Danıştay · Danıştay
Danıştay 2025/1118 E. 2025/1561 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2025/1118
- Karar No
- 2025/1561
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2025/1118 Karar No : 2025/1561
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1-... VEKİLİ : Av. ... 2-... AŞ VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 09/04/2025 tarih ve E:2024/5571, K:2025/1853 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: "154 kV R3-Muş-4 RES-Muş TM Enerji İletim Hattı Projesi" kapsamında ekli harita ile listede güzergah ve bulunduğu yer ile ada ve parsel numaraları gösterilen taşınmazlarda, direk yerlerinin mülkiyet şeklinde, iletim salınım gabarisinin ise irtifak hakkı kurulmak suretiyle Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi Genel Müdürlüğü tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 20/04/2024 tarih ve 32523 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 19/04/2024 tarih ve 8356 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın Muş ili, Merkez ilçesi, ... Köyü, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 09/04/2025 tarih ve E:2024/5571, K:2025/1853 sayılı kararıyla; Davalı idarelerin davada süre aşımı bulunduğu yönündeki itirazları yerinde görülmemiş, Anayasa'nın 35. maddesi; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin Ek 1 Nolu Protokolü'nün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesi; 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 3., 5., 6. ve 27. maddeleri ile 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun "Tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı" başlıklı 13. maddesine yer verilerek, Anayasa ve 2942 sayılı Kanun hükümleri uyarınca, idarelerin, kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, yetkili mercilerce alınacak kamu yararı kararı çerçevesinde ya da onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine dayanılarak, bedellerini ödemek suretiyle kamulaştırmaları; hatta 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde öngörülen şartların varlığı halinde, anılan Kanun'da ayrı bir usul olarak öngörülen acele kamulaştırma yöntemine de başvurulabilmelerinin mümkün olduğu, 2942 sayılı Kanun'da, kamulaştırma işlemleri açısından olağan ve acele kamulaştırma olmak üzere iki ayrı usulün düzenlendiği, Olağan kamulaştırma usulünde, asliye hukuk mahkemesi, idare adına tescil hükmü kurmadığı sürece, idarenin taşınmaza el atma ve taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunma yetkisinin bulunmadığı, Acele kamulaştırma usulünün ise 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde belirlenen “3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacında” veya “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde” veya “özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda” başvurulabilen, olağan kamulaştırma usulünden farklı olarak, idareye kamulaştırma işlemlerine ilişkin prosedürün sonuçlanmasını beklemeden, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, ilgili idarenin istemi ile mahkemece, yedi gün içinde o taşınmaz malın Kanun'da belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değerinin, idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılması şartıyla, o taşınmaz mala el koyma imkanı tanıyan ayrı bir usul olarak öngörüldüğü, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde, acele kamulaştırma işleminin dayandırılacağı üç sebep unsurundan, “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilen haller” bakımından, Kanun'da açık bir acelelik haline yer verilmediğinden, maddede öngörülen diğer iki koşuldan bağımsız şekilde, işlem tesisine dayanak olan acelelik halinin ve olağan kamulaştırma usulünden ayrılmasını gerektiren nedenlerin, kamu yararı ile özel mülkiyet hakkı arasındaki denge gözetilerek gerçekleşip gerçekleşmediğinin her somut olayda, projenin ve hizmetin niteliği, mahalli veya ulusal ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerekliliği gibi hususlar da göz önünde bulundurularak yargı yerince değerlendirileceği, Acele kamulaştırma istisnai bir yöntem olduğundan, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında aceleliğin varlığına dair şartlarının ortaya konulması gerektiği, Dolayısıyla, acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanı kararlarının da kamu yararı amacına