Danıştay · 5. Daire

Danıştay 5. Daire 2023/10954 E. 2025/15845 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
5. Daire
Esas No
2023/10954
Karar No
2025/15845
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2023/10954 Karar No : 2025/15845

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Polis memuru olarak görev yapmakta iken 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu'na yaptığı başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, davacı hakkında "örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme" suçunu işlediği sabit olduğundan bahisle mahkumiyet kararı verilmiş ise de, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesi'nin ... tarihli ve E:..., K:... sayılı kararıyla istinaf başvurusunun kabulüne, davacı yönünden anılan ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davacının beraatine karar verildiği, beraat kararının ise temyiz aşamasında olduğu, bununla birlikte, ceza yargılamasında davacı hakkında beraat kararı verilmiş olmasının, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu'na yapılan başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmış olan işbu davanın görülmesini engellemeyeceği ve irtibat ve iltisak hallerinin var olup olmadığının ortaya konulması gerekeceği, uyuşmazlıkta, davacının, örgüt liderinin talimatına müteakip yatırdığı paraların iltisak ve irtibat gerekçesi olarak ileri sürülmüş ise de; 17/11/2021 tarihli ara kararına gelen bilgi ve belgeler ile ceza yargılamasındaki tespitlerin incelenmesinden; davacının Bank Asya'da 10/06/2014 tarihinde açmış olduğu hesabının bulunduğu, anılan tarihte 21.300-TL tutarlı katılım hesabı açtırdığı, hesaptan 05/02/2015 tarihinde 10.000-TL para çektiği, bu tarihten bir gün önce 04/02/2015 tarihinde ...'ün Bank Asya'ya para yatırma yönündeki örgüt üyelerine talimatının olduğu, buna rağmen, davacının talimatın aksine anılan bankadan para çektiği, ayrıca bankanın TMSF'ye devredildiği tarih olan 29/05/2015 tarihinden sonra da hesabını kapatmadığı anlaşıldığından, açılan hesap ve yatırılan paraların, olağan bankacılık işlemleri kapsamında kaldığı ve Bank Asya'daki hesap hareketliliğinin davacının FETÖ/PDY ile iltisak veya irtibatına delil oluşturamayacağı kanaatine varıldığı, öte yandan, dava konusu işlemde, davacı hakkında üst amir kanaati olarak, 04/08/2016 tarihinde yapılan değerlendirmede FETÖ/PDY terör örgütüyle kuvvetli irtibat ve iltisakı bulunduğu yönünde görüş belirtildiği, kurumu tarafından Komisyona intikal ettirilen personel bilgi dosyasında, Bank Asya'da kendisi ya da eşinin adına aktif hesabın bulunan veya yeni hesap açtıran personel olarak 10.01.2017 tarihli Tevdi Raporunda davacının isminin de yer aldığının belirtildiği, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği irtibatı ve iltisakı bulunanlarla ilgili olarak yürütülen 17.07.2016 tarihli idari soruşturmada davacının isminin de yer aldığının belirtildiği ileri sürüldüğünden anılan tespitlere ilişkin olarak Mahkememizin 17/11/2021 ve 09/02/2022 tarihli ara kararları ile ilgili idarelerden bilgi ve belgeler istenilmiş olup Mahkememiz ara kararlarına gelen cevabi yazılarda; kurum kanaatinin dayanağı bilgi ve belgelerin sunulmadığı, 10/03/2022 tarihli raporda davacının örgüt Tepe Yönetimi ile HTS kaydının bulunmadığının bildirildiği, 07/03/2022 tarihli yazıda ise davacının FETÖ mensupları ile irtibatını ispata yarar HTS kaydına yada sair tespite rastlanılmadığının bildirildiği, bunun dışında, davacının, FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatını gösteren başkaca delil ve tespitin dava dosyasına sunulmadığı, ayrıca dosyada bulunan ... hazırlık numaralı soruşturma dosyası kapsamında ele geçirilen micro SD karda yer alan Emniyet Genel Müdürlüğü teşkilatı personeline ilişkin örgüt arşivindeki detay bilgisinde davacının, "AD" olarak kodlandırıldığı, anılan kodlamanın "emniyet içindeki FETÖ yapılanmasının etki alanı dışındaki kişileri" tanımladığı dikkate alındığında, söz konusu hususun da davacının örgütle irtibat ve iltisakının olmadığına dair bir delil olarak kabul edilmesi gerektiği kanaatine varıldığından, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin E:..., K:... sayılı kararıyla davacının silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş ise de anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi'nin ... tarihli ve E:..., K:... sayılı kararıyla mahkumiyet