Danıştay · 5. Daire
Danıştay 5. Daire 2025/7230 E. 2025/7999 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 5. Daire
- Esas No
- 2025/7230
- Karar No
- 2025/7999
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2025/7230 Karar No : 2025/7999
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ... Vekilleri : 1- Av. ... 2- ...
Karşı Taraf (Davalı) : ... Bakanlığı / ANKARA Vekili : Av. ...
İstemin Özeti : 677 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin ...tarih ve ...sayılı işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı iddia olunan 100.000,00-TL maddi tazminat ile 100.000,00-TL manevi tazminatın 22/12/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ...İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti:FETÖ/PDY terör örgütü ile bir irtibatının bulunmadığı, savunma hakkı tanınmadan tesis edilen kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemin hukuka aykırı olduğu, kamu görevinden çıkarılmasını meşru kılacak hiçbir sebebin olmadığı, Anayasa'ya sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğine dair herhangi bir somut delil ortaya konulmadığı, hakkında FETÖ silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yapılan yargılama sonucnda ceza verilmesine yer olmadığına karar verildiği, Bank Asya'da talimatla hesap açıp para yatırmadığı,17/25 Aralık sürecinde herhangi bir bankadan kredi çekerek Bank Asya'ya yatırmadığı, Garson kod adlı gizli tanıktan elde edilen emniyet örgütüne ilişkin fişleme bilgilerinin gerçeği yansıtmadığı, hukuka aykırı delil olduğundan hükme esas alınamayacağı, ... kod adlı gizli tanıktan elde edilen SD kartta yer alan fişleme listelerine dayanılarak karar verilemeyeceği, masumiyet karinesinin ve suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin ihlal edildiği iddia edilmektedir.
Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi : ... Düşüncesi : İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkün olup davacı tarafından ileri sunulan hususlar bunlardan hiçbirine uymamaktadır. Bununla birlikte, İdare Mahkemesi kararının gerekçesinde, davacı hakkındaki kovuşturmasının devam ettiği hususu belirtilerek hüküm kurulmuş ise de; UYAP kayıtlarının incelenmesinden; davacı hakkında "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan yapılan yargılama sonucunda ...Ağır Ceza Mahkemesi'nin ...tarih ve E-..., K-... sayılı kararı ile davacının üzerine atılı FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinin sabit bulunduğu, ancak yakalanmadan kendiliğinden teslim olduğu ve örgütün yapısı ve faaliyetleri hakkında bilgi verdiği, böylelikle etkin pişmanlık şartlarının oluştuğu gerekçesiyle davacı hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verildiği, anılan kararın istinaf kararı ile kesinleştiği görülmüştür. Masumiyet karinesi ilkesi gereği ceza verilmesine yer olmadığına dair kararının, ilgilisi lehine veya aleyhine bir sonuç doğurmayacağı açık olmakla birlikte, ceza mahkemesi kararından bağımsız olarak, ceza yargılaması sırasında elde edilen delillerin, ilgililerin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak veya irtibat düzeyinde bir ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi noktasında ayrıca değerlendirilmesi gerektiği açıktır. Bu itibarla, anılan Mahkeme kararında; "... Efendim ben 1998 yılında Bayrampaşa Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü'nde göreve başladım. 2000 yılında annem vasıtasıyla görücü usulu ile Haziran ayında nişan yaptım. Ağustos ayında düğün tarihimizi kararlaştırmıştık. Düğün yapmadan önce kiralık daire aramaya başladım. (anlaşılamadı) içerisinde ev buldum. Benimle aynı yerde ulaştırma bölümünde çalışan daha önce görevlerde gördüğüm İ. D. isimli şahısla tanıştım. İ.'nin evi benim evime yakındı Efendim. Evlendikten sonra Ağustos ayı sonlarında eve taşındım. Taşındıktan sonra Eylül ayında İ'nin eşini de alarak bize hayırlı olsuna geldi derken birbirimize gidip gelmeye başladık. Daha sonra M. isimli Amasya'lı mesleğe yeni başlamış 20'li yaşlarda şahısla beni tanıştırdı. Birlikte toplanıp Kur'an-ı Kerim ve mani okuyup çay içip dağıldıklarını söylemesi bana da teklif etmesi üzerine ben de kabul ettim. Daha sonra İ. beni hatırlamadığım iki eve götürdü. Sadece arkadaşlarının polis olduğunu hatırlıyorum. Orada da Kur'an-ı Kerim ve mani okunduğunu hatırlıyorum. Daha sonra İ. dünyadaki Türk okullarını söyledikten sonra benden yardım istedi. Ben de vermek istemediğimden dolayı durumum müsait değil diyerek ayrıldım. Hanımın erken doğum tehlikesi vardı Efendim. Beni ilk çağırdıklarında eşimin durumunu anlatarak gitmedim. Daha sonra İ. beni dışarıda görmüş. Bana niye toplantılara gelmiyorsun diye sormuştu, borcunu da vermiyorsun, ben gelmek istemiyorum, benim kimseye borcum da yoktur diye söylemiştim. İstanbul ilinde bu yapı ile bir daha muhatap olmadım Efendim. 