Danıştay · Danıştay

Danıştay 2023/2820 E. 2025/1194 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
Danıştay
Esas No
2023/2820
Karar No
2025/1194
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/2820 Karar No : 2025/1194

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Tekstil Ürünleri Ticaret Sanayi ve Pazarlama Limited Şirketi

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... VEKİLİ : Hukuk ve Mevzuat Genel Müdürü ...

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Sekizinci Dairesinin 13/04/2023 tarih ve E:2020/3841, K:2023/2026 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 27/11/2012 tarih ve 28480 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Okul Öğrencilerinin Kılık ve Kıyafetlerine Dair Yönetmelik'in 3. maddesi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen 5.000,00-TL maddi zararın yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 13/04/2023 tarih ve E:2020/3841, K:2023/2026 sayılı kararıyla; Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrası, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 12. maddesi ve 27/11/2012 tarih ve 28480 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Okul Öğrencilerinin Kılık ve Kıyafetlerine Dair Yönetmelik'in Geçici 1. maddesinde yer alan kurallar aktarılarak, 2577 sayılı Kanun'un 12. maddesi, idari işlem dolayısıyla hakları ihlal edilen kişilere seçimlik bir hak tanımış olup; kişilerin bu Kanun maddesi uyarınca haklarını ihlal eden idari işlemlerin iptali isteminde bulunmadan doğrudan doğruya sadece tam yargı davası açabilecekleri gibi iptal ve tam yargı davasını birlikte açabilmeleri, iptal davası sonrası tam yargı davası açabilmeleri ya da işlemin icrası sebebiyle tam yargı davası açabilmelerinin mümkün olduğu, kişilerin haklarını ihlal eden işlem nedeniyle tam yargı davası açmaları durumunda, idari işlemin, uğranıldığı ileri sürülen zarara yol açıcı nitelikte olması gerektiği gibi uğranılan zarar ile illiyet bağının bulunması gerektiği, Olayda, davacının 27/11/2012 tarih ve 28480 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Okul Öğrencilerinin Kılık ve Kıyafetlerine Dair Yönetmelik'in 3. maddesinin iptali istemiyle açtığı davada, Dairelerinin 20/12/2017 tarih ve E:2016/12819, K:2017/9556 sayılı kararı ile Yönetmelik'in 3. maddesinin 2. ve 6. fıkraları yönünden karar verilmesine yer olmadığına, diğer fıkraları yönünden davanın reddine karar verildiği, bu kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/11/2019 tarih ve E:2018/1552, K:2019/5200 sayılı kararı ile onanması üzerine, dava açma süresi içerisinde, 2577 sayılı Kanun'un 12. maddesi kapsamında, Yönetmelik değişikliği nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararın tazmininin istenildiği, 27/11/2012 tarih ve 28480 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Okul Öğrencilerinin Kılık ve Kıyafetlerine Dair Yönetmelik'in 3. maddesinin 2. fıkrasında, ''Öğrenciler, okul, sınıf ve şubelerde tek tip kıyafet giymeye zorlanamaz. Ancak, velilerin en az yüzde altmışının muvafakatiyle, Millî Eğitim Bakanlığına bağlı özel kurumlara ait okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve liselerde 4 üncü maddede yer alan sınırlamalara uyulmak kaydıyla, okul yönetimlerince okul kıyafeti belirlenebilir." kuralının yer aldığı, bu kuralın 25/07/2013 tarih ve 28718 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Okul Öğrencilerinin Kılık ve Kıyafetlerine Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile "Öğrenciler, okul, sınıf ve şubelerde tek tip kıyafet giymeye zorlanamaz. Ancak, okul yönetimi ve okul-aile birliğinin koordinatörlüğünde, 4 üncü maddede yer alan sınırlamalara aykırı olmamak kaydıyla, velilerin yüzde ellisinden fazlasının muvafakati alınarak ilgili eğitim-öğretim yılı için okul kıyafeti