Diğer ·
2025/173 E. 2026/140 K.
- Mahkeme
- Diğer
- Esas No
- 2025/173
- Karar No
- 2026/140
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/173 KARAR NO : 2026/140
DAVA : Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli) DAVA TARİHİ : 23/09/2025 KARAR TARİHİ : 06/07/2026
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, I.DİLEKÇELER AŞAMASI Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının işletmesinde hukukçu marka vekili eşliğinde keşif yapılması gerektiğini, yapılacak keşif neticesinde vekil edenin marka haklarına tecavüz teşkil eden taklit nitelikte ürünlerin satışa sunulup sunulmadığının, bu ürünlerin adedi, fiyatı ve keşif öncesindeki satış miktarlarının tespit edilerek fatura ve görsellerin bilirkişi raporuna eklenmesini, davalının eylemlerinin 6769 sayılı SMK’nın 29 ve 149/1-a maddeleri uyarınca marka haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespiti ile SMK'nın 149/1-c hükmü uyarınca ihlalin durdurulmasını ve 149/1-d hükmü gereğince taklit ürünlere el konulmasını talep etmiştir. Davalı asile tensip zaptı ve bilirkişi raporunun 31/10/2025 tarihinde teslim edildiği, ancak cevap dilekçesi sunmadığı anlaşıldı. II.DELİLLER HMK'nın 266. maddesi gereğince uyuşmazlığın çözümünün hukuk dışında, özel ve teknik bilgiyi gerektirmesi nedeni ile esasa yönelik teknik incelemenin yapılması gerekmiş olup mahkememizce görevlendirilen marka bilirkişisi ... tarafından düzenlenen 16/10/2025 tarihli raporun sonuç kısmında özetle; 10.10.2025 tarihinde belirtilen adreste marka kullanımlarının incelendiğini, yapılan incelemede satışa hazır vaziyette bulunan 4 adet şapka ürünü üzerinde davacıya ait marka tescil sınıfı kapsamında kalan 25. sınıf ürünler üzerinde davacı markalarının bire bir aynen kullanıldığını, bu kapsamda yapılan kullanımların SMK madde 7/2-a uyarınca marka ihlalini oluşturduğu sonuç ve kanaatine varmıştır. III.DAVA VE UYUŞMAZLIK Dava; Davalıya ait ''..." adresinde yer alan ''...” ticaret unvanlı ve tabelalı işletmede hukukçu marka vekili unvanına sahip bilirkişi eşliğinde keşif yapılmasına, davalıya ait işletmede yapılacak keşifte; vekil edenin marka haklarına tecavüz teşkil eden taklit nitelikte ürünlerin satışa sunulup sunulmadığının tespitine, satışa sunulan ve/veya ticari amaçla elde bulundurulan taklit nitelikte ürünler mevcut ise; işbu ürünlerin adetinin, fiyatının ve keşif tarihi öncesinde kaç adet satış gerçekleştiğinin tespitine, satışa ilişkin belge, fatura ve ayrıntılı ürün görsellerinin keşif sonrasında düzenlenecek olan bilirkişi raporuna eklenmesine, davalının eylemlerinin 6769 sayılı smk’nın, 29 ve 149/1-a hükümleri uyarınca vekil edenin marka haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, 6769 sayılı smk’nın 149/1-c hükmü uyarınca vekil edenin marka haklarına yönelik ihlalin durdurulmasına, 6769 sayılı smk’nın 149/1-d hükmü uyarınca vekil edenin marka haklarına tecavüz teşkil eden taklit nitelikteki ürünlere el konulmasına, karar verilmesi taleplerine yöneliktir. IV. GEREKÇE Tescilli bir markanın, sahibinin izni olmaksızın kullanılması veya o markayı taşıyan mal ve hizmetlerin, tecavüzün bilinmesine rağmen pazarlanması, stoklanması, satış için teklife dilmesi, ihracı, ithali ya da tecavüzün bilinmesine rağmen o malların nereden sağlandığının bildirilmesinden kaçınılması, tecavüz olarak tanımlanmıştır. (TEKİNALP, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2012, s. 491) Davacıların marka haklarına tecavüz edilerek ihlal edildiği iddiasına istinaden gerçekleştirilecek hukuki değerlendirme; marka hakkına tecavüz sayılan haller, SMK'nın 7. maddesine de atıf yapılmak suretiyle 29. Maddede düzenlenmektedir. 7. maddede “Marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları” başlığı altında marka sahibinin yasaklayabileceği fiiller sıralanmakta, 29. maddede ise “Marka hakkına tecavüz sayılan fiiller” düzenlenmektedir. Marka hakkına tecavüz sayılan fiiller incelenirken, 7. Madde ile 29. Maddenin birlikte dikkate alınması gereklidir. Buna göre, tescilli markanın aynısının/benzerinin aynı/benzer mal veya hizmet için kullanılıp kullanılmadığı veya tescilli markanın ayırt edilemeyecek derecede benzerinin kullanılıp kullanılmadığının ve bu durumun ortalama tüketici nezdinde ilişkilendirme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali doğurup doğurmadığının tespit edilmesi gerekmektedir. SMK 7. Ve 29. Maddeleri ve ortalama tüketici gözüyle değerlendirmenin esas alındığı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 07/06/2006 tarihli "...Burada üzerinde durulması gereken husus, halk tarafından karıştırılma kavramından ne anlaşılacağıdır...Halk tarafından karıştırılma ihtimalinde ölçü ise bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halkın olduğu göz nde tutulacaktır. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurmasıdır. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir.” şeklindeki içtihatı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 18.02.2001 tarih, ... E., ... K. Sayılı kararında, “...Markalar karşılaştırılırken “onların piyasaya sürülüş biçimlerine; kullanılış şekillerine bakılarak orta düzeydeki alıcı nezdinde bıraktığı toplu intiba dikkate alınır” şeklindeki ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 05.07.2001 tarih,... E.,... K. Sayılı; benzerlikleri yüzünden orta düzeyde bir tüketicinin ürünleri karıştırma tehlikesinin bulunduğu markalar arasında iltibas olduğunu belirttiği içtihatı, Yargıtay 11. HD 26.01.2007 T., ... E.... nolu kararını “Halk tarafından karıştırılma ihtimalinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halkın göz önünde tutulmasıdır. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurmasıdır. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta genel görünüş açısında “umumi intiba” olmasa bile, halk tarafında iki marka arasında bağlantı kurulası, hatta çağrıştırılması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü kabul edilmelidir.” şeklindeki yaklaşımı, yine Avrupa Adalet Divanı karıştırılma ihtimalini “Halkın söz konusu mal ve/veya hizmetlerin aynı ya da bağlantılı işletmelerden geldiğini düşünme tehlikesidir” şeklindeki tanımı, öğretide yer alan; “Bir mal veya hizmetin alıcısının, yani genel anlamda halkın almayı tasarladığı, bildiği veya duyduğu mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını veya hizmetini alma ihtimali ( tehlikesi ) ile karşı karşıya olması ( Çolak, Uğur, Türk Marka Hukuku, 2012, s,222)” biçimindeki tasnifi kapsamında tecavüz eylemlerinin değerlendirilmesinde; Somut olayda davacının dayanak markaları; ... başvuru nolu markanın .... sınıfta 01.04.2014 tarihinde koruma altına alındığı ve 03.02.2015 tarihinde tescil edildiği, marka kullanım şeklinin bu koruma içerisinde yer aldığı, ... nolu markanın .... sınıfta 01.04.2014 tarihinde koruma altına alındığı ve ...tarihinde tescil edildiği, marka şeklinin .... olduğu görülmüştür. Dava konusu somut olay ile benzer mahiyetti taklit kullanıma ilişkin Yargıtay 11. H.D.'nin ...E., ...K. Ve 13.01.2026 tarihli "...davalının, "..." isimli işyerinde sattığı taklit çorap ürünlerinin davacıya ait "ayak giysileri ve çorap" için tescilli olan "..." esas unsurlu markaları birebir taşıdığı, bu durumun davacının marka haklarına tecavüz teşkil ettiği..." şeklindeki onama kararı, hükme esas alınmıştır. Davalı tarafın iş yerinde gerçekleştirilen incelemelere konu 16/10/2025 tarihli Bilirkişi Raporu, TPMK kayıtları, taraf dilekçeleri ve ilgili diğer deliller bir arada değerlendirildiğinde; davalıya ait iş yerinde davacıya ait markaların görselleri ile birlikte birebir aynısının kullanıldığı 4 adet şapkaya ulaşıldığı, bu şapkalarda davacıya ait... ve 2014/43280 numaralı markaların görselleri ile birlikte yer aldığı, davacı ve davalının kullanımlarının aynı sınıfta -25. Sınıfta- yer aldığının anlaşılması ile tespit edilen davalı eyleminin davacının marka hakkına tecavüze neden olduğunun tespitine dair davanın kabulü yönünde aşağıdaki şekilde hüküm tahsis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere 1-DAVANIN KABULÜNE -Davalı eyleminin davacının marka hakkına tecavüze neden olduğunun tespitine 2-SMK’nın 149/1-c hükmü uyarınca davacının marka hakkına yönelik ihlalin durdurulmasına, 3-SMK’nın 149/1-d hükmü uyarınca davacının marka hakkına tecavüz teşkil eden ürünlere el konulmasına,(13/10/2025 tarihli bilirkişi raporuna konu) 4-Yargılama gideri ve vekalet ücretinin gerekçeli kararda hüküm altına alınmasına, 5-492 Sayılı Harçlar Kanunu Gereğince alınması gereken 732,00.-TL harcın peşin alınan 615,40.-TL harçtan mahsubu ile bakiye kalan 116,60.-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 6-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 615,40.-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Avukatlık Ücret Tarifesi Gereğince alınması gereken 55.000,00.-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davacı tarafından yapılan bilirkişi ücreti 8.000,00.-TL posta ve tebligat gideri 1.180,00.-TL, başvuru harcı 615,40.-TL, vekalet harcı 87,50.-TL olmak üzere toplam 9.882,90.-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Karar kesinleştiğinde yatırılan ancak kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, Dair karar Davacı vekili ve Davalı asilin yüzüne karşı davalının yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İSTİNAF YASA YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 06/07/2026
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır