Danıştay · Danıştay

Danıştay 2023/3011 E. 2025/885 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
Danıştay
Esas No
2023/3011
Karar No
2025/885
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/3011 Karar No : 2025/885

TEMYİZ EDENLER : I- (DAVACI) :... VEKİLİ : Av. ...

II - (DAVALILAR) : 1- ... Kurulu Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... 2- ... Kurul Başkanlığı VEKİLİ : Hukuk Müşaviri Av. ...

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Sekizinci Dairesinin 26/05/2023 tarih ve E:2021/6446, K:2023/2859 sayılı kararının aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması taraflarca karşılıklı olarak istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 10/08/2021 tarih ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 1. maddesiyle asıl Yönetmelik'in 4. maddesine eklenen 6. fıkranın ve 2. maddesiyle değişik asıl Yönetmelik'in 6. maddesinin 9. fıkrasının iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 26/05/2023 tarih ve E:2021/6446, K:2023/2859 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş, Anayasa'nın 2., 13. ve 36. maddeleri, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 11. maddesinin (b) fıkrasının (6) numaralı bendi ile 24. maddesi ve dava konusu Doçentlik Yönetmeliği'nin 1., 2. ve 3. maddelerinde yer alan kurallar aktarılarak, Yönetmelik'in 4. maddesinin 6. fıkrası yönünden; 10/08/2021 tarih ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 1. maddesi ile Doçentlik Yönetmeliği'nin 4. maddesine eklenen 6. fıkrada, "Doçentlik başvurusunda bulunup eser değerlendirme aşamasında başarısız sayılmasına, asgari başvuru şartlarını sağlamadığı veya etik ihlalde bulunduğu gerekçesiyle başvurusunun iptaline karar verilen adayın bu işlemlere karşı dava açması durumunda aynı bilim/sanat alanında yeniden doçentliğe başvuru yapması davasının kesinleşmesine bağlıdır. Bu hükme aykırı olarak yapılan başvurular işleme alınmaz." hükmünün yer aldığı, Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devletinin; insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet ve organlarına hâkim kılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devleti ifade ettiği, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün ise, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biri olduğu, bu bakımdan davanın bir mahkeme tarafından görülebilmesi ve kişinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerden faydalanabilmesi için ilk olarak kişiye iddialarını ortaya koyma imkânının tanınması gerektiği, diğer bir ifadeyle davanın olmaması halinde adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerden yararlanmanın da mümkün olmayacağı, (AYM, B. No: 2017/37390, 29/09/2021) Kişilere yargı mercileri önünde dava hakkı tanınması, adil bir yargılamanın ön koşulunu oluşturmakla birlikte, hak arama özgürlüğü bakımından tek başına yeterli bulunmadığı, mahkemeye erişimi etkisiz kılacak ya da yargı yoluna başvurmayı caydırıcı nitelikteki düzenlemelerin, hak arama özgürlüğüne uygun olduğundan söz edilemeyeceği, Dava konusu Yönetmelik hükmü bu bağlamda incelendiğinde; doçentlik başvurusunda bulunan doçent adayının eser değerlendirme aşamasında başarısız sayılması, asgari başvuru şartlarını sağlamadığı veya etik ihlalde bulunduğu gerekçesiyle başvurusunun iptal edilmesi halinde; bu işlemlere karşı dava açılması durumunda aynı bilim/sanat alanında yeniden doçentliğe başvuru yapılmasının davanın kesinleşmesine bağlandığı ve bu durumun hak arama özgürlüğünü kullanmak suretiyle dava açmış olan doçent adaylarının yargı yoluna başvurması yönünden önemli ölçüde caydırıcı nitelik taşıdığının anlaşıldığı, Bu durumda, her ne kadar davalı idarelerce anılan düzenlemenin dava süreci devam ederken yeniden doçentliğe başvuran doçent adaylarının iki farklı yoldan doçentlik sürecini devam ettirmesi nedeniyle doçentlik sürecinde yaşanan karışıklıkların önüne geçilmesi amacıyla yapıldığı belirtilmekte ise de; dava konusu Yönetmelik değişikliği ile hak arama hürriyetine getirilen bu sınırlamanın, ulaşılmak istenen amaç ile orantılı olmadığı, bu nedenle dava konusu düzenlemede hukuk devleti ilkesine ve hak arama özgürlüğüne uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı, Yönetmelik'in 6. maddesinin 9. fıkrası yönünden; 15/04/2018 tarih ve 30392 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doçentlik Yönetmeliği'nin "Doçentlik Değerlendirmesi" başlıklı 6. maddesinin, 12/06/2020 tarih ve 31153 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 3. maddesi ile değiştirildiği, bu değişiklik ile maddeye eklenen 9. fıkrada, "Doçentlik başvurusunda bulunup başarısız olan adaya ait değerlendirmeye esas raporlar, yeni başvuruda jüri üyelerinin isimleri gizlenmek suretiyle doçentlik değerlendirme jüri üyelerinin erişimine açılır." hükmüne yer verildiği,

