Danıştay · Danıştay

Danıştay 2024/2669 E. 2025/1470 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
Danıştay
Esas No
2024/2669
Karar No
2025/1470
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/2669 Karar No : 2025/1470

TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- ... Kurumu VEKİLİ: Av. ...

2- ... Birliği VEKİLİ: Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onuncu Dairesinin 21/11/2023 tarih ve E:2020/5876, K:2023/7144 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 19/01/2009 tarihinde Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı ile Türk Eczacıları Birliği arasında imzalanan, 01/02/2009 tarihinde yürürlüğe giren ve bu tarihten itibaren üç yıl süreyle uygulanması konusunda mutabakata varılan Sosyal Güvenlik Kurumu Kapsamındaki Kişilerin Türk Eczacıları Birliği Üyesi Eczanelerden İlaç Teminine İlişkin Protokol'ün 6.3.19. maddesi uyarınca Kurumla olan sözleşmesinin iki yıl süreyle feshine ve sahte olduğu tespit edilen 289.071,53 TL. tutarındaki 1907 adet reçete bedelinin 10 katı olan 2.890.715,30 TL.'nin (yasal faizi hariç) Kurum alacağından veya yasal yollarla tahsil edileceğine ilişkin Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Diyarbakır Sağlık ve Sosyal Güvenlik Merkez Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işlemi ile bu işlemin dayanağı olan Protokolün 6.3.19. maddesinin iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 21/11/2023 tarih ve E:2020/5876, K:2023/7144 sayılı kararıyla; Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin 08/04/2016 tarih ve E:2013/2608, K:2016/2399 sayılı kararının, düzenleyici işlem yönünden verilen davanın reddine ilişkin kısmının onanmasına, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Diyarbakır Sağlık ve Sosyal Güvenlik Merkez Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işlemi yönünden verilen davanın görev yönünden reddine ilişkin kısmı yönünden bozulmasına dair Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 20/09/2018 tarih ve E:2016/3314, K:2018/3865 sayılı kısmen bozma kararına uyularak, bozulan kısım hakkında yapılan yargılama sonucunda; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 73. maddesinin birinci fıkrasına, 6643 sayılı Türk Eczacıları Birliği Kanunu'nun 1. ve 4. maddeleri ile 39. maddesinin (j) bendine yer verildikten sonra, Sözü edilen mevzuat hükümlerine göre, eczanelerin birer sağlık hizmeti sunucusu olduğu; davalı Sosyal Güvenlik Kurumu'nun, eczaneler ve diğer sağlık hizmeti sunucuları ile sözleşme yapmak veya protokol yapmak suretiyle sağlık hizmeti satın aldığı ve Sosyal Güvenlik Kurumu kapsamında bulunan kişilerin sağlık hizmetlerinin karşılandığı, Bu bağlamda, 6643 sayılı Kanunun verdiği yetki ile hareket eden Türk Eczacıları Birliği Merkez Heyeti ile Sosyal Güvenlik Kurumu arasında her iki tarafın tabi olduğu mevzuat hükümlerine uygun olarak 01/02/2009 yürürlük tarihli ve üç yıl geçerli olmak üzere Protokol düzenlendiği; imzalanan Protokol ile Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği'nin (1.2) numaralı maddesinde belirtilen kişileri kapsamak üzere serbest eczanelerden temin edilecek ilaçların ve provizyon sisteminde yer alan tıbbi malzemelerin teminine ilişkin olarak Sosyal Güvenlik Kurumu ile eczaneler arasında yapılacak sözleşmeler için uygulanacak usul ve esaslar ile karşılıklı hak ve yükümlülüklerin düzenlendiği, Anılan Protokol'ün, "Cezai şart uygulanacak fiiller, fesih nedeni fiiller ve sözleşme yapılmayacak süreler"in düzenlendiği maddelerinden olan 6.3.19. maddesinde, "Eczacı yada eczane çalışanlarınca Kurumu zarara uğratmak amacıyla kasıtlı olarak Kuruma sahte ilaç fiyat kupürü veya sahte reçete veya sahte rapor fatura edildiğinin tespiti halinde reçete bedelinin 10 katı tutarında cezai şart uygulanarak sözleşme feshedilir ve 2 yıl süre ile sözleşme yapılmaz. Uygulanacak cezai şart 10.000 TL’den az olamaz. Ancak, söz konusu sahte kupür veya sahte reçete veya sahte raporun eczacının