Danıştay · Danıştay

Danıştay 2024/628 E. 2026/62 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
Danıştay
Esas No
2024/628
Karar No
2026/62
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/628 Karar No : 2026/62

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Defterdarlığı - ... (...Vergi Dairesi Müdürlüğü) VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACI) : ...vasisi...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi... Vergi Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, bir dönem ortağı ve kanuni temsilcisi olduğu ... Madeni Yağ Boya Petrol Ürünleri Kimyevi Maddeler İletişim Ambalaj Sanayi Ticaret Limited Şirketinin muhtelif vergi borçlarının tahsili amacıyla banka hesapları üzerinde tesis edilen elektronik haciz işleminin iptali istemiyle dava açılmıştır. ... Vergi Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı: 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 93. maddesinin birinci fıkrasında, tahakkuk fişinden gayrı, vergilendirme ile ilgili olup hüküm ifade eden bilumum vesikaların ve yazıların adresleri bilinen gerçek ve tüzel kişilere posta vasıtasıyla ilmühaberli taahhütlü olarak, adresleri bilinmeyenlere ilan yolu ile tebliğ edileceği kuralına yer verilmiştir. Anılan Kanun'un 101. maddesinde, vergi ile ilgili işlemlerde tebligatın yapılabileceği bilinen adresler sayılmıştır. Aynı Kanun'un "Tebliğ evrakının teslimi" başlıklı 102. maddesinin 7061 sayılı Kanun'un 17. maddesiyle değiştirilmeden önceki hâlinin birinci fıkrasında, tebliğ olunacak evrakı muhtevi zarfın posta idaresince muhatabına verileceği ve keyfiyetin muhatap ile posta memuru tarafından taahhüt ilmühaberine tarih ve imza konulmak suretiyle tespit olunacağı; ikinci fıkrasında, muhatabın zarf üzerinde yazılı adresini değiştirmesinden dolayı bulunamamış olması hâlinde posta memurunun durumu zarf üzerine yazacağı ve mektubun posta idaresince derhal tebliği yaptıran daireye geri gönderileceği; üçüncü fıkrasında, muhatabın geçici olarak başka yere gittiği, bilinen adresinde bulunanlar veya komşuları tarafından bildirildiği takdirde keyfiyet ve beyanda bulunanın kimliği tebliğ alındısına yazılarak altının beyanı yapana imzalatılacağı, imzadan imtina ederse, tebliği yapanın bu ciheti şerh ve imza edeceği ve tebliğ edilemeyen evrakın çıkaran mercie iade olunacağı; dördüncü fıkrasında, bunun üzerine tebliği çıkaran merci tarafından tayin olunacak münasip bir müddet sonra yeniden tebliğe çıkarılacağı, ikinci defa çıkarılan tebliğ evrakı da aynı sebeplerle tebliğ edilemeyerek iade olunursa tebliğin ilan yolu ile yapılacağı; yedinci fıkrasında ise, yukarıdaki fıkralarda yazılı işlemlerin komşulardan bir kişi veya muhtar veya ihtiyar heyeti üyelerinden biri veyahut bir zabıta memuru huzurunda icra ve keyfiyet taahhüt ilmühaberine yazılarak tarih ve imza vaz'edilmek ve hazır bulunanlara da imzalatılmak suretiyle tespit olunacağı düzenlenmiştir. Asıl borçlu ... Madeni Yağ Boya Petrol Ürünleri Kimyevi Maddeler İletişim Ambalaj Sanayi Ticaret Limited Şirketinden kamu alacağının tahsil olanağı kalmadığından bahisle davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla ...tarih ve ... ila ... sayılı ödeme emirleri düzenlenmiştir. Bu ödeme emirlerinin davacıya tebliğ edilememesi nedeniyle 26/12/2016 tarihinde ilanen tebliğ yoluna gidilmiş olup akabinde davacının banka hesapları üzerinde 09/02/2018 tarihinde elektronik haciz işlemi tesis edilmiştir. Maddi olayda dava konusu haciz işleminin dayanağı olan ödeme emirlerinin tebliğine ilişkin olarak şu hususlar tespit edilmiştir: i. Muhammet Karagüzel Vergi Dairesi Müdürlüğünce haciz işleminin dayanağı olan ödeme emirleri ile