10/08/2021 tarih ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan dava konusu Yönetmelik değişikliği ile Doçentlik Yönetmeliği'nin 6. maddenin 9. fıkrasının, "Doçentlik başvurusunda bulunup başarısız olan adayın yeniden aynı bilim/sanat alanından doçentlik başvurusunda bulunması halinde başarısız olduğu son döneme ait bilgi ve belgeler ile başarısız sayılmasına esas olan raporlar, jüri üyelerinin isimleri gizlenmek suretiyle yeni başvuruda jüri üyelerinin erişimine açılır." şeklinde değiştirildiği, Davacı tarafından; jüri üyelerinin önceki üyelerden etkilenmeme ihtimalinin bulunmadığı, anılan düzenlemenin bilimsel özerkliğe, lekelenmeme hakkına ve tarafsızlığa aykırı olduğunun ileri sürüldüğü, Davalı idarelerce; düzenlemenin önceki halinde hangi döneme ait raporların açılacağı hususu net olmadığından dava konusu düzenleme ile bu hususa açıklık getirildiği, eser incelemesi aşamasında başarısız olan adaylar tarafından yeni başvuruyu farklı bir jürinin değerlendireceği düşüncesiyle dosyalarında hiçbir değişiklik yapılmadan mevcut haliyle yeniden başvuru yapıldığı, bu durumun önüne geçilmesi amacıyla dava konusu düzenlemenin yapıldığı, aynı alanda başvuru yapılması halinde önceki raporların erişime açılacağı, farklı alana başvurulması halinde böyle bir durumun söz konusu olmayacağı, önceki jüri tarafından yapılan eksiklik ve uygunluk değerlendirmesinin yeni jüriye yol gösterici olacağı, önceki raporlarda eksiklik değerlendirmesi bulunması halinde bu eksikliğin giderilip giderilmediğinin irdelenebileceği, söz konusu düzenlemenin adaylar için olumlu bir düzenleme olduğunun belirtildiği, Doçentlik başvurusunda bulunup başarısız olan adaya ait değerlendirmeye esas raporların, yeni başvuruda jüri üyelerinin isimleri gizlenmek suretiyle doçentlik değerlendirme jüri üyelerinin erişimine açılması hususunun 12/06/2020 tarih ve 31153 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan değişiklikle getirilen bir düzenleme olduğu, dava konusu değişiklikle hangi döneme ait belgelerin jüri üyelerinin erişimine açılacağına yönelik uygulamadaki belirsizliğin giderilmesinin amaçlandığının anlaşıldığı, Bununla birlikte, Doçentlik Yönetmeliği'nin 6. maddesinin 8. fıkrası uyarınca eser incelemesi aşamasında başarısız bulunan aday, jüri tarafından eksik bulunan eser ve faaliyetleri tamamlamak kaydıyla müracaat dönemi esas alınmak suretiyle en erken izleyen üçüncü dönemde yeniden başvurabileceğinden, dava konusu düzenlemenin söz konusu eksiklikler ve adayın yeni bilimsel yayın (kitap, makale, proje, tez vb.) yapıp yapmadığı yönünde jürilere yol gösterme amacını da taşıdığı gözetildiğinde düzenlemede hukuka ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı, Öte yandan; dava konusu düzenleme, akademisyenlerden oluşan jürinin objektif ve tarafsız davranmayacağına karine teşkil etmediği gibi erişime açılan raporlardaki jüri üyelerinin isimlerinin gizlenmesini de öngörerek "objektiflik" ve "tarafsızlık" ölçütünü güçlendirdiği anlaşıldığından, davacının bu hususa yönelik soyut ve varsayıma dayalı iddiasının hukuken kabul edilebilir nitelikte görülmediği gerekçeleriyle,

