Danıştay · Danıştay
Danıştay 2025/3372 E. 2025/3724 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2025/3372
- Karar No
- 2025/3724
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2025/3372 Karar No : 2025/3724
TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1-... 2-... Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ... DAVALI İDARELER YANINDA MÜDAHİL : ... Maden İşletmeleri Ticaret ve Sanayi AŞ VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) :... VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 17/09/2025 tarih ve E:2024/5611, K:2025/4195 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Tekirdağ ili sınırları içerisinde bulunan S:... numaralı IV. grup maden (linyit) işletme ruhsatlı sahada, ruhsata konu maden üretimine devam edilebilmesi için ihtiyaç duyulan ve karar eki listede gösterilen taşınmazların Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 28/06/2024 tarih ve 32586 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 27/06/2024 tarih ve 8662 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın Tekirdağ ili, Malkara ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... ve ... parsel sayılı taşınmazlar yönünden iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 17/09/2025 tarih ve E:2024/5611, K:2025/4195 sayılı kararıyla; Davalı idarelerin davada süre aşımı bulunduğu yönündeki itirazları yerinde görülmemiş, Anayasa'nın 35. maddesi; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin Ek 1 Nolu Protokolü'nün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesi; 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun 13. ve 14. maddeleri, Maden Kanunu'nun "Madencilik faaliyetlerinde izinler" başlıklı 7. maddesinin 7. fıkrasının dava konusu işlem tarihinde yürürlükte olan şekli ile Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliği'nin "Üretim faaliyetleri" başlıklı 35. maddesine yer verilerek, Acele kamulaştırma kararına yönelik yapılacak incelemede, nihai olarak taşınmazın kamuya devrinin gerçekleşmesi planlandığından, öncelikle acele kamulaştırma yoluyla el konulmak istenilen taşınmazın kamusal bir amaca -plan, proje ve bu konuda yetkili makamlarca alınan kamu yararı kararı gibi- özgülendiğinin ortaya konulması gerektiği; burada acele kamulaştırma işleminin kurucu unsuru olan kamu yararının bulunup bulunmadığı hususu ile sınırlı olarak inceleme yapılacak olup, kamu yararının hukuka uygun olup olmadığına ilişkin incelemenin ise, olağan kamulaştırma sürecine ilişkin işlemlere -kamu yararı/kamulaştırma kararı, proje vb.- karşı ilk derece yargı yeri olarak İdare Mahkemesinde açılacak davalarda yapılacağının tabii olduğu, Diğer taraftan, acelelik halinin varlığının ortaya konulmasının, işlemin temel dayanağını teşkil ettiği, acelelik halinin varlığından söz edilebilmesi için, idarenin acele kamulaştırmaya konu taşınmaza bir an önce fiilen müdahalede bulunması için olağan usulden ayrılmasının bir zorunluluktan kaynaklandığının, diğer bir ifadeyle gecikmesinde sakınca bulunan bir faaliyetin gerçekleştirilmesinde üstün kamu yararı bulunduğunun ortaya konulması gerektiği, Acelelik halinin ve olağan kamulaştırma usulünden ayrılmasını gerektiren nedenlerin, kamu yararı ile özel mülkiyet hakkı arasındaki denge gözetilerek gerçekleşip gerçekleşmediğinin her somut olayda, projenin ve hizmetin niteliği, mahalli veya ulusal ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerekliliği gibi hususlar da göz önünde bulundurularak yargı yerince değerlendirileceği, Dosyanın incelenmesinden; dava konusu işlemin, 06/012017 tarihli, 10 yıl süreli, IV. grup maden (linyit) işletme ruhsatlı sahada faaliyet göstermekte olan maden