Danıştay · 8. Daire

Danıştay 8. Daire 2024/4744 E. 2025/6778 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
8. Daire
Esas No
2024/4744
Karar No
2025/6778
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2024/4744 Karar No : 2025/6778

TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVALILAR) : 1- ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... 2- ... Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACILAR) : 1- ... 2-...(adlarına velayeten anne ..., baba ...) VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Küçük davacılar ... ile ...'nın 13/06/2011 tarihinde İzmit ilçesinde bulunan Cumhuriyet Parkı'nda oynarken parkın içinde bulunan umumi tuvaletin çatı kısmındaki pencerenin kırılması sonucunda aşağı düşmeleri sonucunda ağır şekilde yaralanmaları ve ...'un uzun süreli tedavi görmesi, ...'nın ise halen yatalak olarak kalmasında çocuk parkı ve umumi tuvaletle ilgili olarak gerekleri tedbirleri ve önlemleri almadıklarından davalı idarelerin hizmet kusurun bulunduğundan bahisle 500,00-TL maddi tazminatın (miktar artırım dilekçesi sonrası 5.982.940,41-TL'nin) olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesince verilen ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; dava konusu olayda, davacılardan ...'nün %100 vücut fonksiyon kaybına uğradığı, ...'nün ise ağır bir şekilde yaralandığı, davalı idarelerin tuvaletin yapım ve bakım açısından sorumlulukları ile olay tarihinde tadilat çalışmaları yürütüyor olmasının yanı sıra adli yargı mercileri tarafından alınan raporlar ile Kocaeli Büyükşehir Belediyesinin, İzmit Belediyesinin, tuvaletin işletmecisinin asli kusurlu, babaannenin ise tali kusurlu olarak değerlendirildiği, istenmeyen olayın meydana gelmesinde davalı idarelerin kusurunun takdiren %100 olarak belirlendiği, aynı olay nedeniyle davacıların manevi tazminat talep ettiği davada, ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:... K:... sayılı kararıyla manevi tazminat isteminin tamamının kabul edildiği, olayda davalı idarelerin kusur oranının %100 olarak belirlendiği, söz konusu kararın Danıştay 8. Dairesinin 02/02/2023 tarih ve E:2020/7412, K:2023/273 sayılı kararıyla da onandığı, meydana gelen olay sonucunda çocuklardan ...'nün çok ağır mental retardasyon, geçirilmiş kafa travması, spastik tetraparezi, disfazi ve afazi teşhisiyle özür durumuna göre tüm vücüt fonsiyon kaybı oranı %100 olarak belirlenecek düzeyde engelli olduğu, maluliyetinin tam olduğu, diğer davacı ...'nün ise herhangi bir maluliyet durumunun olmadığı, bu konuda herhangi bir doktor raporu ibraz edilmediği gibi buna ilişkin bilgi de verilmediği, 11/04/2023 tarihli bilirkişi raporunda ...'nün 416.057,40-TL bakıcı gideri, 4.717.247,88-TL işleyecek dönem, 849.635,13-TL pasif dönem olmak üzere toplam 5.982.940,41-TL maddi zararının olduğunun hesaplandığı, diğer davacı ...'nün herhangi gibi maddi zararı olmadığından bu kişi adına açılan davanın ise reddi gerektiği gerekçesiyle, davacı ... yönünden davanın kabulüne, 5.982,940,41-TL maddi tazminatın davalı idarelerden müştereken ve müteselsilen alınarak davacılardan ...'ye verilmesine, diğer davacı ... adına açılan davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın, ... lehine hükmedilen maddi tazminat isteminin kabulüne ilişkin kısmında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununda sayılan kaldırma nedenlerinin bulunmadığı ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen iddiaların da kararın bu kısmının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte olmadığı görüldüğünden, taraflarca kararın bu kısmına yapılan istinaf başvuruları yerinde görülmediği, hüküm altına alınan tutara işletilecek faizin başlangıç tarihi bakımından; uğranılan zararın gerçek miktarının Mahkeme tarafından yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda net bir şekilde ortaya çıkması durumunda, ortaya çıkan bu gerçek zararın tamamının tazmini amacıyla verilen miktar artırımına (ıslah) ilişkin dilekçenin