Danıştay · Danıştay
Danıştay 2025/1545 E. 2025/1562 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2025/1545
- Karar No
- 2025/1562
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2025/1545 Karar No : 2025/1562
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1-... VEKİLİ : Av. ... 2-... Kurumu VEKİLLERİ : Av. ... - Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 10/02/2025 tarih ve E:2023/9302, K:2025/491 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Kayseri ilinde kurulacak Ovacık RES üretim tesisi için gerekli olan ve ekli listede bulundukları yer ile ada ve parsel numaraları belirtilen taşınmazların tapuda hazine adına tescil edilmek üzere Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi gereğince acele kamulaştırılmasına ilişkin 02/11/2023 tarih ve 32357 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 01/11/2023 tarih ve 7749 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın Kayseri ili, Yahyalı ilçesi, ... Mahallesi, ... ada ... ve ... parsel sayılı taşınmazlar yönünden iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 10/02/2025 tarih ve E:2023/9302, K:2025/491 sayılı kararıyla; Davalı idarelerin davada süre aşımı bulunduğu yönündeki itirazları yerinde görülmemiş, Anayasa'nın 35. maddesi; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin Ek 1 Nolu Protokolü'nün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesi; 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 3., 5., 6. ve 27. maddelerine yer verilerek, Anayasa ve 2942 sayılı Kanun hükümleri uyarınca, idarelerin, kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, yetkili mercilerce alınacak kamu yararı kararı çerçevesinde ya da onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine dayanılarak, bedellerini ödemek suretiyle kamulaştırmaları; hatta 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde öngörülen şartların varlığı halinde, anılan Kanun'da ayrı bir usul olarak öngörülen acele kamulaştırma yöntemine de başvurulabilmelerinin mümkün olduğu, 2942 sayılı Kanun'da, kamulaştırma işlemleri açısından olağan ve acele kamulaştırma olmak üzere iki ayrı usulün düzenlendiği, Olağan kamulaştırma usulünde, asliye hukuk mahkemesi, idare adına tescil hükmü kurmadığı sürece, idarenin taşınmaza el atma ve taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunma yetkisinin bulunmadığı, Acele kamulaştırma usulünün ise 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde belirlenen “3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacında” veya “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde” veya “özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda” başvurulabilen, olağan kamulaştırma usulünden farklı olarak, idareye kamulaştırma işlemlerine ilişkin prosedürün sonuçlanmasını beklemeden, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, ilgili idarenin istemi ile mahkemece, yedi gün içinde o taşınmaz malın Kanun'da belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değerinin, idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılması şartıyla, o taşınmaz mala el koyma imkanı tanıyan ayrı bir usul olarak öngörüldüğü, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde, acele kamulaştırma işleminin dayandırılacağı üç sebep unsurundan, “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilen haller” bakımından, Kanun'da açık bir acelelik haline yer verilmediğinden, maddede öngörülen diğer iki koşuldan bağımsız şekilde, işlem tesisine dayanak olan acelelik halinin ve olağan kamulaştırma usulünden ayrılmasını gerektiren nedenlerin, kamu yararı ile özel mülkiyet hakkı arasındaki denge gözetilerek gerçekleşip gerçekleşmediğinin her somut olayda, projenin ve hizmetin niteliği, mahalli veya ulusal ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerekliliği gibi hususlar da göz önünde bulundurularak yargı yerince değerlendirileceği, Acele kamulaştırma istisnai bir yöntem olduğundan, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında aceleliğin varlığına dair şartlarının ortaya konulması gerektiği, Dolayısıyla, acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanı kararlarının da kamu yararı amacına ve hukuka uygun olup olmadığına yönelik hukuki denetiminin; diğer idari işlemler gibi yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden incelenerek yapılması gerektiğinin açık olduğu, Dosyanın incelenmesinden; Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla; Kayseri ilinde kurulacak olan Ovacık Res üretim tesisi için projenin isabet ettiği, davacının söz konusu taşınmazlarının da aralarında bulunduğu Yahyalı