Danıştay · 5. Daire

Danıştay 5. Daire 2023/20929 E. 2025/15261 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
5. Daire
Esas No
2023/20929
Karar No
2025/15261
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2023/20929 Karar No : 2025/15261

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Üniversitesi Rektörlüğü / ... VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, ... olarak görev yapmakta iken, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 4/1(d) maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; dava dosyasındaki tüm bilgi belgenin birlikte incelenip değerlendirilmesi neticesinde; davacının, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçlamasıyla hakkında beraatine kararı verildiği, davacının örgütle organik bağ kurma, örgütün hiyerarşisine tabi olma, eylemlerde süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk unsurlarından hiçbirini karşılayacak düzeyde olmadığı, davacının herhangi bir dernek üyeliği ve sendika bilgisine rastlanılmadığı, bylock isimli programı kullanmadığı, Bankasya isimli bankada hesabının olduğu, fakat 2013 ve sonrasında bir hesap hareketliliğinin bulunmadığı, evinden çıkan dolarların 'F' serisinden olmadığı, dolayısıyla davacı hakkındaki iddiaların ve tanık ifadelerinin her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı mahiyette olmadığı, dosya kapsamında davacının terör örgütüyle irtibatı ve iltisaklı olduğuna kanaat getirilecek başkaca bir tespit, bilgi ve belgenin de bulunmadığı görülmekte olup, davacının kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline, davacının mahrum kaldığı tüm parasal hakların dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine, özlük haklarının iadesine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davalı idare tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu, kararın kaldırılmasını gerektirecek bir neden bulunmadığı belirtilerek, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede kamu görevinden çıkarılmak için iltisak veya irtibat değerlendirmesinin yeterli görüldüğü, çocuğunu FETÖ/PDY ile irtibatı nedeniyle kapatılan Hakkari Hatice Avcı Kolejine göndermesi, evinde yapılan aramada iki adet bir dolarlık banknotların ele geçirilmiş olması, daha önce Zaman Gazetesi'ne abone olması ve hakkında yürütülen ceza soruşturmasındaki gizli tanık ifadeleri birlikte değerlendirildiğinde davacının FETÖ/PDY ile irtibatlı olduğu kanaatine varıldığı, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ : Davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakının varlığına kanaat getirilmesine yeterli düzeyde tespitin dosyada mevcut olduğu anlaşıldığından dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmamakta olup, dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu İdare Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: Hakkari Üniversitesi Rektörlüğünde genel sekreter yardımcısı olarak görev yapan davacı, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 4/1(d) maddesi uyarınca Hakkari Üniversitesi Yönetim Kurulunun 09/09/2016 tarih ve 2016/21-1 sayılı kararı ile kamu görevinden çıkarılmıştır. Bunun üzerine, anılan işlemin iptali ile bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen davayı açmıştır. Öte yandan, davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir. Dairemizin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan beraat kararının 16/07/2020 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.

İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır. Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir. MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır. 23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 4/1-(d) maddesinde; 11/10/1983 tarihli ve 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanununa tabi personelin, Yükseköğretim Kurulu Başkanının teklifi üzerine Yükseköğretim Kurulunun kararıyla kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 667 sayılı KHK'nın 4. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir. Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla, "terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenler" hakkında; 667 sayılı KHK'nın 4. maddesiyle, olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte tedbir, OHAL kalktıktan sonra 375 sayılı KHK'nın Geçici 35. maddesiyle de dört yıl süreyle uygulanmak üzere kamu görevinden çıkarma yaptırımı getirilmiştir. AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28). Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu yaptırımın uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan yaptırımın uygulanabilmesi için yeterlidir. Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. Öte yandan, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 4. maddesinin 1. fıkrası uyarınca kamu görevinden çıkarılanlar hakkında bu olağanüstü tedbirin sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca ''Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak'' veya "Terör Örgütü Propagandası Yapmak" suçlarından ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı da görülmüştür. Bununla birlikte, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 4. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bir kamu görevlisi hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle kamu görevinden çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan kamu görevlisi hakkında "silahlı terör örgütüne üye olmak" veya "terör örgütü propagandası yapmak" suçundan açılan ceza davasında beraat kararı verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır. Bu durumda, somut olayda davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verildiği görülmüş ise de, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan beraat etmiş olmasının, FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi Dairemiz tarafından yapılacak idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmamaktadır.

