Diğer ·

2024/1176 E. 2026/885 K.

Mahkeme
Diğer
Esas No
2024/1176
Karar No
2026/885
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BAM

8. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2024/1176

KARAR NO : 2026/885

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 29/11/2023

NUMARASI : 2022/1010 Esas - 2023/805 Karar

DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasından Kaynaklanan Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/05/2026

Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;

K A R A R

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 04/03/2012 tarihinde davalıların sürücüsü, işleteni ve ZMM sigortacısı olduğu ... plakalı aracın müvekkili yayaya çarpması sonucunda meydana gelen kazada müvekkilinin yaralandığını, kendisinin yalıtım ve dış cephe ustası olduğunu, yaralanması nedeni ile efor kaybına ve gelir kaybına uğradığını ileri sürerek 80.000,00-TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz, davalı sürücü yönünden kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz, davalı işleten şirket yönünden kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tüm davalılardan ve 20.000,00-TL manevi tazminatın ise sigorta şirketi dışındaki davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı sigorta şirketi vekili, poliçe tanzim tarihi ile kaza tarihinin aynı gün olduğunu, bu nedenle müvekkili şirketin sorumluluğu yönünden kaza saatinin belirlenmesi gerektiğini, davacının sigortalının kusur ve zararını ispat etmesi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.

Davalı ... vekili; davacı ve arkadaşının kaldırımda değil cadde üzerinde gittiğini , kusuru kabul etmediğini, müvekkilinin dar gelirli olduğunu , davacıya müvekkili tarafından yapılan yardımlar hacinde 3.000,00- TL ödeme yapıldığını, davacının uzun süredir işsiz olduğunu öğrendiklerini belirterek davanın reddini istemiştir.

Davalı ....... Ltd.Şti. davaya cevap vermemiştir.

Davalı ... Hesabı vekili, davanın müvekkili kuruma yöneltilmesinin hatalı olduğunu, ek bir dilekçe ile davaya taraf eklenemeyeceğini, dava konusu talebin zaman aşımına uğradığını, dava açılmadan önce müvekkili kuruma başvurulmadığından müvekkili yönünden davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini savunmuştur.

Yerel Mahkemece verilen 2014/45Esas - 2019/1047Karar sayılı ilamın Dairemizin 2019/4509 Esas 2022/1716 Karar nolu ilamı ile;

"....,1-Davalılar, zarar verici olaydan dolayı davacıya karşı müştereken ve müteselsilen sorumlu olup, müşterek ve müteselsil borçluların kendi aralarındaki ve alacaklı ile olan ilişkileri Borçlar Kanununun 142. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. BK 145. maddesine göre, borcun tamamından alacaklıya karşı mesul olan borçlulardan birinin yaptığı ödeme nispetinde diğerleri de borcundan kurtulur. Ayrıca ödeme yapan borçlu yönünden davacının feragat beyanında bulunması halinde, bu borçlu yönünden feragat beyanı geçerli olacak, ancak, ödemenin fazlası bir zararın bulunması halinde diğer borçluların alacaklıya karşı sorumluluğu devam edecektir.

Davalı savunması ve dosyada mübrez 19.04.2012 tarihli 'ibraname' başlıklı belge içeriğinden, davalı ... tarafından davacıya 3.000,00-TL ödeme yapıldığı sabittir. Ancak bu ödemenin neye ve hangi tazminat kalemine istinaden yapıldığı anlaşılamamaktadır.

Bu durumda yerel mahkemece, öncelikle taraflara sorulmak suretiyle yapılan ödemenin hangi kalem veya kalemlere ilişkin olduğunun açıklattırılması, sonrasında maddi tazminata ilişkin olduğu anlaşılır ise bu ibranamenin kısmi ödeme ve makbuz hükmünde kabul edilmesi, akabinde zarar ve yararın denkleştirilmesi ilkesi gereğince, davacıya dava tarihinden önce yapılan bu kısmi ödemenin, ödeme günü ile dava konusu tazminatın hesaplandığı (21.02.2019) güne kadar( hesaplamadaki veriler aynı kalmak ve yeni bir hesaplama yapılamaksızın) geçen süredeki işlemiş yasal faizi de hesaplanarak, ödeme tutarı ile birlikte hesaplanan tazminattan indirilmesi, bu hususta aynı bilirkişiden ek rapor alınması ve davalı ... ile diğer davalıların sorumluluğunun buna göre belirlenmesi; manevi tazminata ilişkin olduğu anlaşılır ise manevi tazminatın takdirinde bu hususun gözetilmesi gerekirken, bu savunma üzerinde hiç durulmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.(Bkz. Yargıtay 17.HD'nin 2020/768 Esas,2020/5135 Karar; 2012/4212 Esas, 2013/3646 Karar ve 2012/10148 Esas,2013/776 Karar sayılı ilamları)2-Kabule göre ise dosya kapsamından, davacı tarafça davalı ... Hesabı'na 16.12.2013 tarihinde başvurulduğu anlaşılmakla, davalı ... Hesabı'nın temerrüde düştüğü tarihin buna göre belirlenmesi gerekirken, davalı ... Hesabı aleyhine dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi de hatalı olmuştur." şeklindeki gerekçeyle kaldırılmasına karar verilmiştir.