kastı dışında üçüncü kişilerin dahli ile Kuruma fatura etme işlemi gerçekleştirilmiş ise bu madde hükmü uygulanmaz." kuralının getirildiği, UYAP üzerinden yapılan araştırmada, davacı eczacı hakkında, söz konusu eylemleri nedeniyle kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçunu işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma/örgüt kurma suçlarından dolayı yürütülen ceza soruşturması neticesinde açılan kamu davasında, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile, davacının, her türlü kuşkudan uzak, yeterli, inandırıcı, kesin ve somut deliller bulunmadığından suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223. maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi gereğince beraatine karar verildiği ve anılan kararın kesinleştiğinin görüldüğü, Bu durumda, her ne kadar davacı eczacı tarafından Kurumu zarara uğratmak amacıyla kasıtlı olarak Kuruma sahte reçete fatura edildiğinden bahisle dava konusu işlem tesis edilmiş ise de, söz konusu olay nedeniyle yürütülen ceza davasında, davacının beraat ettiği ve anılan beraat kararın kesinleştiği, buna göre davacı hakkında tesis edilen işlemin sebep unsurunun davalı idarece yeterli ve somut olarak ortaya konulamadığı dikkate alındığında, davacının Kurumla olan sözleşmesinin iki yıl süreyle feshine ve sahte reçete sebebiyle 1907 adet reçete bedelinin 10 katı tutarındaki 2.890.715,30 TL'nin (yasal faizi hariç) Kurum alacağından veya yasal yollarla tahsiline ilişkin tesis edilen işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle, dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle iptaline karar verilmiş; karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen 34.200,00 TL vekâlet ücretinin davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığından alınarak davacıya verilmesine hükmedilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idarelerden Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından, dava konusu bireysel işlem yönünden idari yargının görevli olmadığı; davacı hakkında beraat kararının delil yetersizliği nedeniyle verildiği, tek başına bu durumun dava konusu işlemin sebep unsurunun yeterli ve somut olarak ortaya konulamadığını göstermediği, sırf ceza mahkemesi kararıyla delil yetersizliği nedeniyle davacı lehine beraat kararı verilmiş olması nedeniyle iptal kararı verilmiş olmasının hukuka aykırı olduğu; davada iki davalı olduğu dikkate alındığında, vekalet ücretinin sadece kendi aleyhlerine hükmedilmesinin ve harçtan muaf olmalarına rağmen aleyhlerine harca hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir. Davalı idarelerden Türk Eczacıları Birliği tarafından, sözleşmenin hiç yapılmamış olması, yapılmanın reddedilmesi durumlarında idari yargının görevli olduğu; sözleşmenin yapılmasının ardından ise, taraflar arasında bir özel hukuk sözleşmesi olduğundan artık davanın adli yargı yerlerinde görülmesi gerektiği; sözleşmenin yapılmasının ardından protokolde öngörülen fesih nedenlerinin/fesih şartlarının/cezai işlemlerin özel hukuk sözleşmesine dayalı olarak tesis edildiğinden adli yargının görevine girdiği; dava konusu bireysel işlem ile ilgili olarak da adli yargının görevli olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçelerinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminlerinin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarelerin temyiz istemlerinin reddine, 2.Dava konusu Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Diyarbakır Sağlık ve Sosyal Güvenlik Merkez Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işleminin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Danıştay Onuncu Dairesinin temyize konu 21/11/2023 tarih ve E:2020/5876, K:2023/7144 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 02/07/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Danıştay Danıştay, E. 2024/2669, K. 2025/1470, T. 02.07.2025, www.arakarar.com/karar/danistay-danistay-2024-2669-e-2025-1470-k-5c2e6da9364e