Danıştay · 5. Daire
Danıştay 5. Daire 2023/19464 E. 2026/102 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 5. Daire
- Esas No
- 2023/19464
- Karar No
- 2026/102
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2023/19464 Karar No : 2026/102
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ... Vekili : Av. ...
Karşı Taraf (Davalılar) : 1- ... Bakanlığı / ANKARA 2- ... Genel Komutanlığı / ... Vekili : Av. ...
İstemin Özeti : Davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatı veya iltisakının bulunmadığı, dava konusu işlemde FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatına dair kişiselleştirme yapılmadığı, hakkında somut tespit bulunmadığı, idareye tanınan takdir hakkının mutlak ve sınırsız olmadığı, Anayasa'da ve uluslararası sözleşmelerde güvence altına alınan birçok temel hak ve özgürlüğün ihlal edildiği, örgüt kurma ve örgüt üyesi olma suçlarının özel kast ile işlenebileceği belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği iddia edilmektedir.
Davalı İdarelerin Savunmalarının Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi : ... Düşüncesi : İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesi uyarınca davacının adli yardım isteminin kabulüne karar verildikten sonra dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü: Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür. Bununla birlikte davacı hakkında FETÖ/PDY terör örgütüne üye olmak suçundan yürütülen ceza yargılaması neticesinde, davacının mahkumiyetine karar verildiği anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediği görüldüğünden, yargılama süreci devam eden ceza davasının davacı aleyhine bir durum olarak değerlendirilmesi masumiyet karinesi gereğince mümkün değildir. Bununla birlikte, ceza mahkemesi kararından bağımsız olarak, ceza yargılaması sırasında elde edilen delillerin, ilgililerin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak veya irtibat düzeyinde bir ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi noktasında ayrıca değerlendirilmesi gerektiği açıktır. Davacı hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde kararında ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında yer alan; " Sanığın kontörlü/ankesörlü sabit telefon hatları üzerinden Fetö/Pdy Silahlı Terör Örgütünün sivil mahrem imamlarıyla irtibatını gösterir yine ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... Esas sayılı iddianamesi ile sanık ... hakkında düzenlenen HTS Analiz Raporu ile; şüphelinin kullanmış olduğu ... GSM hattının Elazığ ilinde bulunan ... nolu ankesörlü hattan 09/12/2014 tarihinde ve 08/01/2015 tarihinde olmak üzere arandığı, ardışık aranma kaydının bulunmadığı, -Ankesör/Büfe numara havuzu sorgulama kaydı: Elazığ Emniyet Müdürlüğünce bu hususta tanzim edilmiş 02/01/2020 tarihli tutanakta şüphelinin Eskişehir, Denizli, Ankara illerinden 2010-2012 yılları arasında aranmalarının olduğunun tespit edilmiştir. HTS Kaydı: Şüphelinin kullandığı tespit edilen numaralı telefonların HTS kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucu Elazığ Emniyet Müdürlüğünce tanzim edilen HTS araştırma ve inceleme tutanağında şüphelinin hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan soruşturma yapılan şahıslar ile görüşmelerinin olduğu, iddiası ile sanığın silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. Yapılan yargılamada da, FETÖ/PDY terör örgütünün mahrem yapılanması içerisinde faaliyet gösteren ve bu yapılanma içerisindeki mahrem imamları tarafından sabit hatlardan aranarak irtibat kurulan askeri personellere ait listede sanığın da yer aldığı, sanığın kullanımında olan ... nolu GSM hattı üzerinden; Sanığın kullanımında olan ... nolu GSM hattı üzerinden ve Eskişehir İlinde bulunan ... numaralı ankesörlü sabit hattan, Denizli İlinde bulunan ... numaralı ankesörlü sabit hattan, Ankara İlinde bulunan ..., ..., ..., ..., ..., ... numaralı ankesörlü sabit