Diğer ·
2025/314 E. 2025/314 K.
- Mahkeme
- Diğer
- Esas No
- 2025/314
- Karar No
- 2025/314
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/314 Esas - 2026/207 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/314 KARAR NO : 2026/207
.... DAVA : Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü DAVA TARİHİ : 10/06/2022 KARAR TARİHİ : 30/04/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/04/2026 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçelerinde özetle; müvekkilinin soyadı olan “....” ibaresini ilk kez aile büyüklerinin 1977 yılında kullanmaya başladıklarını 2. Kuşağın da halen kullanıma devam ettiğini, müvekkilinin soyadı olan ... ibaresini firma/ticaret unvanı olarak kuruluş tarihi olan 09.12.1998 yılından günümüze “......” olarak kesintisiz kullanmakta olduğunu, “... .... isminin/markasının müvekkili tarafından kullanıldığını ve ürün çeşitliliği hakkında bilgilerin yer aldığı internet adreslerinin .... numaralı 29. ve 35. Sınıflarda başvurusu yapılmış olan “... Kuruyemiş” şekil markasının bulunduğunu, davalının müvekkili ile aynı şehirde olması ve müvekkilinin 1998 yılından günümüze olağanüstü gayretler ile ulaştığı başarının farkında olarak kötü niyetle marka başvurusu yaptığını, itiraz ettikleri marka ile müvekkilinin markalarının esas unsurlarının aynı olduğunu ifade ederek, .... sayılı "gençkuruyemiş yedikçe keyiflendiren lezzez" ibareli markanın tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı .... vekili cevaplarında özetle; dava konusu ... kararının usule ve yasaya uygun olduğunu, tanıtıcı işaretin ihdas edilmesinin veya küçük çaplı ticari ilişkilerde kullanılmasının tek başına işareti ihdas edene üstün bir hak vermeyeceğini, bunun için daha önceden ticaretteki kullanım sonucu markaya ayırt edicilik kazandırılması gerektiğini, SMK m. 6/3’ün uygulanabilmesi için markaya belirli bir ayırt edicilik, bir başka ifadeyle bilinirlik kazandırılması gerektiğini, bir işaretin üzerinde hak elde edebilmesi için üçüncü kişinin tescil başvurusundan veya rüçhan hakkının doğumundan önce bu işareti kullanmak ve belli oranda tanınır hale getirmek gerektiğini, SMK m. 6/3 ile sağlanacak korumanın sadece tanıtımın yapıldığı mal ve hizmetlerle sınırlı olacağını, dava dilekçesinde kuruma itiraz aşamasında ileri sürülmemiş kullanım ispatına ilişkin bilgi, belge ve sair delillerin huzurdaki .... kararının iptali talepli işbu davada dikkate alınmasının mümkün olmadığını, itiraz süresinin geçtiği tarihten sonra itiraza konu vakıanın değiştirilmesi veya genişletilmesi yasağının bulunduğunu, davacının müvekkili Kurum’a itiraz aşamasında sunmadığı bilgi, belge ve kullanım ispatına yönelik sunulacak delillerin bu dava kapsamında değerlendirilmesinin usulen mümkün olmadığını, itiraz ekinde sunulan deliller incelendiğinde itiraz sahibinin başvurunun kapsamındaki ürünler bakımından korunmaya değer hukuki bir yarar elde etmediğini, dava konusu marka başvurusunun tarihinin 30.12.2020 olduğunu, davacının .... sayılı “... kuruyemiş şekil” markasının 19.03.2021 tarihinde dava konusu markadan sonra kayıtlara girdiğini, dolayısıyla davacının 30.12.2020 tarihinden önce başvurunun asli ayırt edici unsurunu teşkil eden “gençkuruyemiş” ibaresini veya bu ibarenin ayırt edilemeyecek kadar benzeri bir ibareyi, itirazın yöneldiği mallarla ilgili olarak Türkiye’de ciddi kullanım teşkil edecek şekilde ticaret alanında kullandığını ispat etmek durumunda olduğunu, bir