işletmesinin söz konusu faaliyetlerine devam edebilmesi amacıyla tesis edildiği; kuru mutlak tarım arazisi ve özel ürün arazisi vasıflı tarla niteliğindeki uyuşmazlık konusu parsellerin, 02/06/2017 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 2017/10001 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'yla Büyükova Koruma Alanı ilan edilen Tekirdağ İbrice Ovası sınırları içerisinde bulunduğu, anılan taşınmazların gerek arazi sınıfları ve gerekse büyükova koruma alanı sınırları içerisinde bulunmaları nedeniyle yer verilen mevzuat uyarınca Tarım ve Orman Bakanlığından alınması gereken tarım dışı kullanma izninin alınmadığının anlaşıldığı, Öncelikle, her ne kadar davalı idarelerin savunmalarında ve dosyaya sunulan "Acele Kamulaştırma Projesi"nde sahada üretilecek kömürün bir kısmının enerji arzının devamlılığının sağlanması amacıyla Çan 2 Termik Santralinde kullanılacağı; öte yandan alanda 1 yılda elde edilecek buğday gelirinin 669.042,00-TL, ayçiçeği gelirinin ise 1.059.916,00-TL olarak hesaplandığı, bölgede yıllık 500 bin ton üretim yapılması planlanan linyitin sağlayacağı gelirin ise 375.000.000,00-TL olarak öngörüldüğü ve söz konusu üretimin ülke ekonomisine, yerli kömür kullanılarak elektrik elde edilmesi ve cari açığın azaltılması yönünde katkı sağlayacağı; dava konusu işlemin, üretilecek linyitin termik santralde değerlendirilecek olması, üretilebilir rezervin değerlendirilmesi, termin planı, birbirine bağlı olması zorunlu olan ocak içi çalışma alanları arasında ulaşımın sağlanabilmesi gibi teknik ve üretilen linyitin verimi, halihazırda mevcut pazar durumu gibi mali nedenlerle madencilik faaliyetlerinin sürdürülebilmesi amacıyla tesis edildiği; bu nedenlerin de olayda acelelik halinin gerçekleştiğinin kabulünü gerektirdiği iddia edilmiş ise de, söz konusu gerekçelerin olağan kamulaştırma usulünden ayrılınmasını zorunlu kılan nedenler kapsamında değerlendirilemeyeceği, acele kamulaştırma yoluna gidilmezse kamunun uğraması muhtemel zararların neler olduğunun somut ve net bir şekilde ortaya konulamadığı, bu itibarla, uyuşmazlıkta acelelik halinden söz edilemeyeceği sonucuna varıldığı, Bununla birlikte, Türkiye ortalamasının üzerinde verimlilik sergileyen, İbrice Büyükova Koruma Alanı sınırları içerisinde yer alan dava konusu taşınmazlarda madencilik faaliyetlerinin sürüdürülebilmesi için mevzuat hükümleri uyarınca Tarım ve Orman Bakanlığından alınması gereken tarım dışı kullanım izninin alınmamasının da hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle, dava konusu işlemin uyuşmazlık konusu taşınmazlara ilişkin kısmının iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davalı idareler tarafından, dava konusu işlemde belirtilen altı adet parselin kuru mutlak tarım arazisi ve kuru özel ürün arazisi vasfında olduğu, söz konusu parseller üzerinde madencilik faaliyetlerinin sürdürülmesinde tarım faaliyetlerinin sürdürülmesinden daha yüksek kamu yararı bulunduğu, sahada üretilecek kömürün bir kısmının enerji arzının devamlılığını sağlamak amacıyla, bir kısmının ise Çan 2 Termik Santralinde kullanılacağı, üretilen linyitin verimi, halihazırdaki pazar durumu, üretilebilir rezervin değerlendirilmesi, termin planı ve ocak içi alanların birbirine bağlı olması zorunluluğu, ocak içi ulaşımın sağlanmasındaki gereklilik gibi ekonomik ve teknik nedenlerle faaliyetlerin sürdürülmesinde acele kamulaştırma usulünün tercih edildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A maddesi uyarınca gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE: İLGİLİ MEVZUAT : Anayasa'nın 35. maddesinde, "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 3. maddesinin