İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/295 E. 2026/249 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/295
- Karar No
- 2026/249
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/295 Esas - 2026/249
T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2025/295 KARAR NO : 2026/249
DAVA : Marka ... kararı iptali - Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 10/07/2025 KARAR TARİHİ : 03/06/2026 Yazım Tarihi: 17/06/2026
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Müvekkilinin, başvuru tarihi 03.04.2019, tescil tarihi 16.01.2020 olan ... başvuru ve tescil numaralı "..." (nice sınıfı:....) markasının sahibi olduğunu; aynı zamanda anılan marka ile eğitim alanında faaliyet gösterdiği .... Hiz. A.Ş'nin de (VKN: ....) tek pay sahibi olduğunu; itiraza konu edilen anılan marka dışında müvekkilinin, başvuru tarihi 23.03.2018, tescil tarihi 27.09.2018 olan .... başvuru ve tescil numaralı "... ..." (nice sınıfı:....) ve tek pay sahibi olduğu ... Okulları şirketi ile birlikte başvuru tarihi 13.09.2022, tescil tarihi 24.12.2022 olan .... Başvuru ve tescil numaralı "... " (nice sınıfı:....) markalarının da sahibi olduğunu; Müvekkilinin 2016 yılından itibaren, adına tescilli "... " markası ile "...." adresinde yer alan ve halihazırda da faaliyet gösteren ... 'nde ana okulu öğrencilerine yönelik eğitim ve sosyal aktiviteler düzenlemekte olduğunu; Ayrıca yine uygulama merkezinde okullarda ... uygulamalarına katılacak eğiticilere eğitmenlik eğitimi verildiğini; tüm bu hususlara müvekkili tarafından .... numaralı ve 16.08.2023 tarihli itiraz dilekçesinde de yer verildiğini; yukarıda yer verilen tüm hususların detayları ile yer aldığı müvekkili markasının internet sitesi alan adı .... olup markaya ilişkin instagram adlı sosyal medya platformunda da 60 bin takipçili .... hesabı bulunduğunu; Ayrıca müvekkil adına tescilli üç marka ile hem şahsen hem de kullanımı konusunda yetkilendirdiği tek pay sahibi olduğu şirket ile 2022 yılından beri ana okulu seviyesinde hazırladığı ve marka tescilini de yaptığı eğitim setleri ile eğitim sektöründe faaliyet göstermekte olduğunu; müvekkilinin markası ile halihazırda Türkiye genelinde 19 ilde toplam 25'i aşkın okulda eğitim kurumları ile yapılan sözleşmeler kapsamında hizmet vermekte olduğunu; Davalı tarafından, 25.04.2023 tarihinde, müvekkilinin uzun yıllardır emek verdiği tescilli markası ve kapsamındaki hizmetler ile aynı sınıfta, ... başvuru numaralı "... ..." (nice sınıfı :....) ibareli davalı kurum nezdinde marka başvurusunda bulunulduğunu; söz konusu başvurunun ardından müvekkili tarafından ... sayılı "..." ibareli marka gerekçe gösterilmek suretiyle 16.08.2023 tarihli dilekçe ile davalının başvurusuna itiraz edildiğini; müvekkilinin itirazının ardından davalı kurumun ...'nın 13.06.2024 tarihli karar yazısında "Md. 6/1 kapsamında yapılan inceleme sonucunda markaların, görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer oldukları, aynı/aynı tür/benzer malları/hizmetleri kapsadıkları tespit edilmiş ve bu nedenle markalar arasında ilişkilendirilme dahil karıştırılma ihtimalinin bulunduğu sonucuna ulaşıldığından itiraz gerekçesi yerinde bulunmuştur." denilmek suretiyle müvekkilinin itirazının davalı kurum tarafından kısmen kabul edildiğini ve davalı şirket başvurusunun "SINIF KODU : 41 Eğitim ve öğretim hizmetleri.Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri." yönünden reddedildiğini; bu karara karşı davalı tarafından ... nezdinde itirazda bulunulduğunu ve davalı kurumun ...'nun 30.04.2025 tarihli ... sayılı kararı ile "Belirtilen genel ilkeler göz önüne alınarak yapılan incelemede, çekişme konusu markaların "..." ibaresini ortak olarak içerdikleri görülmekle birlikte, markalarda ortak olarak yer alan ve "..." ibaresinin "öğrencilerin kişisel, sosyal ve teknik beceriler öğrenmek için doğal alanları ziyaret ettiği bir açık hava eğitim sunum modeli" olması, bu anlamından ötürü de kısmi ret kararına konu hizmetlerde tek başına markasal ayırt edici olmayan veya ayırt edici niteliği düşük bir ibare olması, markaların "..." ibaresi dışında ihtiva ettiği diğer unsurlar ve tertip tarzları bakımından herhangi bir benzerlik taşımaması hususları birlikte göz önüne alındığında, sadece zayıf veya tanımlayıcı unsurun ortak olmasının markalar arasında karıştırılma ihtimaline yol açmayacağı, markalar arasında işletmesel bağlantılandırmayı tesis eden başkaca bir unsur (logo benzerliği/tali unsurlar arasında benzerlik, vb.) da bulunmadığı, markaların "..." ibaresi dışında ihtiva ettikleri diğer unsurların varlığından kaynaklı olarak oluşan belirgin görsel ve işitsel farklılıkları nedeniyle başvuru konusu işaret ile ret gerekçesi markanın bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle iltibasa yol açabilecek düzeyde benzer olmadıkları sonucuna ulaşılmıştır." denilmek suretiyle itiraz kabul edildiğini ve başvuru hakkındaki kısmi ret kararının kaldırıldığını; söz konusu ... kararının 11.05.2025 tarihinde müvekkile tebliğ edildiğini, süresi içerisinde huzurdaki davanın ikame edildiğini; ... kararının hukuka aykırı olduğunu; Kararda çekişme konusu markaların ortak olarak "..." ifadesini içerdikleri ifade edildiğini;. ortak olarak geçirildiği ifade edilen ifade müvekkilinin 6 yıldır adına tescilli olan ve 10 yıla yakın süredir kullandığı markası olduğunu; müvekkilinin markasının başına herhangi bir şekilde ayırt edicilik içermeyen "..." ibarelerinin eklenmesi sanki müvekkili tarafından yetkilendirilmiş bir kurumun müvekkilinin tescilli markasını kullanması izlenimi yaratmakta olduğunu; Davalı kurumca kararda "..." ibaresinin "öğrencilerin kişisel, sosyal ve teknik beceriler öğrenmek için doğal alanları ziyaret ettiği bir açık hava eğitim sunum modeli" olması ve bu anlamdan ötürü de tek başına ayırt edicilik taşımamasının kısmi ret kararın kaldırılması için gerekçe yapıldığını; Oysa, davalı kurum tarafından verilen tanım içerisinde ... ifadesinin geçmediğini; .... gibi ifadeler de pek tabi kullanılabilecek iken müvekkili tarafından tescilli "..." markasının kullanılmasının müvekkilinin markasından faydalanma amacı taşımakta olduğunu; davalı kurum tarafından kararlarda sıklıkla ifade edilen ortalama tüketiciye "..." ibaresinin sorulması halinde, yukarıda verilen tanımı yapabilecek tüketici oranını, Mahkemenin takdirine bırakıldığını; Dava konusu "..." ibaresinin ayrı kelimeler olarak kullanımının sık olsa da "..." olarak kullanımının müvekkili tarafından yapılmış ve ülke sathında yaygınlaştırılmış bir uygulama olduğunu; bu açıdan davalı kurumun yüzeysel ve markalaşma açısından yıllardır verilen emek ve çalışmaları bir kenara atan değerlendirmesine itiraz edildiğini; Örnekten yola çıkarsak "..." markası akıllara doğal alanların ziyaret edildiği bir açık hava eğitim modelini getirmiyorken "..." ibaresinin direkt olarak akla bu tanımı getirdiğinin iddia edilmesinin ret kararının kaldırılması için zorlama bir gerekçe olduğunu; Davalı kurumun ... kararındaki "markaların "..." ibaresi dışında ihtiva ettiği diğer unsurlar ve tertip tarzları bakımından herhangi bir benzerlik taşımaması hususları birlikte göz önüne alındığında markalar arasında işletmesel bağlantılandırmayı tesis eden başkaca bir unsur (logo benzerliği/tali unsurlar arasında benzerlik, vb.) da bulunmadığı," kısmının anlaşılamadığını, ihtiva ettiği iddia edilen unsurların neler olduğunun kararda açıklanmadığı gibi, müvekkili tarafından da tespit edilemediğini; müvekkilinin markasının amblemi yeşil ağırlıklı ağaç görseli ve "..." yazısını içermekte olduğunu; itiraza konu davalı markasının da yine yeşil ağırlıklı görsel içerdiğini; ayrıca hiçbir ayırt edicilik unsuru içermeyecek şekilde müvekkilinin marka ambleminde olduğu gibi, düz bir yazı stili ile "..." ifadesini içerdiğini;...... HD'nin 18.12.2024 tarihli .... sayılı kararında "3.Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için dava konusu marka başvurusu ile itiraza mesnet markalar arasında hedef tüketici kitlesi yönünden markaların görsel, işitsel ve kavramsal özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması, yine tescilli markalar ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan ürünlerin işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı ( idari-ekonomik ) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması ( ilişkilendirilme ) ihtimalinin bulunması gerekir. 4.Somut olayda davalı şirketin marka başvurusu “... +...” ibaresinden oluşurken, davacının itiraza dayanak markalarının "...+...", "... +...", "...", "...+..." ibarelerinden oluştuğu görülmektedir. Davalı şirketin marka başvurusunun ... unsuru, iç içe geçmiş iki turuncu renkli dairesel şekilden oluşmaktadır. "..." ibareli kelime unsuru ise ilk harf büyük diğer harfler küçük olacak şekilde mavi renkte yazılmıştır. Davacı adına tescilli markalar incelendiğinde, "..." esas unsuru ve güneş şeklini içeren kompozisyonlardan oluştuğu, davacının markalarında ağırlıklı olarak mavi ve turuncu renklerin kullanıldığı görülmektedir. Buna göre tarafların markaları, yazı karakteri, kullanılan renkler ve genel görünüm bakımından benzer olup, mal ve hizmet sınıfları ile sektörel benzerlik de nazara alındığında markalar arasında ilişkilendirme ihtimali de dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğunun kabulü gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir." şeklinde tespit ve değerlendirmelere yer verildiğini; davalı başvurusuna konu markanın faaliyet göstereceği alan ile hitap ettiği tüketici kitlesinin de aynı olmasının, müvekkilinin markası ile seri marka izlenimi oluşturduğunu; tüm bunlar göz önünde bulundurulduğunda; davalı kurum ... kararındaki ifadeler ile mevcut durumun örtüşmediğinin ortaya çıkmakta olduğunu; tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, müvekkilinin tescilli markası ile davalının aynı sınıfta başvuruda bulunduğu markanın görsel, işitsel ve kavramsal olarak aynı olduğu ve aynı sektörde aynı tüketici kesimine hizmet etmeyi amaçladıklarının ortada olduğunu; Tüm bunlara göre; davalı kurumun ....'nun 30.04.2025 tarihli ... sayılı kararının iptali ile ... nolu başvuruya konu "... ..." markasının hükümsüzlüğü ile sicilden terkinini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı şahıs vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu madde 6/1 uyarınca başvurunun itiraza konu olması için iki şartın öngörüldüğünü; Buna göre; Önceki ve sonraki markaların aynı veya aynı türdeki mal / hizmetleri kapsaması; Önceki ve sonraki markaların aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzer olmaları gerektiğini; İşbu iki şartın gerçekleşmesi halinde markalar arasında iltibas tehlikesinin bulunduğunun kabul edilmesi gerektiğini; bu bağlamda müvekkilinin markası ile davacının markaları arasında görsel işitsel ve anlamsal iltibas tehlikesi bulunmadığını; Müvekkilinin markasında esas ve öne çıkan unsurun “...” ibaresi olduğu, “...” ibaresinin yardımcı unsur olduğunu; “...” ibaresi, doğal ortamı ifade ederken, “...” ibaresinin