tesçilin taraflar arasında artık çekişme konusu olmaktan çıkması- kabullenilmesi), 2-Sonradan yapılan başvurunun kazanılmış hak sağlayan markanın ASLİ UNSURU muhafaza edilerek , işletme ile bağlantısı ve tüketici nezdinde yarattığı izlenim korunmak suretiyle oluşturulması, ( önceki markanın asli unsuru değişmiş ise yeni başvuru kabul edilir), 3- Sonraki başvurunun önceki markanın kapsadığı ve hizmet ile AYNI veya AYNI TÜR mal ve hizmetleri içermesi, ( yani kapsamını genişletmemesi)" şeklinde ifade edilmektedir. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davalı başvuru Markası Davacı Markaları ... ... /... .../
Önceki markası ...
11/05/2026 tarihli bilirkişi heyeti raporunda ÖZETLE; "1) Davalının marka işlem dosyasına sunmuş olduğu kullanmama def’i gözetildiğinde, ... kararının iptali talepli dava yönünden, davacının sadece ... sayılı markasına dayalı olarak, “şekerlemeler” özelinde, SMK m. 6/1 hükmü kapsamındaki korumadan yararlanabileceği, (Davacının marka işlem dosyasına sunmuş olduğu belgeler incelendiğinde; bunlardan tarih bilgisini de içeren ürün kataloğundan, davacının “...” markasını, “dışı çikolata kaplı, içi meyve aromalı yumuşak jelibon” şekerlemelerinde, gerekli tarih aralığında, ciddi biçimde kullandığının tevsik edilebilmiş olduğu anlaşılmakla, davacının sadece ... sayılı markasının “şekerlemeler” yönünden tescilli olduğu göz önüne alındığında, ... kararının iptali talepli dava yönünden, davacının sadece ... sayılı markasına dayalı olarak, “şekerlemeler” özelinde, SMK m. 6/1 hükmü kapsamındaki korumadan yararlanabileceği ) 2) Karşılaştırılan markaların/işaretlerin görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olduğu, 3) ... kararının iptali talepli dava özelinde; davalının markasının kapsamında kalmış olan emtialar yönünden emtia ayniyeti/benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleşmemiş olduğu, 4) Hükümsüzlük talepli dava özelinde; davacının ... sayılı markası özelinde, davalının markasının kapsamında kalmış olan tüm emtialar yönünden emtia ayniyeti/benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleştiği, 5) Davalının markasının kapsamında kalmış olan emtiaların hitap ettiği ortalama tüketici kitlesinin seçicilik/algı/dikkat/özen seviyesinin düşük olduğu, 6) ... kararının iptali talepli dava özelinde; (3) nolu bentteki değerlendirme nedeniyle, (2) ve (4) nolu bentlerdeki tespitlere rağmen, karşılaştırılan markalar arasında, davalının markasının kapsamında kalmış olan emtialar yönünden karıştırılma ihtimalinin/iltibas tehlikesinin bulunmadığı, 7) Hükümsüzlük talepli dava özelinde; (2), (4) ve (5) nolu bentlerdeki değerlendirmelerden dolayı, karşılaştırılan markalar arasında, davalının markasının kapsamında kalmış olan emtiaların tamamı yönünden karıştırılma ihtimalinin/iltibas tehlikesinin bulunduğu, 8) Davacının “tanınmışlık” iddiasının, davalının markasının, kapsamında kalmış olan emtialar yönünden tesciline/hükmüne bir engelinin/etkisinin olamayacağı, 9) Davacının “kötü niyet” iddialarının değerlendirmesinin hukuki niteliği yüksek olduğundan Sayın Mahkeme tarafından yapılması gerektiği, 10) Davalının, markasının fiilen kullanıldığını ispat etmemiş olması nedeniyle, önceki tarihlerde tescilli markasından gelen ve somut uyuşmazlıkta korunması gereken müktesep bir hakkının bulunmadığı, 11) Dava konusu edilen 10.05.2025 tarihli ve ... sayılı ... kararının, bu değerlendirmeler ile çelişmediği/uyumlu olduğu, 12) Davacının hükümsüzlük talebinin, (7) nolu bentteki değerlendirme ile çelişmediği/uyumlu olduğu" şeklinde ifade edilmiştir. Davacı taraf vekilinin ek rapor alınması , davalı firma vekilinin yeni heyetten rapor alınması yönündeki talebi HMK 30. Maddesi kapsamında değerlendirilerek dosyaya sunulan rapor denetlenebilir olduğu, içeriğinin ise İhtisas Mahkemesi Hakimliğimizce olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir nitelikte olduğundan yargılamanın gereksiz uzamaması için bu talebin reddine karar verilmiştir. GEREKÇE; Daha önce başvurusu yapılmış veya tescil edilmiş bir marka ile sonraki başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları nazara alınarak münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle; ... kararı iptali talebinde ; Davalının " ... " ibareli marka başvurusu ile davacının "... /... " ibareli tescilli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunsa da; SMK 19/2 maddesine göre davalı firma sadece ... sayılı markasına dayalı ileri sürdüğü "kullanmama def" üzerine bu konuda ispat külfetinde olan davacının başvuru markasınının kapsamında olup da itiraz mesnedi bu markayı bu emtialar açısından marka işlem dosyasına sunulan delil ve belgelere göre kullanım ispatını bilirkişi heyet raporuna göre sadece şekerlemelerde (“dışı çikolata kaplı, içi meyve aromalı yumuşak jelibon” şekerlemelerinde, gerekli tarih aralığında, ciddi biçimde kullandığının tevsik edilebilmiş olduğu" şeklinde izah da edildiği) yerine getirdiği , diğer mallarda ise yerine getirmediği, bu açıdan davacının 3 markasının kaspamındaki şekerleme ile davalı başvuru kapsamındaki emtiaların da aynı/ benzer olmadığından SMK 6/1 maddesindeki koşul oluşmadığı , ... sayılı mesnet markada kullanım ispatı yerine getirilmeyen kısımlarda ise SMK 19/2 maddesi göndermesi ile 6/1 maddesindeki iltibas koşulundan yararlanamayacağı, kanundaki deyimi ile "itiraz yapılmamış " şeklinde değerlendirme yapılması gerektiğinden bu markaya bağlı davacının SMK 6/1 maddesindeki iltibasa dayalı iddiası kabul görmediği; SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ; Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı; Tüm bu gerekçelerle bilirkişi raporu da benimsenerek ... kararı doğru olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Dava reddedilmiş ise de davalı firma bu davada da zorunlu taraf olduğundan ve TEK DAVA olduğundan vekalet ücreti yarı yarıya hükmedilmiştir. Hükümsüzlük talebinde ise ; Davalının " ... " ibareli marka başvurusu ile davacının ... sayılı"... " ibareli tescilli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu ; ( kullanmama defi de ileri sürülmediği ) Diğer yönden bilirkişi raporu sayfa 13 deki tabloda davalı firmaya ait markanın kapsamındaki tüm malların davacı taraf markası kapsamı ile aynı/benzer olduğundan emtia benzerliği de gerçekleştiği; (Davacının .... sayılı markalar kapsamında ise 30. Sınıfa giren; " ...." davalı başvuru kapsamındaki emtiaların da aynı/ benzer olmadığından SMK 6/1 maddesindeki koşul oluşmadığı ) İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin davalının " ... " ibareli marka başvurusunu gördüğünde davacıya ait ... sayılı"... " ibareli tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı ; benzerlik nedeniyle her iki taraf markasında bir yanılgı yaşayabileceği, benzerlik nedeniyle ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının ... sayılı tescilli markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar algısı da oluşabileceği , dolayısıyla SMK 6/1 maddesindeki iltibas koşulu oluştuğu; SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ; Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı; Ancak bu durumlar yukarıda anlatılan iltibası ortadan kaldırmadığından davanın kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.
Hem ... kararı iptali (dava red) hem hükümsüzlük (dava kabul) talepli davada davacının haklılık durumu 1/ 2 oranında olduğu tespit edilmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-... kararının iptaline yönelik açılan davanın REDDİNE, 2-Hükümsüzlük talepli açılan davanın KABULÜNE, dava konusu ... sayılı markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, sicilden terkin edilmesine, karar kesinleştiğinde ...'ya müzekkere yazılmasına, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcından peşin alınan 615,40 TL'nin düşümü ile bakiye 116,60 TL'nin davalı firmadan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 4-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalılara eşit verilmesine, 5-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalı firmadan tahsiliyle davacıya verilmesine, 6- Davacının yaptığı 16.000,00 TL bilirkişi ücreti, 235,00 TL tebligat gideri, 615,40 TL harç masrafı olmak üzere toplam 16.850,40 TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre 1/2'si olan 8.425,20 TL'nin davalı firmadan tahsiliyle davacıya verilmesine, 7-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı.22/06/2026
Katip .... Hakim .... E-İmzalıdır E-İmzalıdır