Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2025/5584 E. 2026/5064 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2025/5584
- Karar No
- 2026/5064
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/303 E., 2025/393 K. SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması
İlk derece mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın, sanık tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde, 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk derece mahkemesince sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, 5271 sayılı CMK'nın 223/2-a maddesi gereğince beraat kararı verilmiş, katılan vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 5271 sayılı CMK'nın 280/1-g bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280/2. fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanığın 2863 sayılı Kanun 65/1, TCK'nın 43, 62,52 maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis 15.600,00 TL adli para cezası ile mahkumiyetine, kesinleşen imar kirliliğine neden olma suçundan verilen 2 yıl 6 ay hapis cezasının mahsubu ile sanığın neticeten 7 ay 15 gün hapis ve 15.600,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması görüşünü içerir tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdii edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz sebepleri; eksik inceleme ile karar verildiğine, suça konu alanın koruma alanı sınırları içerisinde kaldığını bilmediğine, bilirkişi raporunun yetersiz olduğuna, hakkında seçenek yaptırımlarının uygulanması gerektiğine ve sair nedenlere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR İlk derece mahkemesince dosyada mevcut bilgi ve belgeler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede, suça konu yerin ... Kenti Su Yolu Koruma Alanı içerisinde kaldığı ancak herhangi bir sit alanında kalmadığı, bu nedenle 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçunun yasal unsurları itibariyle oluşmadığı anlaşılmakla, sanığın beraatine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından katılan vekilinin istinaf başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde dosyanın incelenmesinde; Antalya İli, ... İlçesi, ... Mahallesi'nde korunması gerekli kültür varlığı olarak tescilli ... Kenti Su Yolu Koruma Alanı içinde kalan tapulu parselinde 18.12.2020 tarihinde düzenlenen yapı tatil zaptı ile "arazi hafriyatının yapıldığının, temel kalıplarının çakıldığının, demir işçiliğinin tamamlandığının" tespit edildiği, 29.04.2021 tarihinde düzenlenen kaçak yapı tespit tutanağı ile "temel betonun döküldüğünün, üzerine iki katlı bina ve havuz yapıldığının, dış sıva, boya ve badanasının yapıldığının, 1. katının ve 1. kattaki havuzun tüm inşai faaliyetlerinin tamamlandığının" tespit edildiği, keşif tarihindeki tespitte ise inşaatın 29.04.2021 tarihinde düzenlenen kaçak yapı tespit tutanağı seviyesinde olduğunun, yeni bir inşai ve fiziki faaliyette bulunulmadığının tespit edildiği; dolayısıyla sanığın 18.12.2020 tarihinde düzenlenen ilk yapı tatil zaptı ile tespit edilen izinsiz inşai ve fiziki müdahalelerini bu tutanak tarihinden sonra da devam ettirerek 29.04.2021 tarihli kaçak yapı tespit tutanağı ile tespit edilen izinsiz inşai ve fiziki müdahalelerde bulunduğu, iddianame tarihinden önce iki farklı tutanak ile tespit edilen iki farklı izinsiz inşai ve fiziki müdahalede bulunduğu anlaşıldığından eylemine uyan TCK'nın 44. maddesi delaletiyle 2863 sayılı Kanunun 65/1 maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verilmiş, sanığın 2863 sayılı Kanuna muhalefet suçunu aynı suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda birden fazla kez işlediği anlaşıldığından sanığa verilen cezanın 5237 sayılı TCK’nın 43/1 maddesi gereğince ¼ oranında artırılmış, sanığa verilen cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri sanık lehine takdiri indirim nedeni kabul edilderek cezasının TCK'nın 62/1 maddesi gereğince 1/6 oranında indirilmiş, TCK'nın 44. maddesi gereğince, sanık hakkında imar kirliliğine neden olmak suçundan karar verilmesine yer olmadığı ve 2863 sayılı Yasaya muhalefet suçundan mahkumiyet kararı verilmesi gerektiğinden ve fakat imar kirliliğine aykırılık suçundan verilen hapis cezası hükmüne yönelik istinaf bulunmayıp bu ceza kesinleştiğinden, sanığa 2863 sayılı Yasaya muhalefet suçundan verilen hapis ve adli para cezasından, imar kirliliğine neden olmak suçundan verilen hapis cezasının mahsubu ile sonuç ceza üzerinden cezanın infazına dair karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE VE KARAR Sanığın Antalya ili, ... ilçesi, ... Mahallesi'nde korunması gerekli kültür varlığı olarak tescilli ...Kenti Su Yolu Koruma Alanı içinde kalan tapulu parselinde izinsiz inşai müdahalede bulunduğundan bahisle açılan kamu davasında;
