Danıştay · 8. Daire
Danıştay 8. Daire 2025/4417 E. 2025/7651 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 8. Daire
- Esas No
- 2025/4417
- Karar No
- 2025/7651
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2025/4417 Karar No : 2025/7651
TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNANLAR : 1- (DAVALI) ... Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ... 2- (DAVALI YANINDA MÜDAHİL) ... Enerji Yatırım Üretim ve Ticaret Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Madencilik San. ve Tic. A.Ş. VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı şirkete ait Balıkesir ili, İvrindi ilçesi ile Havran ilçesi sınırları içerisinde bulunan ..., ... ve ... ruhsat numaralı maden ruhsat alanlarında bu ruhsatlarla çakışık ER:... erişim numaralı 376,37 hektarlık Şapdağ RES Projesi Özel İzin Alanı içerisindeki önceki RES Proje Alanının revize edilerek yeni bir RES Proje Alanı belirlenmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü işleminin iptali istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporu ve ek bilirkişi raporunun incelenmesi ve değerlendirilmesinden, davacı Bahar Madencilik Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından yapılan madencilik faaliyeti ile Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü'nce türbin koordinatları noktalarına verilen onay sonucunda müdahil Barkan Enerji Yatırım Üretim ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından yapılan rüzgar enerji santrali projesi yatırımının T1-T2-T3-T4-T5 türbinlerinin bulunduğu noktada birbirinin faaliyetini engellediği, "çakışmanın bulunduğu", söz konusu 5 adet türbinin revize edilerek yer değişikliği yapılmasında davalı idarece somut ve açıklayıcı gerekçelerin sunulamadığı, yine "çakışmanın" olduğu alanın davacı şirket maden işletme ruhsatı içerisinde kaldığı ve görünür rezervi mevcut olmakla birlikte revize edilmiş haliyle RES projesinin hayata geçmesi neticesinde maden işletme faaliyetinin de çakışan ruhsat alanı içerisinde yapılamaz hale geleceği, yine alandaki cevherin işletilebilir özellikte olduğu ve cevher üzerine türbin planlanmasının ekonomik cevherin yerinden alınmadan yapılmasının uygun olmadığı, revize haliyle RES proje alanı ile maden işletme ruhsat sahasının çakışmasındaki mevcut ekonomik rezervin işletilebilirliğinde kaynak kaybının yaratılacağı ve bunun da kamu zararına sebebiyet vereceği, RES proje lisans sahasının geniş olduğu görüldüğünden; lisans sahasında daha başka farklı alternatif bölgelerde (özellikle revize öncesi alanda) söz konusu projenin gerçekleştirilebilme imkanın olduğu, sonuç olarak davacı şirkete ait maden işletme ruhsatı alanı ile müdahil şirket tarafından yapılan rüzgar enerji santrali özel izin alanı içerisindeki T1-T2-T3-T4-T5 türbinlerinde çakışmanın yaşandığı, alanda madencilik açısından ekonomik işletilebilir rezerv üzerinde madencilik yapılmamasının kamu kaynağı kaybına sebebiyet vereceği anlaşıldığından dava konusu revizyon işleminin hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararında; her ne kadar, Mahkemece taşınmaz mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapıldıktan sonra bilirkişi kurulu tarafından verilen rapora dayanılarak karar verilmiş ve bilirkişi raporunda özetle; "... Madencilik Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi Ruhsat Numarası ... sayılı ruhsat alanı ile ... Enerji Yatırım Üretim ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından yapılan Rüzgar Enerji Santrali özel izin alanı içerisindeki T1, T2, T3, T4 ve T5 türbinlerinin çakışmanın bulunduğu ve çakışmanın yaşandığı bölgede madencilik yapılmamasının kamu zararına sebebiyet vereceği (...)" belirtilmiş ise de; anılan bilirkişi raporunun sadece maddi duruma (çakışmaya) ilişkin saptamasının Dairelerince verilecek olan karara esas alınabilecek bir husus olarak değerlendirildiği, bilirkişi raporundaki "kamu zararına" ilişkin