Danıştay · 4. Daire

Danıştay 4. Daire 2024/3469 E. 2025/4081 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
4. Daire
Esas No
2024/3469
Karar No
2025/4081
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/3469 Karar No : 2025/4081

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Petrol Limited Şirketi VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Antalya ili, Manavgat ilçesi, ... Mahallesi, ... Mevkii, ... parsel sayılı taşınmazda, davacı tarafından işletilmekte olan akaryakıt ve lpg otogaz istasyonu için verilen iş yeri açma ve çalışma ruhsatının iptal edilmesi nedeniyle 01/02/2021- 08/04/2022 tarihleri arasındaki dönemde iş yerinin faaliyetine devam edemediği gerekçesiyle uğranıldığı ileri sürülen 1.000,00TL (miktar arttırımı sonrası 1.234.178,72TL) zararın yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesinin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; dava dosyasındaki bilgi ve belgelerle 13/02/2023 evrak kayıt tarihli bilirkişi raporu ile ek bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden, davacıya ait akaryakıt ve lpg otogaz istasyonu için 28/03/2003 tarihli (sonrasında ise 12/06/2006 tarihli) işyeri açma ve çalışma ruhsatının, (kapatılan) Side Belediye Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı işlemiyle iptaline dair işleme karşı açılan davada Danıştay bozma kararına uyulmak suretiyle ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, işlemin iptaline hükmolunduğu ve anılan kararın kanun yolu aşamalarından geçerek kesinleştiği; hukuka aykırılığı Mahkeme kararı ortaya koyulan işlem dolayısıyla davalı İdarenin hizmet kusuru ile sorumlu olduğu, hizmet kusuruna bağlı olarak ise davacının uğramış olduğu zararlar nedeniyle tazmin sorumluluğunun bulunduğu ve işyerinin kapalı kaldığı 01/02/2021-15/12/2021 tarihleri arasındaki dönem yönünden, mahrum kalınan 1.234.178,72TL maddi zararın tazmini gerektiği; davacı tarafından faizin başlangıç tarihi belirtilmemiş ise de, davacının idari başvurusu bulunmadığından davanın açıldığı tarihten itibaren yasal faiz ödenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüyle 1.234.178,72TL'nin, dava açma tarihi olan 08/06/2022 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi birlikte karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İdare Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından; 2003 yılında, davacının akaryakıt istasyonunu ruhsatlandırma yetkisinin Antalya Valiliği İl Sağlık Müdürlüğü'ne ait olmasına karşın, (kapatılan) Side Belediye Başkanlığı tarafından düzenlendiği; başka bir ifadeyle zaten ruhsatın yok hükmünde olduğu; bilirkişi raporuna itirazlarının dikkate alınmadığı, bununla birlikte, istasyonun kapalı olduğu dönemin Covid 19 pandemisinin en yoğun yaşandığı dönem olduğu ve tüm işletmelerin iş hacminin çok büyük oranda azaldığı, raporda 2018- 2019 ve 2020 yılları beyanname ve ekleri ile Vergi Dairesine beyan edilen gelirler incelendiğinde, 764.555,61TL- 762.718,32TL- 646,604,21TL olmak üzere, işyerinin giderek azalan bir kazancı olmasına karşın 2021 yılında 10 aylık bir dönem için 1.234.178,72TL kazanç kaybı hesaplanmasının hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.

TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE : Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Temyiz isteminin reddine, 2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, Başkan ... ve Üye ...'ın karşı oyu ve oyçokluğuyla ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 26/06/2025 tarihinde kesin olarak karar verildi.

(X) KARŞI OY : Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrasında idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 12. maddesinde; ilgililerin, haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabileceği gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabileceği, bu halde de 11. madde uyarınca idareye başvurma hakları saklı olduğu; 16. maddesinin 4. fıkrasında, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktarın, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabileceği hükme bağlanmıştır. İdarelerin hizmet kusuru nedeniyle sorumlu tutulabilmeleri için öncelikle ortada bir zararın bulunması, bu zararın kesin, güncel ve meşru bir zarar olması ve zarar ile idarenin eylem ve işlemi arasında nedensellik bağının bulunması gerekmektedir. Zararın varlığı ve niceliğinin ortaya konulmasında; maddi olayın tüm unsurlarıyla incelenmesi ve tazmin sorumluluğu açısından gerçek zararın ortaya konulması ise, yargının görevidir. Zarar kavramı, "bir kimsenin mal varlığında iradesi dışında ortaya çıkan azalma" şeklinde ifade edilmektedir. Genel olarak menfi zarar; sözleşmenin kurulmamasından veya geçerli olmamasından; müspet zarar ise, ifa edilmemesinden doğan zararı ifade etmektedir. Hukuka aykırılığı yargı kararı ile ortaya konulan idari işlem nedeniyle uğranılan menfi ve müspet zararın kapsamı somut olay bağlamında değerlendirildiğinde; iş yerinin kapalı olduğu dönemde yapılması gereken zorunlu masraflar bir başka ifade ile fiili zararlar menfi zararı, davacının malvarlığının mevcut durumu ile işlem hiç tesis edilmemiş olsaydı ulaşacağı durum arasındaki fark ise müspet zararı oluşturmaktadır. Uyuşmazlıkta, davacı tarafından, kesinleşen yargı kararı üzerine, işyerinin kapalı olduğu 01/02/2021-08/04/2022 (İdare Mahkemesince, mühürleme ve mührün açılma tarihi arasında, işyerinin kapalı kaldığı 01/02/2021-15/12/2021 dönemi yönünden hesaplama yaptırılarak hüküm kurulmuştur) tarihleri arasındaki dönemde iş yerinin faaliyetine devam edemediği gerekçesiyle uğranıldığı ileri sürülen 1.234.178,72TL'nin yasal faiziyle tazmini talep edilmiştir. Bu kapsamda, bakılan uyuşmazlıkta, işletmenin kapalı olduğu dönemdeki kazanç kaybına yönelik istem, müspet zarar olarak kabul edilmektedir. Her ne kadar İdare Mahkemesince, idarenin tazminle yükümlü olduğu- zararın oluştuğu dönem doğru olarak tespit edilmiş ise de, bilirkişi raporunun hesaplama tekniği yönünden incelenmesinde; işyerinin, 2018- 2019 ve 2020 yıllarına ilişkin Kurumlar Vergisi beyannamelerini inceleyerek, bu yıllardaki, tüm gelirlerinden tüm giderleri ve bu kapsamda faiz, amortisman ve vergileri düşüldükten sonra kalan net karı üzerinden ve karlılık oranı bulunmak suretiyle değil, FAVÖK (Faiz, amortisman, vergi öncesi kar) değeri üzerinden ve TÜFE, Yİ-ÜFE oranıyla hesaplama yapıldığı, başka bir anlatımla gerçek zararın tespit edilemediği anlaşılmaktadır. Bu durumda, işyerinin, kapalı kaldığı 01/02/2021-15/12/2021 döneminden geriye doğru 3 yıl ve açılmasından sonraki yıllara ilişkin vergi beyannameleri dosyaya celp edildikten sonra mahrum kaldığı net kâr değeri üzerinden tazmine hükmolunması gerekmekte iken, gerçek zararı yansıtmayan bilirkişi raporu dikkate uyarınca verilen temyize konu kararın bozulması gerektiği oyuyla, aksi yönde oluşan çoğunluk kararına katılmıyoruz.

Atıf: Danıştay 4. Daire, E. 2024/3469, K. 2025/4081, T. 26.06.2025, www.arakarar.com/karar/danistay-4-daire-2024-3469-e-2025-4081-k-6e6476e6dd40