Danıştay · 9. Daire

Danıştay 9. Daire 2023/5238 E. 2025/4829 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
9. Daire
Esas No
2023/5238
Karar No
2025/4829
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y DOKUZUNCU DAİRE Esas No : 2023/5238 Karar No : 2025/4829

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Defterdarlığı-... VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: ... İnşaat Mimarlık Taahhüt Tarım Hayvancılık San. ve Tic. Ltd. Şti'ne ait vergi borçlarının tahsili amacıyla davacı adına şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen, ... tarih ve ... sayılı ödeme emirleri ile ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; ... tarih ve ... sayılı, ... tarih ve ... sayılı ödeme emirleri yönünden, anılan ödeme emirlerine konu vergi borçlarının dayanağı olan ve asıl borçlu şirket adına düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ve ... tarih ve ... sayılı ödeme emirlerinin elektronik ortamda tebliğine ve bu tebligatın yapıldığının SMS yoluyla asıl mükellefin elektronik tebligat talep bildirim formunda bildirdiği telefon numarasına bildirimine ilişkin bilgi-belgenin Mahkemelerince verilen ara kararı ile davalı idareden istenildiği, gelen cevabi yazı ve eklerinden, asıl mükellefin elektronik tebligat talep bildirimi ile elektronik tebligat şifresini 30/12/2015 tarihinde aldığı ve aynı tarihte aktivasyon bilgilerini güncellediğini, ... sayılı ödeme emrinin ... tarihinde, ... sayılı ödeme emrinin ise 22/01/2018 tarihinde e-tebliğ yoluyla tebliğ edildiği, belirtilmiş ise de, dosya içerisinde mevcut bilgi ve belgelerin tetkikinden 30/12/2015 tarihli elektronik tebligat talep bildirimi formunda kurum kanuni temsilcisinin telefon numarasının ve e-posta adresinin belirtildiği ve bilgilendirme tercihlerinde ise Kısa Mesaj Servisi ve E-Posta kutucuklarının işaretlendiği görülmüş olup davalı idarece ,söz konusu kayıt ve bilgilendirme işlemlerinin 456 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde belirtildiği üzere yapıldığının kanıtlanamadığı gibi yapılan tebliğe ilişkin gönderilen ve mükellefin iletiyi ne zaman okuduğuna dair bilginin yer aldığı belgede mükellef okuma tarihi kısmının boş olduğu görülmüş olup, asıl borçlu şirket adına düzenlenen ... ve ... sayılı ödeme emirlerinin tebliğinin yapıldığı ve buna ilişkin sms ve e-posta bilgilendirmesinin gerçekleştirildiğinin ortaya konulamadığı anlaşıldığından, ödeme emirlerine konu amme alacaklarının usulüne uygun olarak kesinleşerek ödenmesi gereken safhaya geldiğinden bahsedilemeyeceğinden, davacı adına şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ... sayılı, ... tarih ve ... sayılı ödeme emirlerinde hukuka uygunluk bulunmadığı, ... tarih ve ... sayılı ödeme emri yönünden, dava konusu ödeme emri içeriği 2013/Şubat, Mart, Mayıs, Temmuz, Eylül, Kasım ve 2014/Şubat dönemlerine ilişkin katma değer vergisi, vergi zıyaı cezası ve gecikme faizinin, asıl borçlu şirketin 2013 yılına ilişkin defter ve belgelerinin istenilmesine dair yazının 28/07/2017 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen defter ve belgelerin incelemeye ibraz edilmemesi üzerine düzenlenen vergi inceleme raporuyla söz konusu dönem katma değer vergisi indirimin reddedilmesi nedeniyle yapılan tarhiyattan kaynaklandığının görüldüğü, her ne kadar dava konusu ödeme emri içeriği vergi borçlarının davacının ortaklık yaptığı dönemi kapsamakta ise de; davacının vergisel sorumluluğu ortağı olduğu döneme ilişkin beyanname verilmemesi, beyan edilen bir verginin ödenmemesi veya yapılan inceleme sonucu eksik beyanda bulunulduğunun tespiti durumunda söz konusu olabileceğinden, davacının ortaklık sıfatının sona ermesinden sonra görev yapan yöneticilerin defter ve belge ibraz etmeme eyleminden sorumlu tutulamayacağı açık bulunduğundan, davacı adına şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu ödeme emirlerinin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti:6183 sayılı Kanun'un 35. maddesinde limited şirket ortaklarının limited şirketlerin amme borçlarından sorumluluğuna ilişkin düzenlemelerin yer aldığı, 3. maddesinde, amme alacağı teriminin Kanun'un 1. ve 2. maddeleri kapsamına giren alacakları ifade ettiğinin belirtildiği, bu nedenle amme alacağı teriminin 6183 sayılı Kanundaki usullere göre tahsili mümkün olan, tahakkuk ettiği halde vadesinde ödenmemiş Kanun kapsamına giren alacakları ifade ettiğinin kabulü gerektiği, ayrıca amme alacağının doğduğu zaman kavramıyla, tahakkuk eden alacağın 6183 