Danıştay · 9. Daire
Danıştay 9. Daire 2023/5636 E. 2025/4487 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 9. Daire
- Esas No
- 2023/5636
- Karar No
- 2025/4487
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y DOKUZUNCU DAİRE Esas No : 2023/5636 Karar No : 2025/4487
TEMYİZ EDENLER :1-(DAVACI) ...
2-(DAVALI) ... Defterdarlığı-... VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, taraflarca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Davacı adına, ... Kimyevi Maddeler Madeni Yağ Petrol Ürünleri İnşaat İthalat İhracat San. ve Tic. Ltd. Şti’nin vergi borçlarının tahsili amacıyla şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emirleri ile ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin idari para cezası dışındaki kısmının iptali istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacının 20/06/2012-04/07/2013 tarihleri arasında %66 hisseli ortağı olduğu ... Kimyevi Mad. Yağ. Pet. Ürn. San. Tic. Ltd. Şti'nden tahsil edilmeyen amme alacağının tahsili için davacı adına şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen ödeme emirlerinin iptali talebiyle bakılan davanın açıldığı, dava konusu ... tarih ve ... sayılı ödeme emri yönünden; ödeme emri içeriği 1,2,3,7,8,9 ve 10. sıralarındaki alacaklara ilişkin tahakkukun davalı idarece kaldırıldığı anlaşıldığından ödeme emrinin bu kısmı hakkında karar verilmesine yer olmadığına; ödeme emri içeriği 4, 5 ve 6. sıralarda bulunan alacakların asıl borçlu şirket nezdinde usulüne uygun kesinleştirildiği, yapılan mal varlığı araştırması sonucunda amme alacağının asıl borçlu şirketten tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması üzerine davacının ortak sıfatıyla takip edilmesinde isabetsizlik bulunmadığından ödeme emrinin bu kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu ... tarih ve ... sayılı ödeme emirleri yönünden; asıl borçlu şirket nezdinde usulüne uygun kesinleştirilen ve tahsil edilemeyen vergi borcunun tahsili amacıyla davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinde hukuka aykırılık bulunamadığı, dava konusu ... tarih ve ... sayılı ödeme emri yönünden; ödeme emri içeriği 2, 3, 24 ve 25. sıralarındaki alacaklara ilişkin tahakkukun davalı idarece kaldırıldığı anlaşıldığından belirtilen kısım hakkında karar verilmesine yer olmadığına; ödeme emrinin kalan kısmındaki alacakların asıl borçlu şirket nezdinde usulüne uygun kesinleştirildiği, yapılan mal varlığı araştırması sonucunda amme alacağının asıl borçlu şirketten tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması üzerine davacının ortak sıfatıyla takip edilmesinde isabetsizlik bulunmadığından ödeme emrinin bu kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle kısmen reddine, kısmen karar verilmesine yer olmadığına, dava konusu ödeme emri içeriği alacaklardan tahakkuku idarece kaldırılanlar hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davanın kısmen reddine, kısmen karar verilmesine yer olmadığına dair Mahkeme kararının redde ilişkin kısmı yönünden davacı tarafından istinaf başvurusu yapılması nedeniyle, yalnızca davanın redde ilişkin kısmı yönünden istinaf istemi hakkında karar verilmesi gerektiği, davacı tarafından, ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin 1, 6, 7, 8, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 22, 23, 26, 27, 29, 32, 34, 35, 36. sıralarında yer alan kamu alacakları yönünden ileri sürülen sebepler istinafa konu Mahkeme kararının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden bu kısım yönünden istinaf isteminin reddine; ... tarih ve ... sayılı ödeme emirleri ile ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin 4, 5, 19, 20, 21, 28, 30, 31, 33. satırlarında yer alan kamu alacakları bakımından, ... Kimyevi Maddeler Madeni Yağ Petrol Ürünleri İnşaat İthalat İhracat San. ve Tic. Ltd. Şti'nin ortağı olan davacının mevcut hisselerini devrederek ortaklıktan ayrıldığı 04/07/2013 tarihine kadar, tahakkuk etmiş ve ödenmemiş vergi borçlarından sorumlu tutulması kanun gereği olmakla birlikte, vade tarihleri bu tarihten sonraya rastlayan vergiler nedeniyle herhangi bir sorumluluğunun olmayacağı, ödeme emirleri içeriği borçların vade tarihlerinin davacının hisselerini devrettiği tarihten sonraya rastlaması sebebiyle belirtilen borçlardan sorumlu tutulması ve ödeme emri düzenlenmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı, ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin 4, 5, 6. satırları yönünden, ödeme emrinin dayanağı asıl borçlu şirket adına düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin ilanen tebliğ edildiğinin belirtildiği, ilanen tebliğ öncesinde şirketin bilinen adresine gidildiğine dair düzenlenen tebliğ alındısında ise muhatabın tanınmadığı şerhi konularak iade bilgisine yer verildiği ancak 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun olay tarihinde yürürlükte bulunan 102. maddesinde öngörülen şekilde usulüne uygun olarak imza altına alınması suretiyle tespit yapılması