Diğer ·
2025/318 E. 2025/318 K.
- Mahkeme
- Diğer
- Esas No
- 2025/318
- Karar No
- 2025/318
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/318 Esas - 2026/108 T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA
ESAS NO : 2025/318 KARAR NO : 2026/108
...DAVA : Marka YİDK Kararının İptali ile Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 07/03/2022 KARAR TARİHİ : 11.03.2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16.03.2026 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka YİDK Kararının İptali ile Marka Hükümsüzlüğü istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, müvekkilinin 2007 yılında "..." ticari unvanıyla şirket kuruluşunu gerçekleştirdiğini, "..." ibaresini hem markasal olarak hem de ticaret unvanı olarak devam eden yıllarda sürekli ve düzenli olarak kullandığını, müvekkilinin "..." ibaresinin gerçek hak sahibi olduğunu, müvekkili tarafından yapılan itirazın TPMK tarafından "Gübreler ve topraklar." bakımından reddedilmesi hukuka aykırı olduğunu, müvekkilin ticaret unvanının "... ...." olduğunu, unvanın asıl unsurunun “...” ibaresi olduğunu, SMK 6 maddesi uyarınca da başvurunun reddi gerektiğini, TPMK'nın itirazılarını yalnızca "muzlar" bakımından haklı gördüğünü, ürünlerin satışa sunulacağı bağlam, hitap ettiği kesim, benzer ihtiyaçları giderip gidermediği, birbiriyle rekabet ilişkisinin büyük önem taşıdığını, tüketicilerin müvekkili ile davalı ....'ı "..." ibaresi nedeniyle birbirine karıştırdığını, ....'a gübre satışı için düzenlenecek faturayı "..." markası nedeniyle müvekkiline düzenlendiğini, ilçedeki kişi sayısının azlığı ve nufüs çoğunluğunun tarım ile uğraşması ve müvekkilin kurulduğu tarihten beri sürekli ve düzenli olarak "..."un tanıtımı için reklamlar vermesi nedeniyle "..." ibaresinin bölge insanı tarafından çok iyi bilindiğini, davalı başvurucunun da Anamur’da ikamet ettiğini ve müvekkili ile yıllardır kullandığı "..." ibaresini bildiğini, ....a ait telefon numarası üzerinden görüşüldüğünü, görüşmeden önce davalının abisi ile iletişime geçilmiş, "..." ibaresinin kullanılmaması gerektiğinin davalıya iletilmiş olduğunu, davalının da bu ibareyi kullanıma son vereceğini, elinde mal olduğunu, o malların satışını yapmazsa zarara uğrayacağını sonrasında da "..." ibaresini kullanmayacağını söyleyerek müvekkilini oyaladığını ancak bu sırada yaptığı marka başvurusunu da gizlediğini, davalı başvurusunun kötüniyetli olduğunu, davalının cevap dilekçesinde Anamur ilçesinde ticaretle uğraştığını açıkça beyan ettiğini, yine cevap dilekçesinde müvekkili şirketin de hangi alanda iştigal ettiğini açıkça beyan ettiğini, bu durumun davalının müvekkilinden haberdar olduğu ve müvekkil şirketin oluşturduğu güven ve tanınmışlıktan yararlanmayı hedeflediğini gösterdiğini iddia ederek Türk .... ibareli markanın tescili halinde hükümsüz sayılmasına ve markalar sicilinden terkinine karar verilmesi dava ve talep etmiştir. CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; 6/3 hükmü kapsamında davaya konu markanın “gübreler ve topraklar” malları yönünden eskiye dayalı kullanımı başvuruya itiraz sürecinde ispatlanamadığını, davacı tarafça “... tarım ....” ibaresinin SMK m.6/6 kapsamında başvurunun reddine karar verilmesi gerektiğini, kurul kararının hatalı olduğu iddia edilmekte ise de davaya konu başvuru ile davacının ticaret unvanını aynen içermediğinden işbu itirazlarının reddine karar verilmesi gerektiğini, kötüniyet iddiasını ispata ilişkin somut delil ileri sürülmediği gibi mevcut davada da bu yönde bir olgu bulunmadığını, Davacı tarafça Kurula sunulan itiraz eklerinde diğer davalı ile yapıldığı iddia olunan mesaj kayıtları delil olarak sunulmuş ise de işbu kayıtlar hukuka