sayılı Kanun'a göre takip edilebilecek hale geldiği zamanın kastedildiğinin anlaşıldığı, öte yandan, amme alacağının doğduğu zaman kavramıyla, vergiyi doğuran olayların gerçekleştiği, alacağın ilgili olduğu vergilendirme döneminin kastedildiği düşünülebilir ise de, 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesinde bu amaçla, vergi hukukunun vergilendirme dönemi ya da vergiyi doğuran olayın gerçekleştiği dönem kavramları kullanılabilecekken amme alacağının doğduğu zaman kavramının kullanılması, vergi ile ilgili faaliyet döneminde ortak olan kişilerin değil, tahakkuk eden verginin ödenmesi gereken tarihte ortak sıfatı taşıyan kişilerin muhatap alındığını gösterdiği, bu itibarla, 27/08/2014 tarihinde mevcut hisselerini devrederek şirket ortaklığından ayrılan davacının bu tarihe kadar tahakkuk etmiş vergi borçlarından sorumlu tutulması kanun gereği olmakla birlikte, bu tarihten sonra tahakkuk edecek vergiler nedeniyle herhangi bir sorumluluğu olmayacağından, ödeme emri içeriği amme alacaklarının vade tarihlerinin 2016, 2017 ve 2018 yıllarına ilişkin olması nedeniyle davacının belirtilen borçlardan sorumlu tutulmasında hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı adına ödeme emirleri düzenlenmeden önce asıl borçlu ... İnşaat Mimarlık Taahhüt Tarım Hayvancılık San. ve Tic. Ltd. Şti. Adına düzenlenen ödeme emirlerinin usulüne uygun tebliğ edildiği ve şirketten tahsil edilemeyecek olan vergi borcunun tahsili amacıyla vergi borcunun ilgili olduğu dönemde şirketin ortağı davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinde hukuka aykırılık bulunmadığı iddiasıyla kararın bozulması istenilmektedir

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Yasal dayanaktan yoksun olan temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ: Daire kararında belirtilen gerekçeyle Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: ... İnşaat Mimarlık Taahhüt Tarım Hayvancılık San. ve Tic. Ltd. Şti'ne ait vergi borçlarının tahsili amacıyla davacı adına şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen, ... tarih ve ... sayılı ödeme emirleri ile ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin iptali istenilmektedir.

İLGİLİ MEVZUAT: 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 19. maddesinde; vergi alacağının, vergi kanunlarının vergiyi bağladıkları olayın vukuu veya hukuki durumun tekemmülü ile doğacağı, vergi alacağının mükellef bakımından vergi borcunu teşkil ettiği açıklanmış; 20. maddesinde; verginin tarhı, vergi alacağının kanunlarda gösterilen matrah ve nispetler üzerinden vergi dairesi tarafından hesaplanarak bu alacağı miktar itibarıyla tespit eden idari muamele olduğu, 21. maddesinde, tebliğin, vergilendirmeyi ilgilendiren ve hüküm ifade eden hususların yetkili makamlar tarafından mükellefe veya ceza sorumlusuna yazı ile bildirilmesi olduğu, 22. maddesinde, tahakkukun tarh ve tebliğ edilen bir verginin ödenmesi gereken bir safhaya gelmesi olduğu, 23. maddesinde de, verginin tahsilinin kanuna uygun suretle ödenmesi olduğu tanımlanmıştır. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun, "Kanunun şümulü" başlıklı 1. maddesinde, devlete, vilayet özel idarelerine ve belediyelere ait vergi, resim, harç, ceza tahkik ve takiplerine ait mahkeme masrafı, vergi cezası, para cezası gibi asli, gecikme zammı, faiz gibi feri amme alacakları ile bunların takip masrafları hakkında bu kanun hükümlerinin tatbik olunacağı öngörülmüştür. Anılan Kanunun 35. maddesinde de limited şirket ortaklarının, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacakları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları, ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahısların devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulacağı, amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahısların, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulacağı hükümleri yer almaktadır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Yukarıda yer verilen Kanun hükümlerinin değerlendirilmesinden; 6183 sayılı Kanunun 1. maddesine göre bir amme alacağı olan vergi alacağının anılan Kanun uyarınca tahsil edileceği, 213 sayılı Kanunun 19. maddesine göre de vergi alacağının, vergiyi doğuran olay ile doğacağı ve vergi alacağının doğmasının mükellef bakımından vergi borcunu teşkil edeceği, yani amme alacağı türlerinden birisi olan vergi alacağının, vergiyi doğuran olayla birlikte doğduğu, dolayısıyla vergiye ilişkin alacak ve borç ilişkisinin vergiyi doğuran olay ile