birinci fıkrasında, idarelerin kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını, bedellerini ödemek suretiyle kamulaştırabileceği düzenlenmiş; 5. maddesi ile kamulaştırma yapılabilmesi kamu yararı kararı alınması şartına bağlanmış; 5. maddede düzenlenen mercilerce verilen kamu yararı kararlarının onay mercilerinin düzenlendiği 6. maddesinin son fıkrasında da, onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak hizmetler için kamu yararı kararı alınmasına gerek olmaksızın, yetkili icra organınca kamulaştırma işlemine başlanıldığını gösteren bir kararın alınması yeterli görülmüştür. Aynı Kanun'un 27. maddesinde ise, "3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10 uncu madde esasları dairesinde ve 15 inci madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10 uncu maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir." hükmüne yer verilmiştir. 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun "Tarımsal potansiyeli yüksek büyük ovaların belirlenmesi ve korunması" başlıklı 14. maddesinde; "Tarımsal üretim potansiyeli yüksek, erozyon, kirlenme, amaç dışı veya yanlış kullanımlar gibi çeşitli nedenlerle toprak kaybı ve arazi bozulmalarının hızlı geliştiği ovalar; kurul veya kurulların görüşü alınarak, Cumhurbaşkanı kararı ile büyük ova koruma alanı olarak belirlenir. Büyük ovalardaki koruma ve geliştirme amaçlı tarımsal altyapı projeleri ve arazi kullanım plânları, kurul veya kurulların görüşleri dikkate alınarak, Bakanlık ve valilikler tarafından öncelikle hazırlanır veya hazırlattırılır. Büyük ovalarda bulunan tarım arazileri hiçbir surette amacı dışında kullanılamaz. Ancak alternatif alan bulunmaması, kurul veya kurullarca uygun görüş bildirilmesi şartıyla; a) Tarımsal amaçlı yapılar, b) Bakanlık ve talebin ilgili olduğu Bakanlıkça ortaklaşa kamu yararı kararı alınmış faaliyetler, İçin tarım dışı kullanımlara Bakanlıkça izin verilebilir. (Ek fıkra: 28/10/2020-7255/22 md.) Bu madde kapsamında izin verilen yerler, yeniden izin alınmaksızın bu amaç dışında kullanılamaz ve planlanamaz. Büyük ova koruma alanlarının belirlenmesi ve korunmasına ilişkin usûl ve esaslar yönetmelikle düzenlenir." hükmü yer almaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Anayasa’nın 35. maddesinin 2. fıkrasında mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği belirtilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin kanunda öngörülmesi gereği ifade edilmiştir. Özel mülkiyet hakkı korunması gereken temel insan hakları arasında sayılmış, Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelerde mülkiyet hakkına müdahaleler olabileceği öngörülmüş ancak bu müdahalelerde kamu yararı gerekçesi, kanuni düzenleme gereği ve ölçülülük ya da orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkı ihlaline neden olacağı kabul edilmiştir. Nitekim Anayasa Mahkemesi kararları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarıyla da bu hususların açık bir şekilde ortaya konulduğu görülmektedir. Anayasa ve 2942 sayılı Kanun hükümleri uyarınca, idarelerin, kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, yetkili mercilerce alınacak kamu yararı kararı çerçevesinde ya da onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine dayanılarak, bedellerini ödemek suretiyle kamulaştırmaları; hatta 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde öngörülen şartların varlığı halinde, anılan Kanun'da ayrı bir usul olarak öngörülen acele kamulaştırma yöntemine de başvurulabilmeleri mümkündür. Acele kamulaştırma usulü idareye kamulaştırma işlemlerinin neticelenmesini beklemeden kamulaştırılan taşınmaza el koyma imkânı tanıyan olağanüstü bir kamulaştırma