Diğer ·
2022/974 E. 2026/1562 K.
- Mahkeme
- Diğer
- Esas No
- 2022/974
- Karar No
- 2026/1562
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL BAM
8. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO:2022/974
KARAR NO:2026/1562
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:11/01/2022
NUMARASI:2017/686 Esas - 2022/7 Karar
DAVANIN KONUSU:Trafik Kazasına Bağlı Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
İSTİNAF KARAR TARİHİ:01/10/2026
İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine;6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;
K A R A R
Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkilinin, 16.12.2011 tarihinde, yolcu olarak bulunduğu davalı ...'nin sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı İETT otobüsünde seyir halinde iken, dava dışı polis memurunun kullandığı ... plaka sayılı araç ile hatalı şerit değiştirmesi sonucu meydana gelen kazada yaralandığını, müvekkilinin yolcu konumunda bulunduğu otobüsün davalı ...şirketi tarafından, polis memurunun sevk ve idaresindeki diğer aracın ise davalı ... şirketi tarafından ... sigortalı olduğunu, davalı ....şirketinin, müvekkilin yolcu konumunda bulunduğu otobüsün maliki olduğunu, kazaya ilişkin ceza yargılamasında alınan raporda, davalı ...'nin tali, dava dışı polis memurunun ise asli kusurlu olduğunun tespit edildiğini, kaza nedeniyle yüzünde sabit iz oluştuğunu, 15 gün işe gidemediğini, maddi zararı oluştuğunu belirterek fazlaşa ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile (belirsiz alacak) 10,00-TL kalıcı ve geçici iş göremezlik, 10,00-TL bakıcı gideri olmak üzere 20,00-TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren uygulanacak ticari faizi ile tüm davalılardan, 20.000,00-TL manevi tazminatın ise dava tarihiden itibaren uygulanacak faizi ile sigorta şirketleri dışındaki davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama aşamasında sunduğu 06.09.2021 tarihinde sunduğu dilekçe ile; dava dilekçesinde sehven hata yaptıklarını, talep ettikleri 10,00-TL'nin, 1,00-TL'sinin kalıcı iş göremezlik, 9,00-TL'sinin geçici iş göremezlik zararına ilişkin olduğunu, geçici iş gücü kaybına yönelik tazminat taleplerini 307,49-TL'ye artırdıklarını bildirmişlerdir.Davalı taraf vekilleri ayrı ayrı sundukları cevap dilekçeleri ile davanın reddini savunmuşlardır.İlk derece mahkemesince; ATK 2. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen rapor ile, davacının sürekli maluliyetinin bulunmadığının, iyileşme süresinin iki haftaya kadar uzayabileceğinin tespit edildiği, bilirkişi heyet raporunda, kazanın meydana gelmesinde, dava dışı sürücü ...'ın birinci derecede %75 oranında, davalı ...'nin ikinci derecede %25 oranında kusurlu olduğu, davacının geçici iş göremezlik zararının 307,49-TL olduğu kanaatinin bildirildiği, bilirkişi tarafından, ceza yargılamasında alınan 11.01.2017 tarihli rapora neden itibar edilemeyeceğinin açıklandığı, davalı ... tarafından, ceza yargılamasının bekletici mesele yapılması talep edilmiş ise de, ceza yargılamasında tespit edilen hususların davacının kusuru ile ilgisiz olduğu ve davacının, otobüste yolcu konumunda bulunması nedeniyle ceza yargılamasının bekletici mesele yapılmadığı, ceza mahkemesinin, kusura ilişkin değerlendirmesinin hukuk hakimi için bağlayıcı olmadığı, bilirkişi tarafından, ceza mahkemesince tespit edilen kazanın oluş şekli ve maddi vakıalar göz önünde bulundurularak kusur raporu düzenlendiği, kazaya karışan aracın işleteninin tüzel kişi olması ve sigorta şirketleri yönünden ticari iş niteliğinde olması nedeniyle avans faizi işletilmesi gerektiği, sürekli maluliyeti bulunmadığı ve bakıcıya muhtaç olmadığı için bu talepler yönünden davanın reddi gerektiği, manevi tazminat talebi yönünden, kazanın oluş şekli, davacının kusursuz oluşu, yüz sınırları içerisinde belirli bir mesafeden belirgin bir dikkat sarf etmeden fark edilen yara izi bulunduğu göz önüne alındığında talebin kabulü gerektiği kanaati ile;
"1-Maddi tazminat davasının KISMEN KABULÜ ile,307,49-TL geçici iş göremezlik tazminatının 16/12/2011 kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte (davalılardan ... A.Ş. ve ... A.Ş. yönünden poliçe teminat limitiyle sınırlı sorumlu tutulmak şartıyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliyle davacıya verilmesine, kalıcı işgücü kaybı zararına ve bakıcı giderine yönelik fazla istemin reddine,
2-Davacının manevi tazminat talebinin KABULÜ ile; 20.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 16/12/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ... Şti.'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiş, karara karşı davacı vekili, davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davacı vekilinin istinaf nedenleri; müvekkilinin, kaza nedeniyle başını çarptığı, burnunda kalıcı iz oluştuğu, müvekkilinin iyileşmemesine, başını çarpmış olması nedeniyle baş dönmeleri yaşamasına rağmen ATK raporunda sürekli maluliyetinin bulunmadığına ilişkin tespitin hatalı olduğu, rapora itiraz edilmesine rağmen ilk derece mahkemesince itirazlarının dikkate alınmadığı, hatalı maluliyet raporunu dikkate alan aktüerya raporunun hükme esas alınamayacağı hususlarına ilişkindir.Davalı ... vekilinin istinaf nedenleri; davaya konu kazaya ilişkin ceza yargılamasının devam ettiği, ceza yargılamasında alınan raporda müvekkilinin kusursuz olduğunun tespit edildiği, ceza mahkemesince tespit edilen kusur durumunun hukuk hakimini bağlayıcı nitelikte olduğu, kusursuz olan müvekkili aleyhine maddi ve manevi tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğu hususlarına ilişkindir. Dava, trafik kazasına bağlı cismani zarar nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.