davacının bir dönem ortağı ve kanuni temsilcisi olduğu ... Yapı Boya İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin vergi borçları nedeniyle düzenlenen iki adet ödeme emri, davacının "... Mahallesi ... Cad. No:...Alanya/Antalya" adresinde tebliğ edilmesi için davacının ikametgâhının bulunduğu yerdeki vergi dairesi olan Alanya Vergi Dairesi Müdürlüğüne gönderilmiştir. Alanya Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından bu ödeme emirlerinin söz konusu adreste tebliğine çalışılmış olup davacının belirtilen adresten yedi ay önce taşındığı öğrenilmiş ve bu husus 15/04/2015 tarihli adres tespit tutanağında mahalle muhtarı imzasıyla birlikte tutanak altına alınmıştır. Söz konusu tutanak ... tarih ve ... sayılı yazı ile ... Vergi Dairesi Müdürlüğüne gönderilmiştir. ii. Davalı idare tarafından, söz konusu ödeme emirlerinin davacıya tebliğ edilebilmesi için başkaca bir tebligat işlemi yapıldığına dair başka bir bilgi veya belge sunulmamıştır. iii. Anılan vergi dairesince, davacıya bilinen adresinde tebligat yapılamadığından bahisle söz konusu ödeme emirleri 11/11/2016 tarihinde ilan panosuna asılmak ve 26/12/2016 tarihinde panodan indirilmek suretiyle ilanen tebliğ edilmiş olup ilan yazısının bir sureti mükellefin bilinen en son adresinin bağlı olduğu muhtarlığa gönderilmiştir. iv. İlanen tebliğ edilen bu ödeme emirleri daha sonra 12/12/2017 tarihinde davacının "... Mahallesi ... Cad. K.N:... D.No:... Çankaya/Ankara" adresine tebliğe çıkarılmış olup bu adreste muhatabın tanınmadığı ve muhtarlık kayıtlarında olmadığından, tebligat zarfı mahalle muhtarı imzasıyla birlikte tutanak hâline getirilmek suretiyle 18/12/2017 tarihinde iade edilmiştir. v. Akabinde süresi içerisinde ödeme yapılmadığından bahisle davacının banka hesapları üzerine haciz işlemi tesis edilmiştir. Bu durumda, hacze dayanak alınan ödeme emirlerinin 213 sayılı Kanun'un belirttiği usule uygun şekilde tebliğ edilerek borcun kesinleştirildiğinden söz edilemeyecektir. Usulüne uygun olarak kesinleştirilmeyen ödeme emirleri dayanak alınarak tesis edilen dava konusu haciz işleminde hukuka uygunluk bulunmamıştır. Mahkeme bu gerekçeyle davayı kabul etmiştir. Davalının istinaf istemini inceleyen ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı: Vergi Dava Dairesi, istinaf istemine konu kararın kaldırılmasını gerektirecek herhangi bir nedenin bulunmadığı gerekçesiyle istinaf istemini reddetmiştir. Davalının temyiz istemini inceleyen Danıştay Dördüncü Dairesinin 15/03/2023 tarih ve E:2020/599, K:2023/1437 sayılı kararı: Türk vergi sisteminde, vergi ve benzeri mali yükümlülüklerin tarh ve tahakkuk usulleri 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nda, tahsil usulleri ise 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'da düzenlenmiştir. Bir kamu alacağının tahsil edilebilmesi için öncelikle 213 sayılı Kanun'a göre tarh ve tahakkuk etmesi, ardından 6183 sayılı Kanun'a göre tahsil usullerinin sırasıyla denenmiş olması zorunludur. Bu zorunluluğun doğal sonucu olarak, sistematiğin içinde yer alan bir idari işlemin bu amaçla tesis edilebilmesi için bir önceki hukuki durumun tekemmül etmiş olması gerekmektedir. Dolayısıyla bir önceki safha tekemmül etmeksizin bir sonraki safhaya ilişkin idari işlem tesis edilemeyeceği gibi, sistematik içinde yer alan herhangi bir işleme karşı dava açılması durumunda, önceden kesinleşmiş hukuki durumların yeniden incelenmesi de yasal olarak mümkün değildir. Uyuşmazlıkta, haciz işleminin dayanağı olan ödeme emirleri 12/12/2017 tarihinde davacının ikametgâh adresi olan "... Mahallesi ... Cad. K.N:... D.No:... Çankaya/Ankara" adresine tebliğe çıkarılmış olup bu adreste