Danıştay · 9. Daire
Danıştay 9. Daire 2023/6828 E. 2025/5091 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 9. Daire
- Esas No
- 2023/6828
- Karar No
- 2025/5091
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y DOKUZUNCU DAİRE Esas No : 2023/6828 Karar No : 2025/5091
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Defterdarlığı-... VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) :... VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi...Vergi Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, aleyhe olan kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: ... Elektrik İnşaat Malzemeleri Otomotiv Demir Çelik Hırdavat İthalat ihracat San. Tic. Ltd. Şti'ne ait vergi borçlarının tahsili amacıyla davacı adına şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen ...tarih ve... ila ... sayılı ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; ... sayılı ödeme emri yönünden; ödeme emri içeriğinde yer alan 26/11/2007 vade tarihli kamu alacağına ilişkin olarak asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emrinin 31/01/2008 tarihinde tebliğ edildiği ve zamanaşımını kesen başkaca bir sebebin bulunmadığı da anlaşıldığından, tahsil zamanaşımı süresi dolduktan sonra söz konusu alacağın tahsiline yönelik olarak davacı adına düzenlenen ödeme emrinde hukuka uygunluk bulunmadığı, ...sayılı ödeme emri ile ... sayılı ödeme emrinin 6,7. ve 11. sıraları dışında ve ... sayılı ödeme emrinin 3. sırası dışında yer alan kamu alacaklarına ilişkin kısımlar yönünden;...sayılı ödeme emri içeriği kamu alacaklarının vadelerinin 2008 yılının, ... sayılı ödeme emri içeriği kamu alacağının vadesinin 2009 yılının, ...sayılı ödeme emri içeriği kamu alacaklarının vadelerinin ise 2010 yılının muhtelif tarihleri olduğu ve davalı idarece söz konusu kamu alacaklarının 6111 sayılı Kanun kapsamında yapılandırıldığının ve kamu alacaklarına ilişkin olarak asıl borçlu şirket adına düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin 14/12/2016 tarihinde şirket kanuni temsilcisine tebliğ edildiğinin belirtildiğinin anlaşıldığı, olayda, 28/04/2011 tarihli dilekçeyle 6111 sayılı Kanun kapsamında yapılan yapılandırma başvurusunun söz konusu tarihte şirket tüzel kişiliğini temsile yetkili ... tarafından değil, ... adlı kişi tarafından yapılmış olduğu ve davalı idarece bu konuda dosyaya geçerli bir vekaletname sunulmadığından, söz konusu yapılandırma işleminin geçerli bir başvuru sonucu yapıldığından ve işleyen tahsil zamanaşımına etki edeceğinden söz etmeye hukuken olanak bulunmadığı, kaldı ki adı geçen şahsın bahsedilen yapılandırma başvurusunu yapmaya yetkili olduğunun kabulü halinde dahi söz konusu yapılandırma işlemi 12/12/2012 tarihinde iptal edildiğinden, kesilen zamanaşımının anılan tarihi izleyen takvim yılından (2013 yılı) itibaren yeniden işlemeye başlayıp 31/12/2018 tarihinde sona ereceği anlaşıldığından, bahse konu alacaklar bakımında tahsil zamanaşımına etki eden başka bir neden de davalı idarece ortaya konulamadığından, anılan kamu alacaklarının tahsil zamanaşımına uğradığı, ...