değerlendirmenin, sadece altın odaklı bir değer esasına dayanılarak yapılması ve söz konusu RES projesinde elde edilecek enerjinin yaratacağı ekonomik değerin üzerinde durulmaması ve bu bağlamda aralarında üstün kamu yararı kıyası yapılmamasının eksik bir inceleme ve değerlendirme oluşturmasına karşılık, esasen bilirkişi kurulunun -çakışmanın yaşandığı bölgede madencilik yapılmamasının kamu zararına sebebiyet vereceğine- ilişkin değerlendirmesinin, bilirkişiye başvurulmasını gerektirecek özel ve teknik bilgi olmaması ve sadece bilirkişi heyetinin kanaatinden ibaret bulunması, "üstün kamu yararı" tartışmasının ise yargı yerlerince değerlendirilebilecek bir konu olması nedenleriyle uyuşmazlığın çözümünün; "altın" ve "enerji" tercihleri arasında "üstün kamu yararı" bağlamında değerlendirme yapılarak hangisinin daha öncelikli olduğunun saptanmasına bağlı olduğu, somut olayda; üstün kamu yararı bağlamında ülkemizin "altın" ve "enerji" ihtiyaçlarının önceliği, ülke ekonomisine katkısı, her iki üretimin birlikte yapılabilir olma, çakışan faaliyetlerden halen hangisinin işlerlik kazandığı veya kazanmaya yakın olma durumları, çevreye olan etkileri ile birlikte değerlendirildiğinde; altın madenciliğine göre enerji üretiminin, şimdilik daha öncelikli ve önemli olduğu ve daha "üstün kamu yararı amacı" taşdığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle, davalı ve müdahilin istinaf istemlerinin kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizin 25/02/2025 tarih ve E:2022/3213, K:2025/1393 sayılı kararıyla, Maden Kanunu'nun 7. maddesinin 16. fıkrası uyarınca, görünür rezerv alanı dışında yapılacak yatırımlar için Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünce izin verilebilir ise de, görünür rezerv alanı ile çakışan yatırımlar için Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından karar/izin verileceğinin kurala bağlandığı, bilirkişi raporunda, çakışmanın meydana geldiği T1, T2, T3, T4 ve T5 türbinlerinin bulunduğu alanda davacı tarafından görünür rezerv belirlemeye yönelik sondaj yapıldığı, sondaj sonucunda maden varlığının tespit edildiği ve bu madenin davalı idarenin savunması ve hesaplamalarının aksine ekonomik olarak işletilebilir düzeyde bulunduğu belirtildiğinden, mevcut tespitler gözetilerek maden işletme faaliyeti ile RES projesi hakkında MAPEG tarafından nihai karar verilmesine olanak bulunmadığı sonucuna varıldığı, bu durumda, dosyada yer alan bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporundaki tespitler birlikte değerlendirildiğinde, madencilik faaliyeti ve RES yatırımı ilgili olarak madencilik faaliyetinin mi yoksa RES yatırımının mı gerçekleşeceği hakkında Maden Kanunu'nun 7. maddesinin 15. ve 16. fıkralarında yer verilen düzenlemeler dikkate alınarak Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığınca bir karar verilmesi gerektiğinden, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünce tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle, bölge idare mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, Dairemizin bozma kararına uyularak, davalı idare ve davalı idare yanında müdahilin istinaf istemlerinin reddi ile İdare Mahkemesi kararının gerekçeli olarak reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, altın belirlenen ve cevherleşmesi ortaya çıkan alana işletme izni verildiği, dava konusu alanda yeterli düzeyde altın bulunmadığı ileri sürülmektedir. Davalı idare yanında müdahil tarafından, dava konusu alanda tespit edilen altın madeninin işletme izni düzenlenebilecek miktarın altında kaldığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI :Davacı tarafından istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle, 1. Temyiz istemlerinin reddine, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine, 4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 5. Kesin olarak, 15/10/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.