Danıştay · 8. Daire
Danıştay 8. Daire 2024/2995 E. 2025/10405 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 8. Daire
- Esas No
- 2024/2995
- Karar No
- 2025/10405
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2024/2995 Karar No : 2025/10405
TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Valiliği VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Düzce ilinden bulunan Özel ... Merkezi'nde ... olarak görev yapan davacının çalışma izninin 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca iptal edilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı yazı ile bildirilen ... tarih ve ... sayılı Düzce Valiliği işleminin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; dava konusu işlemin dayanağı olan 09/05/2018 tarihli ve 7141 sayılı Kanun'un 11. maddesiyle değiştirilen 5580 sayılı Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrasında yer alan "...veya haklarında bu suçlardan dolayı kovuşturma bulunmaması, ..." ibaresinin Anayasa Mahkemesinin 28/09/2022 tarih ve E:2022/76, K:2022/112 sayılı kararıyla iptal edildiği, ancak UYAP ortamı üzerinde yapılan incelemede davacının "Bilişim sistemleri banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık" suçunu işlediği gerekçesiyle açılan davada ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla 6 yıl hapis ve 3.560-TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve yine davacı hakkında yürütülen adli kovuşturma neticesinde "nitelikli dolandırıcılık" suçunu işlemesi nedeniyle ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla 5 yıl 7 ay 15 gün hapis ve 500 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bahsi geçen mahkumiyet kararları nedeniyle öğretmen olarak çalışma izni düzenlenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, hakkında verilen mahkumiyet kararları ile çalışma izninin iptaline ilişkin işlemin keyfi olduğu ve eksik inceleme neticesinde verildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, temyize konu kararın hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının belirtilen gerekçe ile onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Düzce ilinden bulunan Özel ... Merkezi'nde ... olarak görev yapan davacının çalışma izninin 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca iptal edilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı yazı ile bildirilen ... tarih ve ... sayılı Düzce Valiliği işleminin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT: 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun "Kurucu/kurucu temsilcisinin nitelikleri ve kurum binaları" başlıklı 4. maddesinin birinci fıkrasında; "Özel öğretim kurumlarının gerçek kişi kurucularında, tüzel kişi kurucularının yönetim organlarında, kurucu temsilcilerinde ve personelinde; 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezası ya da affa uğramış olsa bile Devletin egemenlik alametlerine ve organlarının saygınlığına karşı suçlar, Devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, millî savunmaya karşı suçlar, Devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, kaçakçılık suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ve 11/10/2006 tarihli ve 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamında işlenen suçlardan ceza almamış olması veya haklarında bu suçlardan dolayı kovuşturma bulunmaması, terör örgütlerine ya da Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti ya da iltisakı yahut bunlarla irtibatı olmaması şartı aranır." kuralına yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Anayasa'nın "Anayasa Mahkemesinin kararları" başlıklı 153. maddesinde; Anayasa Mahkemesi'nin kararlarının kesin olduğu, iptal kararlarının gerekçesi yazılmadan açıklanamayacağı, Anayasa Mahkemesi'nin bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin tamamını veya bir hükmünü iptal ederken, kanun koyucu gibi hareketle, yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemeyeceği, kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümlerinin, iptal kararlarının Resmi Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkacağı, gereken hallerde Anayasa Mahkemesi'nin iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabileceği, bu tarihin, kararın Resmi Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemeyeceği, iptal kararının yürürlüğe girişinin ertelendiği durumlarda Türkiye Büyük Millet Meclisinin, iptal kararının ortaya çıkardığı hukuki boşluğu dolduracak kanun teklifini öncelikle görüşüp karara bağlayacağı, iptal kararlarının geriye yürümeyeceği, Anayasa Mahkemesi kararlarının Resmi Gazetede hemen yayımlanacağı ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlayacağı hükmüne yer verilmiştir. Anayasa Mahkemesi'nin 12/12/1989 tarih ve E:1989/11, K:1989/48 sayılı kararında, "Türk Anayasa sisteminde Devlete güven ilkesini sarsmamak ve ayrıca Devlet yaşamında bir karmaşaya neden olmamak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece, hukuksal ve nesnel alanda sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadarki dönem için geçerli sayılması sağlanmasına" ilişkin hususlar belirlenmiştir. Uyuşmazlıkta; davacının "Bilişim sistemleri banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık" suçuna istinaden yürütülen ceza yargılamasında ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla 6 yıl hapis ve 3.560-TL adli para cezası ile cezalandırılmasına; ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarihli ve E:..., K:... sayılı kararıyla ise "Nitelikli dolandırıcılık" suçundan 5 yıl 7 ay 15 gün hapis ve 500 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, davacı hakkında "Bilişim sistemleri banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık" suçu nedeniyle kovuşturma bulunması nedeniyle dava konusu işlemin tesis edildiği anlaşılmaktadır. Diğer yandan; 12/04/2022 tarih ve 31807 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesi'nin 26/01/2022 tarih ve E:2021/117, K:2022/10 sayılı kararıyla, 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun 4. maddesinin birinci fıkrasında yer alan "...veya haklarında bu suçlardan dolayı kovuşturma bulunmaması..." ibaresinin, anılan fıkrada yer alan "...personelinde..." ve "...dolandırıcılık, sahtecilik..." ibareleri yönünden Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği anlaşılmıştır. Bu itibarla; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümezliği ilkesi uyarınca, 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun 4. maddesinin birinci fıkrasında yer alan "...veya haklarında bu suçlardan dolayı kovuşturma bulunmaması..." ibaresinin, anılan fıkrada yer alan "...personelinde..." ve "...dolandırıcılık, sahtecilik..." ibareleri yönünden dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olduğu anlaşıldığından dava konusu işlemde bu gerekçeyle hukuka aykırılık görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle, 1. Temyiz isteminin reddine, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine, 4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 5. Kesin olarak, 26/12/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.