ilçesi, Avlağa ve Delialiuşağı Mahallelerinde bulunan özel mülkiyete konu parseller hakkında kamu yararı ve kamulaştırma kararı alındığı, aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararıyla 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi gereğince karar alınmak üzere Cumhurbaşkanlığına başvurulmasına karar verildiği, bunu üzerine dava konusu 01/11/2023 tarih ve 7749 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'yla söz konusu taşınmazların acele kamulaştırılmasına karar verildiği, Dairelerinin 21/11/2024 tarihli ara kararıyla uyuşmazlığa konu taşınmazların tarım dışı kullanım izni alınması gereken taşınmaz niteliğinde olup olmadığının ve tarım dışı kullanım izni alınması gereken taşınmaz niteliğinde olması durumunda, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu uyarınca tarım dışı kullanım izni alınıp alınmadığının sorulması üzerine Kayseri İl Tarım ve Orman Müdürlüğünce verilen cevapta; taşınmazların söz konusu proje kapsamında ... tarih ve ... sayılı Toprak Koruma Kurulu kararı ile tarım dışı amaçla kullanılmasının uygun görülmesi üzerine aynı tarihli Vali oluru ile izin verildiğinin belirtildiği, Enerji ihtiyacının hızla artış gösterdiği ülkemizde bu ihtiyacın karşılanması amacıyla ve yüksek maliyetlerle inşa edilen tesislerde üretilen enerjinin tüketim noktalarına kaliteli, hızlı, kesintisiz ve güvenli bir şekilde ulaştırılmasında kamu yararının bulunduğu, Bu durumda, RES projesi alanına isabet eden taşınmazların kamulaştırılmasında kamu yararı ve acelelik halinin bulunduğu; proje güzergahına isabet eden taşınmazların acele kamulaştırılmasına ilişkin dava konusu işlemin, 2942 sayılı Kanun'a uygun olarak tesis edildiği sonucuna varıldığından anılan işlemde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, acele kamulaştırma işleminden önce yetkili organ tarafından alınmış bir kamu yararı kararının bulunmadığı, acele el koyma davaları ikame edilerek mülkiyet hakkının ihlal edildiği, acele kamulaştırma kararında hangi gerekçelerin acelelik hali arz ettiği hususunda herhangi bir somut açıklamada bulunulmadığı, dava dışı Esengüç isimli firmanın önlisans süresinin bitecek olması gerekçe gösterilerek acele kamulaştırma yoluna gidilerek idarece şirketin maddi menfaatlerinin gözetildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idareler tarafından, istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Ovacık RES proje sahasında özel şahıslara ait yaklaşık 70 adet taşınmazın bulunduğu, vefatların meydana geldiği, elbirliği mülkiyet durumunun olduğu, malik ya da mirasçı sayısının çokluğu nedeniyle taşınmaz sahipleriyle uzlaşma imkanının bulunmadığı, projenin yapılabilmesi için yıllarca beklenmesinin gerekebileceği, üretim tesisi projesinin yatırım bütünlüğü, inşaatın tamamlanması, sistemin bir an önce faaliyete geçebilmesi için taşınmazın kullanım hakkının alınması gerektiği, elektirik üretiminde, yenilenebilir kaynakların payının ivedilikle artırılmasına ihtiyaç duyulduğu yolunda davalılarca ileri sürülen hususların acelelik halinin bulunduğunu gösteren hususlar olmadığı, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde öngörülen acele kamulaştırma prosedürünün uygulanması için gerekli olan olağanüstü durumların ve bu yönteme başvurulması ile amaçlanan kamu yararının somut olarak ortaya konulamadığı görüldüğünden, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararında hukuka uyarlık görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü, Daire kararının bozulması ile işlemin uyuşmazlığa konu taşınmazlara yönelik kısmının iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosya tekemmül ettiğinden, davacının yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A maddesi uyarınca gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davacının temyiz isteminin reddine, 2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 10/02/2025 tarih ve E:2023/9302, K:2025/491 sayılı kararının ONANMASINA, 3.Kesin olarak, 08/09/2025 tarihinde, oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY X- Anayasa'nın 35. maddesinde; "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin Ek 1 Nolu Protokolü'nün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde; "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesinde, 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanunu'nun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10. madde esasları dairesinde ve 15. madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10. maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabileceği, bu Kanun'un 3. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen hallerde yapılacak kamulaştırmalarda yatırılacak miktarın, ödenecek ilk taksit bedeli olduğu hükmü kurala bağlanmıştır. Yukarıda yer verilen mevzuat düzenlemelerine göre, özel mülkiyet hakkının, korunması gereken temel insan hakları arasında yer aldığı, Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelere yer verildiği, bu düzenlemelerde mülkiyet hakkına müdahalelerin olabileceğinin öngörüldüğü, ancak bu müdahalelerde kamu yararı gerekçesi, kanuni düzenleme gereği ve ölçülülük ya da orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkı ihlaline neden olacağı kabul edilmiştir. Bu açıdan, kamu gücü kullanılarak özel mülkiyetteki taşınmazların kamu eline geçirilmesini ifade etmesi anlamında kamulaştırmanın yargısal incelemesinde, mülkiyet hakkına söz konusu müdahalede anılan hükümler çerçevesinde kamu yararının varlığının, kanuni düzenleme gereğinin ve orantılılık noktasında adil dengenin sağlanıp sağlanmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Anayasa'da herkesin, mülkiyet hakkına sahip olduğu ancak bu hakkın kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabileceği ifade edilmiştir. Yine ülkemizin taraf olduğu İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi'nin Ek 1 Nolu Protokolü'yle, mülkiyet hakkı bir insan hakkı olarak kabul edilmiş ve bu hakkın orantılılık ilkesi çerçevesinde kamu yararı gözetilerek sınırlandırılabileceği ifade edilmiştir. Bu hükümlerden hareketle, bir taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının kamulaştırma yoluyla kaldırılmasının ancak kamu yararının karşılanması zorunluluğunun özel mülkiyet hakkının korunmasından üstün tutulması şartına bağlı olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca, acele kamulaştırma, olağanüstü bir kamulaştırma usulü olup istisnai durumlarda uygulanacak bir yöntemdir. Bu nedenle, acelelik halinin bulunduğunun saptanması halinde acele kamulaştırılması zorunlu bulunan taşınmazlara yönelik gerekli tespitler yapılıp sebeplerin de somut olarak belirtilmesi suretiyle uygulanmalıdır. Olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında bu yöntemin uygulanması halinde uygulanma gerekçesinin, olağanüstü durumların, bu yönteme başvurulması ile amaçlanan kamu yararının, kamu düzeninin korunmasını gerektiren hallerin somut olarak ortaya konulması suretiyle acele kamulaştırma işlemlerinin yürütülmesi gerekmektedir. Bu kapsamda uyuşmazlıkta; Kayseri ilinde kurulacak Ovacık RES üretim tesisi için ihtiyaç duyulan taşınmazların kamulaştırılması amacıyla Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla; Yahyalı ilçesi, Avlağa ve Delialiuşağı Mahallelerinde bulunan özel mülkiyete konu parseller hakkında kamu yararı ve kamulaştırma kararı alındığı, aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararıyla 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi gereğince karar alınmak üzere Cumhurbaşkanlığına başvurulmasına karar verildiği, bunu üzerine dava konusu 01/11/2023 tarih ve 7749 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla aralarında uyuşmazlık konusu taşınmazların da yer aldığı bazı taşınmazların acele kamulaştırmasına karar verildiği görülmekte olup, Ovacık RES proje sahasında özel şahıslara ait yaklaşık 70 adet taşınmazın bulunduğu, vefatların meydana geldiği, elbirliği mülkiyet durumunun olduğu, malik ya da mirasçı sayısının çokluğu nedeniyle taşınmaz sahipleriyle uzlaşma imkanının bulunmadığı, projenin yapılabilmesi için yıllarca beklenmesinin gerekebileceği, üretim tesisi projesinin yatırım bütünlüğü, inşaatın tamamlanması, sistemin bir an önce faaliyete geçebilmesi için taşınmazın kullanım hakkının alınması gerektiği, elektirik üretiminde, yenilenebilir kaynakların payının ivedilikle artırılmasına ihtiyaç duyulduğu yolunda davalılarca ileri sürülen hususların, tek başına acele kamulaştırma yapılması için yeterli olmadığı; öte yandan, Cumhurbaşkanı Kararı'nda 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde öngörülen acele kamulaştırma prosedürünün uygulanması için gerekli olan olağanüstü durumların ve bu yönteme başvurulması ile amaçlanan kamu yararının somut olarak ortaya konulamadığı görülmektedir. Bu durumda, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde öngörülen şartların gerçekleşmediği anlaşıldığından dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nda hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile davanın reddi yolundaki Daire kararının bozularak, dava konusu işlemin uyuşmazlık konusu taşınmazlar yönünden iptaline karar verilmesi gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.