hatlardan, Elazığ İlinde bulunan ... numaralı ankesörlü sabit hattan 15/05/2010-08/01/2015 tarihleri arasında 25 defa olmak üzere tekil bağlantı sağlandığı 02/01/2020 tarihli tarihli hts analiz raporları ile tespit edilmiştir. Sanığın farklı ankesörlü sabit hatlardan toplam 25 kez tekil arandığı tespit edilmiştir. Bunun haricinde, sanığın görev yaptığı İl CBS'lere müzekkere yazılarak sabit/ankesörlü hatlardan başkaca ardışık veya tekil aramalara ilişkin FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını gösterir soruşturma veya kovuşturma olup olmadığı sorulmuş, gelen cevabi yazılardan sanığın FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını gösterir soruşturma veya kovuşturma kaydının bulunmadığının bildirildiği anlaşılmıştır. Yukarıda ayrıntılı olarak Yargıtay kararında açıklandığı üzere sanığın örgütün mahrem imamları tarafından arandığının kabulü için; arama sayısı, aramaların periyodik olması, konuşma süreleri, sanığın farklı ankesörlü telefonlardan aranması, ardışık aramaya dahil olan şahısların aynı rütbede olması, iletişime dair kayıtların incelenmesinde ankesörlü hattan aranmanın makul görünmemesi gerekmektedir. Bu anlamda, sanığın örgüt mensuplarının kullandığı anlaşılan ankesörlü sabit hattan sanığa ait ve kullanımında bulunan cep telefon numarasının örgütün mahrem imamlarının deşifre olunmasına engel olmak adına kullandıkları ankesör/sabit hatlardan 2010-2015 yılları arasında sanığında toplam 25 kez tekil arandığı... Bunlara ek olarak, sanığın kendisini arayan şahsın örgütün mahrem yapısında yer alan kişi olduğunu ikrar etmesi ve kendisini arayan kişiyi beyan etmesi nazara alındığında hts analiz raporlarında yer alan tekil aramalar örgüt üyeliğinin bir delili olarak değerlendirilmekle HTS analiz raporları hükme esas alınmıştır. Sanık Mahkememiz huzurunda usule uygun olarak alınan savunmasında; "Ben iddianame ile üzerime atılı suçlamayı anladım, savunma yapmak için ek süre talebim yoktur, iddianame ile üzerime atılı suçlamalara dair soruşturma aşamasında vermiş olduğum beyanlarım aynen geçerlidir, bu beyanlarımı aynen tekrar ediyorum, söz konusu yapı ile ilgili bildiğim hususları yine bu yapı içerisinde yer aldığını bildiğim şahısları Elazığ CBS'de teşhis ettim, bunları tekrar ediyorum, beyanlarım aynen geçerlidir. Sanığın soruşturma aşamasındaki teşhisinde geçen S.M., A.K., F.K.,, S.K.,, A.Ş., N.K.,, D.Ç., S.Y., E.A., Y.E., A.Y., M.H., E.C. ve Ö.B. isimli şahıslara ilişkin beyanlarım ve teşhislerim doğrudur, 04/01/2020 tarihli tutanak altındaki imza bana aitti. Ben Tunceli'de görev yaparken beni Elazığ ilinden arayan ... kod ve ... kod S.Y. isimli şahıslardır, ... kod'un gerçek ismini bilmiyorum dedi. Yine beni Denizli ilinden arayan ... kod isimli şahıstır, ben ... isimli şahısla görüşmelere gitmediğim için ... ve ... da beni aramaya bu şekilde başlamıştır. Ben söz konusu yapı içerisine sadece dini saikle yer aldım, yine bu yapı içerisinde bilgisizlik ve tecrübesizlik sebebi ile bulundum, ayrıca bu yapının zararlı bir yapı olduğunu 2008 yılında okumuş olduğum istihbarat kitaplarından anladım, ancak ... ve ... bulunduğumuz yere sürekli gelir bu gibi durumlarda cemaatten ayrılan kişilerin başlarına çok kötü şeyler gelir gibi sözler söyleyerek sürekli baskı kurmaya çalışırdı, ben de bu yapıya temkinli davransam da 2012 yılı sonunda ya da 2013 yılının başından itibaren bu yapıyla bağımı kopardım. Yine ben 2012-2015 yılları arasında Tunceli, 2015-2017 yıllarında Sinop'ta görev yaptım, yine Tunceli ilinde çalışırken aranmama ilişkin bilgileri yukarıda verdim, Sinop ilinde çalışırken beni kimse aramadı. Yine beni en son 2015 yılında babamın vefatından sonra ... kod aramıştı, ben de kendisine beni bir daha aramamasını kendisine söyledim, hatta Tunceli'deki görev süremi 1 yıl daha uzattım dedi. Yine ...'nın araması babamın durumunu sormaya ilişkindi. 