10/08/2021 tarih ve 31564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doçentlik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 1. maddesiyle asıl Yönetmelik'in 4. maddesine eklenen 6. fıkranın iptaline, 2. maddesiyle değişik asıl Yönetmelik'in 6. maddesinin 9. fıkrası yönünden davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacı tarafından, doçentlik başvurusunda başarısız olan adaya ait değerlendirmeye esas raporların, jüri üyelerinin isimleri gizlenmek suretiyle yeni başvuruda jüri üyelerinin erişimine açılacağına ilişkin düzenlemenin yeni başvuruda objektif bir değerlendirme yapılmasını engelleyeceği, doçent adayı hakkında düzenlenen kişisel veri niteliğindeki raporların başka kişilerce paylaşılmasının Türk Ceza Kanunu'nun 136. maddesinde düzenlenen kişisel verileri hukuka aykırı olarak yayma suçunu oluşturacağı, yeni doçentlik başvurusunun önceki raporlar ışığında ön yargılarla incelenmesinin bilimsel standartlara, bilimsel ölçme değerlendirmeye aykırı olduğu gibi lekelenmeme hakkının da açık bir ihlalini oluşturduğu ileri sürülmektedir.

Davalı idareler tarafından, dava açan doçent adaylarının dava süreci devam ederken yeniden başvuru yapabilmesi halinde iki farklı yoldan doçentlik sürecinin ilerleyeceği, adayların davaları kazanması ve yeni başvuru sürecinde de başarılı olması halinde, doçentlik unvanının hangi tarihe göre verileceği, hangi sürecin iptal edileceği ile ilgili sorunların yaşandığı, Yönetmelik'in 4. maddesine eklenen 6. fıkra ile bu sorunların ortadan kaldırılmasının amaçlandığı, bu düzenlemede, dava açan doçent adaylarının davanın kesinleşmesine kadar aynı ana bilim/sanat dalında yeniden başvuru yapamayacağının öngörüldüğü, diğer alanlarda başvuru yapılmasına engel bulunmadığı, idari başvuru niteliğindeki doçentlik başvurusunun davanın kesinleşmesi şartına bağlanmasının hak arama özgürlüğünün sınırlandırıldığı anlamına gelmediği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir. Davalı idareler tarafından, Danıştay Sekizinci Dairesince verilen kararın, davanın reddine ilişkin kısmının usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalı idarelerden Üniversitelerarası Kurul Başkanlığının yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Tarafların temyiz istemlerinin reddine, 2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen davanın reddine, kısmen iptale ilişkin Danıştay Sekizinci Dairesinin temyize konu 26/05/2023 tarih ve E:2021/6446, K:2023/2859 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kullanılmayan ...-TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde Üniversitelerarası Kurul Başkanlığına iadesine, 4. Kesin olarak, 21/04/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Danıştay Danıştay, E. 2023/3011, K. 2025/885, T. 21.04.2025, www.arakarar.com/karar/danistay-danistay-2023-3011-e-2025-885-k-d7377bd10cc0