ve hukuka uygun olup olmadığına yönelik hukuki denetiminin; diğer idari işlemler gibi yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden incelenerek yapılması gerektiğinin açık olduğu, Yer verilen açıklamalar çerçevesinde, dava konusu acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı'nın "kamu yararı" ve "acelelik hali" ölçütleri yönünden ayrı ayrı inceleneceği, Dosyanın incelenmesinden, Türkiye Elektrik İletişim AŞ'nin yatırım faaliyetleri kapsamında gerçekleştirilmesi planlanan "154 kV R3-Muş-4 RES-Muş TM Enerji İletim Hattı Projesi" güzergahına isabet eden ve davacıya ait taşınmazı da içeren taşınmazların 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılması amacıyla, TEİAŞ Yönetim Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile kamu yararı kararı alındığı; Muş bölgesinin tüketiminin fazla, üretiminin ise az olduğu bir bölge konumunda bulunduğu, projenin üretim olarak bölgeye ve iletim sistemi arz güvenliğine katkı sağlayacağı, söz konusu enerji iletim hattının yapılmasında aciliyet bulunduğundan bahisle uyuşmazlığa konu taşınmazın acele kamulaştırılmasına karar verildiğinin anlaşıldığı, Bu durumda, anılan proje ile artan enerji ihtiyacının bir an önce karşılanabilmesi ve enerji arzının kesintisiz, sürekli biçimde sağlanabilmesi gerekliliği, enerji arz güvenliğinin sağlanmasının önemi ile ülkemizin başta elektrik enerjisi olmak üzere, enerji arzına olan ihtiyaç durumu dikkate alındığında, somut olayda olduğu gibi üretilen enerjinin tüketim noktalarına kaliteli, hızlı ve güvenli şekilde ulaştırılmasında gecikmeye yol açılmamasının amaçlandığı projeye dayalı olarak tesis edilen dava konusu acele kamulaştırma kararında kamu yararı bulunduğu açık olup, enerji projesinin bir an önce tamamlanması amacıyla yapılacak kamulaştırmada acelelik halinin de bulunduğu anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu taşınmazın da içinde yer aldığı enerji iletim hattı projesine ilişkin “ÇED Gerekli Değildir” kararının iptali istemiyle açılan davanın, ... İdare Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında derdest olduğu, anılan dosyada düzenlenen bilirkişi raporunda, proje sahasının çevresel, tarımsal ve planlama açısından ciddi eksiklikler içerdiği, bu haliyle projenin uygulanması durumunda geri dönüşü mümkün olmayan zararların meydana gelebileceğinin ifade edildiği; “enerji arz güvenliği” gibi soyut ifadelerle acelelik gerekçesi oluşturulduğu, acelelik halinin varlığının, ölçülebilir veriler, teknik raporlar veya süre baskısını gösteren belgelerle ispat edilmediği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idareler tarafından, istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nın dayanağı Proje için verilen ''ÇED Gerekli Değildir'' kararının yargı yerince iptal edilmiş olması nedeniyle 2872 sayılı Kanun'un 10. maddesine göre proje için yatırıma başlanması, kamulaştırma işlemi tesis edilmesi ve dolayısıyla kamulaştırma sırasında acele kamulaştırma yönteminin uygulanması mümkün olmamakla beraber projenin yürürlüğe girip giremeyeceği hususunda çevresel etki değerlendirmesi ile ilgili olarak bir belirsizliğin sürdüğü anlaşıldığından, bu proje kapsamında kamulaştırma işlemi tesis edilmesi ve dolayısıyla kamulaştırma sırasında acele kamulaştırma yönteminin uygulanması mümkün bulunmadığından, dava konusu Karar'da hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığından, davacının temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozularak, dava konusu işlemin uyuşmazlığa konu taşınmaz yönünden iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosya tekemmül ettiğinden, davacının yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A maddesi uyarınca gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davacının temyiz isteminin reddine, 2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 09/04/2025 tarih ve E:2024/5571, K:2025/1853 sayılı kararının ONANMASINA, 3.Kullanılmayan ...-TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacıya iadesine, 4.Kesin olarak, 08/09/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY X- Anayasa'nın 56. maddesinde, "Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir." hükmü yer almaktadır. 