markanın faturalarda kullanılması, arama motorlarında yer alması, işletmenin kataloglarında görünmesi gibi hususların tek başına markanın ciddi biçimde kullanıldığı anlamına gelmediğini, bu tür belgelerin delil değerlerinin oldukça düşük olduğunu, bu durumda müvekkili tarafından itiraz kapsamında dosyaya sunulan bilgi ve belgeler üzerinde yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde davacı tarafından söz konusu ibarenin itiraza konu mallar üzerinde 30.12.2020 tarihinden önce Türkiye’de yaygın, fasılasız ve ticari etki doğuracak şekilde kullanıldığını ispatlamaya yeterli delil olmadığını, 2013-2016 tarihleri arasında son derece sınırlı (üç adet ticari işlem) bir kullanımın bulunduğunu, ancak bu kullanımın SMK m. 6/3, 6 kapsamında yasal bir hak elde edecek düzeyde olmadığını, davacının davalı şahsın başvurusunun kötü niyetli olduğunu iddia etmiş olmasına karşın bu iddiayı ispata elverişli somut delil sunmadığını ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şahıs vekili cevaplarında özetle; müvekkilinin 2010 yılından itibaren “Gençtürk Kuruyemiş” ismi ile Denizli’de üretim ve satış faaliyeti yaptığını, davacının ... ibaresini ticaret unvanı olarak kullanmışsa da markasal kullanımının olmadığını, ticaret unvanı ve markanın farklı kavramlar olduğunu, davacının .... başvuru numaralı markaya dayandığını, söz konusu markanın başvurusunun müvekkilinin başvurusundan sonra olduğunu, bu nedenle tescil engeli oluşturmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin soyadını kullandığını ve marka olarak tescil ettirip uzun yıllardır kullandığını, davacının kötüniyetli olduğunu, davacının perakende satışı olmamasına rağmen müvekkilinin bilinirliğinin artmasından sonra perakende satışa geçip müvekkilinin markasını taklit ettiğini, müvekkilinin Kurum nezdinde tescilli “....” ana unsurlu birçok markasının bulunduğunu, müvekkilinin gerek gerçek hak sahipliği gerek eskiye dayalı kullanımı nedeniyle davacı tarafın davasının reddine karar verilmesi gerektiğini ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılımı olan tarafların dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Dosya uyuşmazlık konuları hakkında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve rapor tanzim ettirilmiştir. Davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, başvuru markası ve mal/hizmetler ile itiraza mesnet markalar ve mal/hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı, karıştırılma ihtimalinin olup olmadığı, YİDK kararlarının yerinde olup olmadığı, hükümsüzlük ile terkin şartlarının oluşup oluşmadığı, davacının eskiye dayalı kullanım, gerçek hak sahipliği ve kötü niyet itirazları ile davalının gerçek hak sahipliği itirazlarının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Celp olunan tescil dosyaları kapsamından davalının .... sayılı ".... sayılı ve "gençkuruyemiş yedikçe keyiflendiren lezzet" ibareli marka için 30/12/2020 tarihinde 29,30,35.Sınıf mal/hizmetleri kaplayacak şekilde tescili için başvuruda bulunduğu, başvurunun ilanına karar verildiği, ilana karşı davacı şirket yetkilisi .... sayılı "... kuruyemiş şekil" markalarına dayanarak itirazda bulunduğu, itirazın reddine karar verildiği, red kararına karşı davacı şirket yetkilisinin tekrar itirazda bulunduğu, .... sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiği ve bunun üzerine işbu davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır. Davacı Delilleri: Davacı şirket vekilinin sunmuş olduğu vekaletnameden ve ticaret sicil kayıtlarından başvuruya itirazda bulunan ....'nin yetkilisi olduğu; Vergi levhası: İşe başlama tarihi 22.12.2021, faaliyet alanı “leblebi imalatı ile kavrulmuş çekirdek, yerfıstığı vb. üretimi (sert kabuklular hariç)”dir. Muteriz gerçek kişinin marka işlem dosyasına sunduğu vergi levhası da dava dosyasına ibraz edilmiştir. Muteriz gerçek kişinin işe aldığı personel ile ilgili belgeler: Çekişme konusu markalar veya faaliyet alanları ile ilgili olmayıp bir işletmenin personel çalıştırmasının daha ziyade iş-işveren-işçi-sosyal güvenlik vs. ile ilgili olduğu; Çeşitli .... yıllarına ilişkin birkaç örnekten oluştuğu; Gazete haberleri: Yerel gazetelerde 2017 ve 2019 yıllarına ilişkin sunulan birkaç örnekte davacı şirketin açtığı mağaza, şube vs. hakkında bilgiler bulunduğu; Çeşitli sosyal medya paylaşımları: Yine bir çeşit tanıtım faaliyeti niteliğinde olan davacı şirket ile ilgili tanıtımlar bulunduğu; Kira sözleşmeleri: İşyeri kiralarına ilişkin olduğu ve kiracı Hasan ... – ... Kuruyemiş olarak belirtildiği; Esnaf ve Sanatkar Sicil Tasdiknamesi: Hasan ... adına düzenlenmiş 14.04.2016 tarihli belgede faaliyet alanı “leblebi imalatı ile kavrulmuş çekirdek, yerfıstığı vb. üretimi (sert kabuklular hariç)” olarak belirtildiği, belge geçerlilik tarihinin 14.04.2021 de sona erdiği; Satış sözleşmesi örnekleri: Hangi markaya veya hangi ürüne ilişkin olduğuna ilişkin bilgi içermeyen sözleşmelerin ifa edilip edilmediği ile ilgili de bilgi bulunmadığı; Sair belgeler: Dava konusu yapılan markanın başvurusundan veya dava tarihinden sonraki tarihli olan fatura vs. gibi belgelerin uyuşmazlıklara bir etkisinin bulunmadığı, tüketim kapasitesine ilişkin belgeler de de çekişme konusu marka(lar) hakkında veri bulunmadığı anlaşılmıştır. Davalı Şahıs Delilleri: Davalı şahıs tarafından dava dosyasına sunulan.... numaralı markaların sahipliğine dayanılarak keşideci davalı tarafından davacı şirkete izinsiz kullanımlarla gerçekleştirilen sınai mülkiyet hakkına tecavüz fiillerinin sonlandırılması hususunda ihtarat yapıldığı ve ihtarnamenin davacı şirkete 17.06.2022 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır. Toplanan delillere, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; KARIŞTIRILMA İHTİMALİ BAKIMINDAN: YİDK kararı iptali talebi bakımından: Marka işlem dosyasından dava konusu ....olduğu) ve bu markanın başvuru tarihinin 19.03.2021 olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda, itiraz edilen (dava konusu) markadan sonraki .... numaralı marka ile dava konusu markanın karıştırılma ihtimalinin bulunduğundan söz edilemeyecektir. Zira, karıştırılma ihtimali için SMK’daki hükümlere göre itiraza dayanak marka ile itiraza konu marka arasında karıştırılma ihtimalinin varlığından söz edilebilmesi için itiraza dayanak markanın önceki tarihli olması gerekmektedir. Başka bir ifadeyle, önceden var olan bir hakkın sonradan doğması için sisteme dahil edilmiş başvuruya / hakka engel olması mümkündür. Sonradan ortaya çıkan bir hakkın önceden ortaya çıkan hak bakımından herhangi bir engel oluşturması SMK’nın ve uluslarası düzenlemelerin kapsamına uygun değildir. Hükümsüzlük talebi bakımından: Davacı tarafından dava dilekçesinde karıştırılma ihtimaline dayanak yapılan önceki tarihli markalar; .... tescil numaralı “gençkuruyemiş yedikçe keyiflendiren lezzet” markasıdır. Taraflar arasındaki çekişmenin “...” ibaresine