muhatabın tanınmadığı ve muhtarlık kayıtlarında olmadığı hususu 18/12/2017 tarihinde mahalle muhtarı imzasıyla birlikte usulüne uygun şekilde tutanak hâline getirilmiş ve tebliğ alındısı iade edilmiştir. Bu kapsamda, davacının bilinen adreslerinde tebliğ yapılamadığından bahisle ilanen tebliğ yoluna gidildiği, kamu alacağının kesinleştiğinden bahisle de davacının banka hesapları üzerine haciz konulduğu anlaşılmaktadır. Uyuşmazlıkta, haczin dayanağı ödeme emirlerinin davacıya tebliğ edilmeye çalışıldığı, adreste bulunmadığı ve kayıtlarda olmadığı hususunun usulüne uygun şekilde mahalle muhtarı imzası ile kayıt altına alındığı görülmüş olup Kanun'da belirtildiği şekliyle tebliğ imkansızlığının gerçekleştiği ve ilanen tebliğ için gerekli şartların bulunduğu açıktır. Bu nedenle, uyuşmazlığın esası diğer yönlerden incelenerek bir karar verilmesi gerekirken, belirtilen gerekçeyle verilen Vergi Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine dair Vergi Dava Dairesi kararında hukuka uygunluk görülmemiştir. Daire bu gerekçeyle kararı bozmuştur. ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararı: Dava konusu haciz işleminin dayanağı ödeme emirlerinin, davacının ilgili tarihteki ikametgâh adresi olan "... Mahallesi ... Cad. No:... Alanya/Antalya" adresinde tebliğ edilmeye çalışıldığına dair tebliğ alındısı bulunmamaktadır. Söz konusu ödeme emirleri davacının adresinde tebliğ edilemediğinden bahisle ilanen tebliğ yoluna başvurulmuş olup ilanen tebligata ilişkin liste, 13/12/2016 tarihinde, davacının MERNİS adresi farklı bir mahallede olmasına karşın ... Mahallesi Muhtarlığına gönderilmiştir. 18/12/2017 tarihinde ise aynı ödeme emirleri bu kez davacının "... Mahallesi ... Caddesi No:... Çankaya/Ankara" adresinde tebliğ edilmeye çalışılmış olup tebliğ alındısı, gösterilen adreste muhatabın tanınmıyor olduğu ve muhtarlık kayıtlarında kaydı çıkmadığından tebliğin mümkün olmadığı belirtilerek dağıtıcı ve muhtar tarafından tutanak haline getirilmek suretiyle iade edilmiştir. Akabinde, davacı nezdindeki takip işlemlerinin usulüne uygun kesinleştiğinden bahisle dava konusu haciz işlemi tesis edilmiştir. Ancak, uyuşmazlıkta usulüne uygun şekilde tebliğ edilerek kesinleşmiş bir ödeme emrinin varlığından bahsedilemeyeceğinden, sonraki aşama olan cebren tahsil yoluna başvurularak davacının banka hesaplarına haciz işlemi tesis edilmesinde hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Vergi Dava Dairesi, ilk kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçeye ek olarak belirtilen gerekçeyle ısrar etmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Dava konusu haciz işleminin hukuka uygun olduğu belirtilerek ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, ısrar kararının dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçe karşısında, yerinde ve kararın bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından, istemin reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup dilekçede ileri sürülen iddialar, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1- Davalının temyiz isteminin REDDİNE, 2- ... Bölge İdare Mahkemesi... Vergi Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının ONANMASINA, 3- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 18/02/2026 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.

X - KARŞI OY: Temyiz isteminin kabulü ile ısrar kararının Danıştay Dördüncü Dairesinin kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçe uyarınca bozulması gerektiği oyu ile karara katılmıyorum.

Atıf: Danıştay Danıştay, E. 2024/628, K. 2026/62, T. 18.02.2026, www.arakarar.com/karar/danistay-danistay-2024-628-e-2026-62-k-28a9f780f00b