Danıştay · Danıştay

Danıştay 2024/1257 E. 2025/1509 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
Danıştay
Esas No
2024/1257
Karar No
2025/1509
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/1257 Karar No : 2025/1509

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU: Danıştay Beşinci Dairesinin 02/11/2023 tarih ve E:2022/9532 , K:2023/15116 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası gereğince meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 02/11/2023 tarih ve E:2022/9532 , K:2023/15116 sayılı kararıyla; Davacının, yargı mensubu olarak görev yaptığı 2015 yılı içerisinde değişik tarihlerde farklı sosyal paylaşım sitelerinde yaptığı sosyal medya paylaşımlarıyla zincirleme bir şekilde ve alenen, kamu görevlilerine karşı görevlerinden dolayı ve kurul halinde çalışan Hâkimler ve Savcılar Kurulunu, üyelerini, yargı organlarını, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ve Devletini ağır eleştiri ve sitem söylemini aşacak nitelikte ve "ifade hürriyeti" sınırlarını açıkça ölçüsüz ve orantısız bir şekilde aşmak suretiyle alenen hakaret ve aşağılamalarda bulunduğu, yine FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde gönderdiği ve retweet ettiği elektronik iletilerle, tüm dünyaya açık sosyal medyada, aleni bir şekilde terör örgütünün propagandasını yaptığı, tweetlerin tarihi, hedef alınan kişi veya kurumlara dikkat edildiğinde, örgütün diğer militanları tarafından da topluca gerçekleştirildiği üzere, verilen talimatın gereği olarak örgütün amaç ve hedef doğrultusunda hareket ettiğinden bahisle 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69'uncu maddesinin son fıkrası uyarınca dava konusu karar ile meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile davacı hakkında yürütülmüş olan soruşturma kapsamında ortaya konulan deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacıya isnat edilen eylemlerin, kendi kişisel saygınlığını yitirmesi durumundan daha ağır bir şekilde kamuoyu nezdinde hakimlik-savcılık mesleğinin saygınlığını yitirmesi sonucunu doğuracak nitelik ve ağırlıkta olduğu, dolayısıyla 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrasında belirtilen meslekten çıkarma cezasını gerektiren disiplin suçuna uyduğu, Bu durumda; davacının farklı sosyal paylaşım sitesinde yaptığı paylaşımları içerik olarak "mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte" olduğundan, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası hükmü uyarınca verilen Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve ..., K:... sayılı meslekten çıkarma kararında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu kararın usul kuralları açısından aykırılıklar barındırdığı, savunması alınmadan ve soruşturma açılmadan karar verildiği, soruşturma konusu sosyal medya paylaşımlarının 2014 ve 2015 yıllarına ilişkin olduğu, bu nedenle 2802 sayılı Kanun'un 72. maddesi uyarınca 5 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği, ayrıca ... tarih ve K:... sayılı karar ile kamu görevinden çıkarılmış, meslekte olmayan birinin tekrar meslekten çıkarılmasında hukuki yarar bulunmadığı, soruşturmaya konu sosyal medya paylaşımlarının şahsı tarafından yapıldığının araştırılmadan karar verildiği, paylaşımların hangi Mahkeme kararı ile elde edildiğinin, sabit olup olmadığının anlaşılamadığı, hakkındaki soruşturma raporunun taraflı ve önyargılı müfettişin kanaatlerine dayalı olduğu, aynı ağırlıktaki sosyal medya paylaşımları nedeniyle hiçbir işlem yapılmayan hakimler ve savcılar olduğu, bu kapsamda ayrımcılık yapıldığı, paylaşım içeriklerinde suç unsuru bulunmadığı, soruşturmadan önce twitter hesabının ele geçirildiği gerekçesiyle suç duyurusunda bulunduğu, bu durumun dikkate alınmadığı, adil yargılanma ve şüpheden sanık yararlanır ilkelerinin ihlal edildiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek ve dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 02/11/2023 tarih ve E:2022/9532 , K:2023/15116 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına, 4. Kesin olarak, 07/07/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

GEREKÇEDE KARŞI OY X- 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun dava konusu işlemin dayanağı olan "Meslekten çıkarma cezası:" başlıklı 69. maddesinin son fıkrası ile diğer disiplin cezaları haricinde özel bir düzenleme getirmek suretiyle; "Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir." hükmüne yer verilmiştir. Kanunun zamanaşımını düzenleyen "Ceza Soruşturması veya Kovuşturması İle Disiplin Soruşturmasının Bir Arada Yürütülmesi ve Zamanaşımı" başlıklı 72. maddesinin 2. ve 3. fıkralarında; "Meslekten çıkarma ve yer değiştirme cezalarını gerektiren eylemler hariç olmak üzere, bu Kanuna göre disiplin soruşturmasını gerektiren eylemlerin işlenmesinden itibaren üç yıl geçmiş ise disiplin soruşturması açılamaz. Disiplin cezasını gerektiren eylemin işlendiği tarihten itibaren beş yıl geçmiş ise disiplin cezası verilemez. Disiplin cezasını gerektiren eylem, aynı zamanda bir suç teşkil eder ve bu suç için kanunda daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörülmüş olur ve ceza soruşturması veya kovuşturması da açılır ise, ikinci fıkrada belirtilen süre yerine bu süreler uygulanır." denilerek, meslekten çıkarma cezasının soruşturma ve ceza verme zamanaşıma tabi olmadığı hariç tutulmak süretiyle açıkça düzenlenmiştir. 2.fıkrada düzenlenen fiilin suç teşkil etmesi halinde ise 3. fıkradaki sürelere atıf yapılmak suretiyle sadece bu sürelerin yani soruşturma ve ceza zamanaşımı sürelerinin(3-5 yıl) "uzamış zamanaşımına" tâbi olduğu düzenlenmiştir. Bu bağlamda, 2802 sayılı Kanun hükümleri uyarınca Hâkim ve Cumhuriyet Savcıları hakkında verilecek "meslekten çıkarma" ve "yer değiştirme" disiplin cezalarına ilişkin olarak herhangi bir zamanaşımı süresinin öngörülmediği ve anılan disiplin cezalarının açıkça zamanaşımı müessesesi dışında tutulduğu kanun gereği olmakla çoğunluğun, meslekten çıkarma cezası ile tecziyesine karar verilen davacı ile ilgili ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:..., K:... sayılı ceza dosyasının varlığı sebebiyle Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 72. maddesinin son fıkrası gereği cezaya ilişkin zamanaşımı sürelerinin uygulanacağına dair hükümleri uygulanması gerektiği yönündeki gerekçeye ilişkin kısmına katılmıyoruz.

KARŞI OY XX- 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun zamanaşımını düzenleyen "Ceza Soruşturması veya Kovuşturması İle Disiplin Soruşturmasının Bir Arada Yürütülmesi ve Zamanaşımı" başlıklı 72. maddesinin 2. ve 3. fıkralarında; Meslekten çıkarma ve yer değiştirme cezalarını gerektiren eylemler hariç olmak üzere, bu Kanuna göre disiplin soruşturmasını gerektiren eylemlerin işlenmesinden itibaren üç yıl geçmiş ise disiplin soruşturması açılamaz. Disiplin cezasını gerektiren eylemin işlendiği tarihten itibaren beş yıl geçmiş ise disiplin cezası verilemez. Disiplin cezasını gerektiren eylem, aynı zamanda bir suç teşkil eder ve bu suç için kanunda daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörülmüş olur ve ceza soruşturması veya kovuşturması da açılır ise, ikinci fıkrada belirtilen süre yerine bu süreler uygulanır. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca kovuşturma sonucunun beklenmesine karar verilenler hakkında ise, mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren iki yıl geçmekle ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar." düzenlemelerine yer verilmiştir. 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun "Ceza soruşturması veya kovuşturması ile disiplin soruşturmasının bir arada yürütülmesi ve zamanaşımı" başlıklı 72. maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde, hakim ve savcılar hakkında başlatılacak disiplin soruşturmasıyla ilgili olarak, "Meslekten çıkarma ve yer değiştirme cezalarını gerektiren eylemler hariç olmak üzere, bu Kanuna göre disiplin soruşturmasını gerektiren eylemlerin işlenmesinden itibaren üç yıl geçmiş ise disiplin soruşturması açılamaz." denilerek meslekten çıkarma ve yer değiştirme cezalarının dışında kalan disiplin cezaları için üç yıllık bir soruşturma zamanaşımı süresinin, aynı fıkranın devam eden cümlesinde "Disiplin cezasını gerektiren eylemin işlendiği tarihten itibaren beş yıl geçmiş ise disiplin cezası verilemez." denilerek beş yıllık bir ceza zamanaşımı süresinin belirlendiği, meslekten çıkarma ve yer değiştirme cezalarıyla ilgili olarak soruşturma ve ceza verme zamanaşımı süreleri arasında bir ayrıma gidilmeyerek, bu cezalara ilişkin hem soruşturma hem de ceza zamanaşımı sürelerinin beş yıl olarak belirlendiği görülmektedir. Ancak, aynı maddenin üçüncü fıkrasında, "Disiplin cezasını gerektiren eylem, aynı zamanda bir suç teşkil eder ve bu suç için kanunda daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörülmüş olur ve ceza soruşturması veya kovuşturması da açılır ise, ikinci fıkrada belirtilen süre yerine bu süreler uygulanır." denilerek üç ve beş yıllık soruşturma ve ceza verme zamanaşımı sürelerine bir istisna getirildiği de açıktır. Anılan mevzuat hükümlerine göre, meslekten çıkarma ve yer değiştirme cezalarını gerektiren eylemler hariç olmak üzere soruşturmaya başlanması bakımından zamanaşımı süresinin 3 yıl olarak belirlendiği; meslekten çıkarma ve yer değiştirme cazalarını gerektiren eylemler için soruşturmaya başlanması bakımından ayrıca bir zamanaşımı süresinin belirlenmediği, ceza verme yetkisi bakımından zamanaşımı süresi için ise meslekten çıkarma ve yer değiştirme cezalarını gerektiren eylemler ile diğer disiplin cezalarını gerektiren eylemler arasında bir ayrım yapılmadığı ve genel kural olarak 2802 sayılı Kanun'un 62. maddesinde sayılan tüm disiplin cezası türleri için ceza verme yetkisi bakımından 5 yıllık zamanaşımı süresinin belirlendiği; bu nedenle meslekten çıkarma ve yer değiştirme cezalarını gerektiren eylemler yönünden 5 yıllık zamanaşımı süresinin gerek soruşturmaya başlanması bakımından gerekse de ceza verme yetkisi bakımından zamanaşımı süresini kapsadığı, bu kuralın iki istisnasının bulunduğu, bunlardan ilkinin, disiplin cezasını gerektiren eylemin aynı zamanda bir suç teşkil etmesi nedeniyle ceza soruşturması veya kovuşturmasının açılması durumu, ikincisinin ise, disiplin cezası verilmesi için kovuşturma sonucunun beklenilmesine karar verilmesi durumu olduğu görülmektedir. Bu durumda, disiplin cezasını gerektiren eylemin aynı zamanda bir suç teşkil etmesi nedeniyle ceza soruşturması veya kovuşturması açılmış olması ve kanunda söz konusu suç için daha uzun bir zamanaşımı süresinin öngörülmüş olması durumunda, disiplin cezası verme yetkisi bakımından zamanaşımı süresinin 5 yıl olarak değil de, Türk Ceza Kanunu'nda öngörülen dava zamanaşımı süresi olarak uygulanması gerektiği; disiplin cezasını gerektiren eylemin aynı zamanda bir suç teşkil etmesi nedeniyle kovuşturma açılmış olması ve Hâkimler ve Savcılar Kurulunca kovuşturma sonucunun beklenmesine karar verilmesi halinde ise disiplin cezası verme yetkisi bakımından zamanaşımı süresinin mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren iki yıl olarak uygulanması gerektiği anlaşılmaktadır. Kanun koyucu bu hususlar dışında başka bir kural öngörmemiş ve kişinin sürekli ceza tehdidi altında bırakılmasını önleme fonksiyonu gereği idarece bu süreler içinde disiplin işlemlerinin sonuçlandırılmasını amaçlamıştır. Olayda, davacının yargı mensubu olarak görev yaptığı dönemde 16/01/2015 - 29/08/2015 tarihleri arasında farklı sosyal paylaşım sitelerinde yaptığı paylaşımları nedeniyle hakkında başlatılan disiplin soruşturması neticesinde, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Dava konusu uyuşmazlığa konu eylem, 2802 sayılı Kanun'un 72. maddesinde düzenlenen zaman aşımına ilişkin hükümler çerçevesinde incelendiğinde; davacıya isnat olunan disiplin soruşturmasına konu eylemin 16/01/2015 - 29/08/2015 tarihleri arasında farklı sosyal paylaşım sitelerinde yaptığı paylaşımlar olduğu, bu nedenle, disiplin soruşturmasına konu eylemin gerçekleştiği tarihin, son sosyal medya paylaşımının yapıldığı tarih olan 29/08/2015 tarihinde gerçekleştiğinin kabul edilmesi gerekmektedir. Hakimler ve Savcılar Kurulu Üçüncü Dairesinin 24/03/2016 tarihli soruşturma izni verilmesi teklifi üzerine 5 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde soruşturmaya başlanmasına karşın, disiplin cezasının 07/12/2021 tarihinde verildiği anlaşılmaktadır. Bu bağlamda, öncelikle isnat olunan eylemin hangi disiplin cezasını gerektirdiği yönünde bir belirleme yapılarak, meslekten çıkarma cezasını gerektirip gerektirmediği ve disiplin cezası verme yetkisi bakımından zamanaşımı süresinin uzamasını gerektirecek herhangi bir ceza soruşturması veya kovuşturmasının bulunup bulunmadığı yönünde bir irdeleme yapıldıktan sonra zaman aşımına yönelik değerlendirmenin yapılması gerekmektedir. UYAP kayıtlarının incelenmesi neticesinde, dava konusu disiplin cezasına konu eylemle ilgili olarak, disiplin cezası verme yetkisi bakımından zaman aşımı süresinin uzamasını gerektirecek eylemin suç teşkil eden bir yönünün bulunmadığı dikkate alındığında, 2802 sayılı Kanun'un 72. maddesinde düzenlenen "Disiplin cezasını gerektiren eylemin işlendiği tarihten itibaren beş yıl geçmiş ise disiplin cezası verilemez." hükmü uyarınca, isnat olunan eylemin işlendiği iddia edilen 29/08/2015 tarihinden başlayan beş yıllık ceza verme yetkisinin, dava konusu disiplin cezasının verildiği 07/12/2021 tarihi itibarıyla zamanaşımına uğradığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu durumda, eylemin işlendiği tarih itibarıyla 2802 sayılı Kanun'un 72. maddesi uyarınca disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğradığından, davacının meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin davaya konu kararda hukuka uyarlık görülmediği sonucuna ulaşılmış olup, davanın reddi yönünde verilen Daire kararının bozulması gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına katılmıyorum.

Atıf: Danıştay Danıştay, E. 2024/1257, K. 2025/1509, T. 07.07.2025, www.arakarar.com/karar/danistay-danistay-2024-1257-e-2025-1509-k-6cf2b36cbf64