ilişkin olması da göz önüne alındığında davacının dayanak yaptığı markalardan sadece.... numaralı markanın dava konusu marka ile karşılaştırmasının yapılabileceği anlaşılmıştır. Söz konusu dayanak marka ise tescille koruma altında olan bir marka değildir. Marka başvurusu reddedilmiş olup tescile dayalı herhangi bir korumanın bulunmadığı; Şu halde davacının dayanak yaptığı, “...” ibaresini içeren, tescille koruma altında olan dava konusu markadan önceki tarihli olan bir markasının veya başvurusunun bulunmaması karşısında karıştırılma ihtimalinden söz edilebilmesinin mümkün olmayacağı kanaatine varılmıştır. ESKİYE DAYALI KULLANIM BAKIMINDAN: YİDK kararı iptali talebi bakımından: Marka işlem dosyası kapsamında muteriz Hasan ... tarafından eskiye dayalı kullanım iddiasıyla ilgili olarak sunulan belgeler yukarıda deliller kısmında açıklanmıştır. Marka tescilinde nispi tescil engellerinden birisi “eskiye dayalı kullanım”a ilişkin olup; “Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.” biçiminde düzenlenmiştir. Söz konusu düzenleme ile kanun koyucu, SMK’da benimsenmiş olan “tescil prensibine” istisna olarak “gerçek hak sahipliği” prensibini benimsemiştir. SMK kapsamındaki marka tescilinde nispi tescil engellerinin söz konusu olabilmesi için dayanak yapılan işaret ile tescil engeline konu olan başvuru veya marka arasında aynılık veya benzerlik bulunması, düzenlemenin doğası gereğidir. Belirtilen tescil engelinin kapsamına “ticaret sırasında kullanılan işaret” (ticaret unvanı, alan adı, vb.) de girmektedir. Tescil engeli ile aranan “hak elde edilmesi” kavramı, dayanak olarak gösterilen tescilsiz işaretin veya ticaret sırasında kullanılan işaretin markasal etki yaratacak nitelikteki kullanımlarına karşılık gelmektedir. Marka işlem dosyası kapsamında muteriz Hasan ... tarafından tescilsiz kullanımdan söz edilmiş ve bazı deliller ileri sürülmüştür. Bu deliller arasında faaliyetle ilgili şahıs işletmesinin durumunu, aldığı izinleri veya standartlarını açıklayan birkaç tane belge bulunmaktadır. Ancak, bu belgeler markasal nitelikte olmayıp işletme faaliyetine ilişkin kayıtlarla ilgilidir. Markasal kullanım ile ilgili olarak sunulan faturalar bulunmakla birlikte sadece üç adettir. Kuruyemiş gibi yoğun tüketimi söz konusu olan bir gıda maddesinin markasal kullanımından söz edebilmek için üç tane faturadan daha fazlası ve ciddi bir yoğunluk olması çekişme konusu emtianın doğasından kaynaklanmaktadır. Bu durumda, itiraz edilen dava konusu markanın tescil başvurusundan (30.12.2020) önce muteriz Hasan ... tarafından markasal nitelikte kullanımın ispat edilemediği kanaatine varılmıştır. Hükümsüzlük talebi bakımından: Davacı tarafından dava dosyasına eskiye dayalı kullanım iddiasıyla ilgili olarak sunulan belgelerin çoğunluğu şirket işleyişine ilişkin olup, çekişme konusu markaya ilişkin herhangi bir kayıt içermemektedir. Satış faaliyetlerinde de marka kaydı bulunmamaktadır. Tanıtım amaçlı olan film çekimlerinde her ne kadar “... kuruyemiş” ifadesine yer verilmişse de bunlar sadece tanıtıma yönelik olup markasal kullanım ile ilişkilendirilebilecek nitelikte değildir. Çekişme konusu bakımından kuruyemişler ile ilgili olarak markayla ortalama tüketiciye ulaşılması halinde markasal kullanım kabul edilebilecektir. Şu halde, dava dosyası kapsamında davacı tarafından ileri sürülen eskiye dayalı kullanım iddiasının da sunulan delillerle ispat edilemediği kanaatine varılmıştır. BAŞKA BİR FİKRÎ MÜLKİYET HAKKI BAKIMINDAN: YİDK kararı iptali talebi bakımından: 6769 sayılı SMK’nın 6/6 maddesine göre; “Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.”