Danıştay · 7. Daire
Danıştay 7. Daire 2025/137 E. 2025/1690 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 7. Daire
- Esas No
- 2025/137
- Karar No
- 2025/1690
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y YEDİNCİ DAİRE Esas No : 2025/137 Karar No : 2025/1690 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Defterdarlığı (... Vergi Dairesi Müdürlüğü) VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: ... Tütün Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketine ait 2009 ve 2010 yıllarının muhtelif dönemlerine ilişkin özel tüketim, katma değer vergileri, vergi ziyaı ve özel usulsüzlük cezaları ile gecikme faizinin tahsili amacıyla davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmıştır. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; olayda, uyuşmazlığa konu ödeme emri içeriği alacaklar için asıl borçlu şirket tarafından yapılandırma talebinde bulunulması üzerine 6736 ve 7143 sayılı Kanunlar kapsamında yapılandırılan alacaklara ilişkin şirket tarafından bir ödeme yapılmaması nedeniyle idarece takip işlemleri kaldığı yerden devam ettirilmişse de, yapılandırma talepleri ile birlikte yeni bir hukuki durumun ortaya çıktığı, dolayısıyla ödenmeyen tutarlar üzerinden öncelikle şirket nezdinde ödeme emirleri tanzim ve tebliğ olunmak suretiyle amme alacağının tahsil ve takip cihetine gidilmesi gerektiği halde, şirket hakkında herhangi bir takip yapılmadan ve yapılandırmanın ihlali sonucunda vadesi değişen borç ve meydana gelen yeni hukuki durum dikkate alınmadan, doğrudan davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ödeme emrinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Dosyanın incelenmesinden, davacının, asıl borçlu şirketin 23/07/2008-26/11/2010 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi olduğu, yönetim kurulu üyeliğinin sona ermesinden sonra şirket borçlarının 2012 yılında 6111 sayılı Kanun, 2014 yılında 6552 sayılı Kanun, 2018 yılında da 7143 sayılı Kanun kapsamında ilgili dönem kanuni temsilcileri tarafından yapılandırılması ile yeni bir hukuki durumun ortaya çıktığı, bu durumda, yapılandırma ve yapılandırmaların iptal edildiği tarihlerde şirketle ilişkisi ve dolayısıyla sorumluluğu bulunmayan davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ödeme emrinde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Yapılandırma üzerine borcun niteliğinin değişmediği, ödeme yapılmaması nedeniyle oluşan yapılandırma ihlalinde önceki borç durumuna dönüleceği ve takip işlemleri kaldığı yerden devam edeceğinden davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Yedinci ve Dokuzuncu Dairelerince, 2575 sayılı Danıştay Kanunu'na, 3619 sayılı Kanun'la eklenen Ek 1. madde hükmü uyarınca birlikte yapılan toplantıda, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Temyiz isteminin reddine, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA, 3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliği ve bir örneğinin de Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 13/05/2025 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY : 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun "Kanuni temsilcilerin ödevi" başlıklı 10. maddesinde, tüzel kişilerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceği, temsilcilerin bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden tüzel kişiden tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların, kanuni ödevlerini yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı öngörülmüştür. 6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 19. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, bir takvim yılında iki veya daha az taksitin, süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi halinde, ödenmeyen veya eksik ödenen taksit tutarlarının son taksiti izleyen ayın sonuna kadar, gecikilen her ay ve kesri için 6183 sayılı Kanun'un 51. maddesine göre belirlenen gecikme zammı oranında hesaplanacak geç ödeme zammı ile birlikte ödenmesi şartıyla bu Kanun hükümlerinden yararlanılacağı, süresinde ödenmeyen veya eksik ödenen taksitlerin belirtilen şekilde de ödenmemesi veya bir takvim yılında ikiden fazla taksitin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi halinde bu Kanun hükümlerinden yararlanma hakkının kaybedileceği düzenlemesine yer verilmiştir. Belirtilen mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden, yapılandırılan borçların tespit edildiği şekilde süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi halinde yararlanma hakkının kaybedileceği, bir başka deyişle yapılandırma öncesi eski duruma dönüleceği, bu nedenle yeni bir işleme gerek kalmaksızın takip işlemlerine kaldığı yerden devam edilebileceği, ayrıca yapılandırma başvurusunda bulunulmuş olmasının, uyuşmazlık konusu dönemlerde kanuni temsilci sıfatını taşıyan yükümlülerin yasadan kaynaklanan sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı açıktır. Bu itibarla, vergi borçlarının yapılandırma tarihi itibarıyla nitelik değiştirip yeni bir borç haline geldiğine ve yapılandırma ile birlikte vergi sorumluluğunun başvuruda bulunan kanuni temsilciye geçtiğine dair değerlendirmede isabet bulunmadığından, temyize konu kararın bozulması gerektiği oyu ile karara katılmıyoruz.