faaliyet alanını göstermekle beraber genel ibare olarak kullanılmakta olduğunu; müvekkilinin markasında öne çıkan ve ayırt edici unsurun "..." ifadesi olduğu, meşe palamudunun çocuklara özel ... olarak ifade edildiğini; ayrıca müvekkilinin markasında gülümseyen bir yüzün bulunduğu palamut görseli bulunduğunu; Davacı markalarının ise “... , “...”, “... eğitim seti” şeklinde olduğu, “...” ibaresinin doğal ortamı ifade ederken, “...” ibaresi ise faaliyet alanını göstermekle beraber genel ibare olarak kullanılmakta olduğunu “...” ibaresinin ise İngilizcede ... anlamına gelmekte olduğunu, markaya herhangi bir ayırt edicilik katmadığını “eğitim seti” ibaresinin ise yine yardımcı unsur olduğu, eğitim öğretim sektöründe kullanılan genel bir ibare olduğunu; özetle davacının markalarının genel ibarelerden oluşmakta olduğunu, zayıf marka niteliği taşıdığını; tarafların markaları incelendiğinde ise, gerek görsel gerek işitsel olarak benzemediğini; nitekim; ..... Hukuk Dairesi’nin 22.05.2008 tarihli .... sayılı ilamında benzerlik incelemesinde bir kısım kriterlerin belirlendiğini; Bu kriterlerin; Emtialarla ilgili olarak piyasanın anlayışı, Benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, Benzer ihtiyaçları giderip gidermediği, Birbirleri yerine ikame edilip edilemeyeceği, Rekabet etme olanaklarının olup olmadığı, Hedeflenen halk kesimleri; Bu kesimdeki tüketicinin ortalama algısı olduğunu; Yukarıda ayrıntıları ile açıklandığı üzere müvekkiline ait marka ile itiraza konu marka arasında iltibas tehlikesi bulunmadığını; Davacıya ait markanın zayıf marka statüsünde bulunduğunu; bu nedenle katlanma yükümlülüğü bulunduğunu; davacıya ait markalar incelendiğinde; esas unsurların “...” ibaresi olup, ... ibaresinin ardına yardımcı unsurlar eklenmek suretiyle markaların tescil edildiğini; davacının eğitim sektöründe faaliyet göstermesi sebebiyle marka başvurularında eğitim sektöründe yaygın, faaliyet alanını gösterir ibareler kullanıldığını; Davacının markaları bir bütün olarak incelendiğinde, bütünü itibariyle davacıya ait markaların ayırt ediciliği zayıf ibarelerden oluştuğu, öğretide zayıf marka sahibinin ayırt ediciliği düşük ibareleri marka olarak seçtiği takdire 3. kişiler tarafından haksız kullanıma açık olacağını ve küçük değişikliklerle marka olarak kullanan kimselerin bu kullanımlarına katlanmak zorunda kalacağını bildiği, bunu kabul ederek de markayı seçtiğinin düşünülmekte olduğunu; ... Temyiz Kurulunun huzurdaki somut olayla birebir örtüşen 2017 yılına ait bir kararında; ".... “....” firması 27/11/2014 tarihinde “...” markasının 29., 30. ve 35. sınıflara tescil edilmesi talebiyle ...’ya başvuruda bulunmuştur. Başvurunun ilanına karşı .... “.... firması başvuru markasının kendisi adına tescilli ‘’ ... ‘’ ( Türkçe karşılığı ‘’ ... ‘’ ) markasıyla ayırt edilemeyecek seviyede benzer olduğu ve markaların aynı sınıfta tescillerinin talep edildiği gerekçesi ile itiraz edildiğini; itiraz biriminin de markayı ... markasının tescilli olduğu sınıflar yönünden kısmen reddettiğini; başvuru sahibinin bu karara itiraz etmesi üzerine itirazın ... ... tarafından incelenerek; ...’nun 29 Mart 2017 tarihli ... sayılı kararında, " Öncelikle; başvuru ile kısmi ret gerekçesi markayı görsel ,işitsel, kavramsal ve bütün olarak ortaya çıkan izlenim bakımından karşılaştırmış ve markaların benzerlik içermedikleri sonucuna ulaştığını; Kurul'un, bütüncül izlenim bakımından karşılaştırmayı yaparken ....’nın ünlü ... kararındaki (....) ilkeyi tekrarlamış olduğunu, “Önceki tarihli markanın ayırt ediciliği arttıkça karıştırılma riskinin daha da artarak, ayırt edici gücü kendiliğinden veya piyasa sahip oldukları ün