ödeme emrinin 6,7 ve 11.sıralarında yer alan kamu alacaklarının ise vadelerinin 2008 yılı olduğu, anılan yılı izleyen yıldan itibaren işlemeye başlayan tahsil zamanaşımı süresinin ise 31/12/2013 tarihinde sona erdiği, bu alacaklarla ilgili olarak işleyen tahsil zamanaşımına etki edecek herhangi bir nedenin varlığının idarece ortaya konulamadığı anlaşıldığından, tahsil zamanaşımı süresi dolduktan sonra söz konusu borçların tahsiline yönelik olarak davacı adına düzenlenen ...,...sayılı ödeme emirlerinde ve ... sayılı ödeme emrinin 3. sırası dışında yer alan kamu alacaklarına ilişkin kısmında hukuka uygunluk bulunmadığı, ...sayılı ödeme emrinin 57. sırası dışında yer alan kamu alacaklarına ilişkin kısımlar yönünden; ödeme emrinin 1, 8 ila 43. ve 58 ila 75. sıralarında takip edilen alacaklara ilişkin kısmının, asıl borçlu şirket tarafından 6111 sayılı Kanun kapsamında kurumlar ve katma değer vergileri yönünden yapılan matrah arttırımlarından kaynaklandığı, söz konusu artırım kapsamında şirket adına tahakkuk edip vadesinde ödenmeyen taksitlerin tahsili amacıyla şirket adına düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin usulüne uygun olarak ilanen tebliğ edildiği, şirket adına düzenlenen diğer ödeme emirlerinin ise şirket temsilcisi ...'a 14/12/2016 tarihinde bizzat tebliğ edildiği, anılan ödeme emrinin 2,3,5,6,7,45 ila 56 ve 76. sıralarında takip edilen kamu alacaklarının şirket adına kesilen usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarından, 4. sırasında takip edilen kamu alacağının ise 2010 yılına ilişkin olarak beyanname üzerine tahakkuk eden kurumlar vergisinden oluştuğu ve söz konu alacağın tahsili amacıyla şirket adına düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin de 21/06/2016 tarihinde ilanen tebliğ edildiği anlaşıldığı, anılan ödeme emriyle takip edilen kamu alacaklarından 6111 sayılı Kanun uyarınca yapılan matrah arttırımlarından kaynaklanan ve davacının sorumlu tutulmak istenildiği borçlara ilişkin kısımlar bakımından; söz konusu borçların asıl borçlu şirket tarafından 30/05/2011 tarihinde elektronik ortamda verilen beyannamelerle 2006, 2007, 2008 ve 2009 yılları için yapılan kurumlar vergisi matrah artırımları ile 2007, 2008 ve 2009 yıllarının tüm vergilendirme dönemlerine ilişkin yapılan katma değer vergisi matrah artırımları nedeniyle şirket adına tahakkuk eden borçlardan oluştuğu ve davacının ortak olduğu dönemleri kapsadığı anlaşıldığından anılan ödeme emrinin sözü edilen kısımlarında hukuka aykırılık bulunmadığı, ödeme emrinin 2,3,5,6,7,45 ila 56 ve 76. sırasında takip edilen kamu alacaklarına ilişkin olarak ise, söz konusu alacaklar nedeniyle şirket adına düzenlenen... tarih ve..., ... tarih ve ...sayılı ödeme emirlerinin ilanen tebliğinden önce şirket adına yapılmak istenilen tebligatların 213 sayılı Kanunun 102. maddesine uygun yapılmadığı, söz konusu tebliğ zarflarında şirketin adreste bulunmadığı durumunun yetkili kişiler nezdinde usulüne uygun şekilde düzenlenen tutanakla tespit edilmediği, söz konu tebliğ zarflarında belirtilen adreslerle ilanen tebliğde belirtilen adreslerin de birbirini tutmadığı bu nedenle söz konusu alacakların şirket hakkında usulüne uygun kesinleştirildiğinden ve vadesinde ödenmediğinden bahsedilemeyeceğinden ödeme emrinin anılan kısmında hukuka uygunluk bulunmadığı,... sayılı ödeme emri yönünden, anılan ödeme emri içeriği borçların, 2012/Ocak-Mart dönemine ilişkin gecikme zammı ile 2012 yılına ilişkin kurumlar vergisi ve damga vergilerinden oluştuğu ve ilgili dönemlerin tamamında ortak olmadığı anlaşılan davacının, anılan dönemlere ilişkin borçların tamamından sorumlu tutulmak istenilmesinde ve bu nedenle düzenlenen ödeme emrinde hukuka uygunluk bulunmadığı, ...sayılı ödeme emrinin 4,5,8,9,10,11,15,16,17,18,19,20,21,22. ve 23. sıraları dışında yer alan kamu alacaklarına ilşkin kısmı ile...,...,...sayılı ödeme emirleri yönünden; ödeme emirlerine konu söz konusu borçların tamamının davacının ortaklık dönemine isabet ettiği