(1) Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi 11/10/2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013-01/06/2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015-20/02/2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20/02/2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik, yaralananın çocuk olması halinde ise 20/02/2019 tarihinde yürürlüğe giren Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre maluliyetin tespiti gerekmektedir. (Bkz. Yargıtay 4. HD'nin 17/02/2022 tarihli 2021/8548 E- 2022/2770 K sayılı ilamı)Dosya kapsamında yer alan ATK 2. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 24.04.2019 tarihli, 8150 karar sayılı raporda; Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre, yaralanmalarının fonksiyonel araz bırakmadan iyileşmiş olduğu ve sürekli maluliyetinin bulunmadığı, iyileşme süresinin kaza tarihinden itibaren iki haftaya kadar uzayabileceği kanaatine varıldığının bildirildiği, ilk derece mahkemesince ATK 2. İhtisas Dairesi'nin 24.04.2019 tarihli raporunu esas alarak tazminat hesabı yapan bilirkişi raporu hükme esas alınarak karar verilmiştir. Eksik inceleme ve araştırma ile karar verilemez.
Somut olayda; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan ATK 2. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 24.04.2019 tarihli, 8150 karar sayılı raporda, kaza tarihi itibariyle yürürlükte olan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinin uygulanmasında hata bulunmamakta ise de; davacı tarafça, kaza nedeniyle burun kanamaları ve baş dönmeleri bulunduğu ileri sürülmesine rağmen, raporu düzenleyen doktor heyetinde, davacının söz konusu şikayetleri hususunda nöroloji uzmanı/beyin ve sinir cerrahi uzmanı ile kulak burun boğaz uzmanı doktorların bulunmadığı anlaşılmakla hüküm kurmaya elverişli değildir. Eksik inceleme ile karar verilemez.O halde mahkemece; davacıya ait kaza sonrası tedavilerine ilişkin varsa eksik olan tüm bilgi ve belgelerin dosya arasına celbedilmesi, davacı bizzat muayene edilmek suretiyle, davacıda kaza sonrasında meydana gelen şikayetler de göz önünde bulundurularak uzman doktor heyetinden (aralarında nöroloji uzmanı/beyin ve sinir cerrahi uzmanı ile kulak burun boğaz uzmanının da bulunduğu) kaza tarihinde yürürlükte olan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine uygun şekilde davacının sürekli maluliyeti bulunup bulunmadığı, var ise oranı ile geçici iş göremezlik süresinin olup olmadığı yönünden rapor alınıp, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmayıp, davacı vekilinin bu hususa isabet eden istinaf talebi yerindedir.
(2) Davaya konu kazaya ilişkin Küçükçekmece 25 Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2021/6 Esas sayılı dosyasının Dairemizce, UYAP sisteminden incelenmesinde; davaya konu kaza nedeniyle, davalı ... ve ... plaka sayılı araç sürücüsü dava dışı ... aleyhine taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma suçunu işlediklerinden bahisle kamu davası açıldığı, yargılama aşamasında mahkemece ATK Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan 11.01.2017 tarihli raporda, dava dışı araç sürücüsü ...'ın yönetimindeki resmi oto ile seyri sırasında şerit değiştirmek üzere sağ şeride doğru manevra yapmadan önce sağ gerisini aynalar yardımıyla yeterince kontrol etmesi, geriden gelip aynı istikamette seyir halinde olan otobüsün mesafesini ve seyir durumunu gözetmesi, şerit değiştirmek için güvenli ortamın bulunduğuna emin olduktan sonra manevra yaparak sağ şeride geçmesi gerekirken bu hususlara riayet etmemiş olup kontrolsüz şekilde sağ şeride doğru manevra yaptığı, bu suretle geriden gelip aynı istikamete seyir halinde olan otobüsün seyir durumunu bozarak kaza yapmasına sebebiyet verdiği anlaşıldığından meydana gelen kazada asli kusurlu olduğu, otobüs sürücüsü davalı ...'nin yönetimindeki otobüsle sağ şeritte seyri sırasında kontrolsüz şekilde sağ şeride doğru manevra yapan resmi oto nedeniyle meydana gelen kazada ifade içerikleri, çarpmamak için almış olduğu tedbirler ve yol şartları dikkate alındığında atfı kabul kusuru bulunmadığı kanaatine varıldığının bildirildiği, ceza mahkemesince söz konusu rapor hükme esas alınarak davalı sürücü ...'nin kazanın meydana gelmesinde kast veya taksiri bulunmadığından beraatine, ... plaka sayılı araç sürücüsü dava dışı ...'