usulüdür. Acele kamulaştırmada, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın kanunda belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değeri idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir. Acele kamulaştırma usulü, olağan kamulaştırmada malik lehine getirilen usule ilişkin güvenceleri bertaraf etmemekte; yalnızca bu usullerin işletilmesinden önce idareye, kamulaştırılacak taşınmaza el koyma imkânı tanımaktadır. Taşınmaza el konulduktan sonra idare tarafından öncelikle satın alma yolunun işletilmesi, bunun mümkün olamaması durumunda ise Asliye Hukuk Mahkemesinde bedel tespiti ve tescil davası açılması gerekmektedir. Kamulaştırılmasına karar verilen taşınmaza acele olarak ihtiyaç duyulması halinde, 2942 sayılı Kanunun 27. maddesi uyarınca kamulaştırma acele usulle yapılmaktadır. Bu çerçevede, 2942 sayılı Kanunun 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile acele kamulaştırmada olağan kamulaştırmaya oranla özel koşulların varlığı aranmış ve üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. Anılan hüküm uyarınca taşınmazların bir an önce kullanılmasına ihtiyaç duyulan, kamu düzenine ilişkin olarak acelelik halinin bulunduğu durumlarda Cumhurbaşkanınca, taşınmazların acele kamulaştırılmasına karar verilebilmektedir. Anayasa'nın 35. maddesinin mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlanabileceğine ilişkin hükmü çerçevesinde, 2942 sayılı Kanun'la, kamulaştırma ve aynı zamanda acele kamulaştırma işleminin kurucu unsuru olan kamu yararının, yetkili mercilerce alınacak kamu yararı kararı ile ya da onaylı imar planı veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve proje ile ortaya konulması gerekliliği düzenlenmiştir. Öte yandan, 5403 sayılı Kanun; toprağın korunması, geliştirilmesi, tarım arazilerinin sınıflandırılması, asgari tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüklerinin belirlenmesi ve bölünmelerinin önlenmesi, tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazilerin çevre öncelikli sürdürülebilir kalkınma ilkesine uygun olarak planlı kullanımının sağlanması amacıyla yürürlüğe konulmuş, arazi ve toprak kaynaklarının kullanım planlarının hazırlanması, koruma ve geliştirme sürecinde toplumsal, ekonomik ve çevresel boyutlarının katılımcı yöntemlerle değerlendirilmesi, amaç dışı ve yanlış kullanımların önlenmesi, korumayı sağlayacak yöntemlerin oluşturulmasına ilişkin usul ve esaslar belirlenmiştir. 5403 sayılı Kanun ile tarımsal potansiyeli yüksek büyük ovalar koruma altına alınmış ve büyük ovalarda bulunan tarım arazilerinin hiçbir surette amacı dışında kullanılamayacağı belirtilerek bu kapsamdaki tarım arazilerinin; ancak alternatif alan bulunmaması, kurul veya kurullarca uygun görüş bildirilmesi şartıyla tarımsal amaçlı yapılar ile Bakanlık ve talebin ilgili olduğu Bakanlıkça ortaklaşa kamu yararı kararı alınmış faaliyetler için Bakanlıkça izin verilmesi halinde tarım dışı kullanımına olanak sağlanmıştır. Bu kapsamda büyük ovalarda bulunan tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı, ancak arazinin, tarım dışı kullanımının sosyal veya ekonomik açıdan daha fazla kamusal yarar sağlayacağının yapılacak değerlendirme sonucunda belirlenerek Toprak Koruma Kurulunun uygun görüşü üzerine, Tarım ve Orman Bakanlığınca tarım dışı kullanım izni verilmesi halinde mümkündür. Uyuşmazlıkta, Tekirdağ ili sınırları içerisinde bulunan S:... numaralı IV. grup maden (linyit) işletme ruhsatlı sahada, ruhsata konu maden üretimine devam edilebilmesi için ihtiyaç duyulan ve Karar eki listede gösterilen taşınmazların Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına yönelik dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nın