ve bu borçlarla ilgili olarak asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin de şirket yetkilisine usulüne uygun olarak tebliğ edilerek borcun kesinleştirildiği anlaşıldığından ve kamu alacaklarının şirket tüzel kişiliğinden tahsil edilmeyeceği idarece açıkça ortaya konulduğundan, belirtilen ödeme emirlerinde hukuka aykırılık bulunmadığı, ... sayılı ödeme emrinin ...,... sayılı ödeme emrinin ..., ...sayılı ödeme emrinin 4,5,8,9,10,11,15,16,17,18,19,20,21,223 ve 23. sıralarında yer alan kamu alacaklarının ise davalı idare tarafından terkin edildiği belirtildiğinden anılan ödeme emirlerinin belirtilen kısımları yönünden karar verilmesine yer olmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın kısmen karar verilmesine yer olmadığına, kısmen reddine, kısmen kabulüne, dava konusu ... sayılı ödeme emrinin 3. sırası dışında , ...sayılı ödeme emrinin 2 ila 7 ,45 ila 56. ve 76. sıralarında yer alan kamu alacaklarına ilişkin kısımları ile...,...,...,... sayılı ödeme emirlerinin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... sayılı ödeme emri ile ...sayılı ödeme emrinin 3. sırası dışında ve ... sayılı ödeme emrinin 6, 7 ve 11. sıraları dışında yer alan kamu alacakları yönünden, söz konusu kamu alacaklarının vadelerinin 2008, 2009 ve 2010 yılları olduğu, 6111 sayılı başvurunun yetkili kişi tarafından yapılmaması sebebiyle geçerli bir başvuru olarak değerlendirilemeyeceğinden, vade tarihleri esas alındığında alacakların 31/12/2013, 31/12/2014 ve 31/12/2015 tarihinde tahsil zamanaşımına uğradığı, söz konusu borçlara ilişkin olarak şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin de 14/12/2016 tarihinde tebliğ edildiği görüldüğünden, Mahkemece verilen kararda sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmadığı, ...sayılı ödeme emrinin 57. sırası dışında kalan alacaklar yönünden, borcun 6111 sayılı Kanun kapsamında yapılan matrah artırımından kaynaklı kısmının usulüne uygun şekilde tahakkuk ettiği ve davacının ortaklık dönemi borçlarından dolayı sorumlu tutulmasında hukuka aykırılık bulunmadığı, ödeme emrinin 2, 3, 4, 5, 6, 7, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 76. sırasında yer alan alacakların dayanağını oluşturan ve şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediğinden kesinleşmeyen alacak için gerçekleştirilen takibin yerinde olmadığı gerekçesiyle karar verilmiş ise de, şirket adına düzenlenen ... tarih ve...sayılı ödeme emrinin tebliğine ilişkin alındının, şirketin bilinen adresinde başka bir mükellefin bulunduğu hususu belirtilmek suretiyle usulüne uygun şekilde tutanak haline getirildiği görüldüğünden kanuni temsilcinin ikametgah adresinde ödeme emrinin tebliğine çalışılmadan doğrudan ilanen tebliğe geçilmesinin yerinde olmadığı, şirket adına düzenlenen ...tarih ve ... sayılı ödeme emrinin ise kanuni temsilcinin ikametgah adresinde usulüne uygun şekilde tebliğ edilmemesi sebebiyle alacağın kesinleştiğinden bahsedilemeyeceğinden davacı adına yapılan takipte hukuka uygunluk bulunmadığından Mahkemece söz konusu alacaklar yönünden verilen kararın sonucu itibarıyla yerinde görüldüğü, öte yandan, borcun 6111 sayılı Kanun kapsamında yapılan matrah artırımından kaynaklı kısmının usulüne uygun şekilde tahakkuk ettiği ve davacının ortaklık dönemi borçlarından dolayı sorumlu tutulmasında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle reddedilen kısmının ise, 6111 sayılı Kanun'un matrah artırımına ilişkin kısmından yararlanmak üzere elektronik ortamda usulüne uygun bir başvuru yapıldığından, söz