Danıştay · Danıştay
Danıştay 2024/1691 E. 2025/1443 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2024/1691
- Karar No
- 2025/1443
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/1691 Karar No : 2025/1443
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onuncu Dairesinin 23/11/2023 tarih ve E:2019/10485, K:2023/7361 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 31/12/2017 tarih ve 30287 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Milli Emlak Tebliği (Sıra No:382)'nin, 02/08/2019 tarih ve 30850 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Milli Emlak Genel Tebliği (Sıra No:382)'nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sıra No:390) ile değişik; 4. maddesinin 1. fıkrasının "Satış bedeli: Rayiç bedelin yüzde ellisini," şeklindeki (f) bendinin, 17. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "Satış bedeli, rayiç bedelin yüzde ellisidir." cümlesinin iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 23/11/2023 tarih ve E:2019/10485, K:2023/7361 sayılı kararıyla; Hazineye ait taşınmazların satışına yönelik düzenlemeler içeren dava konusu Tebliğ hükümlerinin, Türk vatandaşı olan tüm bireylerin menfaatini ilgilendirdiği dikkate alındığında; davacının bu davayı açma ehliyeti bulunmadığına ilişkin davalı idarece öne sürülen itirazın yerinde görülmediği; 02/08/2019 tarih ve 30850 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan dava konusu Tebliğ'e 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesinin 1. fıkrası uyarınca belirlenen altmış günlük dava açma süresi içerisinde, 09/08/2019 tarihinde bakılan dava açıldığından davanın süresinde olmadığına ilişkin davalı idarece öne sürülen itirazın da yerinde görülmediği; Anayasa'nın 124. maddesine, 18/07/2001 tarih ve 24446 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un "Doğrudan satış" başlıklı 4. maddesinin 12. fıkrasına, 26/04/2012 tarih ve 28275 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun'un, "Hak sahibi, başvuru ve doğrudan satış" başlıklı 6. maddesine, "Hazineye ait tarım arazilerinin satışına ilişkin işlemler" başlıklı 12. maddesine, 31/12/2017 tarih ve 30287 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Milli Emlak Tebliği (Sıra No:382)'nin "Amaç" başlıklı 1. maddesine, "Kapsam" başlıklı 2. maddesinde, "Dayanak" başlıklı 3. maddesine, "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendine, "Satış bedeli ve tahsili" başlıklı 17. maddesinin 1. fıkrasının ilk cümlesine yer verilerek; İdari teşkilat yapısı içinde yer alan Bakanlıklar ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarının, görev alanlarına ilişkin olarak ve yönetmelik, yönerge, tebliğ, genelge ve talimat gibi çeşitli adlar altında düzenleme yapabildiği; Bu düzenlemeler arasında uyulması gereken "normlar hiyerarşisi" kuramına göre, hukuk düzeninin, farklı kademede yer alan Anayasa, kanun, yönetmelik ve diğer düzenleyici işlemlerden oluşan birçok normu içerdiği ve her normun geçerliliğini bir üst basamakta yer alan normdan aldığı, Normlar hiyerarşisine göre kanundan sonra gelen yönetmelik, genelge, tebliğ, talimat gibi düzenlemelerin; ancak kanunda verilmiş olan hakkın kullanılmasının açıklanması ile ilgili olacağının, bu metinlerde kanun ile verilmiş olan hakkı genişletici veya daraltıcı mahiyette hükümlere yer verilemeyeceğinin hukukun genel ilkelerinden olduğu; 4706 sayılı Kanun'un 4. maddesinin 12. fıkrasında, tespit ve tebliğ edilen rayiç bedelin kabul edilmesi hâlinde hak sahibine doğrudan satışın yapılabileceği kuralına yer verilmişken, 7181 sayılı Kanun'la yapılan değişiklik sonucunda "rayiç" ibaresinin hükümden çıkartıldığı; yine 7181 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle, aynı fıkra kapsamında yapılacak satışlarda; satış bedeli, ödeme şekli, taksit süresi ve sayısı, uygulanacak faiz oranı ve diğer hususlarda 6292 sayılı Kanun'un Hazineye ait tarım arazilerinin satışına ilişkin hükümlerinin kıyasen uygulanacağının kural altına alındığı; 4706 sayılı Kanun'un atıfta bulunduğu 6292 sayılı Kanun'un 6. maddesinin 4. fıkrasının ilk cümlesinde, hak sahiplerine doğrudan satılacak olan taşınmazların satış bedelinin, kural olarak, dört yüz metrekareye kadar olan kısmı için rayiç bedelin yüzde ellisi, fazlası için rayiç bedelin yüzde yetmişi olarak belirlendiği; aynı fıkranın dördüncü cümlesinde ise bir istisnaya yer verilerek, tamamen ve münhasıran bilfiil tarımsal amaçlı olarak kullanılan ve üzerinde tarımsal amaçlı yapılar (mandıra, sera, ağıl, kümes vb.) ile sürekli ikamet amacıyla kullanılan konut hariç yapı bulunmayan yerler için satış bedelinin, rayiç bedelin yüzde ellisi üzerinden hesaplanacağının belirtildiği; aynı Kanun'un 12. maddesinin 2. fıkrasında da, Hazineye ait tarım arazilerinin satış bedelinin 6. maddesinin 4. fıkrasının dördüncü cümlesi kapsamında kullananlar için rayiç bedelin yüzde ellisi olduğunun hükme bağlandığı; Buna göre, münhasıran Hazineye ait tarım arazilerinin doğrudan satışına ilişkin düzenleme içeren 4706 sayılı Kanun'un 4. maddesinin 12. fıkrası kapsamında hak sahiplerine yapılacak satışlarda satış bedelinin, 6292 sayılı Kanun'un 6. maddesinin 4. fıkrasının dördüncü cümlesi ile 12. maddesinin 2. fıkrası uyarınca rayiç bedelin yarısı olduğu; Dava konusu 390 sıra numaralı Tebliğ'in, 4706 sayılı Kanun'un 4. maddesinin 12. fıkrasında satış bedeline ilişkin değişiklik yapan 7181 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesi üzerine, 382 sıra numaralı Tebliğ'in anılan Kanun hükümlerine uyarlanması amacıyla yürürlüğe konulduğu, bu kapsamda dava konusu kurallar ile ana Tebliğ'in 4. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinde yer alan satış bedeli kavramının, "rayiç bedelin yüzde ellisi" olarak tanımlandığı, ana Tebliğ'in 17. maddesinin 1. fıkrasının ilk cümlesinde de, satış bedelinin, rayiç bedelin yüzde ellisi olduğunun ayrıca ifade edildiği; Bu durumda, Tebliğ'in dayanağı olan 4706 sayılı Kanun'un, 7181 sayılı Kanunla değişik 4. maddesinin 12. fıkrası ile 6292 sayılı Kanun'a uygun olarak Tebliğ'de yapılan değişikliklerde hukuka ve üst hukuk normlarına aykırılık görülmediği; Öte yandan; 4706 sayılı Kanun'un, ülkemizde 2001 yılının Şubat ayında meydana gelen olumsuz ekonomik gelişmeler sonucu yeni bir ekonomik programın uygulamaya konulması üzerine ve ekonominin en önemli sorunu olan kaynak sıkıntısının bertaraf edilmesi, kamu kaynaklarının en verimli şekilde kullanılarak borçlanma gereksiniminin azaltılması, Hazineye ait ve halen atıl durumda bulunan taşınmaz malların kısa bir süre içerisinde ekonomiye kazandırılması ve bu suretle elde edilecek gelirlerin öncelikle ekonominin canlandırılması için kullanılması amacıyla ve çarpık kentleşmeyi önleyerek düzenli kentleşmeyi sağlamak üzere yürürlüğe konulduğu; 7181 sayılı Kanun'un 4706 sayılı Kanun'u değiştiren hükümlerinin ise, Hazineye ait taşınmazlar ile tarım arazilerinin satışında uygulama birliğinin sağlanması (örneğin, 7181 sayılı Kanun öncesinde, 4706 sayılı Kanun'un 4. maddesinin 12. fıkrası uyarınca Hazineye ait tarım arazilerinin satış bedeli rayiç bedel iken, 6292 sayılı Kanun'un 6. maddesinin 4. fıkrasının dördüncü cümlesi uyarınca Hazineye ait tarım arazilerinin satış bedelinin rayiç bedelin yarısı olduğu) ve çeşitli nedenlerle haklarından yararlanamayan hak sahiplerinin mağduriyetlerinin giderilmesi amacıyla kabul edildiği; Bu itibarla, 4706 sayılı Kanun'un 4. maddesinin 12. fıkrasında, 7181 sayılı Kanun'la yapılan değişikliklere uyum sağlamaya yönelik getirilen dava konusu Tebliğ kurallarında kamu yararı amacına da aykırılık görülmediği, aksi yöndeki davacı iddiasına itibar edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, kamuya ait taşınmazların yok pahasına satılmasının kamu yararına aykırı olduğu, dava konusu düzenlemenin Tebliğ ile yapılamayacağı, konuyla ilgili olarak Sayıştay ile Hazine ve Maliye Bakanlığının görüşünün alınması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Onuncu Dairesinin temyize konu 23/11/2023 tarih ve E:2019/10485, K:2023/7361 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 30/06/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.