Danıştay · 9. Daire

Danıştay 9. Daire 2023/7167 E. 2025/4789 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
9. Daire
Esas No
2023/7167
Karar No
2025/4789
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y DOKUZUNCU DAİRE Esas No : 2023/7167 Karar No : 2025/4789

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Defterdarlığı - ... VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin vergi borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla davacının banka hesaplarına uygulanan haciz işleminin iptali istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; dava konusu haciz işleminin dayanağı davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinin davacının bilinen adreslerinde bulunamadığından bahisle ilanen tebliğ edildiği belirtilmiş ise de; davalı idarenin savunması ekinde sunulan adres bilgisine ilişkin belgede, davacının herhangi bir yurt içi adres bilgisinin yer almadığı, yurt dışı adres bilgisi bölümünde ise "..." adresinin yer aldığı, davacının beyan ettiği mernis kayıtlarında yurtdışı adresi mevcut iken, yurt içindeki herhangi bir adresin bilinen adres olarak değerlendirilemeyeceği açık olduğundan, dava konusu haciz işleminin dayanağı ödeme emirlerinin davacının aynı zamanda mernis adresi olan yurtdışındaki adresine konsolosluk vasıtasıyla tebliği yoluna gidilmeksizin, usulüne uygun olarak yapılmayan ilanen tebliğ sonucu kamu alacağının kesinleştiğinden söz edilemeyeceğinden, dava konusu haciz işleminde hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle davanın kabulüne, işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 93. maddesinde, tahakkuk fişinden gayri vergilendirme ile ilgili olup, hüküm ifade eden bilumum vesikalar ve yazıların adresleri bilinen gerçek ve tüzel kişilere posta vasıtasıyla ilmuhaberli taahhütlü olarak, adresleri bilinmeyenlere ilan yolu ile tebliğ edileceği, ''Yabancı memlekette bulunanlara tebliğ'' başlıklı 97. maddesinde; "Yabancı memlekette bulunanlara tebliğ memleketin yetkili makamı vasıtasıyla yapılır. Bunun için anlaşma varsa veya o memleketin kanunları müsait ise o yerdeki Türk siyasi memuru veya konsolosu tebliğin yapılmasını yetkili makamdan ister. Kendisine tebliğ yapılacak kişi Türk vatandaşı ise tebliğ Türk siyasi memuru veya konsolosu vasıtasıyla de yapılabilir. Yabancı memleketlerde bulunan kimselere tebliğ olunacak evrak, tebligatı çıkaran merciin bağlı bulunduğu Bakanlık vasıtasıyla Dışişleri Bakanlığına, oradan da Türkiye elçilik veya konsolosluğuna gönderilir. Yabancı memlekette resmi görevle bulunan Türk memurlarına tebliğ Dışişleri Bakanlığı vasıtasıyla yapılır. Yabancı memlekette bulunan askeri şahıslara yapılacak tebliğ, bağlı bulundukları kara, deniz, hava kuvvetleri komutanlıklarıyla Jandarma Genel Komutanlığı vasıtasıyla yapılır.'' hükmüne yer verildiği, ..., 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 25/a maddesinde de; "Yabancı ülkede kendisine tebliğ yapılacak kimse Türk vatandaşı olduğu takdirde tebliğ o yerdeki Türkiye Büyükelçiliği veya Konsolosluğu aracılığıyla da yapılabilir. Bu halde bildirimi Türkiye Büyükelçiliği veya Konsolosluğu veya bunların görevlendireceği bir memur yapar. Tebliğin konusu ile hangi merci tarafından çıkarıldığı bilgilerinin yer aldığı ve otuz gün içinde başvurulmadığı takdirde tebliğin yapılmış sayılacağı ihtarını içeren bildirim, muhataba o ülkenin mevzuatının izin verdiği yöntemle gönderilir. Bildirimin o ülkenin mevzuatına göre muhataba tebliğ edildiği belgelendirildiğinde, tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde Türkiye Büyükelçiliği veya Konsolosluğuna başvurulmadığı takdirde tebligat otuzuncu günün bitiminde yapılmış sayılır. Muhatap Türkiye Büyükelçiliği veya Konsolosluğuna başvurduğu takdirde tebliğ evrakını almaktan kaçınırsa bu hususta düzenlenecek tutanak tarihinde tebliğ yapılmış sayılır. Evrak bekletilmeksizin merciine iade edilir." hükmüne yer verildiği, uyuşmazlıkta; istinaf aşamasında dosyaya ibraz edilen dava konusu haciz işleminin dayanağı ödeme emirlerinin tebliğine ilişkin bilgi ve belgelerin incelenmesinden, Cezayir'de yaşayan davacıya, Cezayir Büyükelçiliği aracılığıyla tebliğ yapılmaya çalışıldığı, davacının 26/02/2020 tarihinde bir kısım evrakı tebliğ almayı kabul etmiş iken söz konusu ödeme emirlerini tebliğden imtina ettiği ve bu hususun Cezayir Büyükelçiliğince düzenlenen ve 3. katip, ateşe ve ateşe yardımcısı tarafından imzalanan 26/02/2020 tarihli tutanakta açıkça ifade edildiği görülmüş olup, yukarıda metnine yer verilen Kanun hükümlerine göre ödeme emirleri anılan tutanak tarihinde tebliğ edilmiş sayıldığından usule uygun yapılmış olduğu anlaşılan tebliğ sonrasında bir ödeme olmadığı da göz önüne alındığında, yapılan haciz işleminde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulüne, Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Cezayir Büyükelçiliği tarafından düzenlenen ve temyiz istemine konu istinaf kararına esas alınan tebliğ evrakında, tebliğden imtina edilen belgelerin içeriğine ilişkin bir kayıt tutulmadığı, dava konusu haciz işleminin dayanağı ödeme emirlerinin bu belgeler arasında olup olmadığının ortaya konulamadığı, dolayısıyla söz konusu ödeme emirlerinin tebliğinin usulsüz olduğu, vergi borçlarının zaman aşımına uğradığı, asıl borçlu şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesi uyarınca 19/08/2015 tarihinde ticaret sicilinden terkin edildiği, bu tarih itibariyle tüzel kişiliği sona eren şirket adına tarh, tahakkuk ve tahsilat işlemleri yapılamayacağı iddialarıyla kararın bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının temyiz kararında yazılı gerekçeyle bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin vergi borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla davacının banka hesaplarına uygulanan haciz işleminin iptali istenilmektedir.