Dairemizce verilen kaldırma kararı sonrasında Mahkemenin 2022/1010 Esasına kayıtlanan dava dosyasının yargılaması neticesinde; davacı vekili 26/12/2022 tarihli talep dilekçesi ile; müvekkiline dava tarihinden önce yapılan 3.000,00 TL ödemenin sürekli iş görememezlikten kaynaklanan maddi zararlara mahsuben alınmış olduğu beyan ettiği, 10/07/2023 tarihli raporu ile BAM

kararı kapsamında ek rapor düzenlendiği, davalı ...' in davacıya yaptığı 3.000,00 TL ödemenin 1.500,00 TL'sinin maddi tazminat ödemesi olarak kabul edildiği, dava tarihinden önce yapılan 1.500,00 TL maddi tazminat ödemesinin, ödeme tarihinden 21/02/2019 tarihli ek rapor tarihine kadar yasal faiz oranı üzerinden güncelleştirilerek, davacı için hesaplanan tazminat tutarından tenzil edildiği, buna göre davacı ...’ in 21/02/2019 tarihi itibarıyla bakiye maddi zararının 40.063,38 TL olduğunun rapor edildiği, davacı tarafından... davalı olarak gösterilmiş ise de kaza tarihi itibarı ile davalı sigorta tarafından araca karışan kaza ile ilgili düzenlenmiş bir poliçe bulunmadığı bu davalı hakkında açılan davanın HMK 124/3 ve 114/1-d maddesi gereğince husumetten reddi gerektiği, davacı lehine takdiren 15.000,00 TL manevi tazminat takdir edildiği, şeklindeki gerekçeyle,

-Davanın KISMEN KABULÜ ile;

-40.063,68 TL nin davalılar ... .... Ltd Şti'nden kaza tarihi 04/03/2012 tarihinden itibaren davalı ... Hesabından temerrüt tarihi olan 25/12/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir.

Karara karşı davacı vekili, davalı ... Hesabı vekili ile davalı ... vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.

Davacı vekilinin istinaf nedenleri; müvekkilinin pasif dönem maddi zararının hesaplanmasında karar tarihine en yakın asgari ücret verilerinin hesaplamaya esas alınması gerektiği, karardan 4 sene önceki ve geçerliliği kalmayan gelir belgelerine bağlı kalınarak yapılan hesaplamanın hukuka aykırı olduğu, kaza tarihi itibariyle müvekkilinin mesleği ve tecrübesi göz önüne alındığında asgari ücret karşılığında çalışmasının hayatın doğal akışına aykırı olduğu, ilgili meslek kuruluşlarından alınan emsal ücret bilgisi ve tanık beyanları dikkate alınmadan hesaplanan rapora karşı yapılan itirazların da dikkate alınmadığı, müvekkiline dava öncesi yapılan ödemenin sürekli iş göremezlik tazminatına ilişkin olduğu buna rağmen ödemenin yarısının maddi yarısının manevi tazminata mahsuben ödendiğinin kabul edilmesinin hatalı olduğu, takdir edilen tazminata uygulanacak faiz cinsinin ticari faiz olması gerektiği, davalı ... Hesabı yönünden hükmedilecek faiz tarihinin temerrüt tarihi 16/12/2013 olması gerektiği, maddi zarara ilişkin açılan davada dava açılırken zararın bilinmesinin mümkün olmadığı, bu nedenle talep edilen tazminatla bilirkişi raporunda tespit edilen tazminat arasındaki fark üzerinden müvekkilleri aleyhine vekalet ücreti takdir edilmesinin hatalı olduğu, kaza nedeniyle müvekkilinde oluşan maluliyet oranı gözetildiğinde mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarının düşük bulunduğu, bu nedenlerle kararın kaldırılması gerektiğine yöneliktir.

Davalı ... Hesabı vekilinin istinaf nedenleri; dava konusu kaza nedeniyle görülen ceza yargılamasında alınan kusur raporu ile, eldeki dosyada ATK tarafından düzenlenen kusur raporu arasında çelişkiler bulunduğu, kusura ilişkin çelişkilerin giderilmesi amacıyla uzman heyet tarafından yeni bir kusur incelemesi yapılması gerekirken, ATK tarafından alınan kusur raporunun hükme esas alınmasının hatalı olduğu, kararın bu nedenle kaldırılması gerektiğine yöneliktir.