uygun delil niteliğinde olmadıını, bununla birlikte mesajlaşmanın başvuru sahibiyle yapıldığının da net olmadığını, son olarak mesaj kaydının incelemesinde tarihin mesajlaşmanın başvuru tarihinden sonraya ait olduğunu, dolayısıyla öncelikle sunulan delilin hukuka uygun olmadığı gözetildiğinde aksi durumda dahi başvuru yapılırken kötüniyetle hareket edildiği ortaya konulamadığından kötüniyet itirazlarının reddine karar verilmesi gerektiğini ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı cevap dilekçesinde özetle; kendisinin Anamur’da “... tarım” adıyla bitki besleme ürünleri satışı işini yaptığını, yasal hakkı olduğunu o sebeple iş yeri adının tescili için Kuruma başvurduğunu, davacı tarafından marka başvurusuna itirazda bulunulduğunu, kendisinin marka tescilinde hukuki bir sorumluluğu olmamasına rağmen davalı olarak gösterilmesinin yersiz olduğunu, yapılan whatsapp yazışmalarının kötüniyet içermediğini, davacı tarafından isminizi değiştirin diretmesine anlaşabiliriz, görüşelim anlamında yazıldığını, davacının 3. Kişiler aracılığı ile tazminat davası açarım tehdidinde bulunduğunu, davacının kötüniyetli olduğunu iddia ederek kendisinin davalı konumundan çıkartılmasını talep etmiştir. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında,.... Kararının iptali ile davalı markasının hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. İşlem dosyasının tetkikinde; davalının 19.02.2020 tarihinde 1. Sınıf “gübreler ve topraklar” emtiasında “... tarım ....” ibareli markasının tescili için başvuru yaptığı, başvurunun ilanına davacı muteriz tarafından SMK 6/3, 6/6 ve 6/9 maddelerine göre, 01.02.2007 taeihli ticaret sicil gazetesinde ticaret unvanlarının ... Tarım şeklinde yer aldığını, ... ibaresinin 2007 yılından beri kullanıldığını, görüşme öncesi davalı başvuru sahibinin abisi ile iletişime geçildiği, 22.02.2020 tarihli mesajında bu marka ile 150,000 TL’lik ürün alındığı, ürünün bitmesinden sonra değiştireceğini söylediği” iddiaları ile yayına itiraz ettiği, itirazı inceleyen ... 25.01.2021 tarihli kararında SMK 6/3, 6/6 ve 6/9 maddelerince koşulların oluşmadığından itirazın reddine karar verdiği, davacı muterizin aynı gerekçelerle Yeniden inceleme talebinde bulunduğu, itirazı inceleyen .... ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ...kararına karşı, "..." ibaresinin eskiye dayalı kullanımı, başvurunun kötü niyetle yapıldığı ve ticaret unvanına dayalı haklar ileri sürülerek 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itirazın incelenerek, "söz konusu madde kapsamında tescilsiz bir işaret üzerinde hak edilebilmesi için öncelikle tescilsiz işaretin markanın işlevine uygun biçimde kullanılması ve bu kullanımın Türkiye'de gerçekleşmesi gerekmektedir. Öte yandan, tescilsiz biçimde kullanılan markaya bilinirlik, tanınmışlık kazandırılmasına gerek bulunmamaktadır. (aynı yönde 556 s. KHK m. 8/3 ile mukayeseli olarak bkz. ..... sayılı ilamında da, tescilsiz markanın piyasada fiilen kullanılması yeterli görülmüş, ayrıca markaya bilinirlik kazandırılması aranmamıştır. İtiraz edilen başvurunun tarihi 19/02/2020'dir. Dolayısıyla, itiraz sahibi bu tarihten önce, "..." ibaresini, söz konusu ibarenin başkası tarafından kullanımını veya tescilini engelleme hakkı verecek nitelik ve yoğunlukta, başvuru kapsamındaki mallarla ilgili olarak Türkiye'de ciddi kullanım teşkil edecek şekilde ticaret alanında kullandığını ispat etmek durumundadır. Dosya kapsamında sunulan belgelerin incelenmesi neticesinde, itiraz sahibi firmanın "..." ibaresini "Muzlar" üzerinde kullandığını gösteren .... yılları arasını kapsayan faturaları, çeşitli belgeleri sunmuş olduğu tespit edilmiştir. Diğer yandan, söz konusu faturaların