İLGİLİ MEVZUAT: 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 10. maddesinde; tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, Vakıfların ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri, tüzel kişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirileceği, maddenin ikinci fıkrasında da; birinci fıkrada yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının malvarlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı belirtilmiştir. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun’un 62. maddesinde, borçlunun mal bildiriminde gösterilen ve tahsil dairesince tespit edilen borçlu ve üçüncü şahıslar elindeki menkul malları ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından amme alacağına yetecek miktarının tahsil dairesince haczolunacağı, 64. maddesinde de, haciz muamelelerinin tahsil dairelerince düzenlenen ve alacaklı amme idaresinin mahalli en büyük memuru veya tevkil edeceği memur tarafından tasdik edilen haciz varakalarına dayanılarak yapılacağı hükümleri düzenlenmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesinin 1. fıkrasında, 01/07/2015 tarihine kadar maddede belirtilen hâlleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyeleri ve ticaret sicilinden kayıtlarının silinmesi, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılacağı, 12. fıkrasında, altıncı fıkranın (b) bendi, dokuzuncu fıkra ve onbirinci fıkra uyarınca ticaret sicilinden unvanları silinecek şirket veya kooperatiflerin borçlarının, unvanlarının silinmesine engel teşkil etmeyeceği ancak ticaret sicilinden kaydı silinen anonim şirketler ve kooperatiflerin kanuni temsilcileri ile limited şirket ortaklarının, silinme tarihinden önceki kamu borçlarından doğan sorumluluklarının, 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamında devam edeceği, (15) numaralı fıkrasında ise, bu maddede düzenlenmeyen hususlarda ilgili kanun ve esas sözleşmelerde öngörülen usullere göre hareket edileceği, bu madde gereğince tasfiye edilmeksizin unvanı silinen şirket veya kooperatiflerin ortaya çıkabilecek malvarlığının, unvana ilişkin kaydın silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazineye intikal edeceği, hazinenin bu şirket ve kooperatiflerin borçlarından sorumlu tutulmayacağı, tasfiye memurlarının sorumlulukları konusunda, özel kanunlardaki sorumluluğa ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla bu Kanun veya Kooperatifler Kanunu hükümlerinin uygulanacağı, ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanların haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebileceği kurala bağlanmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dosyanın incelenmesinden, davacının kanuni temsilcisi olduğu ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesi uyarınca 19/08/2015 tarihinde ticaret sicilinden silindiği, bu durumun 21/08/2015 tarih ve 8889 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği, ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile -... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin davacı konumunda olduğu ... Ticaret Mahkemesi'nde görülen E:... sayılı davaya taraf olmakla sınırlı olmak üzere- şirketin ihyasına karar verildiği, asıl borçlu şirketin ticaret sicilinden re'sen silinerek tüzel kişiliğinin sona ermesinin ardından, şirket hakkında yapılan mal varlığı araştırması sonucu amme alacağının şirketten tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması üzerine davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla ödeme emirlerinin düzenlenerek tebliğ edildiği, ödeme emirlerine karşı dava açılmadığından kesinleşmesi üzerine dava konusu haciz işleminin tesis edildiği anlaşılmaktadır. Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, dava konusu haciz işleminin dayanağı ödeme emirlerinin yurt dışında yaşayan davacıya, büyükelçilik kanalıyla yapılan tebliğin usule uygun olduğu gerekçesinde hukuka aykırılık bulunmamakla birlikte; olayda, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesi uyarınca ticaret sicilinden re'sen kaydı silinen ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin tüzel kişiliği, ticaret sicilinden silindiği tarihte sona ermiş olacağından, tüzel kişiliğin sona ermesinden önceki dönemlerle ilgili olsa dahi, ticaret sicilinden kaydı silinen şirket adına tarh, tahakkuk ve tahsilat işlemlerinin yapılması ve yapılan işlemlerin de, herhangi bir hukuki sonuç doğurmasının mümkün olmadığı dikkate alındığında, kanuni temsilci olan davacı adına uygulanan dava konusu haciz işleminin; asıl borçlu şirketin ticaret sicilinden silinme tarihinden sonra asıl borçlu şirket adına yapılan tarh, tahakkuk ve tahsilat işlemlerine karşılık gelen kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmış olup, diğer kısımlar yönünden ise; (ticaret sicilinden silinme tarihinden önce asıl borçlu şirket adına kesinleşen amme alacaklarına karşılık gelen kısımları yönünden) işin esası (tarh ve tahsil zamanaşımı, kanuni temsilcinin sorumluluğu gibi) incelenerek bir karar verilmesi gerektiğinden, davayı kabul eden Vergi Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunu kabul edip yazılı gerekçeyle davayı reddeden Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; Davacının temyiz isteminin kabulüne, ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 11/11/2025 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.

(X)KARŞI OY : Temyiz isteminin reddi ve Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği oyuyla karara katılmıyorum.

Atıf: Danıştay 9. Daire, E. 2023/7167, K. 2025/4789, T. 11.11.2025, www.arakarar.com/karar/danistay-9-daire-2023-7167-e-2025-4789-k-82cc6a02faf1