konusu başvurunun esas alınmak suretiyle borçların tahakkuk ettirilmesi yerinde olmakla birlikte şirket ortaklarının sorumluluğu, hisselerin devredildiği tarihte vadesi gelmiş ve ödenmemiş borçları kapsadığından, davacının hisselerini devrettiği 09/03/2012 tarihinden sonraki vade tarihli borçlardan sorumlu tutulamayacağından,... sayılı ödeme emrinin 9, 10, 12, 13, 14, 15, 17, 18, 19, 20, 22, 24, 25, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 37, 38, 42, 43, 58, 59, 60, 61, 62, 64, 65, 67, 68, 69, 71, 72, 75. satırlarında yer alan alacaklarına ilişkin kısmında hukuka uygunluk bulunmadığı,...,...,... sayılı ödeme emirleri ile ...sayılı ödeme emrinin 4, 5, 8, 9, 10, 11, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22 ve 23. sırasında yer alan alacakların dışında kalan borçlar yönünden; ...sayılı ödeme emrinin 6 ve 7. satırı dışında kalan alacaklarla...,...,... sayılı ödeme emirleri içeriği borçların vade tarihlerinde davacının şirket ortaklığından ayrılması sebebiyle söz konusu alacaklar yönünden yapılan takipte hukuka uygunluk bulunmadığı, ... sayılı ödeme emri yönünden; 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun uyarınca vade tarihlerinde ortak olanlar adına takibe geçileceğinden, bir başka ifadeyle davacının ortak olduğu dönem dahi olsa vade tarihinde ortak değilse adına ödeme emri düzenlenmeyeceğinden, alacağın vade tarihinin 2013 yılı olması sebebiyle 09/03/2012 tarihinde şirket ortaklığından ayrılan davacının söz konusu borçlardan sorumlu tutulmasında hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle, davalı idarenin istinaf isteminin, 2018/2 sayılı ödeme emri ile ...sayılı ödeme emrinin 6, 7 ve 11. sırasında yer alan alacaklara ilişkin kısmı yönünden reddine; ... sayılı ödeme emri ile ...sayılı ödeme emrinin 6,7,11. sıraları dışındaki, 2018/5 sayılı ödeme emrinin 3. sırası dışındaki, ... sayılı ödeme emrinin 2, 3, 4, 5, 6, 7, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 76. sırasında yer alan alacaklara ilişkin kısmı yönünden yukarıda belirtilen gerekçeyle reddine; davacının istinaf isteminin, ... sayılı ödeme emrinin 1, 8, 11, 16, 21, 23, 26, 36, 39, 40, 41, 44, 63, 66, 70, 73 ve 74. sıralarında yer alan alacaklar ile ...sayılı ödeme emrinin 6 ve 7. sırasındaki alacaklara ilişkin kısım yönünden reddine; ...,...,... sayılı ödeme emirleri ile ... sayılı ödeme emrinin 9, 10, 12, 13, 14, 15, 17, 18, 19, 20, 22, 24, 25, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 37, 38, 42, 43, 58, 59, 60, 61, 62, 64, 65, 67, 68, 69, 71, 72, 75. sıralarındaki ve ...ödeme emrinin 6 ve 7. sıraları dışındaki alacaklara ilişkin kısım yönünden kabulüne, bu kısma ilişkin Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, ... sayılı ödeme emrinin 9, 10, 12, 13, 14, 15, 17, 18, 19, 20, 22, 24, 25, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 37, 38, 42, 43, 58, 59, 60, 61, 62, 64, 65, 67, 68, 69, 71, 72, 75. satırlarındaki alacakların da iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Savunma ve istinaf dilekçelerinde yer alan açıklamalar ve yasal dayanaklar doğrultusunda idarelerince tesis edilen işlemlerin usul ve yasaya uygun olduğu iddiasıyla kararın aleyhe olan kısmının bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: ... Matbaa Elektrik İnşaat Malzemeleri Otomotiv Demir Çelik Hırdavat İthalat ihracat San. Tic. Ltd. Şti'ne ait vergi borçlarının tahsili amacıyla davacı adına şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ...ila ... sayılı ödeme emirlerinin iptali istenilmektedir.