gerçekleştiği ve vergiyi doğuran olayın gerçekleşmesiyle, mükellefin vergi borçlusu, devlet, vilayet özel idareleri ve belediyelerin de vergi alacaklısı sıfatına sahip olduğu, vergi alacağının doğmasından sonraki aşamada ise, kanunlarda gösterilen matrah ve nispetler üzerinden vergi dairesi tarafından hesaplanarak vergi alacağının tarh ettirildiği, tarh ettirilen verginin tebliğ edilmesi üzerine tahakkuk ederek ödenebilir aşamaya geldikten sonra verginin tahsili aşamasına geçilerek, kanunda belirtilen surette ödenmesiyle vergilendirme sürecinin tamamlandığı, ancak vergi borcunun vadesinde ödenmediği durumda ise kamu gücü kullanılarak, alacaklısı veya alacaklı adına kamu gücü kullanma konusunda yetkili makamlar tarafından cebren tahsil aşamasına geçildiği ve cebren tahsil esaslarının hüküm altına alındığı 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda belirtilen esaslar çerçevesinde tahsilatın yapılacağı anlaşılmaktadır. 213 sayılı Kanunun 19. maddesi uyarınca vergiyi doğuran olayın gerçekleşmesi ile vergiye ilişkin alacak ve borç ilişkisinin kurulduğu, mükellefin artık vergi borçlusu olduğu, tarh, tebliğ ve tahakkuk ettikten sonra vadesinde ödenmeyen vergi alacağının ise cebren tahsilata ilişkin esasların hüküm altına alındığı 6183 sayılı Kanunda belirtilen esaslar çerçevesinde yapıldığı, dolayısıyla, sadece vergi borçlarını değil diğer amme alacaklarını da kapsayan 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesinde yer verilen "amme alacağının doğduğu zaman" kavramından kastedilenin vergi hükümleri açısından "vergiyi doğuran olay" olduğu ve verginin tahakkuk edip vadesinde ödenmemesi durumunun ise vergi alacağının, cebren tahsil edilme şartlarının gerçekleşmesine işaret ettiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu itibarla, 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesinde değinilen amme alacağının doğduğu zaman kavramından anlaşılması gerekenin, amme alacağının da konusu olan vergi alacağının doğduğu zaman olduğu da açıktır. Aksine bir yorum anılan maddede yer alan; "Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahısların, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur." hükmünü de etkisiz kılar. Zira, amme alacağının doğduğu zamanı temyize konu kararda değinildiği gibi tahakkuk edip kesinleşen verginin kamu alacağı haline gelmesine indirgendiği durumda aynı tarihte ödenmesi de gerekli olan mezkur alacak için vade tarihi aramak anlamsız olacaktır. Nitekim kesinleşen ve kamu alacağı haline dönüşen bu alacak için sonrasında düzenlenen ödeme emrinde gecikme faiziyle birlikte yer alan gecikme zammı da bu tarih itibarıyla işletilmeye başlanır ve ödeme emri ile talep edilir. Ayrıca tahakkuk eden verginin sadece ödenmesi gereken tarihte ortak sıfatı taşıyan kişilerden aranabileceği şeklindeki hukuki değerlendirme ise, payı devralan ve devreden ortağın müteselsil sorumluluğuna ilişkin olarak getirilen kusursuz ve müteselsil sorumluluk ilkesiyle bağdaşmadığından 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesindeki düzenlemeden asıl borçlu şirkete ait amme alacaklarının doğduğu dönemde şirketin ortağı olan kişilerin ortak olunan dönemlerle sınırlı olarak amme alacağının ödenmesinden sermaye hisseleri oranında sorumlu olacağının anlaşılması gerekmektedir. Ayrıca, 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesinde değinilen amme alacağının doğduğu zaman kavramından anlaşılması gerekenin amme alacağının da konusu olan vergi alacağının doğduğu olay olmasının yanında, 6183 sayılı Kanun'un 35. ve 213 sayılı Kanun'un 10. maddeleri ile Anayasa Mahkemesinin 19/03/2015 tarih ve E:2014/144, K:2015/29 sayılı kararı ile 13/12/2017 tarih ve E:2016/14, K:2017/170 sayılı kararı birlikte değerlendirildiğinde; limited şirket ortaklarının, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacakları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları düzenlemesinde yer alan kural gereğince, limited şirket ortaklarının ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesinde hüküm altına alınan kanuni temsilcilerin sorumluluklarının farklı içerikler taşıdığı, kanuni temsilcilerin vergi ile ilgili ödevlerin yerine getirilmemesi nedeniyle sorumlu tutuldukları ve sonraki dönemlerdeki kanuni temsilcilerin bu ödevleri yerine getirmemeleri nedeniyle önceki kanuni temsilcilere sorumluluk yüklenemeyeceğinin kural olarak belirlendiği, limited şirket ortakları için benzer bir hüküm bulunmadığı ve limited şirket borcundan doğrudan doğruya sorumlu