. Kişi isimleri, ticaret unvanları da bu madde kapsamında korunan haklardandır. Bu madde anlamında bir iltibastan bahsedebilmek için, marka ile kişi ismi veya ticaret unvanının benzer olması yetmemekte, aynı zamanda bu hakların ilgili olduğu hususların da benzer olması gerekmektedir. Muteriz .... ... tarafından marka işlem dosyasında işletme adına ve soyadına dayanılmıştır. Ancak, soyadı veya işletme adının itiraza konu markanın başvurusuna konu edilen mallar üzerinde markasal nitelikte kullanıldığına ilişkin ispata elverişli vasıtalara dayanılmamıştır. Bu durum karşısında, .... kararında muteriz ... ...’in başka bir fikrî mülkiyet hakkından kaynaklı bir tescil engelinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Hükümsüzlük talebi bakımından: Davacı tarafından dava dosyasına ticaret unvanı ile ilgili olarak sunulmuş belgelerin bir limited şirketin olağan akışına ilişkin kira, iş sözleşmesi, faaliyet izin veya kayıtlarıyla ilgili olduğu; ... ve Gençtürk ibarelerinin arasında benzerlik bulunduğu uyuşmazlık kapsamında ortalama tüketiciler açısından kabul edilmesi gereken bir husustur. Ancak, sadece işaretlerin ilişkili olması tek başına tescil engeli yaratabilecek nitelikte olmayacaktır. İlişkilendirmenin markasal düzeyde olması gerekir ki başka bir fikrî mülkiyet hakkından kaynaklanan tescil engelinden söz edilebilsin. Bunlar da dikkate alındığında; tanıtım ile ilgili olan belgeler de ise hangi ürünlerle ilgili olarak ortalama tüketicide markasal algı yaratıldığını, çekişme konusu veya iddiaya konu edilen kuruyemişler üzerinde markasal kullanımı tevsik edecek güçte olmadığı; Bu durum karşısında, davacı şirketin ticaret unvanından kaynaklı olarak hükümsüzlük talebine konu edilen markaya tescil engeli yaratabilecek nitelikte bir hakkın varlığından söz edilemeyeceği kanaatine varılmıştır. KÖTÜ NİYET İDDİASI BAKIMINDAN: Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Tescil başvurusunda bulunan kişinin kötü niyetli olduğuna emare teşkil edebilecek olgu ve olayların varlığı, kötü niyetli marka başvurusunun kabulü için yeterli sayılmaktadır. Buna karşılık başvuru sahibinin, hakkını kötüye kullanma niyeti taşıması veya başkalarını engelleme amacına sahip olması gibi sübjektif durumlar kural olarak tespit edilmeye çalışılmamalıdır. Zaten kişinin içsel durumunu ifade eden sübjektif unsurlara doğrudan ulaşmak veya nüfuz etmek mümkün de değildir. Ancak, somut olayda başvuru sahibinin içsel durumunu ifade eden bilme, kast, niyet gibi hususların anlaşılabileceği veya ortaya çıkarılabileceğine dair ciddi belirtilerin varlığı halinde, bunlar araştırılarak, kötü niyetli tescilin varlığı sonucuna ulaşmada yardımcı unsur olarak kullanılabilir. Somut olayda davalının kötü niyetli hareket ettiğine ilişkin somut veriler gerek marka işlem dosyasında muteriz Hasan ... gerek dava dosyasında davacı şirket tarafından sunulmamıştır. Başka bir ifadeyle, her iki aşamada da muteriz yahut davacı tarafından soyut iddialarla kötü niyet itirazında bulunulmuştur. Davacının kötü niyet iddialarını ispata elverişli delil ibraz etmediği ve somut beyanlara dayandırdığı, bu nedenle kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı kanaatine varılmıştır. Neticede; dosya