kararı kaldırılarak davacının beraatine karar verildiği ve anılan kararın temyiz incelemesi için Yargıtay'da olduğu görülmüş olup davacı hakkında kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı bulunmasa dahi ceza yargılamasında ortaya konulan maddi olay ve olguların "irtibat" ve "iltisak" bağlamında ayrıca değerlendirilmesi gerekeceği, bu kapsamda, davacının daha önce Bank Asya'da hesabı bulunmamakta iken, örgüt liderinin talimatından sonraki 10/06/2014 tarihinde ilk defa hesap açtırdığı ve bu tarih itibariyle hesabına para girişi olduğu göz önüne alındığında, davacının, FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisak düzeyinde ilişkisinin olduğu sonucuna ulaşıldığından dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Öte yandan; dava konusu işlemde, davacı hakkında üst amir kanaati olarak FETÖ/PDY terör örgütüyle kuvvetli irtibat ve iltisakı bulunduğu yönünde görüş belirtildiği tespitine yer verilmiş ise de; davacı tarafından, söz konusu kanaatin hukuki dayanağının bulunmadığı ileri sürüldüğünden yapılan değerlendirme neticesinde söz konusu üst amir kanaatinin davacı aleyhine olacak şekilde hükme esas alınmadığı belirtilmiştir. Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ve dava konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; temyize konu İdare Dava Dairesi kararında, İdare Mahkemesi kararında hukuki isabetsizlik bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı belirtilmesine rağmen neticede davanın reddine karar verilmesinin çelişkili olduğu, dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu ve İdare Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile İdare Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesi uyarınca adli yardım talebi daha önce kabul edilmiş olan davacının, aynı Kanun'un 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan ''adli yardım hükmün kesinleşmesine kadar devam eder'' düzenlemesi gereğince temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek ve dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeyerek gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve Anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır. Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir. MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır. 07/02/2017 tarih ve 29972 sayılı (Mükerrer) Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 672 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin "Kamu Personellerine İlişkin Tedbirler" başlıklı 2. maddesinde, ''(1) Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti (Anayasa Mahkemesi'nin 22/09/2021 tarih ve E:2018/75, K:2021/61 sayılı kararıyla 7080 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 2. maddesinin 1. fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir.) veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan ve ekli (1) sayılı listede yer alan kişiler kamu görevinden başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmıştır. Bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmaz. Haklarında ayrıca özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edilir. '' hükmüne yer verilmiştir. Davalı idare bünyesinde polis memuru olarak görev yapmakta iken, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, kamu görevine iade edilmesi talebiyle Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu'na yapılan başvuru, Komisyonun ... tarih ve ... sayılı işlemi ile reddedilmiştir. Bunun üzerine, anılan işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır. Diğer yandan, davacı hakkında, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan yürütülen ceza yargılaması sonucunda; ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, "... FETÖ/PDY Terör Örgütü Üyesi Olma suçunu işlediği iddiasıyla yargılanıp cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de, sanığın örgüt üyeliği suçunu işlediğine dair savunmanın aksine delil bulunmadığı, ancak mevcut eylemleri itibariyle sanığın örgüte yardım suçunu işlediği anlaşıldığı..." gerekçesiyle 1 yıl 13 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, söz konusu karara karşı davacının yaptığı istinaf başvurusu üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararının CMK’nin 280. maddesinin 2. fıkrası uyarınca davacı yönünden kaldırılmasına, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılın kamu davası sonucunda, ilk derece mahkemesince sanığın örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan cezalandırılmalarına karar verilmiş ise de, sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin, yeterli ve inandırıcı delil elde edilemediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223/2-e maddesi gereğince müsnet suçtan beraatine karar verildiği, bu karara karşı yapılan temyiz başvurusunun ise Yargıtay ... Ceza Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile reddedilerek beraat kararının onandığı ve anılan kararın 22/02/2024 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir. AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından Anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28). Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Anayasa Mahkemesi anılan kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. Temyize konu kararda yer alan davacı hakkındaki tespit ve değerlendirmeler incelendiğinde; Davacının Bank Asya hesabına para yatırdığı ve katılım hesapları açtığı iddiası ile ilgili olarak; FETÖ/PDY terör örgütü lideri tarafından talimatın verildiği 25/12/2013 tarihinden, Bank Asya'nın TMSF'ye devredildiği 29/05/2015 tarihine kadar, örgüt liderinin emri doğrultusunda mali olarak zor duruma düşen Banka'nın parasal yönden iyi durumda olduğunu göstermek amacıyla örgüt mensuplarınca, gerek birkısım malvarlıkları elden çıkarılarak, gerekse başka finans kuruluşlarından kredi çekilerek tasarruf ve kâr amacı gözetilmeksizin, kendileri, eşleri, reşit olmayan çocukları ve bazen de anne-babaları adına para yatırılmış, katılım hesapları açılmış, döviz ve altın alım-satımı gibi işlemler yapılmıştır. Bu nedenle, ilgililerin Bank Asya hesabı ve bu hesaptaki hareketlerin FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve itisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilebilmesi için, FETÖ lideri tarafından talimatın verildiği 25/12/2013 tarihinden Banka'nın TMSF'ye devredildiği 29/05/2015 tarihine kadar olan dönemdeki hesap hareketlerinin örgüt liderinin talimatıyla uyumluluk arz edip etmediğinin tespit edilmesi gerekmektedir. Uyuşmazlıkta, her ne kadar Bölge İdare Mahkemesince davacının daha önce Bank Asya'da hesabı bulunmamakta iken 10/06/2014 tarihinde ilk defa hesap açtırması ve bu tarih itibariyle hesabına para girişi olması örgüt talimatıyla uyumlu olarak değerlendirilmiş ise de, dosyada yer alan bilgi ve belgelerin birlikte incelenmesinden; davacının, Bank Asya'da ... müşteri numarası ile kendisi adına 10/06/2014 tarihinde vadesiz ve vadeli mevduat hesapları açtığı, vadeli mevduat hesabına aynı gün 21.300,00-TL para yatırarak 31 günlük katılım hesabı açtığı, vadesiz mevduat hesabına ise 15/07/2014 tarihinde 2.200,00-TL yatırdığı, 14/08/2014 tarihinde vadesiz mevduat hesabındaki 2.200,00-TL'yi katılım hesabının bulunduğu vadeli hesaba aktardığı, 02/10/2014 tarihinde 1.830,00-TL'yi hesabından çektiği, 04/02/2015 tarihinde ...'ün örgüt üyelerine Bank Asya'ya para yatırma çağrısında bulunduğu, davacının ise 04/02/2015 tarihindeki para yatırma çağrısına rağmen herhangi bir para yatırma işlemi yapmadığı ve 05/02/2015 tarihinde ise 10.000,00-TL'yi hesabından çektiği, bu arada, 29/05/2015 tarihinde Bank Asya'nın TMSF'ye devredildiği, davacının ise hesabını uzunca bir süre kapatmadığı, banka hesap hareketlerinin devam ettiği ve 21/12/2015 tarihinde kalan parasını çekerek vadesiz ve vadeli her iki hesabını da kapattığı görüldüğünden 10/06/2014 tarihinde açılan hesabın ve yatırılan paranın, olağan bankacılık işlemleri kapsamında kaldığı değerlendirilmiş ve davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve itisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır. Bu itibarla, davacının, Asya Katılım Bankası A.Ş. nezdinde gerçekleştirdiği işlemlerin, FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varıldığından, dava konusu işlemde hukuka uygunluk görülmemiştir. Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali yönündeki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne, 2. Dava konusu işlemin iptaline ilişkin Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü, İdare Mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesi'ne gönderilmesine, 30/12/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.

Atıf: Danıştay 5. Daire, E. 2023/10954, K. 2025/15845, T. 30.12.2025, www.arakarar.com/karar/danistay-5-daire-2023-10954-e-2025-15845-k-da4801d0a801