gerekirken sadece posta dağıtıcısının imzasının bulunduğu görülmüş olup, şirket adına usulüne uygun olarak kesinleşmediği anlaşılan kamu alacağının tahsili için davacı adına ödeme emri düzenlenmesinde hukuka uygarlık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kısmen reddine, kısmen kabulüne, Mahkeme kararının redde ilişkin hüküm fıkrasının ... tarih ve ... sayılı ödeme emirleri ile ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin 4, 5, 19, 20, 21, 28, 30, 31, 33. satırları, ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin 4, 5, 6. satırlarına ilişkin kısmında isabet bulunmadığından kararın belirtilen kısımlarının kaldırılmasına, anılan kısım bakımından davanın kabulüne karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: DAVACININ İDDİALARI: Asıl borçlu şirketin borçlarının şirket malvarlığından karşılanması gerektiği, karşılanamıyorsa kanuni temsilcinin, mevcut ortaklarının takibi gerektiği, adına düzenlenen ödeme emri içeriği borçlardan sorumluluğunun bulunmadığı iddiasıyla kararın aleyhe olan kısmının bozulması istenilmektedir. DAVALININ İDDİALARI: Ödeme emri içeriği borçların ilişkin olduğu dönemlerde davacı şirket ortağı olduğundan, asıl borçlu şirketten tahsil edilemeyen borçlardan sorumluluğunun bulunduğu iddiasıyla kararın aleyhe olan kısmının bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI: Davalı tarafından savunma verilmemiştir. Davacının savunması yasal dayanaktan yoksun olan temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: Davacı adına, ... Kimyevi Maddeler Madeni Yağ Petrol Ürünleri İnşaat İthalat İhracat San. ve Tic. Ltd. Şti’nin vergi borçlarının tahsili amacıyla şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emirleri ile ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin idari para cezası dışındaki kısmının iptali istemiyle dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT: 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 19. maddesinde; vergi alacağının, vergi kanunlarının vergiyi bağladıkları olayın vukuu veya hukuki durumun tekemmülü ile doğacağı, vergi alacağının mükellef bakımından vergi borcunu teşkil ettiği açıklanmış; 20. maddesinde; verginin tarhı, vergi alacağının kanunlarda gösterilen matrah ve nispetler üzerinden vergi dairesi tarafından hesaplanarak bu alacağı miktar itibarıyla tespit eden idari muamele olduğu, 21. maddesinde, tebliğin, vergilendirmeyi ilgilendiren ve hüküm ifade eden hususların yetkili makamlar tarafından mükellefe veya ceza sorumlusuna yazı ile bildirilmesi olduğu, 22. maddesinde, tahakkukun tarh ve tebliğ edilen bir verginin ödenmesi gereken bir safhaya gelmesi olduğu, 23. maddesinde de, verginin tahsilinin kanuna uygun suretle ödenmesi olduğu tanımlanmıştır. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun, "Kanunun şümulü" başlıklı 1. maddesinde, devlete, vilayet özel idarelerine ve belediyelere ait vergi, resim, harç, ceza tahkik ve takiplerine ait mahkeme masrafı, vergi cezası, para cezası gibi asli, gecikme zammı, faiz gibi feri amme alacakları ile bunların takip masrafları hakkında bu kanun hükümlerinin tatbik olunacağı öngörülmüştür. Anılan Kanunun 35. maddesinde de limited şirket ortaklarının, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacakları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları, ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahısların devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulacağı, amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahısların, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulacağı hükümleri yer almaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge İdare Mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 43. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Bölge İdare Mahkemesi kararının, ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin 1, 6, 7, 8, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 22, 23, 26, 27, 29, 32, 34, 35, 36. sıralarındaki borçlara ilişkin hüküm fıkrası ile 10/05/2018 tarih ve 2018/1 sayılı ödeme emrinin 4, 5, 6. sıralarındaki borçlara ilişkin hüküm fıkrası yönünden taraflarca ileri sürülen iddialar kararın anılan kısmının bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının, ... tarih ve ... sayılı ödeme emirleri ile ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin 4, 5, 19, 20, 21, 28, 30, 31, 33. satırlarında yer alan borçlara ilişkin hüküm fıkrasına yönelik davalı temyiz istemine gelince: Yukarıda yer verilen Kanun hükümlerinin değerlendirilmesinden; 6183 sayılı Kanunun 1. maddesine göre bir amme alacağı olan vergi alacağının anılan Kanun uyarınca tahsil edileceği, 213 sayılı Kanunun 19. maddesine göre de vergi alacağının, vergiyi doğuran olay ile doğacağı ve vergi alacağının doğmasının mükellef bakımından vergi borcunu teşkil edeceği, yani amme alacağı türlerinden birisi olan vergi alacağının, vergiyi doğuran olayla birlikte doğduğu, dolayısıyla vergiye ilişkin alacak ve borç ilişkisinin