incelendiğinde, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından; Dava konusu .... numaralı marka başvurusunun itiraza ve davaya konu 2020/169508 tescil numaralı markadan sonraki tarihli olduğu, marka işlem dosyası kapsamında davacının eskiye dayalı kullanım ve başka bir fikrî mülkiyet hakkına dayandırdığı iddialarını markasal nitelikteki kullanım düzeyinde ispata elverişli delil ibraz edemediği, dava dosyası kapsamında davacı şirketin eskiye dayalı kullanım ve başka bir fikrî mülkiyet hakkına dayandırdığı iddialarını markasal nitelikteki kullanım düzeyinde ispata elverişli delil ibraz edemediği, marka işlem dosyası ve dava dosyasında muterizin ve davacının kötü niyet iddialarını ispata elverişli delil ibraz etmediği, soyut beyanlara dayandırdığı, kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı, .... kararlarının yerinde olduğu ve iptali koşullarının oluşmadığı, hükümsüzlük ile terkin koşullarının oluşmadığı kanaatleriyle davanın reddine karar verildiği, verilen kararın davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulduğu, istinafı inceleyen .... sayılı ilamıyla "GEREKÇE : Dava, .... marka kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere, davacı, dava konusu marka başvurusuna iltibas, gerçek hak sahipliği, kötü niyet gerekçeleri ile ticaret unvanı ve alan adına dayalı olarak itiraz etmiş, davacının, itirazlarının reddedildiği ... kararının iptali talebiyle açtığı eldeki davada da davacı tarafın itirazları yerinde görülmemiş ve dava reddedilmiştir. Öncelikle belirtmek gerekir ki, dava konusu marka başvurusuna Hasan ... tarafından itiraz edildiği, ..... olarak dava tarihinden önce değiştirildiği ve bu değişikliğin 22.12.2021 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği anlaşılmıştır. Somut olaya uygulanması gereken 6769 sayılı SMK'nın 6/6. maddesi ise, "Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir." şeklindedir. Ticaret unvanı, bir tacirin ticari işletmesine ilişkin işlemlerinde kullandığı addır. Markalar, eşya ile işletme arasındaki ilişkiyi kurar ve farklı işletmelerin ürettiği benzer emtiayı birbirinden ayırt etmeye yarar. Buna karşılık, ticaret unvanları ise işletmenin kendisini tanımlar. Şirketlerin ticaret unvanları tescil edilirken, faaliyet alanına her türlü mal ve hizmetin yazılması mümkün olduğundan ve ticaret unvanının bu alanların hepsinde kullanma gibi bir yükümlülük bulunmadığından, ticaret unvanının fiilen kullanıldığı mal ve hizmetler bakımından, 6769 sayılı SMK'nın 6/6 maddesi anlamında sahibine öncelik hakkı sağladığının kabulü gerekmektedir. .... Karar sayılı ilamında da, "davacı şirketin fiilen faaliyette bulunduğu mal ve hizmetler ile davalı markası kapsamında kalan mal ve hizmetler arasında ilişkilendirilebilecek ölçüde benzerlik bulunması halinde, bu mal ve hizmetler yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken" denilerek aynı sonuca ulaşılmıştır. Yine .... 12/02/2020 tarih, .... sayılı ilamı da aynı yöndedir. Öte yandan, alan adına dayalı itirazlar da bu fıkra kapsamında kalmaktadır. Bu açıklamalardan sonra somut uyuşmazlığa dönüldüğünde, davacı tarafın ticaret unvanının çekirdek unsuru "..." ibaresidir. Bu ibare, dava konusu markanın da esas unsurunu oluşturmaktadır. Davacı tarafça, dosyaya bu ibarenin dava konusu marka kapsamındaki mal ve hizmetlerde kullanıldığını ispata yönelik bir takım deliller sunulmuştur. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise, işletme adının başvuru konusu mallar üzerinde markasal nitelikte kullanıldığına dair delil bulunmadığı belirtilerek sonuca ulaşılmıştır. Oysa, söz konusu madde kapsamında yapılacak inceleme için, yukarıda da belirtildiği gibi, öncelikle davacı tarafın fiilen faaliyette bulunduğu mal ve hizmetlerin belirlenmesi, daha sonra bu mal ve hizmetler ile, dava konusu markanın kapsamındaki mal ve hizmetlerin karşılaştırılması gerekir. Dolayısıyla, dosyaya sunulan ve davacının ticaret unvanını içeren delillerin bu kapsamda incelenmesi gerekir. Açıklanan nedenlerle, davacının ticaret unvanına dayalı olarak dava konusu marka başvurusuna yaptığı itirazın, eksik incelemeye dayalı olarak reddedilmesi isabetli olmamıştır. Bunun yanında, davacı tarafça, SMK'nın 6/6. maddesi kapsamında, gerek işlem dosyasında, gerekse de hükümsüzlük davasında diğer delillerin yanında ".... alan adına da dayanılmıştır. Dosya kapsamında görüşüne başvurulan bilirkişi heyetince ise, dava konusu markanın tescil başvurusundan önce davacı muteriz tarafından markasal nitelikte kullanımının ispat edilemediği kanaatine varıldığı belirtilmiş ise de, söz konusu alan adlarına ilişkin herhangi bir inceleme yapılmamıştır. Öte yandan, davacı vekilinin 05.03.2024 havale tarihli dilekçesinde, davalı şahıs ile müvekkili arasında sağlanmış olan sulh kapsamında davalının dava konusu markayı, marka devir sözleşmesi ile müvekkiline devrettiğini bildirmiştir. Hükümsüzlük davası yönünden verilecek kararda, bu durumun da dikkate alınması gerekmektedir. 22/7/2020 tarihli 7251 sayılı Kanunun 35. maddesi ile değişik 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca "Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması." halinde bölge adliye mahkemesi, esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine gönderilmesine, duruşma yapmadan kesin olarak karar verir. Bu itibarla Dairemizce, davacı vekilinin yukarıdaki hususlara ilişkin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre davacı ve davalılar vekillerinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir." biçiminde gerekçeler ile mahkememiz kararının kaldırılmıştır. Mahkememizce ilam doğrultusunda mahkememizce yeniden incelemeler yapılmıştır. Buna göre, itiraz ekinde sunulan belgeler; muteriz .... ... adına düzenlenmiş olan 23.11.2012 tarihli .... örneği, 04.01.2014 tarihli “çek tahsilat makbuzu”, 18.11.2015 tarihli miktarı “50” ve “100” olarak belirtilmiş iki ayrı çikolatalı leblebi kalemine ilişkin satış faturası örneği, 27.12.2016 tarihli miktarı “100” olarak belirtilmiş “iğde” satışına ilişkin fatura örneği, muayene ve analiz raporu olduğu anlaşılmakla birlikte yazı/baskı kalitesi nedeniyle içeriği okunamayan analız raporu, “kuruyemiş, mısır cipsi, leblebi imalatı ile kavrulmuş çekirdek, yerfıstığı üretimi (sert kabuklular hariç)” için 04.07.2019 tarihinden itibaren üç yıl geçerli olan “gıda güvenliği yönetim sistemi standardının şartlarına uyan bir yönetim sistemi kurduğunu ve uygulandığını onaylamak üzere” verilmiş olan .... sertifikası örneği, işe başlama tarihi olarak 09.12.1998 ve faaliyet olarak “leblebi imalatı ile kavrulmuş çekirdek, yerfıstığı vb. üretimi (sert kabuklular hariç)” bilgilerini içeren vergi levhası örneği, tarih kaydı içermeyen fuar katılımı ile ilgili fotoğraf görselleri yer almaktadır. Bu deliller, nitelikleri itibariyle ticaret sırasında kullanılan işaretin markasal nitelikte kullanıldığını ispat edebilecek kuvvette olmadığı, Ancak, davacının