Danıştay · 9. Daire
Danıştay 9. Daire 2024/234 E. 2025/3799 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 9. Daire
- Esas No
- 2024/234
- Karar No
- 2025/3799
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y DOKUZUNCU DAİRE Esas No : 2024/234 Karar No : 2025/3799
TEMYİZ EDENLER :1-(DAVALI) ... Defterdarlığı- ... (... Vergi Dairesi Müdürlüğü) VEKİLİ : Av. ... 2-(DAVACI) ... VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, taraflarca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Davacı adına, ... Ürünleri İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin vergi borçları nedeniyle kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacının 26/09/2016-27/01/2017 tarihleri arasında kanuni temsilci olduğu, buna göre, ödeme emri içeriği 2016/Eylül ila Aralık dönemlerine ait borçlar yönünden, asıl borçlu adına düzenlenen ödeme emrine karşı açılan davanın reddine karar verildiği ve alacağın asıl borçlunun mal varlığından tahsil imkanının bulunmadığı anlaşıldığından, ödeme emrinin anılan borçlara ilişkin kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı, ödeme emri içeriği diğer borçlar yönünden, davacının kanuni temsilci olmadığı döneme ait borçlardan sorumlu tutulması mümkün olmadığından, ödeme emrinin söz konusu borçlara ilişkin kısmında hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen reddine, kısmen kabulüne, dava konusu ödeme emrinin 2016/Eylül ila Aralık dönemlerine ait borçlar dışındaki borçlara ilişkin kısmının iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi Kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve taraflarca ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: DAVACININ İDDİALARI: Ödeme emri içeriği borcun vade tarihinde kanuni temsilci olmadığından, anılan borçtan sorumlu tutulamayacağı, söz konusu borçların asıl borçlu tarafından yapılandırıldığı, yapılandırma tarihinde kanuni temsilci olmadığından, anılan borçtan bu nedenle de sorumlu tutulamayacağı, alacağın tahsil zaman aşımına uğradığı iddialarıyla kararın aleyhe olan kısmının bozulması istenilmektedir.
DAVALININ İDDİALARI: Davacının dava konusu ödeme emirleri içeriği borçlardan ortak sıfatıyla sorumlu olduğu, davanın kısmen reddine, kısmen kabulüne karar verildiği halde idareleri lehine vekalet ücretine hükmedilmediği iddialarıyla kararın aleyhe olan kısmının bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI: Taraflarca savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: Davacı adına, ... Ürünleri İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin vergi borçları nedeniyle kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin iptali istenilmektedir.
İLGİLİ MEVZUAT: 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 54. maddesinde, müddeti içinde ödenmeyen amme alacağının tahsil dairesince cebren tahsil olunacağı, 55. maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere 15 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı, 58. maddesinde, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde vergi mahkemesi nezdinde dava açabileceği; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceği, yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükellef veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı, uyuşmazlık döneminde yürürlükte olan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 587. maddesinin h bendinde, limited şirket müdürlerinin ve şirketi temsile yetkili diğer kişilerin adları, soyadları veya unvanları ve yerleşim yerlerinin tescil ve ilan edileceği; aynı Kanunun 31. maddesinin 1. fıkrasında, tescil edilmiş hususlarda meydana gelecek her türlü değişikliklerin tescil ve ilan olunacağı; 36. maddesinin 1. fıkrasında ise ticaret sicili kayıtlarının nerede bulunurlarsa bulunsunlar, üçüncü kişiler hakkında kaydın gazete ile tescil ve ilan edildiği tarihi izleyen iş gününden itibaren hüküm ifade edeceği düzenlenmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge İdare Mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Bölge İdare Mahkemesi kararının, dava konusu ödeme emri içeriği 2016/Eylül ila Aralık ve 2017/Ocak dönemlerine ait borçlar ile 2017 yılı özel usulsüzlük cezasına ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, taraflarca ileri sürülen temyiz nedenleri kararın belirtilen kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Öte yandan, Vergi Mahkemesi kararında atıf yapılan karara yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin karar Danıştay Dokuzuncu Dairesinin 12/10/2023 tarih ve E:2022/3865, K:2023/3670 sayılı kararıyla onanarak kesinleşmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının, dava konusu ödeme emri içeriği 2016/Ocak ila Haziran ve Ağustos dönemlerine ait borçlar ile 2016 yılı özel usulsüzlük cezasına ilişkin kısmına yönelik davalı idarenin temyiz istemine gelince; Yukarıdaki kanun hükümlerinin değerlendirilmesinden; ticaret sicilinde tescil ve ilan olunan hususlardaki değişikliklerin de tescil ve ilan edilmesi kuralının, bu işlemlerin geçerlilik şartı olarak değil, iyi niyetli üçüncü kişilerin korunması amacıyla öngörüldüğü, bu bağlamda, şirket müdürlüğü sona eren kişinin müdürlükten ayrılışı ticaret sicilinde tescil ve gazete ile ilan edilmezse, şirket borçlarından, iyi niyetli üçüncü kişilere karşı sorumluluğunun devam edeceği, ancak, şirket müdürlüğünden ayrılmakla, şirketin vergi ödevlerinin yerine getirilmesi konusunda yetkisi kalmayan kanuni temsilcinin, 213 sayılı Kanun'un 10. maddesi uyarınca tüzel kişilikten alınamayan vergi ve buna bağlı alacaklardan sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olacağı, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı itirazıyla hakkında tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde vergi mahkemesi nezdinde dava açabileceği anlaşılmaktadır. Dosyanın incelenmesinden, davacının ... Taahhüt Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin 13/04/2015 tarihli Genel Kurul Kararıyla şirket müdürü seçildiği, bu kararın 26/09/2016 tarih ve 9162 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edildiği, 04/01/2017 tarihli Ortaklar Kurulu Kararıyla ise müdürlük görevinin sona erdiği ve bu kararın da 06/02/2017 tarih ve 9257 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, dava konusu ödeme emri içeriğinde yer alan 2016/Ocak ila Haziran ve Ağustos dönemlerine ait borçlar ile 2016 yılı özel usulsüzlük cezasının asıl borçlu şirket adına 2016 yılı için sahte fatura kullanma yönünden düzenlenen ... tarih ve ... sayılı vergi inceleme raporuna dayandığı ve 13/04/2015 - 04/01/2017 tarihleri arasında kanuni temsilci olduğu anlaşılan davacının asıl borçlu şirket tarafından sahte belge kullanılmasından sorumlu olduğu sonucuna varıldığından aksi yöndeki Vergi Mahkemesi kararına yönelik davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu kararın bu kısmında hukuki isabet görülmemiştir. Öte yandan, Vergi Mahkemesince davanın kısmen reddine, kısmen kabulüne karar verilmesine rağmen davada vekille temsil edilen davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmediği görüldüğünden, Bölge İdare Mahkemesince yeniden verilecek kararda bu hususun da değerlendirileceği tabiidir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; Davacının temyiz isteminin reddine, davalının temyiz isteminin kısmen reddine, kısmen kabulüne, ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, dava konusu ödeme emri içeriği 2016/Eylül ila Aralık ve 2017/Ocak dönemlerine ait borçlar ile 2017 yılı özel usulsüzlük cezasına ilişkin kısmının ONANMASINA, diğer kısmının BOZULMASINA, 3.Temyiz isteminde bulunan davacıdan ...-TL maktu harç alınmasına, 4-Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 25/09/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.