ın cezalandırılmasına ve hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, dava dışı ... aleyhine kurulan hükme karşı itiraz edilmesi üzerine yapılan yargılama neticesinde, mahkemenin 20.02.2023 tarihli 2021/1053 Esas ve 2023/189 Karar sayılı ilamı ile, aynı hükmün kurulduğu, davalı ... hakkında verilen beraat kararının, istinaf talebinin, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesi'nin ...sayılı ilamı ile, esastan reddine karar verilmesi üzerine kesinleştiği görülmüştür.Mahkemece hükme esas alınan 06.11.2019 tarihli asıl ve 17.02.2020 tarihli ek raporda ise; dava dışı araç sürücüsü ...'ın, üç şeritli yolun gidişine göre, sol şeridi takiben seyretmekte iken, sağ şeride geçmek üzere sağa doğru yöneldiği, adı geçen sürücünün, genel karayolu güvenliğini nazara alarak sağa sinyal vermek ve yolu kontrol etmek gibi ön tedbirleri aldıktan sonra sağa doğru yönelmesi gerekirken bu kurallara riayet etmediği, yağışlı hava ve ıslak yol yüzeyi koşullarında anılan ön tedbirlere başvurmaksızın manevra yaparak, yöneldiği şeritte seyir halinde olan otobüs sürücüsünün kontrolsüz ve ani direksiyon manevrası ile seyir hakimiyetini kaybetmesine neden olduğundan, şerit değiştirme ve manevraları düzenleyen kurallara aykırılığı nedeniyle birinci derecede ve %75 oranında kusurlu olduğu, davalı otobüs sürücüsü ...'nin ise, yağışlı hava ve ıslak yüzey koşullarında olay yeri şartlarına göre yüksek seviyede olduğu anlaşılan bir hızla, gerektiği ölçüde dikkatli ve tedbirli davranmaksızın seyrettiği, yolu seyreden diğer taşıtların hareketlerini dikkatle izleyip değerlendirmek bakımından ihmalkarlık gösterdiği, dolayısıyla yüksek hızı sebebiyle kontrolsüzce sağa manevra ile önüne doğru yönelen aracın hatalı manevrasını tolere edemediğinden kazanın meydana gelmesinde ikinci derecede ve %25 oranında kusurlu olduğu, davalı ...'nin kusursuzluğuna yönelik düzenlenen 11.01.2017 tarihli raporun isabetsiz olduğu kanaatine varıldığının bildirildiği görülmüştür.Somut olayda; ceza yargılamasında yapılan tespitler, kazanın oluş şekli, kazaya karışan diğer araç sürücüsüne kusur olarak atfedilen davranışların niteliği, kaza mahalli göz önüne alındığında, kusur tespiti yönünden ceza yargılaması aşamasında alınan ATK Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen raporun hükme esas alınması ve davalı ...'nin kazanın meydana gelmesinde kusursuz olduğu kabul edilerek karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile tek yüksek makine mühendisinden alınan rapor hükme esas alınarak davalı ...'nin, davacının zararından sorumluluğuna hükmedilmesi hatalı olup, davalı ... vekilinin istinaf talebi bu nedenle yerindedir.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle davalı ... vekilinin yerinde görülen istinaf istemlerinin kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK m. 353/1-a/6 hükmü gereğince kaldırılmasına, Dairemizce verilen kaldırma kararının gerekçe ve şekline göre davacı vekilinin sair istinaf nedenlerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Dairemizce verilen kaldırma kararı doğrultusunda yargılama yapılmak ve kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunmayan ...'nin sürücüsü olduğu aracın işleteni ....şirketi ile zorunlu trafik sigortacısı ... A.Ş. yönünden kurulan ve istinaf incelemesine konu edilmemesi nedeniyle davacı lehine usuli kazanılmış hak oluşturan hususlar göz önüne alınarak karar verilmek üzere, dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/Gerekçe uyarınca,
1/İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/01/2022 tarih, 2017/686 Esas - 2022/7 Karar sayılı kararına karşı, davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle KABULÜ ile, HMK'nın 353/1-a/6 madde hükmü uyarınca KALDIRILMASINA,
2/Dosyanın belirtilen şekilde işlem, araştırma ve yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3/İstinaf yasa yoluna başvuran davacı ve davalı ... tarafından peşin olarak yatırıldığı anlaşılan maktu ve nispi istinaf karar ve ilam harçlarının talebi halinde yatırana İADESİNE,
4/İstinaf incelemesinin dosya üzerinden yapılması nedeniyle, avukatlık ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
5/İstinaf yasa yoluna başvuran tarafların istinaf aşamasında yapmış olduğu diğer yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek müteakip kararda dikkate alınmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a madde hükmü uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.01/10/2026