İLGİLİ MEVZUAT: 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 19. maddesinde; vergi alacağının, vergi kanunlarının vergiyi bağladıkları olayın vukuu veya hukuki durumun tekemmülü ile doğacağı, vergi alacağının mükellef bakımından vergi borcunu teşkil ettiği açıklanmış; 20. maddesinde; verginin tarhı, vergi alacağının kanunlarda gösterilen matrah ve nispetler üzerinden vergi dairesi tarafından hesaplanarak bu alacağı miktar itibarıyla tespit eden idari muamele olduğu, 21. maddesinde, tebliğin, vergilendirmeyi ilgilendiren ve hüküm ifade eden hususların yetkili makamlar tarafından mükellefe veya ceza sorumlusuna yazı ile bildirilmesi olduğu, 22. maddesinde, tahakkukun tarh ve tebliğ edilen bir verginin ödenmesi gereken bir safhaya gelmesi olduğu, 23. maddesinde de, verginin tahsilinin kanuna uygun suretle ödenmesi olduğu tanımlanmıştır. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun, "Kanunun şümulü" başlıklı 1. maddesinde, devlete, vilayet özel idarelerine ve belediyelere ait vergi, resim, harç, ceza tahkik ve takiplerine ait mahkeme masrafı, vergi cezası, para cezası gibi asli, gecikme zammı, faiz gibi feri amme alacakları ile bunların takip masrafları hakkında bu kanun hükümlerinin tatbik olunacağı öngörülmüştür. Anılan Kanunun 35. maddesinde de limited şirket ortaklarının, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacakları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları, ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahısların devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulacağı, amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahısların, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulacağı hükümleri yer almaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Bölge İdare Mahkemesi kararının, 2018/2,3,4 sayılı ödeme emirleri ile ... sayılı ödeme emrinin 3. sırası dışında ve ... sayılı ödeme emrinin 2, 3, 4, 5, 6, 7, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 76. sırasında yer alan amme alacaklarına ilişkin kısımlarına yönelik ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının, ...,...,... sayılı ödeme emirleri ile ...sayılı ödeme emrinin 1,2,3,12,13,14. sıralarında yer alan amme alacaklarına ilişkin kısımlarına yönelik temyiz isteminin incelenmesinden, Yukarıda yer verilen Kanun hükümlerinin değerlendirilmesinden; 6183 sayılı Kanunun 1. maddesine göre bir amme alacağı olan vergi alacağının anılan Kanun uyarınca tahsil edileceği, 213 sayılı Kanunun 19. maddesine göre de vergi alacağının, vergiyi doğuran olay ile doğacağı ve vergi alacağının doğmasının mükellef bakımından vergi borcunu teşkil edeceği, yani amme alacağı türlerinden birisi olan vergi alacağının, vergiyi doğuran olayla birlikte doğduğu, dolayısıyla vergiye ilişkin alacak ve borç ilişkisinin vergiyi doğuran olay ile gerçekleştiği ve vergiyi doğuran olayın gerçekleşmesiyle, mükellefin vergi borçlusu, devlet, vilayet özel idareleri ve belediyelerin de vergi alacaklısı sıfatına sahip olduğu, vergi alacağının doğmasından sonraki aşamada ise, kanunlarda gösterilen matrah ve nispetler üzerinden vergi dairesi tarafından hesaplanarak vergi alacağının tarh ettirildiği, tarh ettirilen verginin tebliğ edilmesi üzerine tahakkuk ederek