2017 yılında astsubaylık sınavını kazandıktan sonra 4 ay Ankara'da eğitim aldım, akabinde Bitlis'e atandım, bu süreçte de ve Bitlis'te görev yaparken de beni kimse aramadı, söz konusu yapı içerisinde kimse ile görüşmedim. Dosya içerisinde yer alan tanık S.M.'nin beyanı okunup, sorulduğunda: Okumuş olduğunuz tanık beyanına bir diyeceğim yoktur, doğrudur, ancak tanık ifadesinde ... isimli bir şahıstan bahsetmiştir ve benim beyanlarımda geçen ...'dan bahsetmiştir, ... isimli şahıs ve ... isimli şahıs farklı kişilerdir, ben ... isimli şahsı tanımıyorum, sadece ... görüşmeye gitmediğim zamanlarda kendisiyle görüşmeye ...'ın geldiğini ve artık bizimle ...'ın ilgileneceğini bana söylemişti, ancak ben bu şahsı tanımıyorum, şuan görsem tanımam ve teşhis edemem. Benim şuan mahkemenizde vermiş olduğum beyanlarım ve savcılık aşamasında verdiğim beyanlarım doğrudur, geçerlidir, tekrar ediyorum, üzerime atılı suçtan öncelikle beraatime, mahkemeniz aksi kanaatte ise lehime olan hükümlerin ve etkin pişmanlık kapsamında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun hakkımda uygulanmasını talep ediyorum. Ben 2007 yılında polislik sınavına hazırlanırken ... isimli şahıs yaklaşık 1000 civarında polislik sınavına ilişkin soruları getirip bize vermişti, bu sorular sınavda sorulan soruların birebir aynısı değildi, benzer sorulardı, bu şahıs söz konusu sınavlara hazırlanmadan bize yardımcı olduğu için kaynak, test kitabı vb materyal istemekteydik, buna istinaden de bu şahıs bu soruları getirip vermiştir, yine benim girmiş olduğum sınavda bu soruların hiçbiri çıkmamıştır, ayrıca kalmış olduğum evde yaklaşık 15 kişi bulunmaktaydı, herkes farklı odada çalışmaktaydı, diğerlerine soruların verilip verilmediğini bilmiyorum, ancak belirttiğim üzere bana verilen sorulardan hiçbiri girmiş olduğum polislik sınavında çıkmamıştır dedi. Zaten o dönemde sınavı kazanamamıştım dedi. Yine bu evde söz konusu polislik sınavına hazırlanan isimler ifademde geçen ..., ..., ... ve ... isimli şahıslar ve kolluk ifademde geçen yine isimlerini belirtmiş olduğum şahıslar bulunmaktaydı." şeklinde beyanda bulunduğu, Tanık S.M.'nin soruşturma aşamasında alınan beyanında " Uzman Jandarma okulunda okuduğum bir yıllık süre içerisinde yine ... isimli şahıs ile görüşmelerim oldu. ... isimli şahıs Samsun ilinden Ankara’ya geliş gidiş yapıyordu. ... ile Ankara’da iken Elvankent’te bulunan bir villada görüşüyorduk. Bu villanın kime ait olduğunu bilmiyorum. Eve gittiğimizde de evde kimse olmuyordu. Sadece yememiz için yemek vardı. ... ile buluştuğumuzda yanımızda yine Uzman Jandarma okulundan devre arkadaşım olan ... isimli arkadaşım da geliyordu. Bu evde sohbet edip, namazımızı kılıp, Risale ya da Kur-an okuyup evden ayrılıyorduk. Bir sonraki buluşma içinde randevulaşıyorduk. Bu buluşmalar genel itibariyle 2 haftada bir olmaktaydı. Jandarma okulunun sonuna doğru ... gitti ve bir daha gelmedi ancak onun yerine ... isimli bir şahıs ile görüşmeye başladık. Ancak ... isimli şahıs ile fazla görüşmem olmadı. En fazla iki ya da üç defa görüşmüşümdür. ... da ... gibi Samsun’dan geliş gidiş yapıyordu… … ... isimli arkadaşım: Bu arkadaşımın soyadını hatırlamıyorum. Kendisi Bafralıdır. Uzman Jandarma okulundan devrem olur. Benim tanıdığım dönemde bekardı. 175-180 boylarında, esmer tenli, zayıf yapılı bir şahıstı …" şeklinde beyanda bulunarak ... isimli şahıs olarak sanığı teşhis ettiği ..." şeklindeki tespitler, bakılmakta olan dava dosyasında yer alan diğer tespitler ile birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna varılmıştır. Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın yukarıda belirtilen gerekçenin eklenmesi suretiyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, adli yardım talebinin kabul edilmiş olması nedeniyle temyiz aşamasında tahsil edilemeyen yargılama giderinin tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 05/02/2026 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.