nedeniyle daha yüksek olan markalar, ayırt edici gücü zayıf markalara kıyasla daha geniş koruma kapsamından yararlanırlar.” ... yukarıdaki ilkeye ilaveten aşağıdaki önemli tespitleri de kararında paylaştığını; “Bir firmanın ayırt edici gücü olmayan, tanımlayıcı olan veya ayırt edici gücü düşük olan bir markayı seçerek, bu markayı piyasada kullanmakta serbest olduğunun şüphesiz olduğunu; bununla birlikte, söz konusu firmanın bunu yaparken, aynı veya benzer tanımlayıcı bileşenleri başka firmaların da kendisiyle eşit derecede kullanma hakkına sahip olduğunu kabul etmesi gerektiğini; Karıştırılma olasılığı değerlendirmesinde ayırt edici olmayan unsurlara büyük önem vermek ....’nin gerekçesine (mantığına) aykırı olacağını; birbirlerinden bağımsız olarak veya bütün olarak ayırt edici olmayan kelime ve/veya figüratif unsurlarından oluşan bir markanın sahibinin, bu unsurlardan birisinin başka bir markada yer alması nedeniyle karıştırılma olasılığı iddiasının başarıyla öne sürebilmesinin mümkün olmaması gerektiğini; bunun mümkün olması halinde, ayırt edici olmayan ve tanımlayıcı unsurların haksız biçimde geniş korumadan faydalanması halinin ortaya çıkacağını ve bu durumun özellikle ilgili terimin üçüncü kişilerce kullanımının ticaretin olağan ve dürüst akışı içinde gerçekleştiği hallerde, diğer tacirlerin ayırt edici olmayan ve tanımlayıcı olan aynı işareti kullanımını engelleyeceğine" yer verilen bu tespitler ışığında ..., markalar arasında aynı mallar bakımından dahi karıştırılma olasılığının ortaya çıkmayacağı sonucuna ulaştığını ve başvuru hakkındaki kısmi ret kararının haksız bulunarak kaldırıldığını; .... yukarıdaki kararı çerçevesinde; işbu davanın reddine karar verilmesi gerektiğini; “...” ibaresi, Google kapsamında araştırıldığında, birden fazla sonucun çıktığını, 1900’lü yıllarda başlayan işbu proje kapsamında dünyanın her yerinde ... okulları kurulmuş olduğunu, davacının tescil tarihinden çok daha önce kullanılmaya başlanmış ve bir ... türü haline geldiğini; .... 1957 yılında ... girişimine başladığını işbu girişimin ardından tüm dünyada yaygın hale geldiğini; ... kuruluş yazıldığında dahi davacıdan çok daha eski tarihli sonuçlar çıktığını; Savunarak; davanın reddini talep etmiştir. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır. DELİLLER ve DEĞERLENDİRME: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şahsın ... başvuru sayılı markası ile davacı şahsın ... sayılı markası arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, ... Sayılı ... Kararının iptalinin davalı markasının tescili halinde hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 11/05/2025 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 10/07/2025 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır. ... ...'nun ... sayılı kararında; "........... başvuru numaralı "... ..." ibareli başvurunun ... sayılı "..." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6(1) maddesi uyarınca kısmen reddi yönündeki ... kararına karşı, başvuru hakkındaki kısmi ret kararının kaldırılması talebiyle başvuru sahibi tarafından yapılan itiraz incelenmiştir. Karıştırılma ihtimali incelemesi yukarıda belirtilen genel ilkeler esas alınarak yapılmıştır. Yapılan değerlendirmede, başvuruya konu marka ile kısmi ret gerekçesi marka/markalarda ortak unsur konumunda bulunan "..." ibaresinin "doğayla iç içe bir eğitim modeli olarak, çocukların ... ve doğal alanlarda eğitildiği bir eğitim sistemini ifade ettiği" görüldüğünden söz konusu ibarenin kısmi redde konu hizmetler bakımından ayırt edici niteliğinin bulunmadığı veya zayıf olduğu, markalarda zayıf unsurun ortak olarak bulunmasından kaynaklanan benzerliğin