ödenebilir aşamaya geldikten sonra verginin tahsili aşamasına geçilerek, kanunda belirtilen surette ödenmesiyle vergilendirme sürecinin tamamlandığı, ancak vergi borcunun vadesinde ödenmediği durumda ise kamu gücü kullanılarak, alacaklısı veya alacaklı adına kamu gücü kullanma konusunda yetkili makamlar tarafından cebren tahsil aşamasına geçildiği ve cebren tahsil esaslarının hüküm altına alındığı 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda belirtilen esaslar çerçevesinde tahsilatın yapılacağı anlaşılmaktadır. 213 sayılı Kanunun 19. maddesi uyarınca vergiyi doğuran olayın gerçekleşmesi ile vergiye ilişkin alacak ve borç ilişkisinin kurulduğu, mükellefin artık vergi borçlusu olduğu, tarh, tebliğ ve tahakkuk ettikten sonra vadesinde ödenmeyen vergi alacağının ise cebren tahsilata ilişkin esasların hüküm altına alındığı 6183 sayılı Kanunda belirtilen esaslar çerçevesinde yapıldığı, dolayısıyla, sadece vergi borçlarını değil diğer amme alacaklarını da kapsayan 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesinde yer verilen "amme alacağının doğduğu zaman" kavramından kastedilenin vergi hükümleri açısından "vergiyi doğuran olay" olduğu ve verginin tahakkuk edip vadesinde ödenmemesi durumunun ise vergi alacağının, cebren tahsil edilme şartlarının gerçekleşmesine işaret ettiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu itibarla, 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesinde değinilen amme alacağının doğduğu zaman kavramından anlaşılması gerekenin, amme alacağının da konusu olan vergi alacağının doğduğu zaman olduğu da açıktır. Aksine bir yorum anılan maddede yer alan; "Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahısların, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur." hükmünü de etkisiz kılar. Zira, amme alacağının doğduğu zamanı temyize konu kararda değinildiği gibi tahakkuk edip kesinleşen verginin kamu alacağı haline gelmesine indirgendiği durumda aynı tarihte ödenmesi de gerekli olan mezkur alacak için vade tarihi aramak anlamsız olacaktır. Nitekim kesinleşen ve kamu alacağı haline dönüşen bu alacak için sonrasında düzenlenen ödeme emrinde gecikme faiziyle birlikte yer alan gecikme zammı da bu tarih itibarıyla işletilmeye başlanır ve ödeme emri ile talep edilir. Ayrıca tahakkuk eden verginin sadece ödenmesi gereken tarihte ortak sıfatı taşıyan kişilerden aranabileceği şeklindeki hukuki değerlendirme ise, payı devralan ve devreden ortağın müteselsil sorumluluğuna ilişkin olarak getirilen kusursuz ve müteselsil sorumluluk ilkesiyle bağdaşmadığından 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesindeki düzenlemeden asıl borçlu şirkete ait amme alacaklarının doğduğu dönemde şirketin ortağı olan kişilerin ortak olunan dönemlerle sınırlı olarak amme alacağının ödenmesinden sermaye hisseleri oranında sorumlu olacağının anlaşılması gerekmektedir. Dosyanın incelenmesinden, davacının 09/05/2006-29/03/2012 tarihleri arasında ortağı olduğu ... Matbaa Elektrik İnşaat Malzemeleri Otomotiv Demir Çelik Hırdavat İthalat ihracat San. Tic. Ltd. Şti'ne ait 2009, 2010, 2011 yıllarının muhtelif dönemleri ile 2012/Mart dönemine ilişkin amme alacaklarının tahsili amacıyla davacı adına ortak sıfatıyla ...