tutarları göz önüne alındığında, belli bir ticari faaliyeti yansıtacak nitelikte olduğu, bu faaliyetlerin göz ardı edilebilir ve göstermelik olmadığı düşünülmüştür. Dolayısıyla, muterizin "..." ibaresi için "Muzlar" üzerinde 6769 s. SMK'nın 6(3) maddesi kapsamında hak elde ettiği kanaatine varılmıştır. Ancak, Kurul tarafından yapılan incelemede, işbu başvurunun kapsamında yer alan "Sınıf Kodu 01 Gübreler ve topraklar. " bakımından muteriz firmanın kullanımının bulunmadığı, ... bakımından kullanımın , " Gübreler ve topraklar." ile "Muz" malları arasındaki farklılık göz önüne alındığında, tescil engeli oluşturmayacağı kanaatine varıldığından eskiye dayalı kullanım iddiası yerinde bulunmamıştır. Muteriz itirazında, ayrıca, başvuru sahibi ile yapmış olduğu yazışmaları başvurunun kötü niyetle yapılmış olduğunun ispatı olarak ileri sürmüştür. Ancak Kurul, yapmış olduğu inceleme neticesinde söz konusu yazışmaların başvurunun kötü niyetle yapılmış olduğuna ilişkin delil niteliği taşımadığı kanaatine varmış ve kötü niyet gerekçeli itirazı yerinde bulmamıştır. Son olarak, başvuru, muterizin ticaret unvanını içermediğinden ticaret unvanına dayalı olarak yapılan itiraz da haklı bulunmamış ve işbu itirazın tüm gerekçeleriyle reddi gerekmiştir.” gerekçesiyle itirazın reddine karar verildiği, verilen kararın muterize tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir. DEĞERLENDİRMELER; Önceye Dayalı Kullanım Yönünden Değerlendirme Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. Buna göre; bir markayı ihdas ve istimal eden kimse, o markanın gerçek sahibidir ve açıklayıcı etkiye sahip olan tescile karşı üstün ve öncelikli hak sağlamaktadır. Bu ilke uyarınca, bir işaret üzerinde önceye dayalı gerçek hak sahibi olanların itirazı üzerine maddede yazılı koşulların oluşması şartıyla, bu işaretin aynı veya benzeri olan işaretin başkası adına marka olarak tescil edilmesine karşı çıkma veya tescil edilmiş ise hükümsüzlüğünü talep etme hakkı bulunmaktadır. Bununla birlikte önceye dayalı gerçek hak sahipliği, tescil edilmiş bir markayı hükümsüz kıldırmadan, hak sahibine kendi markasını tescil ettirme hakkı vermeyecektir. Tescilsiz markaya kanun ile sağlanan koruma hakkı, sadece tescilsiz markanın ilk kez kullanılması ile doğmaz. Aksine, bunun dışında markanın korunmasını haklı kılacak daha temel ve önemli bir sebep bulunmak zorundadır. Bu sebep, tescilsiz olarak kullanıla gelen markanın; belirli bir yer, bölge veya piyasada bilinir hale gelmiş olmasıdır. Yani hem .... uygulamasında hem Yargıtay içtihatlarında kabul edilmiş ve tescilsiz marka sahibinin “kendisinden sonra yapılan tescilleri engelleyebilmesi veya hükümsüzlük davası açarak haksız yapılmış tescilleri ortadan kaldırabilmesi için” tescilsiz markanın yoğun kullanımının kanıtlanması gerekmektedir. Kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazanma kavramının en temel unsuru işaretin ilgili tüketici kesimi tarafından marka olarak benimsenmesidir. Benimsenme ile kastedilen kullanıma konu işaretin ilgili tüketici çevresi tarafından teşebbüsün mal veya hizmetine işaret eden bir marka olarak algılanmasıdır. İlgili çevre, ibarenin kullanıldığı mal veya hizmetlerin mevcut ve potansiyel tüketicileri ile bu alanda mal veya hizmet üreten, sunan ve dağıtan diğer kişilerden oluşmaktadır. Bu yönüyle ayırt edici niteliğin toplumun tüm kesiminde değil ilgili çevrede kazanılmış olması da yeterli görülmektedir. Önceye dayalı kullanım hakkının değerlendirilmesinde, işaretin kullanıldığı coğrafi alan, kullanımın niteliği, süresi, işarete yapılan yatırımlar, işaretin pazar payı ve işaretten elde edilen ciro vb. hakkında olmalıdır. Sınırlı sayıda olmamakla birlikte markasal kullanıma ilişkin