2008 yılında tayinim Tokat ili Koruma Şube Müdürlüğü'ne çıkmıştır. Hanımı memlekete bıraktıktan sonra 1 ay Tokat Polis Evi'nde kaldım, ev aramaya başlamıştım. ... Mahallesi'nde güzel evler var demesi üzerine TOKİ'de ev ararken A. G. isimli arkadaşla tanıştım. Bana burada kiralık daire var demesi üzerine ev sahibi ile görüştükten sonra evi tuttum. Eylül ayında hanımı memleketten getirerek oturmaya başladık. Bir müddet sonra A. bize çay içmeye gelmek istediğini söyledi. Y. Ç.'yi de alarak çay içmeye geldiler. Kendileri evlerde toplanıp Kur'an-ı Kerim ve mani okuyup çay içip dağıldıklarını söylemesi ben de bundan bir sıkıntı olmadığını düşünerek gidip gelmeye başladım. 15 günde, ayda bir toplanıp Kur'an-ı Kerim ve mani okuyup dağılıyorduk. Daha sonra M. U. ve A. (anlaşılamadı) da katıldı. 2009 sonlarında A. G.'nin Asayiş Şube'ye tayini çıktığı için bizden ayrıldı. Yerine M. U. isimli arkadaş bize haber veriyordu. Toplantılarımızda Kur'an-ı Kerim, mani okunup yeni bilgiler veriyorlardı. Herhangi bir örgütsel toplantı değildi, siyasi ve politik herhangi bir konuşma duymadım. 2010 yılında Mavi Marmara olayından sonra Filistin'e yardım götüren Türk vatandaşlarının İsrail tarafından şehit edilmesi olayında Fethullah Gülen'in ülke toprağı diyerek haklı görmesi ben de bir şüphe uyandırmıştı Efendim. Arkadaşlar beni ikna ettiler, biz sadece Allah rızası için toplanıyoruz, bizim yaptığımız burada Kur'an-ı Kerim ve mani okuyup dağılmak, başka yaptığımız bir şey yok. İki defa daha katıldım. 2011 yılında tayinim Koruma Şube'den Asayiş Şube'ye çıkmıştı. Koruma'daki arkadaşlar; senin tayinin Asayiş Şube'ye çıkmış, seni Asayiş'teki arkadaşlar arayacak, dedi. 2012 Eylül ayına kadar kimse ile görüşmedim. 2012 yılı Eylül ayında T. isimli arkadaş Sivas ilinden ara tayin ile Tokat İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü'ne göreve başladı. Benim badi ekip olan ... Ekibe verdiler. Benim yanımda ... ekip olarak V. K. vardı. T.'nin bulduğu ekipte S., H. isimli arkadaşlar vardı. Birlikte olaylara gidiyor, birlikte mola veriyorduk derken T. burada (anlaşılamadı) Gölü var, balık tutmaya gidelim dedi. Daha sonra da ailece gidip gelmeye başladık. Daha sonra T. beni Atatürk Lisesi'nde görevli Edebiyat Öğretmeni olarak bildiğim D.Y. ile tanıştırdı. 2013 yılında D.'nin evinde A. D., F. A., A. K.'yı gördüm. Bu şahıslar bize tepegözle Kur'an-ı Kerim ve tevcid öğretiyordu. Daha sonraki iftar programında H. C.'yi, Y. E., E. T.'yi gördüm. Benim katıldığım toplantılarda sadece Kur'an-ı Kerim ve tevcid dersleri verildi. Fethullah Gülen'in kitapları okunmadı, örgütsel toplantı değildi. Daha sonra Turgay Asayiş resmi ekiplerden haber merkezi olan 2815'e geçti. Ekipler bizim resmi ekiplerimiz mola yerimizdi. T. ile telsizde telefon hakkında bilgi veriyorduk, GBT soruyorduk. Toplantılarımızı T. Bey bize sözlü olarak söylüyordu. Herhangi bir haberleşme vasıtası ile değil. 2013 yılında Ekim ayında Y. Ç. isimli şahsı benim yanıma verdiler. Şefin söylediğine göre bu arkadaş biraz fazla üzerine olmayan işlere atılıyor, dikkat et demişti. Y.ile konuştuğumda Turhal İlçe Trafik'ten geldiğini, bir meseleden dolayı geldiğini Tokat Emniyet Müdürlüğü'ne verdiklerini bir müddet başka şubede çalıştığını, kendi isteği ile Asayiş Şube'ye geçtiğini bildirmişti. Başkan: Y. Mi? Sanık: Evet Y. Ç. Başkan: Devam et. Sanık: Bu arkadaş görev yönü ile sürekli sıkıntı çıkarıyordu. Ben de çalışmasından memnun olmadığımdan üst şefimize söylemiştim. Daha sonra benim yanımdan aldılar. Y. İle karşılaştığımızda Y. benimle konuşmuyordu çünkü Y.'nin evi benim bölgemde olan ... Mahallesi'nde oturuyordu, benim yanımdan alarak Karşıyaka Bölgesine vermişlerdi. Karşıyaka Bölgesi'ne verdikleri için otobüsle gelip gidiyordu. Bu da bayağı bir zoruna gitmişti. Ben toplam Y. ile çalışırken 3 defa görüştüm. D.'nin evinde D. Y.'nin evinde T. K.'nin evi ve kendi evi olmak üzere 3 defa görüştüm. Kur'an-ı Kerim, mani okuyup dağıldık. Biz buraya Allah rızası için gidiyorduk, herhangi bir siyasi görüş hiçbir zaman duymadım. Ayrıca 2014 yılında ben karakolda beyanda bildirdiğim şekilde bizim...'te A. D. ile T. K. konuşurken ByLock kelimesinin geçtiğini duydum. Daha sonra ben T. K.'ye sorduğumda haberleşme aracı istersen sana da yükleyelim, ondan sonra senin telefonun akıllı telefon değil, demişti. Sayın Başkan İddianame'de üzerime atılan hiçbir suçlamayı kabul etmiyorum...." şeklindeki beyanlarla etkin pişmanlıktan faydalanan davacının FETÖ ile iltisak ve irtibat düzeyindeki ilişkisinin kendi samimi ikrarı ile ortaya konulduğu anlaşılmaktadır. Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın yukarıda belirtilen gerekçenin eklenmesi suretiyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 25/06/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.