(1,2,3,12,13,14. sıralarında yer alan amme alacaklarına ilişkin kısım), ...,...,...sayılı ödeme emirlerinin düzenlendiği anlaşılmıştır. Bu durumda, anılan ödeme emirlerine konu vergi borçlarının ilgili olduğu dönemlerde şirket ortağı olan davacının, 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesi uyarınca amme alacağının ödenmesinden sorumluluğu bulunduğu açık olduğundan, ...,...,... sayılı ödeme emirleri ile ...sayılı ödeme emrinin 1,2,3,12,13,14. sıralarında yer alan amme alacaklarına ilişkin kısım yönünden yukarıda yazılı gerekçeyle verilen Bölge İdare Mahkemesi kararında isabet görülmemiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının, ... sayılı ödeme emrinin 9, 10, 12, 13, 14, 15, 17, 18, 19, 20, 22, 24, 25, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 37, 38, 42, 43, 58, 59, 60, 61, 62, 64, 65, 67, 68, 69, 71, 72, 75. sıralarında yer alan amme alacaklarına ilişkin kısma yönelik temyiz isteminin incelenmesinden ise, Olayda, ... sayılı ödeme emrinin 9, 10, 12, 13, 14, 15, 17, 18, 19, 20, 22, 24, 25, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 37, 38, 42, 43, 58, 59, 60, 61, 62, 64, 65, 67, 68, 69, 71, 72, 75. sıralarında yer alan amme alacaklarına ilişkin kısmının davacının ortak olduğu tarihte asıl borçlu şirket tarafından 6111 sayılı Kanun kapsamında 2011 yılına ilişkin yapılan kurumlar vergisi ve katma değer vergisi matrah artırımından kaynaklandığının anlaşıldığı, matrah artırımları kanunen tanınan, rızaen seçimlik bir hakkın kullanılması suretiyle yapıldığından söz konusu başvuru üzerine tahakkuk ettirilen vergi borçlarının ödenmesinden matrah artırımının yapıldığı tarihte ortak olan kişilerin sorumluluğunun bulunduğu hususu göz önüne alınarak karar verilmesi gerektiğinden Bölge İdare Mahkemesi kararının anılan kısmının da bozulması gerekmektedir. Öte yandan, bozma kararı üzerine davacının sorumlu olduğu dönemlerdeki sermaye payı, amme alacağının asıl borçlu şirketten tahsili amacıyla yapılan takibin usulüne uygun olarak tamamlanıp tamamlanmadığı ve amme alacağının zamanaşımına uğrayıp uğramadığı gibi hususlar da değerlendirilerek yeniden bir karar verilmesi gerektiği tabiidir.
Ayrıca, temyize konu kararda ... sayılı ödeme emrine ilişkin olarak hukuki değerlendirme yapıldığı ancak hüküm kurulmadığı anlaşıldığından, anılan ödeme emri yönünden eksik hüküm nedeniyle Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerekmektedir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; Davalının temyiz isteminin kısmen reddine, kısmen kabulüne, ... Bölge İdare Mahkemesi ...Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, ...,...,... sayılı ödeme emirleri ile ... sayılı ödeme emrinin 9, 10, 12, 13, 14, 15, 17, 18, 19, 20, 22, 24, 25, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 37, 38, 42, 43, 58, 59, 60, 61, 62, 64, 65, 67, 68, 69, 71, 72, 75. sıralarındaki, ...sayılı ödeme emrinin 1,2,3,12,13,14. sıralarındaki amme alacaklarına ilişkin kısmının BOZULMASINA, ... sayılı ödeme emrine ilişkin kısmının hüküm kurulmak üzere BOZULMASINA, kalan kısımlarının ONANMASINA, Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi... Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 26/11/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.