veya kıyafetleri belirlenebilir. Bu fıkranın uygulanmasına dair usûl ve esaslar Millî Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanan yönerge ile belirlenir." şeklinde düzenlendiği, Okullarda istikrar kazanan forma kullanımının ancak haklı bir gerekçe ile yapılan Yönetmelik değişikliği ile yürürlükten kaldırılabileceği, Yönetmelik değişikliğinin hukuka aykırı olması nedeniyle zarara uğranıldığı ileri sürülmüşse de; Dairelerinin 20/12/2017 tarih ve E:2016/12819, K:2017/9556 sayılı kararında belirtildiği üzere, düzenlemenin sık kıyafet değiştirme, kıyafet üretiminde ve satışında tekel oluşması gibi olumsuz durumları giderme, ailelere ek mali külfet getirmeme amaçlarına dayandığı, kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olduğunun anlaşıldığı, bu çerçevede, düzenlemenin uğranıldığı ileri sürülen zarara yol açıcı nitelikte olmadığının açık olduğu, Davacı tarafından; hukuki istikrar ve belirlilik ilkeleri gereği, kamu otoritelerinin koruyucu önlemler almaları gerektiği belirtilmiş ise de; 27/11/2012 tarih ve 28480 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Okul Öğrencilerinin Kılık ve Kıyafetlerine Dair Yönetmelik'in Geçici 1. maddesinde, öğrencilerin, 2012-2013 ve daha önceki öğretim yılları için okul yönetimlerince belirlenen önlük veya okul üniformalarını 2013-2014 öğretim yılında giyebileceği düzenlenmek suretiyle, gerek üretici firmalar gerekse aileler bakımından belirlilik sağlanarak, gerekli tedbirlerin alınması amacıyla geçiş hükmünün öngörüldüğü anlaşıldığından, davacının bu iddiasının yerinde görülmediği, bu bakımdan; uğranıldığı ileri sürülen zarar ile anılan düzenleme arasında bir illiyet bağının bulunmadığı, Öte yandan, 27/11/2012 tarih ve 28480 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Okul Öğrencilerinin Kılık ve Kıyafetlerine Dair Yönetmelik'in 3. maddesinin 2. fıkrasında yapılan değişikliğin, davacının iddialarının aksine resmi ve özel okul ayrımının kaldırılarak, eşitlik ilkesinin uygulanmasına yönelik olduğu; davacının iddiaları yönünde bir değişiklik yapılmadığının anlaşıldığı, Bu bağlamda, 27/11/2012 tarih ve 28480 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Okul Öğrencilerinin Kılık ve Kıyafetlerine Dair Yönetmelik'in 3. maddesinin, uğranıldığı ileri sürülen zarara yol açıcı nitelikte olmadığı gibi uğranıldığı ileri sürülen zarar ile anılan düzenleme arasında bir illiyet bağının bulunmadığı, hukuki istikrar ve belirlilik ilkeleri gereği geçiş hükmü öngörüldüğü dikkate alındığında, idarenin tazminat sorumluluğunun bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, 2012 yılından önceki Yönetmelik'te okullar için okul kıyafeti zorunluluğunun öngörüldüğü, 2012 yılında çıkarılan Yönetmelik ile okullarda kıyafet serbestisinin getirildiği, bu değişiklik nedeniyle önceki düzenlemeye güvenerek üretilmiş olan yaklaşık 2.000.000-TL değerindeki okul kıyafetinin satılamadığı ve ellerinde kaldığı, söz konusu Yönetmelik hükmüne karşı açılan davada verilen karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kararın haklılığını ortaya koyan bir karar olduğu, Milli Eğitim Bakanlığının eski hükümlerin uygulanmasını kabul ettiği ve uygulamaya bir yıl daha devam kararı aldığı için Dairece karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, bu nedenle, söz konusu Yönetmelik nedeniyle uğranılan zararın tazmini gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Sekizinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Sekizinci Dairesinin temyize konu 13/04/2023 tarih ve E:2020/3841, K:2023/2026 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 29/05/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Danıştay Danıştay, E. 2023/2820, K. 2025/1194, T. 29.05.2025, www.arakarar.com/karar/danistay-danistay-2023-2820-e-2025-1194-k-d55a882bd96f