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 1. maddesinde, Kanun'un amacının, bütün canlıların ortak varlığı olan çevrenin, sürdürülebilir çevre ve sürdürülebilir kalkınma ilkeleri doğrultusunda korunmasını sağlamak olduğu hükme bağlanmış; 'Tanımlar' başlıklı 2. maddesinde, "çevresel etki değerlendirmesi" terimi, gerçekleştirilmesi planlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknolojik alternatiflerin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmalar şeklinde tanımlanmış, ''İlkeler'' başlıklı 3. maddesinde; çevrenin korunmasına, iyileştirilmesine ve kirliliğinin önlenmesine ilişkin genel ilkeler sayılmıştır. Buna göre, başta idare, meslek odaları, birlikler ve sivil toplum kuruluşları olmak üzere herkes, çevrenin korunması ve kirliliğin önlenmesi ile görevli olup bu konuda alınacak tedbirlere ve belirlenen esaslara uymakla yükümlü tutulmuş, arazi ve kaynak kullanım kararlarını veren ve proje değerlendirmesi yapan yetkili kuruluşların, karar alma süreçlerinde sürdürülebilir kalkınma ilkesini gözetecekleri, yapılacak ekonomik faaliyetlerin faydası ile doğal kaynaklar üzerindeki etkisinin sürdürülebilir kalkınma ilkesi çerçevesinde uzun dönemli olarak değerlendirileceği kurala bağlanmıştır. Aynı Kanun'un 10. maddesinde; gerçekleştirmeyi planladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlü tutulmuşlardır. Anılan maddede, "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı" veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemeyeceği; proje için yatırıma başlanamayacağı ve ihale yapılamayacağı hüküm altına alınmıştır. Yukarıda anılan Anayasa hükmü ve kanuni düzenleme birlikte değerlendirildiğinde; herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkının bulunduğu, çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemenin Devletin ve vatandaşların ödevi olduğu tartışmasızdır. Bu itibarla, öncelikle, davaya konu proje ile ilgili olarak, projenin 'çevreye uyumlu' olup olmadığının tespiti bakımından, çevre mevzuatı açısından zorunlu olan "ÇED" sürecinin tamamlanması gerekmektedir. Uyumazlıkta, Türkiye Elektrik İletim AŞ Genel Müdürlüğü tarafından yapılması planlanan 154 kV R3 Muş RES TM-Muş TM Elektrik Enerjisi İletim Hattı Projesi ile ilgili olarak Muş Valiliği Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünce ... tarih ve E-... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararının verildiği ve UYAP üzerinden yapılan incelemede, anılan ''ÇED Gerekli Değildir'' kararının iptali istemiyle açılan davada, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; "...ÇED Gerekli Değildir kararına dayanak olan Proje Tanıtım Dosyasının bahse konu Elektrik İletim Hattının tamamıyla mücavir alan dışından geçtiği varsayımı ile hazırlandığı, oysaki keşif esnasında somut olarak gözlemlenen mevcut yerleşim ile Muş Belediyesi tarafından yapılan plan çalışmaları kapsamında iletim hatlarının temas edebileceği çeşitli kullanımlar ve bunlar üzerindeki olası etkilere dair Proje Tanıtım Dosyasında hiçbir değerlendirmeye yer verilmediği hususları birlikte göz önünde bulundurulduğunda dava konusu 'Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir' kararında hukuka uyarlık bulunmadığı..." gerekçesiyle "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir'' kararının iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır. Dava konusu acele kamulaştırma kararı, Türkiye Elektrik İletişim AŞ'nin yatırım faaliyetleri kapsamında gerçekleştirilmesi planlanan "154 kV R3-Muş-4 RES-Muş TM Enerji İletim Hattı Projesi" güzergahına isabet eden ve davacıya ait taşınmazı da içeren taşınmazların kamulaştırılması amacıyla alınmış olup, bu kararın dayanağı Proje için verilen ''ÇED Gerekli Değildir'' kararının iptaline ilişkin kararın gerekçesi dikkate alındığında; acele kamulaştırma işlemine dayanak teşkil eden iletim hattı proje güzergahının değişmesi ihtimali söz konusu olabileceğinden, çevresel etki değerlendirmesi ile ilgili olarak oluşan belirsizlik karşısında, bu proje kapsamında mülkiyet hakkına müdahale sonucunu doğuran kamulaştırma işlemi tesis edilmesi ve dolayısıyla kamulaştırma sırasında acele kamulaştırma yönteminin uygulanması mümkün bulunmadığından, dava konusu Kararda bu yönüyle hukuka uyarlık görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozularak, dava konusu işlemin uyuşmazlık konusu taşınmaz yönünden iptaline karar verilmesi gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.