faturalar, sipariş formları, mali ve finansal tablolar, ticaret odalarının beyanları, medyaya yansıyan haberler, makaleler, reklam ve tanıtıma yönelik belgeler denetlenebilir olmaları kaydıyla delil olarak sunulabilmektedir. Söz konusu delillerin kullanımın yoğunluğu ve süresi ile etkilenen coğrafi alan, kullanımın süresi, pazar payı ve elde edilen ciro hakkında bilgi verebilir nitelikte ve sayıda olmalıdır. Bu kapsamda davacı yan tarafından marka işlem dosyasına ve dava dosyasına sunulan delillerin incelenmesi neticesinde, davacının “... Tarım” markasını tescilsiz olarak başvuru kapsamında yer alan “01. Sınıftaki çekişme konusu gübreler ve topraklar emtialarda ciddi ticari etki yaratacak düzeyde kullanıldığına yönelik delile rastlanılmadığı, sunulan az sayıda bir kısım delillerin gıdaya yönelik 31. Sınıf işlenmemiş tarım ve bahçecilik ürünleri, tohumlar ürünlerine yönelik kullanıma girebileceği ancak bu kullanımların da başvuru konusu ibare yönünden benzer sınıflar olmadığından öncelik hakkı teşkil etmeyeceği tespit edilmiştir. Netice itibariyle çekişme konusu marka ile marka kapsamında yer alan gübreler ve topraklar malları yönünden, işbu markaya yönelik gerçek hak sahipliğini ispata yarayan bir delilinin bulunmadığı, dolayısıyla davacının davalıdan daha önceki tarihlerde öncelik ve üstün hak sahibi olduğunun ispatlanamadığı, SMK 6/6 Maddesine Göre Ticaret Unvanı Ve Diğer Fikri Hak İddiası Yönünden Değerlendirme Davacı marka başvurusuna itiraz dilekçesinde ve dava dilekçesinde SMK md. 6/6 gereğince ... ... ticaret unvanından oluştuğu, ticaret unvanında ... ibaresinin baskın unsur olarak yer aldığı iddiasında bulunmuştur. Davacıya ait ticaret unvanlarının ana sözleşmesi davacı vekili tarafından dosyaya sunulmuş olduğu, Ticaret sicil gazetesinin 6736 sayı ve 1 Şubat 2007 tarihinde yayınlanan gazetesinde davacı firmanın 11.01.2007 tarihinde 361 sayı altında .... Noterliğinde tescil edilerek kurulduğu, Ticaret unvanının “... ....olduğu, amaçları başlığı altında yukarıdaki şemada sarı ile işaretlediğimiz kısımda görüleceği üzere “her cins zirai gübre ve tohumu alabilir satabilir. Zirai gübrelerin zirai ilaçların tohum ve fidanların hazırlanması, yetiştirilmesi ve bu ürünlerin ticaret ve pazarlamasını yapabilir” faaliyetlerinin yer aldığı, Bu kapsamda davalı markası kapsamında yer alan “gübreler ve topraklar” emtiaları ile davacının ticaret unvanı altında yer alana amaçlarından her cins zirai gübrenin hazırlanması, yetiştirilmesi, ticareti ve pazarlamasını yapmak” faaliyetlerinin aynı, aynı tür ve benzer mallar olduğu gübrelerin ve toprakların yanyana, alt alta raflarda ve aynı yerlerde satışa sunulduğu tespit edilmiştir. Davacının ticaret unvanının baskın ekinin “...” ibaresi olduğu anlaşılmıştır. Davalının şekil unsurlu markası ise daire içerisinde yer alan deniz, kum, ağaç ve batan güneş figürlerinin bulunduğu, dairenin en üstünde turuncu renkle yazılı “... tarım” ibaresinin bulunduğu, dairenin dış alt kısmına ise telefon numaralarının konumlandırıldığı görülmüştür. Markada yer alan figüratif unsurlar davalının Anamur ilçesinde faaliyet gösterdiği de dikkate alındığında esasen .... ilçesinin deniz turizmine işaret etmektedir. Davalı markası ...” şeklinde telaffuz edilirken davacı ticaret unvanı da ... şeklinde telaffuz edilecektir. İşitsel benzerlik incelemesinde dikkat edilmesi gereken hususlardan birisi sözcüklerin ilk heceleri, ilk sesleridir. Zira ortalama tüketiciler, sözcüklerin başlangıcına daha fazla dikkat ederler. Bu nedenle sözcüklerin ilk hecelerinde, ilk bölümlerindeki ayniyet, karıştırma ihtimaline yol açabilmektedir. Bu kapsamda davacı ticaret unvanında yer alan ilk iki kelime ile davalının başvurusunda