2863 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinde 6498 sayılı Kanun ile getirilen değişikliğin amacının, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlığı ya da sit alanı olarak tescil kararlarının, ilgililerince öğrenilmesini sağlamak olduğu, başka bir deyişle, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları yönünden tebliğ; sit alanları yönünden Resmi Gazete'de yayım ve internet üzerinden duyuru kurallarının, kişilerin, sahip oldukları veya kullandıkları taşınmazların durumunu bilmelerini ve ona göre hareket etmelerini sağlama amacı taşıdığı, belirtilen kuralların, 2863 sayılı Kanun'un 65 inci maddesinde düzenlenen suçun oluşumu için şekil şartı niteliği bulunmayıp, aksi yöndeki kabulün, 6498 sayılı Kanun'un amacına da ters düşeceği;
Dolayısıyla, sözü edilen değişiklik öncesinde yapılan tescil işlemleri bakımından, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin olarak, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde tescil şerhi bulunup bulunmadığına; sit alanları, tabiat varlıkları ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin olarak, şerhin varlığına veya tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmediğine bakılması gerektiği;
Diğer yandan, taşınmaz bir varlığın korunması gerekli kültür ve tabiat varlığı olarak tescil edilmesinin ya da bir bölgenin, doğal, tarihi ve kültürel özellikleri nedeniyle sit alanı olarak belirlenmesinin, taşınmazın veya bölgenin özel bir statüye tabi tutulması gerektiği ve taşınmaz üzerinde ya da bölge içerisinde keyfi uygulamalarda bulunulamayacağı anlamına geldiği, bu bakımdan kural olarak, 6498 sayılı Kanun değişikliği sonrası tebliğ - yayım - internette duyuru; anılan değişiklik öncesi ise şerh - ilan yöntemleri ile taşınmazın ya da bölgenin tescilinden ilgililerin haberdar olmalarının sağlanacağı;
Bununla birlikte, Türk Medeni Kanunu'nda yer alan “iyi niyet” kuralının genel bir hukuk ilkesi olarak kabul edilip, 2863 sayılı Kanun'un 65 inci maddesinde düzenlenen suç tiplerine yönelik sübut değerlendirmesinde de dikkate alınmasının zorunlu olduğu, başka bir deyişle, 6498 sayılı Kanun değişikliği öncesinde yapılan tescil işlemleri yönünden, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde şerh bulunmayıp, tescil kararı mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilmemiş olsa dahi, failin, taşınmazın ya da bölgenin tescilinden haberdar olduğuna dair beyanının göz ardı edilemeyeceği, zira, maliki olduğu veya kullandığı taşınmazın korunması gerekli nitelik taşıdığını ya da sit özelliğiyle bölgesel bazda koruma altına alınan bir alanda bulunduğunu bilen kişinin, taşınmaz üzerinde dilediği zaman dilediği şekil ve kapsamda uygulama yapamayacağını, taşınmazın ya da bölgenin özel statüsünün mümkün kıldığı ölçüde, kamu kurumlarınca yürütülecek izin prosedürü çerçevesinde inşai ve fiziki müdahalelerde bulunabileceğini de bilmesi gerektiği, yapı ya da bölge bazında tescil kararından haberdar olduğu halde, ilgili kurumlara başvurarak, gerçekleştirmeyi düşündüğü inşai uygulamaya yönelik izin almayıp keyfi hareket eden kişinin iyi niyetinden söz edilemeyeceği, dolayısıyla, taşınmazın ya da bölgenin niteliğini bilerek izinsiz inşai ve fiziki müdahalede bulunan ya da başlangıçta bilmeyip, kamu görevlilerince düzenlenen zabıt ve tutanaklar ile durumu öğrendiği halde müdahalesine devam eden failin, hukuki koruma altına alınamayacağı;
Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde, sanık hakkında tescilli ... Kenti Su Yolu Koruma Alanı içinde kalan tapulu parselinde izinsiz inşai ve fiziki müdahalede bulunduğundan bahisle açılan kamu davası kapsamında, sanığın savunmasında dava konusu yerin koruma alanı içinde olduğunu bilmediğini ileri sürdüğü göz önüne alınarak, dava konusu yerin koruma kararının tesciline dair kurul kararının mahallinde mutad vasıtalarla ilan edilip edilmediğinin, ilgili, belediye, muhtarlık, kaymakamlık, valilik, ... ve ... İl Müdürlüğü, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü gibi kurumlardan sorulması, kararının Resmi Gazete'de ilan edilip edilmediğinin araştırılması, dava konusu yerin statüsünün bölge halkı tarafından bilinip bilinmediği hususunun kolluk vasıtası ile araştırılması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeksizin, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm tesisi,
Hukuka aykırı olup,sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2. maddesi uyarınca Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.05.2026 tarihinde karar verildi.