yeni bir dava niteliğinde olmayıp, mevcut davada talep edilen tazminat miktarının ıslah suretiyle artırımına olanak sağlayan yasal bir hakkın kullanımına ilişkin olduğu da göz önünde bulundurulduğunda, artırılan tazminat miktarı yönünden davanın kabul edilmesi halinde, yasal faizin başlangıcının bu miktar yönünden de, idarenin uyuşmazlığın esasında ihtilafa, bir başka anlatımla temerrüde düştüğü tarih olduğu sonucuna varıldığı, davacıların ilk dava açarken yüksek oranlı yargılama harçları vb. nedenlerden dolayı tazmini isteminde bulundukları bedel dava dilekçesinde düşük belirtilmiş ise de, davacıların tazminine karar verilmesi konusunda gerçek iradelerini yansıtan miktarın, ıslah ile arttırılan gerçek zararları olduğunun, bu gerçek zararın, Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi veya ıslah dilekçesinin verildiği tarihte değil, esasen olay tarihinde ya da idarelere başvuru tarihinde ortaya çıktığı, ancak, davacılar tarafından miktarı tam olarak bilinemediğinden ve tespit edilemediğinden dava açılırken talep edilemeyen bir zarar olduğunun kabulü, bu kabul doğrultusunda da ıslahla arttırılan dava değerinin tamamına davalı idarenin temerrüde düştükleri idareye başvurma tarihi veya adli yargıda dava açıldığı tarihten itibaren yasal faiz yürütülmesinin hukuka uygun olduğunun kabulü gerektiği; maddi tazminatın, davalı idarelerce müştereken ve müteselsilen tazminine ilişkin kısmı bakımından: zarara birden fazla idarenin eylem ve işlemleriyle sebebiyet vermiş olmaları durumunda kusur oranlaması yapılmak suretiyle, zararın tazmininin kusurlu olunan oran nispetinde olmak üzere, sorumlu idarelerden ayrı ayrı tahsil edilmesi gerektiği, İdare Mahkemesinin gerekçeli kararında hükmedilen tazminatın davalı idarelerden müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verileceği hususunda hüküm kurulmuş ise de, olayla ilgili adli yargı yerlerince yaptırılan bilirkişi raporları gözetilerek, oluşan zararın davalı idarelerce yarı yarıya davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle, istinaf yoluyla kaldırılması istenilen İdare Mahkemesi kararında kanunda sayılan kaldırma nedenlerinin bulunmadığı anlaşıldığından ve dilekçelerde ileri sürülen iddialar da sözkonusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediğinden kararın hüküm fıkrasında yer alan; "... 5.982,940,41-TL maddi tazminatın davalı idarelerden müştereken ve müteselsilen alınarak davacılardan ...'ye verilmesine, hükmedilen bu maddi tazminatın ilk 500,00-TL'sine davalı idareye başvuru tarihi olan 28/02/2022 tarihinden itibaren, kalan kısmına da ıslah dilekçesinin verildiği 18/04/2023 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanarak müştereken ve müteselsilen davalı idarelerce ödenmesine" ibaresinin "...5.982,940,41-TL maddi tazminatın, yarısı olan 2.991.470,21-TL'sinin davalı idarelerden Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanlığınca, diğer yarısı olan 2.991.470,21-TL'sinin de diğer davalı İzmit Belediye Başkanlığından alınarak davacılardan ...'ye verilmesine, hükmedilen bu maddi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 28/02/2022 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarelerce ödenmesine" şeklinde düzeltilmesi suretiyle başvuruların reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davalı idareler tarafından, davanın süresinde olmadığı, tazminat isteminin zaman aşımına uğradığı, idarelerine atfı kabil bir kusur bulunmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacılar tarafından, savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'NİN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle, 1. Temyiz istemlerinin reddine, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine, 4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 5. Kesin olarak, 15/09/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Danıştay 8. Daire, E. 2024/4744, K. 2025/6778, T. 15.09.2025, www.arakarar.com/karar/danistay-8-daire-2024-4744-e-2025-6778-k-99039da46f2b