yer alan “... tarım” ibaresinin birebir aynı olduğu ve ibarelerin söyleniş tarzları, kulakta bıraktıkları tını, ses uyumları, vurguları gözetildiğinde, işitsel anlamda taraf markalarında yüksek düzeyde benzerlik olduğu, Kavramsal olarak inceleme yapıldığında ise “...” ibaresinin bir anlamının bulunmadığı ve fakat “Anamur” ilçesinin son harfi olan “r” harfi yerine “z” harfi getirilerek değişiklik yapıldığı anlaşılmıştır. Nitekim markada yer alan tarım ibaresi ise tescil kapsamındaki mallar yönünden ayırt ediciliği bulunmayan bir kelimedir. Keza davacının çekirdek unsurunu oluşturan “....” ise şirketin konusunu göstermektedir. Neticeten davalının “... Tarım” şekil ve ibareli markasının davacıya ait “...” ekli ticaret unvanı arasında ortalama tüketiciler nezdinde karıştırılma ve benzerlik ihtimalinin bulunduğu, markada yer alan “tarım” ibaersi ile davacının ticaret unvanında yer alan çekirdek kısmının çekişme konusu gübreler ve topraklar emtiası yönünden ayırt ediciliğinin bulunmadığı, yine davacının amaçları kapsamındaki faaliyetlere işaret ettiği” ticaret unvanında yer alan ... ibaresi ile başvuruda yer alan “...” baskın unsurlarının görsel, işitsel ve anlamsal olarak aynı ve/veya ayırt edilemeyecek benzer olduğu, söz konusu işaretler arasında biri yerine diğerinden hizmet alınması veya olarak bu hizmetleri sunan işletmelerin idari ve ekonomik yönden birbiri ile ilişkili oldukları yönünde bir algı olabileceği, markanın davacıya ait yeni bir şekil olduğu düşünülebileceği, dolayısıyla davacının ticaret unvanında yer alan faaliyetleri ile dava konusu markanın tescil kapsamındaki yukarıda belirtilen malları bakımından, davacının ticaret unvanından kaynaklı olarak dava konusu marka bakımından tescil engeli olduğu,
Davalı Başvurusunun Kötü Niyetli Başvuru Olup Olmadığı Marka tescilinin kötü niyetli olup olmadığı incelenirken, kötüniyetli olarak tescil ettirildiği iddia edilen markanın, kötüniyet iddiasında bulunan tarafa ait marka ile birebir aynı olup olmadığı, markanın ne derece yaratıcı ve ayırt edici olduğu, diğer markalardan habersiz olarak tesadüfen tescil ettirilmiş olmasının hayatın olağan akışına uygun olup olmadığı, tescilin diğer markanın tanınmışlığından ve ayırt edicilik gücünden, reklam değerinden haksız yararlanmaya yönelik olup olmadığı gibi hususlar yanında, asıl markanın asli ve tali unsurlarının birebir tescil ettirilip ettirilmediği gibi hususların dikkate alındığı, Dosya içerisindeki deliller incelendiğinde davalı başvurusunun kötüniyetli olduğuna ilişkin yalnızca whatsaap konuşma görüntülerinin sunulduğu, “kendi hatasının olmadığı, Esnaf odasının dikkat etmesi gerektiği, bu sebeple birçok yere ödeme yapmak zorunda kalacağı” belirtilmiştir. Yine konuşma tarihinin 22.02.2020 tarihli olduğu yanı dava konusu marka başvurusundan sonraki tarihli olduğu, başvurunun 19.02.2020 de gerçekleştiği anlaşılmakla işbu delilin kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, davacıyı baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacına ilişkin herhangi bir olgu ve olay söz konusu olmadığından ve bu konuda yeterli bir somut delil ibraz edilmemiş olması nedeniyle davalıya ait markanın kötü niyetinin varlığının ispat edilemediği gibi davacının markası üzerinden haksız bir avantaj sağladığının da ispat edilemediği, Netice itibariyle, Sunulan delillerin incelenmesi neticesinde “...” baskın ibaresinin 01. Sınıfta yer alan çekişme konusu “gübreler ve topraklar” emtialarında tescilsiz olarak davalıdan daha önceki tarihlerde öncelik ve üstün hak sahibi olduğunun ispat edilemediği, • Davalının markasında yer alan “gübreler ve topraklar” malları yönünden davacının ticaret unvanından kaynaklı tescil engelinin