Bu bağlamda, davacı hakkında FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakına yönelik olarak davalı idare tarafından dava dosyasına sunulan bilgi ve belgeler ile delil ve tespitler incelendiğinde: 1- Davacının Kendi Beyanları: Davacının kendi beyanı şu şekildedir: Davacının Hakkari İl Emniyet Müdürlüğünde alınan ifadesinde; "2009 yılında eski Hakkari Üniversitesi Rektörü İ.B'nin talep etmesi üzerine Valilik Oluru ile geçici olarak Strateji Geliştirme Daire Başkanı olarak Üniversitede göreve başladığını ayrıca Genel Sekreter Yardımcısı olarak görev aldığını, 2013 yılında İlahiyat Fakültesi Rektörlüğünde görev yaptığını en son Mühendislik Fakültesi Sekreter Vekilliği görevini yürüttüğünü, 2-3 yıl önceye kadar Zaman gazetesi aboneliği olduğunu, dernek ve vakıf üyeliği olmadığını, Bylock kullanmadığını, gizli tanık ifadelerini reddettiğini, CİMER evrakı ile ilgili hiçbir bilgisinin olmadığını, ikametinde bulunan 1 dolarlık bankomatlardan bilgisinin olmadığını” , Davacının, Hakkari Sulh Ceza Hakimliği tarafından yapılan sorgulamasında; "Hakkari İl Emniyet Müdürlüğünde vermiş olduğu ifadelerini aynen tekrar ettiğini, Hakkari Üniversitesinde genel sekterter yardımcısı olarak görev yaptığını, Gizli tanık beyanlarını kabul etmediğini, kesinlikle Pensilvanya ile direk görüşüyorum şeklinde beyanlarda bulunmadığını, Fetö terör örgütü ile hiç bir bağlantısı olmadığını, tanık beyanlarında geçen üniversite sorumlusu olduğuna yönelik beyanları kabul etmediğini, A.B. isimli şahsı tanımadığını, yapmış olduğu ihbar hakkında bir bilgisinin olmadığı, Ünversitede ise en çok mağdur olanlardan biri olduğunu, çünkü kadrosunun genel sekreter yardımcılığı olmasına rağmen bir çok fakültede başka işlerde görevlendirildiğini, bu anlamda bir çok mağduriyet yaşadığını, evinde siyah kol çantası içinde çıkan 2 adet bir amerikan doların kayınpederine ait olduğunu, çünkü siyah kol çantasının kayınpederine ait olduğunu, kışın kendilerinde kaldığını, ancak evde bulunan üzerinde meslek gruplarının ve isimlerinin yazılı olduğu A4 kağıdı hakkında bilgi sahibi olmadığını, kesinlikle kendisinin yazmadığını, üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini" beyan ettiği, 2- Davacı Hakkındaki Tanık Beyanları: Davacı hakkındaki tanık beyanları şu şekildedir: ... mahlaslı gizli tanığın 04/05/2016 tarihinde alınan ifadesinde; “… Üniversitede genel sekreter yardımcısı kadrosunda olup, başka görevlerde bulunmuştur. Bu şahıs sürekli olarak zaman gazetesine abone yapmak amacıyla propaganda yapan, 17/25 Aralık operasyonları öncesinde Fethullah GÜLEN’i kastederek “ben pensilvanya ile direk görüşüyorum” demek suretiyle hava atardı. Bu nedenle bu şahsın söz de yapılanmanın mensubu olduğu doğrudan kendi beyanlarına şahidim. ...”, ... mahlaslı gizli tanığın davacının ceza yargılamasında verdiği beyanında; "... Daha önce Cumhuriyet Savcısı huzurunda kollukta kendi hür irademle hiçbir baskı altında kalmadan 04.05.2016 tarihinde tanık sıfatıyla vermiş olduğum beyanlar, fotoğraftan teşhis ve sorulan sorulara verilen cevaplar doğrudur, bana aittir, aynen tekrar ederim. FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hem yerele hem de Hakkari Üniversitesi’ne vermiş olduğu zararlardan dolayı bu yapılanmanın üniversite ayağını deşifre edilmesi ve gerek yerelden gerekse üniversiteden bertaraf edilmesi amacıyla yukarıda da belirtiğim gibi kendi hür irademle gizli tanık oldum ve bildiklerimi yaptığım yemin tahtında dosdoğru bir şekilde daha önceden anlattım şimdi de anlatacağım. Tanıktan sanık ... hakkında bildikleri soruldu. Kendisi daha önce Strateji Daire Başkanı olarak görev yapıyordu. İlk rektör İ.B. döneminde üniversitenin Genel Sekreter Yardımcısı görevine getirildi. Kendisi FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün yayın organı olan Zaman gazetesinin abone yapma çalışmalarını üstlenmişti. Nazı geçen herkese zorla gazetenin abonesi olmaları yönünde gerek 17/25 Aralık öncesi gerekse 17/25 Aralık sonrası çalışmalar yapardı. Ayrıca etrafında bulunan diğer Fetöcüleri küçümseyerek “ bunlar kim ki, ben bunların daha üstekilerle görüşüyorum” dediğini bizzat duydum. Ayrıca FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün elebaşısı Fetullah GÜLEN’i kastederek “Ben Pensilvanyayla direk görüşüyorum” dediğini bizzat duydum. Ayrıca sebebini bilmediğim bir şekilde sık sık Hatice Avcı Kolejine gider ve ayrıca bu kolejde yemek organizasyonları yapar. Sanık ... hakkında söyleyeceklerim bundan ibarettir. ..." Davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün yayın organı olan Zaman gazetesinin abone yapma çalışmalarını üstlendiğine, nazı geçen herkese zorla gazetenin abonesi olmaları yönünde gerek 17/25 Aralık öncesi gerekse 17/25 Aralık sonrası çalışmalar yaptığına, etrafında bulunan diğer FETÖ mensuplarını küçümseyerek “bunlar kim ki, ben bunlardan daha üstekilerle görüşüyorum” ve FETÖ/PDY örgüt elebaşısını kastederek “Ben Pensilvanya ile direk görüşüyorum” dediğine ve diğer hususlara yönelik yukarıda yer verilen ifadeler ve kendi beyanı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakının varlığına kanaat getirilmesine yeterli düzeyde delilin dosyada mevcut olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda, dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, dava konusu işlemde hukuka aykırılık, dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu kararda ise hukuki isabet görülmemiştir.

KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne; 2. Dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 23/12/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.

Atıf: Danıştay 5. Daire, E. 2023/20929, K. 2025/15261, T. 23.12.2025, www.arakarar.com/karar/danistay-5-daire-2023-20929-e-2025-15261-k-7794a56d4871