Davalı ... vekilinin istinaf nedenleri ise; dava konusu kazanın meydana gelmesinde davacının kusurlu olduğu, haksız fiil hükümlerinden kaynaklanan davada yasal faize hükmedilmesi gerektiği hususlarına ilişkindir.

Dava; trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, ATK Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 18/12/2014 tarihli kusura ilişkin raporun, dosyada yer alan beyanlar ve krokiye göre değerlendirme yapılarak hazırlandığı anlaşılmakla, bu haliyle kazanın oluş şekline, dosya kapsamına uygun, gerekçeli, denetime ve hüküm vermeye elverişli olmasına göre hükme esas alınmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmamasına, Mahkemece yasal faize hükmedilmiş olmasına göre davalı ... Hesabı vekilinin ve davalı ... vekilinin; Mahkemece Dairemiz kaldırma kararı doğrultusunda hesaplama yaptırılarak düzenlenen ek bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm kurulmasında isabetsizlik bulunmamasına, Mahkemece davacı yana dava öncesinde yapılan ödeme hususundaki uyuşmazlığın açıklığa kavuşturulmadığından bahisle yarısının maddi tazminata mahsuben ödendiğinin kabulü ile hesaplama yaptırılmasının istinaf eden davacı yan lehine olması nedeniyle hukuka aykırılık görülmemesine, davacı tarafın 25 senelik tecrübeye sahip ,inşaatlarda ısı yalıtım ve dış cephe kaplama ustası olarak çalıştığı, müvekkilinin mesleği ve tecrübesi gözönünde tutulduğunda,müvekkilimizin asgari ücret karşılığında çalışması hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ileri sürmüş ise de, kazazedenin iddia edildiği gibi bir çalışması olduğunu gösterir herhangi bir somut bilgi ve belge sunulmadığı, bu durumun tanık beyanlarıyla kanıtlanacağı açıklandığı, gelirin asgari ücretin üzerinde olduğuna ilişkin böyle bir iddianın somut yan delillerle desteklenmediği (-kazazedenin var olduğu iddia edilen ve devamlılık gösterdiği belirtilen çalışmaları yaptığını ve bu çalışmalar karşılığında yapılan ödemelerin varlığını gösteren belge ve bilgi gibi-) sürece kural olarak sadece tanık beyanlarıyla ispatının mümkün olmadığı, Mahkemece dinlenen tanık beyanlarının davacının iddialarını ispat etmek için yeterli somut bilgi içermediği, kaldı ki davacı hakkında yapılan ... araştırmasında davacının gelirinin asgari ücret olduğu, sürekli bir gelirinin olmadığının belirlendiği hususları gözetildiğinde, davacının asgari ücretin üzerinde kazancının bulunduğu hususunun somut olarak kanıtlanabildiğinden söz etmek olanaklı bulunmadığından, davacı gelirinin asgari ücret olduğu varsayımından hareketle düzenlenen hesaplamanın hükme esas alınmasında somut olayın özelliklerine göre herhangi bir isabetsizlik tespit edilememiş olmasına, davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt başlangıcının 16/12/2013 tarihinin 8 iş günü sonrası tespit edilerek belirlenmiş olmasında hata olmamasına, Mahkemece reddedilen miktar üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesinde hata olmamasına, sigorta poliçesi kayıtlarına göre ... plaka sayılı araç özel otomobil olduğundan ve bu suretle hüküm altına alınan tazminatın yasal faiziyle tahsiline karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamasına göre kaza tarihi, kusur durumu, davacının yaralanmasının niteliği, iyileşme süresi, somut olayın özellikleri, tarafların sosyal ve ekonomik durumları hep birlikte nazara alındığında davacı için hükmedilen manevi tazminatın az olmamasına göre davacı vekilinin tüm istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b/1.maddesi hükmü gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca,

1/İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 29/11/2023, 2022/1010 Esas, 2023/805 Karar

Sayılı kararına yönelik olarak davacı vekili, davalı ... Hesabı vekili ve davalı ... vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1 madde hükmü uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2/İstinaf yasa yoluna başvuran davacıdan alınması gereken 732,00-TL harçtan peşin yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye-304,40-TL istinaf karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,

-İstinaf yasa yoluna başvuran davalı ... Hesabı'ndan alınması gereken 2.736,75 TL istinaf karar ve ilam harcının peşin olarak yatırıldığı anlaşılan 4.360,85 TL'den mahsubu ile bakiye kısmın talebi halinde davalıya iadesine,

-İstinaf yasa yoluna başvuran davalı ...'den alınması gereken 2.736,75 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin olarak yatırıldığı anlaşılan 940,35-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.796,40 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,

3/İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,

4/İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 361. madde hükmü uyarınca tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz yasa yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 20/05/2026

Atıf: Diğer, E. 2024/1176, K. 2026/885, T. 20.05.2026, www.arakarar.com/karar/diger-karar-2024-1176-e-2026-885-k-5d31542347e5