alındığı anlaşılmaktadır. Acele kamulaştırılmasına karar verilen mülkiyeti davacıya ait uyuşmazlık konusu taşınmazlar, 02/06/2017 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 2017/10001 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'yla Büyükova Koruma Alanı ilan edilen Tekirdağ İbrice Ovası sınırları içinde kalmakta olup, Dairenin 09/10/2024 tarihli ara kararıyla, taşınmazlara ilişkin tarım dışı kullanma izninin alınıp alınmadığının sorulması üzerine ara kararına verilen cevaplardan tarım dışı kullanma izninin alınmadığı anlaşılmaktadır. 5403 sayılı Kanun ile ülkemiz açısından kıt bir kaynak olan tarım arazilerinin verimli, dengeli ve ekonomik olarak değerlendirilmesi amaçlanarak, tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı için birden çok koşulun bir arada bulunması öngörülmüştür. Kaldı ki, büyük ova koruma alanı sınırlarındaki tarım arazileri ayrı bir maddede düzenlenerek, bu kapsamdaki tarım arazilerinin ancak alternatif alan bulunmaması, kurul veya kurullarca uygun görüş bildirilmesi şartıyla tarımsal amaçlı yapılar ile Bakanlık ve talebin ilgili olduğu Bakanlıkça ortaklaşa kamu yararı kararı alınmış faaliyetler için Bakanlıkça izin verilmesi halinde tarım dışı kullanımına olanak sağlanmıştır. Dava konusu taşınmazların, 2017/10001 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'yla büyük ova koruma alanı olarak belirlenen ova sınırları içinde kaldığı dikkate alındığında, tarım arazisinin amaç dışı kullanımına izin verilebilmesi için, Devlete yüklenilen tarım arazilerinin korunması ödevi ile sosyal veya ekonomik bazı zorunlu ihtiyaçlar arasında makul bir denge kurulması ve arazinin, tarım arazisi olarak mı amaç dışı kullanımının mı sosyal veya ekonomik açıdan daha fazla kamusal yarar sağlayacağının ortaya konulması suretiyle tarım dışı kullanım izin prosedürünün tamamlanmış olması gerekmektedir. Öte yandan, Anayasa'nın 35. maddesi uyarınca mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla Anayasa'ya uygun olarak kanunla sınırlandırılabilmesi mümkündür. Ancak buna ilişkin düzenlemelerin öncelikle kamu yararına dayanması gerekmekte olup, bir taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının kamulaştırma yolu ile kaldırılması, kamu yararının karşılanması zorunluluğunun özel mülkiyet hakkının korunmasından üstün tutulması şartına bağlıdır. Bu nedenle de taşınmazın tarım arazisi niteliğinde bulunması halinde, tarım dışı kullanımı gerektiren bir amaç için yapılan kamulaştırmalarda, 5403 sayılı Kanun uyarınca alınması gereken tarım dışı kullanım izninin alınmamış olması, mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla Anayasa'ya uygun olarak kanunla sınırlandırılabileceği yolundaki anayasal hükme de aykırı olacaktır. Bu durumda, tarım arazilerinin madencilik faaliyeti için tarım dışı amaçla kullanılabilmesi, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’na göre tarım dışı amaçla kullanım izni alınmasına yani bu arazilerin tarım dışı amaçla kullanılmasında kamu yararının bulunduğu hususunun tespitine bağlı olup, gerekli izin işlemleri sonrasında kamulaştırma kararı alınması gerekirken, tarım dışı amaçla kullanım izni alınmaksızın tesis edilen acele kamulaştırma kararının uyuşmazlık konusu parsellere ilişkin kısmında hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Bu itibarla, dava konusu işlemin uyuşmazlık konusu taşınmazlara ilişkin kısmının iptaline yönelik Daire kararında sonucu itibarıyla isabetsizlik görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davalı idarelerin temyiz istemlerinin reddine, 2.Dava konusu işlemin uyuşmazlık konusu taşınmazlara ilişkin kısmının iptaline