Danıştay · Danıştay
Danıştay 2025/29 E. 2025/620 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2025/29
- Karar No
- 2025/620
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2025/29 Karar No : 2025/620
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 17/09/2024 tarih ve E:2022/7203, K:2024/4727 sayılı kararının davanın reddine ilişkin kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca 06/05/2022 tarihinde onaylanan İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliğinin iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 17/09/2024 tarih ve E:2022/7203, K:2024/4727 sayılı kararıyla; Dava konusu plan notunda, "8.4.9.4 Eko-turizm alanı olarak belirlenebilecek alanlarda min. parsel büyüklüğü=15.000 m2’dir. Bu alanların % 45’lik kısmının Arazi ve Arsa Düzenlemeleri Hakkında Yönetmelik uyarınca umumi ve kamu hizmet alanlarına ayrılması zorunludur. Bu alanlarda yapılaşma koşulları: maks. emsal=0,10; maks. bina yüksekliği 2 kattır. Kat yükseklikleri yöresel, coğrafi koşullar ve iklim koşulları dikkate alınarak belirlenir. Bu tesislerde en fazla bir bodrum katı yapılabilir. Bodrum katlarda konaklama üniteleri yer alamaz, yalnızca servis alanı olarak kullanılabilen bu alanlar, emsale dahil değildir. Ayrı yapılar olarak düzenlenen konaklama birimlerinde bodrum kat sadece ana yapıda yer alabilir." düzenlemesine yer verildiği, Söz konusu plan notu, eko-turizmin amaçları ile birlikte değerlendirildiğinde, Dünya Ticaret Örgütü (WTO)'ne göre eko-turizmin amaçları ile plan notu incelendiğinde, eko-turizm alanlarının doğal yaşama aktif katılımın sağlanabildiği, çevreye duyarlı ve çevreyi koruyan alanlar olduğu, turizmin doğal ve geleneksel çevreye verdiği tahribatın en alt düzeye indirilmesinin ve çevreyle uyumlu, doğal ve geleneksel sosyo-kültürel yaşamla iç içe geçen, yöresel bitki örtüsünü ve yaban hayatını koruyan turizmin amaç edinildiği, Eko-turizm alanlarında yapılaşma koşullarının belirlendiği plan notları incelendiğinde, yapılaşma koşullarının düşük emsallerde tutulduğu, bu alanların yoğun yapılaşmaya açılmasının önlenmesi ve koruma kullanma dengesi çerçevesinde plan kararlarının oluşturulmasının amaçlandığı, eko-turizm yapılacak alanın doğal yapısının korunmasının hedeflendiği, Bununla birlikte, davaya konu plan değişikliği gerekçe raporunda, gelişen ulaşım bağlantıları ile erişim olanaklarının da artmasıyla özellikle Covid-19 Pandemisi sonrasında bu alanların turizm amacı dışında münferit veya site şeklinde konut yapılaşmalarına olanak tanıdığı ve şahısların talepleri doğrultusunda ilgili idareler tarafından bu doğrultuda alt ölçekli planların yapılması nedeniyle, eko-turizm alanlarının amacı dışında kullanımını engellemek için davaya konu plan değişikliğinin yapıldığı belirtildiğinden, bu alanlarda maksimum inşaat alanı şartı getirilmemişse de, plan notlarının düşük yapılaşma koşullarını içerdiği görüldüğünden, dava konusu plan notlarında şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı, Bu alanların % 45’lik kısmının Arazi ve Arsa Düzenlemeleri Hakkında Yönetmelik uyarınca umumi ve kamu hizmet alanlarına ayrılmasının zorunlu olduğuna ilişkin plan notu yönünden ise; dava konusu çevre düzeni planı değişikliğine yapılan itirazların değerlendirilmesi sonucunda, 19/12/2022 tarihinde onaylanan çevre düzeni planı değişikliğiyle bu düzenlemenin kaldırıldığı görüldüğünden, bu kısım hakkında davanın konusuz kaldığı, Diğer yandan, dava dilekçesi genel olarak incelendiğinde, alt ölçekli 1/25000 ölçekli planla eko-turizm ile ilgili plan notlarının düzenlendiği ve askıya çıkarıldığı, dava konusu plan notu değişikliği ile alt ölçekli planla uyumsuzlukların olacağı ve uygulamada sorunlar yaşanacağı ileri sürülmüşe de, planların hiyerarşisi gereği alt ölçekli planların üst ölçekli planlara uygun olması gerektiği ve bu durumun üst ölçekli planların değiştirilemeyeceği anlamına gelmediği gerekçesiyle, Dava konusu 8.4.9.4 sayılı plan notunun "Bu alanların % 45’lik kısmının Arazi ve Arsa Düzenlemeleri Hakkında Yönetmelik uyarınca umumi ve kamu hizmet alanlarına ayrılmasının zorunlu olduğuna" ilişkin kısmı yönünden konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, anılan plan notunun diğer kısımları yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu edilen plan notunda sonradan yapılan değişiklikle, esasen dava konusuz kaldığından, kısmen davanın reddine karar verilmesinde isabet bulunmadığı, eko-turizm alanları için belirlenen alanlarda tarım arazileri, orman alanları, ağaçlandırılacak alan vb. alanların da bulunduğu, eko-turizm alanları için getirilen yapılaşma koşullarının bu alanlarda uygulanacağı, maksimum inşaat alanı sınırlamasının olmadığı, bu durumun alanın doğal, ekolojik veya tarımsal varlığı üzerinde yapılaşma baskısı getireceği, dava konusu plan notunun, 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planı hükümleri ile uyumsuz olduğu, eko-turizm alanlarında bütüncül planlama anlayışının geliştirilmesi gerektiği, bu nedenlerle Daire kararının davanın reddine ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın temyize konu kısmının usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının davanın reddine ilişkin kısmının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü: Üye ...'ın, dava dilekçesinde, dava konusu edilen plan notu değişikliğinin tamamının iptali istenilmesine rağmen, itiraza konu kararda, değişikliğe konu plan notunun 8.4.9.4 sayılı bendine hasren inceleme yapılmasına hukuken imkan bulunmadığı yönündeki oyuna karşılık, Kurulumuzca dava dilekçesindeki davacı iddiaları dikkate alındığında, anılan ibare yönünden değerlendirme yapılmasında, yargılama usulüne bir aykırılık bulunmadığına oyçokluğu ile karar verilerek işin esasına geçildi.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın davanın reddine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın temyize konu bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davacının temyiz isteminin reddine, 2.Yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen davanın reddine, kısmen dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin 17/09/2024 tarih ve E:2022/7203, K:2024/4727 sayılı kararının temyize konu davanın reddine ilişkin kısmının ONANMASINA, 3.Kesin olarak, 19/03/2025 tarihinde usulde oyçokluğu, esasta oybirliğiyle ile karar verildi.