işlem dosyasındaki itirazları kapsamında dayanak gösterdiği .... alan adlarının görsellerinden bazı örnekler yayıma itiraz dilekçesinde yer almakla birlikte herhangi bir tarih kaydı içermediği, Alan adları ile ilgili olarak https://web.archive.org üzerinden araştırma yapılmış buna göre, .... alan adına ilişkin olarak dava konusu yapılan markanın başvurusunun yapıldığı 30.12.2020 tarihinden öncesine ilişkin kayıtları dikkate alındığında, Zaman kayıtlarının detayları incelendiğinde tamamında görsellere rastlanmamış olmakla birlikte 2017, 2018, 2019 yılındaki kayıtlara ilişkin görsellerde ... .... ibaresinin çeşitli kuruyemiş ve cips ürünleri için kullanıldığı, .... adına ilişkin olarak dava konusu yapılan markanın başvurusunun yapıldığı 30.12.2020 tarihinden öncesine ilişkin hiçbir kayıt bulunmadığı, Yapılan bu incelemeler ile dava konusu markanın kapsamındaki mallardan 29. Sınıftaki “Kuruyemişler. Patates cipsleri” malları bakımından davacının dava konusu markanın önceki sahibinden de önce markasal kullanım gerçekleştirmiş olduğu anlaşılmıştır. Netice olarak; davacının dava konusu markanın önceki sahibinden önce olacak şekilde dayanak yaptığı alan adlarından .... üzerinden “... kuruyemiş” ibaresini dava konusu markanın başvuru tarihinden önce markasal etki yaratacak şekilde kullandığı, dava konusu yapılan .... tescil numaralı markanın başvurusunun yapıldığı 30.12.2020 tarihinden önce dava konusu markanın halihazırdaki sahibi olan davacı tarafından ....” ibaresinin dava konusu markanın tescil edildiği 29. Sınıftaki “Kuruyemişler. Patates cipsleri.” malları için markasal nitelikte kullandığı, davacının eskiye dayalı kullanımları ile dava konusu.... sayılı marka arasında 29. Sınıftaki "Kuruyemişler: patates cipsleri" malları bakımından tescil engeli bulunduğu, dava konusu markanın da 27.02.2024 tarihinde davacıya devredilmiş olduğu dolayısıyla hükümsüzlük konusunda karar verilemeyeceği anlaşılmış davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Davanın Kısmen Kabulüne, 1-.... sayılı kararının 29. Sınıf "kuruyemişler, patates cipsleri" bakımından iptaline, Alınması gereken 732,00-TL harçtan peşin alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 651,30.-TL maktu ilam harcının davalı kurumdan alınarak hazineye irat kaydına, Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekaletin davalı kurumdan alınarak davacıya verilmesine, Davanın kısmen reddolunması ve davalı kurumun kendisini vekil ile temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalı kuruma verilmesine, Davanın kabul ret oranının takdiren %50 olarak kabulüne, Harcın davanın yalnızca kabul edilen kesimi üzerinden alınması sebebi ile davacının peşin yatırdığı 615,40-TL ilâm harcının tamamının davalı kurumdan alınarak davacıya verilmesine, Davacının bunun dışında yapmış olduğu aşağıda dökümü yazılı 6.732,50.-TL yargılama giderinin %50'sinin davalı kurumdan alınarak davacıya verilmesine, Davalı kurumun yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 2-Hükümsüzlük konusunda karar verilmesine yer olmadığına, Davalı şahsın yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, davacı ve davalı şahıs vekilinin yokluğunda tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ....yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.
Kâtip Hâkim .... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır MASRAF DÖKÜMÜ Harçlar : 802,50.-TL Gider Avansı :5.930,00.-TL TOPLAM :6.732,50.-TL