yönelik Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 17/09/2025 tarih ve E:2024/5611, K:2025/4195 sayılı kararının, yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, 3.Kesin olarak, 29/12/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY X- Mülkiyet hakkı, gerek Anayasa gerek uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan temel insan hakları arasında olup; bu düzenlemeler uyarınca ancak kanuna ve kamu yararına dayalı olarak kısıtlanabilmesi mümkündür. Mer'i mevzuatımızda, mülkiyet hakkına yönelik müdahalelere yer verilen temel nitelikteki düzenlemelerden biri de, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'dur. 2942 sayılı Kanun'a göre idarelerin, kanunlarla ve Cumhurbaşkanlığı Kararnameleriyle yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini nakden ve peşin olarak veya Kanun'un 3. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen hallerde, eşit taksitlerle ödemek suretiyle kamulaştırabilmeleri mümkündür. Anılan Kanun'da, kamulaştırma işlemleri açısından olağan ve acele kamulaştırma olmak üzere iki ayrı usul düzenlenmiştir. Buna göre, acele kamulaştırma usulünde, satın alma usulü denenmeden ve tescil hükmünün kurulması da beklenilmeden, tek şart olarak taşınmaz malın Mahkemece tespit edilen değerinin, malik adına depo edilmesi sonrasında, ancak yine Mahkeme kararıyla, idareye taşınmaza el koyma izni verilebilmektedir. Bu anlamda, acele kamulaştırma ile olağan kamulaştırma usulü arasındaki temel fark, olağan kamulaştırmada ancak süreç sonunda mahkemece tescil hükmünün kurulmasıyla idarece kullanılabilir hale gelen taşınmazın, acele kamulaştırma usulünde, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, dayandığı plan/projenin hayata geçirilmesini ivedilikle temin etme amacıyla, sürecin en başında idarece kullanılabilir hale gelmesinden kaynaklanmaktadır. Bu haliyle, acele kamulaştırmaya ilişkin usul, olağan kamulaştırmada malik lehine getirilen usule ilişkin güvenceleri bertaraf etmemekte ve olağan kamulaştırmaya göre ölçüsüz/orantısız bir müdahale getirmemektedir. Davaya konu işlemin dayanağı olan kamulaştırma projesinde; sahada üretilecek kömürün bir kısmının enerji arzının devamlılığının sağlanması amacıyla Çan 2 Termik Santralinde kullanılacağı; öte yandan alanda 1 yılda elde edilecek buğday gelirinin 669.042,00-TL, ayçiçeği gelirinin ise 1.059.916,00-TL olarak hesaplandığı, bölgede yıllık 500 bin ton üretim yapılması planlanan linyitin sağlayacağı gelirin ise 375.000.000,00-TL olarak öngörüldüğü ve söz konusu üretimin ülke ekonomisine, yerli kömür kullanılarak elektrik elde edilmesi ve cari açığın azaltılması yönünde katkı sağlayacağı; dava konusu işlemin, üretilecek linyitin termik santralde değerlendirilecek olması, üretilebilir rezervin değerlendirilmesi, termin planı, birbirine bağlı olması zorunlu olan ocak içi çalışma alanları arasında ulaşımın sağlanabilmesi gibi teknik ve üretilen linyitin verimi, halihazırda mevcut pazar durumu gibi mali nedenlerle madencilik faaliyetlerinin sürdürülebilmesi amacıyla tesis edildiği anlaşılmakta olup, projenin madencilik faaliyetlerine sağlayacağı katkı, bu alanda yapılacak yatırımları teşvik, ülke ekonomisine gerek gelir olarak gerek istihdam açısından sağlayacağı katkılar dikkate alındığında, söz konusu projenin bir an evvel hayata geçirilmesi gerektiğinden, dava konusu işlemde 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinin uygulanabilmesinin şartlarından olan acelelik halinin bulunduğu sonucuna varıldığından, davalı idarelerin temyiz istemlerinin kabulü ile Daire kararının bozularak davanın reddine karar verilmesi gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.