vergiyi doğuran olay ile gerçekleştiği ve vergiyi doğuran olayın gerçekleşmesiyle, mükellefin vergi borçlusu, devlet, vilayet özel idareleri ve belediyelerin de vergi alacaklısı sıfatına sahip olduğu, vergi alacağının doğmasından sonraki aşamada ise, kanunlarda gösterilen matrah ve nispetler üzerinden vergi dairesi tarafından hesaplanarak vergi alacağının tarh ettirildiği, tarh ettirilen verginin tebliğ edilmesi üzerine tahakkuk ederek ödenebilir aşamaya geldikten sonra verginin tahsili aşamasına geçilerek, kanunda belirtilen surette ödenmesiyle vergilendirme sürecinin tamamlandığı, ancak vergi borcunun vadesinde ödenmediği durumda ise kamu gücü kullanılarak, alacaklısı veya alacaklı adına kamu gücü kullanma konusunda yetkili makamlar tarafından cebren tahsil aşamasına geçildiği ve cebren tahsil esaslarının hüküm altına alındığı 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda belirtilen esaslar çerçevesinde tahsilatın yapılacağı anlaşılmaktadır. 213 sayılı Kanunun 19. maddesi uyarınca vergiyi doğuran olayın gerçekleşmesi ile vergiye ilişkin alacak ve borç ilişkisinin kurulduğu, mükellefin artık vergi borçlusu olduğu, tarh, tebliğ ve tahakkuk ettikten sonra vadesinde ödenmeyen vergi alacağının ise cebren tahsilata ilişkin esasların hüküm altına alındığı 6183 sayılı Kanunda belirtilen esaslar çerçevesinde yapıldığı, dolayısıyla, 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesinde yer verilen "amme alacağının doğduğu zaman" kavramından kastedilenin "vergiyi doğuran olay" olduğu ve verginin tahakkuk edip vadesinde ödenmemesi durumunun ise vergi alacağının, cebren tahsil edilme şartlarının gerçekleşmesine işaret ettiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu itibarla, 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesinde değinilen amme alacağının doğduğu zaman kavramından anlaşılması gerekenin amme alacağının da konusu olan vergi alacağının doğduğu olay olduğu da açıktır. Aksine bir yorum anılan maddede yer alan; "Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahısların, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur." hükmünü de etkisiz kılar. Zira, amme alacağının doğduğu zamanı temyize konu kararda değinildiği gibi tahakkuk edip kesinleşen verginin kamu alacağı haline gelmesine indirgendiği durumda aynı tarihte ödenmesi de gerekli olan mezkur alacak için vade tarihi aramak anlamsız olacaktır. Nitekim kesinleşen ve kamu alacağı haline dönüşen bu alacak için sonrasında düzenlenen ödeme emrinde gecikme faiziyle birlikte yer alan gecikme zammı da bu tarih itibarıyla işletilmeye başlanır ve ödeme emri ile talep edilir. Bu nedenle; 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesindeki düzenlemeden asıl borçlu şirkete ait amme alacaklarının doğduğu dönemde şirketin ortağı olan kişilerin ortak olunan dönemlerle sınırlı olarak amme alacağının ödenmesinden sermaye hisseleri oranında sorumlu olacağının anlaşılması gerekmektedir. Dosyanın incelenmesinden, davacının 20/06/2012 - 04/07/2013 tarihleri arasında ortağı olduğu ... Kimyevi Maddeler Madeni Yağ Petrol Ürünleri İnşaat İthalat İhracat San. ve Tic. Ltd. Şti’ne ait 2012, 2013 yıllarının muhtelif dönemlerine ilişkin vergi ve cezaların tahsili amacıyla ... tarih ve ... sayılı ödeme emirlerinde yer alan borçlar ile ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin 4, 5, 19, 20, 21, 28, 30, 31, 33 satılarında yer alan borçların tahsili amacıyla davacının ortak sıfatıyla takip edildiği anlaşılmıştır. Bu durumda, dava konusu ödeme emirlerine konu 2012 ve 2013 yıllarının muhtelif dönemlerine ait vergi borçlarının ilgili olduğu dönemlerde şirket ortağı olan davacının, 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesi uyarınca amme alacağının ödenmesinden sorumluluğu bulunduğu açık olduğundan, Bölge İdare Mahkemesi kararının ... tarih ve ... sayılı ödeme emirleri ile ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin 4, 5, 19, 20, 21, 28, 30, 31, 33. satırlarında yer alan borçlara ilişkin kısmında isabet görülmemiştir. Öte yandan, bozma kararı üzerine, Bölge İdare Mahkemesince kıst dönem sorumluluğu da dikkate alınarak sorumlu olduğu dönemlerdeki sermaye payı, amme alacağının asıl borçlu şirketten tahsili amacıyla yapılan takibin usulüne uygun olarak tamamlanıp tamamlanmadığı gibi hususlar da değerlendirilerek yeniden bir karar verilmesi gerektiği tabiidir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; Davacının temyiz isteminin reddine, davalının temyiz isteminin kısmen reddine, kısmen kabulüne, ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ... tarih ve ... sayılı ödeme emirleri ile ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin 4, 5, 19, 20, 21, 28, 30, 31, 33. satırlarında yer alan borçlara ilişkin kısmının BOZULMASINA, diğer kısmının ONANMASINA, 3. Temyiz isteminde bulunan davacıdan ...-TL maktu harç alınmasına, 4. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 23/10/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.