bulunduğu, • Davalıya ait markanın kötü niyetinin varlığının ispat edilemediği, .... sayılı markanın 1. Sınıf emtialar yönünden hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğu, şeklindeki gerekçeler ile davanın kabulüne karar verildiği, verilen kararın davalılar vekillerince istinaf edildiği, istinaf başvurusunu inceleyen ..... Karar sayılı ilamıyla, "GEREKÇE : Dava, ... kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davacı tarafça, eskiye dayalı kullanım, ticaret unvanı ve kötü niyet vakıalarına dayalı olarak eldeki dava açılmış olup, ilk derece mahkemesince davacının sair iddiaları yerinde görülmemiş, yalnızca davacının ticaret unvanına dayalı iddiası yerinde bulunarak, davanın kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı da yalnızca davalılar tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Bu durumda istinaf incelemesinin, davacının ticaret unvanına dayalı olarak SMK'nın 6/6 maddesi kapsamında dava konusu ... kararının iptali ve dava konusu markanın hükümsüzlüğü koşullarının oluşup oluşmadığı ile sınırlı olarak yapılması gerekmektedir. Zira, davacının diğer iddiaları ilk derece mahkemesince yerinde görülmemiş ve davacı taraf da bu karara karşı gerekçe yönünden istinaf kanun yoluna başvurmamıştır. 6769 sayılı SMK'nın 6/6. maddesi, "Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir." şeklindedir. Ticaret unvanı, bir tacirin ticari işletmesine ilişkin işlemlerinde kullandığı addır. Markalar, eşya ile işletme arasındaki ilişkiyi kurar ve farklı işletmelerin ürettiği benzer emtiayı birbirinden ayırt etmeye yarar. Buna karşılık, ticaret unvanları ise işletmenin kendisini tanımlar. Şirketlerin ticaret unvanları tescil edilirken, faaliyet alanına her türlü mal ve hizmetin yazılması mümkün olduğundan ve ticaret unvanının bu alanların hepsinde kullanma gibi bir yükümlülük bulunmadığından, ticaret unvanının fiilen kullanıldığı mal ve hizmetler bakımından, 6769 sayılı SMK'nın 6/6 maddesi anlamında sahibine öncelik hakkı sağladığının kabulü gerekmektedir. .... sayılı ilamında da, "davacı şirketin fiilen faaliyette bulunduğu mal ve hizmetler ile davalı markası kapsamında kalan mal ve hizmetler arasında ilişkilendirilebilecek ölçüde benzerlik bulunması halinde, bu mal ve hizmetler yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken" denilerek aynı sonuca ulaşılmıştır. Yine Yüksek Dairenin 12/02/2020 tarih,..... sayılı ilamı da aynı yöndedir. İlk derece mahkemesince, dava konusu markanın davacıya ait ticaret unvanının kılavuz unsuru ile benzerlik teşkil ettiği, dava konusu markanın kapsamındaki mallar ile davacıya ait ticaret unvanın kapsamındaki faaliyet alanlarının benzer/ilişkili olduğu, dolayısıyla davacının ticaret unvanından kaynaklı tescil engelinin bulunduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de yukarıda açıklanan ilkelere aykırı olarak, davacının ticaret unvanının fiilen kullanıldığı mal ve hizmetler araştırılmamıştır. Oysa somut uyuşmazlıkta, davacının ticaret unvanını fiilen kullandığı mal ve hizmetlerin araştırılması, şayet bu mal ve hizmetler ile dava konusu başvuru kapsamındaki mallar arasında benzerlik ilişkisinin bulunup bulunmadığının tespiti ve buna göre SMK'nın 6/6 maddesi koşullarının değerlendirilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik araştırma ile hüküm kurulması doğru olmamış, davalıların bu yöne ilişkin istinaf itirazları haklı bulunmuştur. Bu itibarla, yukarıdaki paragrafta belirtilen hususların araştırılması işbu dava yönünden esasa etkili delil niteliğinde bulunduğundan, davalıların istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülebilmesi için mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalıların istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulü ile .... verilen ... sayılı kararının KALDIRILMASINA," şeklindeki gerekçeler ile mahkememiz kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Mahkememizce istinaf ilamı doğrultusunda yapılan inceleme ve değerlendirmeler neticesinde, Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi halinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. Mevzuatta öngörülen koşulların varlığı halinde aynı veya benzer sınıflarda markasal bir kullanım olup olmadığına bakılmaksızın, başkaları tarafından yapılan marka başvurusuna itiraz edilebilir. Ancak tescilli ticaret unvanı ve işletme adına dayanılarak bir markaya itiraz edilebilmesi için işletmenin faaliyet konusu ile marka olarak tescil edilmek istenen işaretin kapsamındaki mal veya hizmetlerin aynı veya benzer olması gerekir. SMK 6/6 maddesi uyarınca ticaret sicil kaydının başvuru konusu işaret ile aynı ya da benzer olması ve yine iştigal konusunun aynı ya da benzer tür hizmetler niteliğinde olmasının yanı sıra, fiili kullanım koşullarının bulunması gerektiği güncel Yargıtay kararları ile sabittir. Buna göre davacı tarafından sunulan evraklar yukarıda gösterilmiş olup davacının 1 Şubat 2007 tarih ve 6736 sayılı ana sözleşmesinde yer alan amaç ve konu başlığı altındaki 8. Maddesi aşağıdaki gibidir: ..... sayılı ilam; “ (…) davacı şirketin ticaret unvanının ayırt edici unsuru “armada” ibaresi olduğu ve fiilen iştigal ettiği tescilli faaliyet alanları ile aynı ve benzer hizmetler yönünden 556 sayılı KHK’nın 8/5 maddesi kapsamında hükümsüzlük koşullarının oluştuğu” yönündeki kararın ONANMASINA,..... sayılı ilam; (…) KHK m. 8/5 uyarınca tescilli ticaret unvanına dayalı olarak bir başkasının marka başvurusuna da, ancak o ticaret unvanının kullanıldığı işletmenin … içindeki fiili ticari faaliyetleri itibariyle itiraz olunabilecektir. Sunulan delillerin incelenmesi neticesinde davacının elektronik fatura öncesinde düzenlenen faturalarında ticaret unvanındaki “....” ibaresini markasal şekilde “kayısı, dut, muz, çilek ve avokado” ürünlerinin satışında kullandığı görülmüştür. Dolayısıyla fiili kullanımının “gübreler ve topraklar” ürünlerinde kullanmadığı, Meyve sebzelerin satışı ile gübre ve toprakların satışlarının birbirinden farklı hizmetlerdir. İşbu hizmetler birbiri yerine ikama edilemeyen, tüketicinin farklı ihtiyaçlarına cevap veren, dağıtım ve satış kanallarının birbirinden farklı olduğu hizmetlerdir. Bu kapsamda her ne kadar marka işaretleri arasında benzerlik bulunmuş ise de davacının fiili olarak faaliyet gösterdiği hizmetler ile davalının markasında bulunan malların aynı, aynı tür ve benzer mal ve hizmetlerden olmadığı tespit edilmiş olup davacının ticaret unvanından kaynaklı tescil engelinin varlığından bahsedilemeyeceği, Davalının markasında yer alan “gübreler ve topraklar” malları ile davacının fiili kullanımına konu faaliyetleri arasında davacının ticaret unvanından kaynaklı tescil engelinin varlığından bahsedilemeyeceği anlaşılmış olup, davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Davanın reddine, Alınması gereken 732,00.-TL harçtan, peşin alınan 80,70.-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 651,30.-TL maktu ilâm harcının davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, Davalı kurum kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Davalı kurumun yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Diğer davalının yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ve davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, diğer davalının yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.11.03.2026
Kâtip Hâkim .... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır