Danıştay · Danıştay
Danıştay 2023/317 E. 2024/574 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2023/317
- Karar No
- 2024/574
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/317 Karar No : 2024/574 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av.... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 18/10/2022 tarih ve E:2017/2523, K:2022/7260 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve...sayılı kararı ile bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Kurulun ... tarih ve... sayılı kararının iptaline, 24/08/2016 tarihinden itibaren yoksun kaldığı parasal haklarının başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 18/10/2022 tarih ve E:2017/2523, K:2022/7260 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş, "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; Davacının, ceza yargılaması sonucunda... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca üzerine atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, hükme esas alınabilecek yeterlilikte kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği ve suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği ve UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan kararın kesinleşmediğinin anlaşıldığı, Davacının ceza yargılamasında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan beraat etmiş olmasının irtibat ve iltisak yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden de bağlayıcılığının bulunmadığı, Davacı hakkındaki tanık beyanları, davacının adının geçtiği bylock yazışma içerikleri ve davacının kendi beyanları yönünden, davacının, örgüt içerisinde yer aldığına, 2014 yılı HSK üye seçimleri döneminde FETÖ/PDY ile irtibatlı veya iltisaklı olan hâkim ve Cumhuriyet savcıları ile birlikte hareket ettiğine, seçim sürecinde örgütün sözde bağımsız adayları için çalıştığına ve diğer hususlara yönelik tanık ifadelerinin, adı ve soyadına açıkça yer verilen ByLock yazışma içeriklerinin ve davacının örgüte müzahir dershaneye gittiğine yönelik kendi beyanının birlikte değerlendirilmesi sonucunda, davacının anılan delillere karşı beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı ve irtibatlı olduğu sonucuna varıldığı, Unvanlı görev yönünden, davacının, diğer mahkemelerden farklı soruşturma ve kovuşturma usulleri uygulandığından "özel yetkili mahkemeler" olarak adlandırılan ve devletin güvenliğine, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine, milli savunmaya, devlet sırlarına karşı işlenen suçlara, terör suçları gibi daha kapsamlı ve ağır ithamlar içeren suçlara ilişkin yargılamaların yapıldığı, özel yetkili bir ağır ceza mahkemesine FETÖ/PDY terör örgütünün HSK'da etkin olduğu dönemde mahkeme üyesi (TMK 10. maddesi uyarınca özel yetkili) olarak görevlendirilmesinin, diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu belirtilerek, Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği, Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle 24/08/2016 tarihinden itibaren yoksun kaldığı parasal haklarının başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, tanık ifadelerinin dava konusu işlemin tesis edilmesinden sonraki bir tarihte alındığı; tanık M.B.'nin anlatımının kapsamı ve içeriğinin belirsiz olduğu ve net veya kesin bir yargı içermediği, beyanlarının içeriğinin doğru olmadığı, kendisinin örgütle irtibat ve iltisakını gösteren herhangi bir fiil veya söylemine tanıklık etmediğini açıkça ifade etmiş olduğu; iletişiminin olduğu hakim savcıların tamamının meslekten ihraç edilmediği; tanık S.D.'nin beyanlarının tutarlı ve inandırıcı olmadığı, somut bir delil, bilgi veya olguya dayanmadığı ve tanığın şahsi subjektif yorumlarından ibaret olduğu; her iki tanığın ifadeleri arasında da tutarsızlıkların olduğu; örgütün stratejisi gereği örgütle irtibat ve iltisakı olmayan kişilerin örgüte mensup kişilere zimmetlendiği, dolayısıyla bilgi ve iradesi dışında başkaları tarafından bir takım gayeler amaçlanmış ise bundan dolayı sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğu; Daire kararında bahsi geçen dershaneye 1999 yılında gittiği; TMK 10. maddesi uyarınca özel yetkili hakimlikte görev yapmış olmanın başlı başına örgütle irtibat ve iltisakın delili olarak kabul edilmesinin evrensel hukuk ilkeleri ile açıklanabilir bir yönü bulunmadığı,... tarih ve ... sayılı adli yargı kararnamesi ile unvanlı olduğu iddia ve kabul edilen görevlere atanan kişilerden, haklarında FETÖ’den işlem yapılmayanların liyakat hususu gözetilerek bu görevlere atandığı kabul edilirken, kendisinin örgütün amaç ve stratejilerinin gerçekleştirilmesini sağlamak maksadıyla örgüt yöneticilerinin yönlendirme ve telkinleriyle bu göreve getirildiğinin kabul edilmesinin ayrımcılık yasağını ihlal ettiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. UYAP ortamında yapılan incelemede; Daire kararında belirtilen, davacının silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine ilişkin ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun, ... Bölge Adliye Mahkemesinin ... Ceza Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla esastan reddedildiği ve karara ilişkin temyiz incelemesinin halen devam ettiği anlaşılmıştır. 667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir. Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir. Bu itibarla, davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan beraatine karar verilmiş ise de, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir. Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 18/10/2022 tarih ve E:2017/2523, K:2022/7260 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına, 4. Kesin olarak, 14/03/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.