tutuldukları, kanuni temsilcilerin borcun tamamından müteselsilen sorumlu oldukları halde, ortakların sorumluluğunun sermaye payına isabet eden borçla sınırlandığı ve kanuni temsilcilere rücu olanağı tanınmış olmasına karşın ortaklara böyle bir rücu olanağı tanınmaması karşısında, ortak olan şahsın devirden önceki dönemlere ait amme alacağından doğan sorumluluğunun kusursuz sorumluluk ilkesine dayanması nedeniyle şirketten ayrıldıktan sonra bir takım vergisel ödevlerin yerine getirilmemesi nedeniyle ortaya çıkacak vergi ve cezai sorumluluğun borcun ait olduğu dönemde ortak olanları da kapsayacağından, şirket ortaklarının borcun ait olduğu dönemde hissedar olmasının, hissesi oranında borçtan sorumlu olması için yeterli olduğu ve kendi dönemi ile hissesi oranında doğan borçtan sorumlu tutulabilecekleri sonucuna varılmıştır. Dosyanın incelenmesinden, davacının 03/06/2010-27/08/2014 tarihleri arasında ortağı olduğu, ... İnşaat Mimarlık Taahhüt Tarım Hayvancılık San. ve Tic. Ltd. Şti'ne ait; 2012/Eylül, 2013/Şubat, Kasım dönemlerine ait katma değer vergisi, vergi ziyaı cezası ve gecikme faizinin, asıl borçlu şirket tarafından sahte fatura kullanılması sebebiyle düzenlenen vergi inceleme raporları dayanak alınarak şirket adına re'sen vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatlarından kaynaklandığı şirket tüzel kişiliğinden tahsil edilemeyen amme alacağının tahsili amacıyla davacı adına ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin düzenlendiği, ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin ise, asıl borçlu şirket tarafından 23/09/2016 tarihinde süresinden sonra verilen düzeltme beyannamesi nedeniyle kesilen özel usulsüzlük cezasına ilişkin olduğu, ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin, 2013/Şubat, Mart, Mayıs, Temmuz, Eylül, Kasım ve 2014/Şubat dönemlerine ilişkin katma değer vergisi, vergi zıyaı cezası ve gecikme faizinin, davacının şirket ortaklığından ayrıldıktan sonra, şirketin 2013 yılına ilişkin defter ve belgelerinin istenilmesine rağmen defter ve belgelerin incelemeye ibraz edilmemesi üzerine düzenlenen vergi inceleme raporları dayanak alınarak asıl borçlu şirket adına re'sen vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatlarından kaynaklandığı, şirket tüzel kişiliğinden tahsil edilemeyen amme alacaklarının tahsili amacıyla davacı adına söz konusu ödeme emirlerinin düzenlendiği anlaşılmıştır. Bu itibarla, 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesi uyarınca dava konusu ... tarih ve ... sayılı ödeme emrine konu 2012/Eylül, 2013/Şubat, Kasım dönemlerine ait vergi borçlarının ilgili olduğu dönemlerde şirket ortağı olan davacının, 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesi uyarınca amme alacağının ödenmesinden sorumluluğu bulunduğu açık olduğundan, Bölge İdare Mahkemesi kararının anılan kısmında isabet görülmemiştir. Ayrıca, ... tarih ve ... sayılı ödeme emri içeriğinde yer alan 2013/Şubat, Mart, Mayıs, Temmuz, Eylül, Kasım ve 2014/Şubat dönemleri için salınan vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi ile hesaplanan gecikme faizinin; davacının şirketteki hisselerini devretmesinden sonra seçilen kanuni temsilci tarafından defter ve belgelerin incelemeye ibraz edilmemesinden kaynaklandığı görülmekle birlikte; 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un "Limited şirketlerin amme borçları başlıklı" 35. maddesinde, limited şirket ortaklarının, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacakları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları kuralı gereğince, şirket ortağı için, şirket yetkilisinin sorumluluğundan farklı olarak borcun doğmasında herhangi bir kusurunun olup olmadığına bakılmaksızın, hissedar olmasının, hissesi oranında borçtan sorumlu olması için yeterli olduğu ve kendi dönemi ile hissesi oranında doğan borçtan sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır. Bu durumda, bozma kararı üzerine ... tarih ve ... sayılı ödeme emrine konu asıl borçlu şirket tarafından rızaen seçimlik bir hakkın kullanılması sonucu verilen düzeltme beyannamesi nedeniyle kesilen özel usulsüzlük cezasının ödenmesinden davacının sorumluluğunun bulunup bulunmadığı ve dava konusu ödeme emirlerine konu amme alacaklarından davacının sorumlu olduğu dönemlerdeki sermaye payı, amme alacağının asıl borçlu şirketten tahsili amacıyla yapılan takibin usulüne uygun olarak tamamlanıp tamamlanmadığı gibi hususlar da değerlendirilerek yeniden bir karar verilmesi gerektiği tabiidir.

KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; Davalının temyiz isteminin kabulüne, ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 13/11/2025 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.

(X)KARŞI OY : Yukarıdaki Daire kararında belirtildiği üzere, 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesinde yer verilen "amme alacağının doğduğu zaman" kavramından kastedilenin "vergiyi doğuran olay" olduğu ve anılan maddedeki düzenlemeden, asıl borçlu şirkete ait amme alacaklarının doğduğu dönemde şirketin ortağı olan kişilerin ortak olunan dönemlerle sınırlı olarak amme alacağının ödenmesinden sermaye hisseleri oranında sorumlu olacaklarının anlaşılması gerekmektedir. Ancak, Limited şirket ortaklarını, şirketten tahsiline olanak bulunmayan kamu alacaklarının ödenmesinden doğrudan doğruya ve payları oranında sorumlu tutan 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesi uyarınca kural olarak, tahsili gereken kamu alacağını yaratan vergilendirmenin ait olduğu dönemde şirketin paylarına sahip ortaklar, ortaklık sıfatının sürdüğü dönemlere ilişkin ortaklık sıfatından doğan ve bu dönemlere dair yapılacak bir inceleme sonrası tarh edilen vergi ve kesilecek cezalardan sorumlu tutulabilecektir. Ortaklık sıfatının devam ettiği dönemlerde şirket işlemleri hakkındaki her türlü bilgiye erişme imkanı olan ortakların, paylarını devrettikten, başka bir ifadeyle şirketle bağlarının ortadan kalkmasından sonra, ortak oldukları dönemlerde gerçekleşmeyen defter ve belge ibraz etmeme fiili sonucunda ortaya çıkan kamu alacağından, salt vergilendirme dönemlerinde payları bulunduğundan bahisle sorumlu tutulmaları mümkün değildir. Dosyanın incelenmesinden, davacının ... İnşaat Mimarlık Taahhüt Tarım Hayvancılık San. ve Tic. Ltd. Şti'nin 03/06/2010-27/08/2014 tarihleri arasında ortağı olduğu, şirket ortaklığından ayrıldıktan sonra, şirketin 2013 yılına ilişkin defter ve belgelerinin istenilmesine dair yazının 28/07/2017 tarihinde şirket kanuni temsilcisinin mernis adresinde tebliğ edilmesine rağmen defter ve belgelerin incelemeye ibraz edilmemesi üzerine düzenlenen vergi inceleme raporları dayanak alınarak asıl borçlu şirket adına re'sen vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatlarının yapıldığı, şirket tüzel kişiliğinden tahsil edilemeyen amme alacağının tahsili amacıyla davacı adına şirket ortağı sıfatıyla dava konusu ... tarih ve ... sayılı ödeme ödeme emrinin düzenlendiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, ortaklık sıfatının sona ermesinden sonra gerçekleşen defter ve belge ibraz etmeme fiili nedeniyle re'sen tarh edilen vergi ve kesilen cezalardan sorumluluğu bulunmayan davacı adına düzenlenen... tarih ve ... sayılı ödeme emrinde hukuka uygunluk bulunmadığından, anılan ödeme emrine ilişkin olarak Daire kararına gerekçe yönünden katılmıyoruz.

Atıf: Danıştay 9. Daire, E. 2023/5238, K. 2025/4829, T. 13.11.2025, www.arakarar.com/karar/danistay-9-daire-2023-5238-e-2025-4829-k-44e6053f4814