karıştırılma ihtimaline yol açmayacağı, sonuç olarak tüketicilerin başvuruya konu marka ile kısmi redde gerekçe olarak gösterilen markayı farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği değerlendirildiğinden, markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine ulaşılmıştır......." şeklindeki Gerekçe ile İtirazın kabulüne ve kısmi ret kararının kaldırılmasına karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük) Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri) "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir..", Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ; Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması, Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır. Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır. Yargıtay’ın yerleşik kararlarında da belirtildiği üzere, farklı sınıf ve/veya alt gruplarda yer alan mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının tespitinde, bahse konu mal veya hizmetlerin hitap ettiği tüketici kesiminin özellikleri dikkate alınmak suretiyle; Bu mal veya hizmetlerin benzer ihtiyaçları giderip gidermediği, Dağıtım kanallarının ve satış yerlerinin aynı olup olmadığı, İkame imkanlarının bulunup bulunmadığı, birbirlerini tamamlayıcı niteliklerinin bulunup bulunmadığı, Benzer markaları bu farklı sınıf ve alt gruplardaki mal veya hizmetler üzerinde gören tüketicilerin herhangi bir şekilde markalar arasında veya marka sahibi işletmeler arasında bir bağlantı kurup kurmayacağı hususları göz önünde tutulan kıstaslar arasındadır. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davalı başvuru Markası Davacı Markası
....
14.04.2026 Tarihli bilirkişi raporunda özetle: " Dava konusu davalı şahsın ... numaralı marka tescil başvurusu ile davacının davasına mesned aldığı ... numaralı markası arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 madde ve fıkrası uyarınca benzerlik, karıştırılma ihtimali bulunmadığı; Dava konusu davalı ...'in 30.04.2025 tarihli ... sayılı ... kararının yerinde olduğu;."şeklinde ifade edilmiştir. Davacı vekilinin yeni bir heyetten rapor ve aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talepler reddedilmiştir.
GEREKÇE: Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle; Davalının "...+ ... " ibareli marka başvurusu ile davacıya ait " ...+... " ibareli tescilli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığından SMK 6 / 1 maddesindeki iltibas koşulu oluşmadığı; Davalı başvurusundaki ... ve ... ibaresi asli belirleyici unsur, ... ibaresinin ise tali nitelikte görüldüğü; İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının "...+ ... " ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının " ...+... " ibareli tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayacağı; diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının " ...+... " ibareli tescilli markalı hizmetinden satın almak/yararlanmak isterken davalının "...+ ... " ibareli başvuru markalı hizmeti satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı; ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı da oluşmayacağı yani markaları karıştırmayacağı bu açılardan SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı kanaati oluştuğu; Bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcından peşin alınan 615,40 TL'nin düşümü ile bakiye 116,60 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 3-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalılara eşit verilmesine, 4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dair verilen karar taraf vekilinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 03/06/2026
Katip .... Hakim .... E imzalıdır E imzalıdır