Danıştay · 2. Daire
Danıştay 2. Daire 2025/1960 E. 2026/226 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 2. Daire
- Esas No
- 2025/1960
- Karar No
- 2026/226
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y İKİNCİ DAİRE Esas No : 2025/1960 Karar No : 2026/226
DAVACILAR : 1- ... Partisi 2- ... VEKİLLERİ : Av. ...
DAVALI : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU : Davacılar tarafından; 2025 yılı Milli Eğitim Bakanlığına bağlı özel program ve proje uygulayan eğitim kurumlarına öğretmen atama ve yönetici görevlendirme işlemine dayanak alınan "Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Özel Program ve Proje Uygulayan Eğitim Kurumlarına Öğretmen Atama ve Yönetici Görevlendirme Yönetmeliği hükümleri gereği özel program ve proje uygulayan eğitim kurumlarına yapılacak öğretmen atama ve yönetici görevlendirmelerine ilişkin iş ve işlemlerinin Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Özel Program ve Proje Uygulayan Eğitim Kurumlarına Öğretmen Atama ve Yönetici Görevlendirmeye İlişkin Kılavuz" çerçevesinde yürütülmesine dair ... günlü ve ... sayılı Bakan Olurunun iptali istenilmektedir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : İptali istenilen işlem ile davacılar arasında güncel, kişisel, meşru bir menfaat ilişkisi bulunmadığından davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, ... İdare Mahkemesinin ... günlü, E:..., K:... sayılı "görev ret" kararıyla Danıştaya gönderilen dosyada, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten sonra dava dilekçesi ve ekleri, 25/04/2025 günlü ara kararının cevabı ve eki bilgi ve belgeler, 2577 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca incelenerek işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Dava, "Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Özel Program ve Proje Uygulayan Eğitim Kurumlarına Öğretmen Atama ve Yönetici Görevlendirme Yönetmeliği hükümleri gereği özel program ve proje uygulayan eğitim kurumlarına yapılacak öğretmen atama ve yönetici görevlendirmelerine ilişkin iş ve işlemlerinin Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Özel Program ve Proje Uygulayan Eğitim Kurumlarına Öğretmen Atama ve Yönetici Görevlendirmeye İlişkin Kılavuz" çerçevesinde yürütülmesine dair ... günlü ve ... sayılı Bakan Olurunun iptali istemiyle açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT : Anayasa'nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti'nin bir Hukuk Devleti olduğu; 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemine karşı yargı yolunun açık olduğu vurgulanmıştır. Öte yandan, Anayasa'nın 68. maddesinde, siyasi partilerin, demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurları olduğu, tüzük ve programları ile eylemlerinin hukuk devleti ilkesine aykırı olamayacağı; 69. maddesinde, siyasi partilerin faaliyetlerinin kanunla düzenleneceği belirtilmiştir. Yine, Anayasa'nın 80. maddesinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin, seçildikleri bölgeyi veya kendilerini seçenleri değil bütün milleti temsil edecekleri kurala bağlanmış ve milletvekili sıfatıyla dava açılabilecek haller, Anayasa'nın 85. ve 150. maddelerinde; milletvekilliğinin düşürülmesine, yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına karşı ve kanunların, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin, Meclis İçtüzüğünün iptali için açılacak davalar olarak sayılmıştır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda ise; 2. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, iptal davalarının, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar olduğu belirtildikten sonra, ilk inceleme konularının belirlendiği 14. maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendinde, dava dilekçesinin ehliyet yönünden de inceleneceği, 15. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde ise, dava dilekçesinde ehliyet yönünden kanuna aykırılık görülmesi halinde davanın reddine karar verileceği hükme bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME : İptal davaları, idarenin hukuka uygun davranmasını sağlayan en önemli denetim araçlarından olmakla birlikte her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idari işlemlerde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin bu yüzden olumsuz etkilenmemesi için dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunmasını öngören yasa koyucu, iptal davaları için menfaat ihlalini, subjektif ehliyet koşulu olarak aramaktadır. İptal davalarındaki subjektif ehliyet koşulunun, doğrudan doğruya hukuk devletinin yapılandırılması ve sürdürülmesine ilişkin bir sorun olması dolayısıyla, idari işlemlerin hukuka uygunluğunun iptal davası yoluyla denetlenmesini engellemeyecek bir biçimde anlaşılması gerekmektedir. İptal davasının içtihat ve doktrinde belirlenen hukuki nitelikleri göz önüne alındığında, idari işlemlerin; ancak bu idari işlemle meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisi kurulabilenler tarafından iptal davasına konu edilebileceği kabul edilmektedir. Taraf ilişkisinin kurulması için gerekli olan kişisel, meşru ve güncel bir menfaat ilgisinin varlığı, davanın niteliğine ve özelliğine göre idari yargı yerlerince belirlenmekte; davacının idari işlemle ciddi ve makul, maddi veya manevi bir ilişkisinin, hukuken korunması gereken bir menfaat bağının bulunması dava açma ehliyeti için gerekli sayılmaktadır. Dava dilekçesinin incelenmesinden; proje okulu seçme ve proje okulu olarak seçilen okullara yapılacak öğretmen atamaları ve yönetici görevlendirmelerinde Milli Eğitim Bakanına sınırsız bir takdir yetkisi verildiği ve bunun sonucu olarak da eğitimde adalet ve hakkaniyet duygusunun zedelendiği, mesleki yetkinliğin yok sayıldığı iddialarıyla ... Partisi ile ... Partisinin Milli Eğitimden Bakanlığından sorumlu genel başkan yardımcısı, ... Milletvekili, TBMM Milli Eğitim Komisyonu üyesi ve komisyondaki parti sözcüsü sıfatının yanında aynı zamanda bir veli olarak ...'ın bakılan davayı açma yetkisinin bulunduğu ileri sürülmektedir. Siyasi partilerin ve milletvekillerinin hangi hususlarda dava açabilecekleri Anayasa'nın 85. ve 150. maddelerinde belirlenmiş, bunların dışında siyasi partilere ve milletvekillerine sırf bu sıfatları dolayısıyla dava açma yetkisi ve ehliyeti tanınmamıştır. Anayasa'da düzenlenen yetki dışında milletvekillerine ve siyasi partilere milletin vekâletini aldıkları düşüncesi ile iptal davası açabilme yetkisinin tanınması Anayasa'da öngörülmeyen bir yetkinin kullandırılması sonucunu doğuracaktır. Bu durumda; dava konusu edilen işlem ile davacı siyasi parti ve milletvekili olan şahıs arasında güncel, kişisel ve meşru bir menfaat ilişkisi bulunmadığından, davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. Öte yandan; davacılardan ...'ın aynı zamanda bir veli olarak bu davayı açmaya yetkili olduğu ileri sürülmüş ise de, davacının öğrenci olan çocuk ya da çocuklarının dava konusu edilen işlemden hangi sebeplerle etkilendiği veya işlemde bahsi geçen okullarda öğrenci olup olmadıkları husussunda bir açıklamaya yer verilmediği görülmüştür. Nitekim; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 20/02/2024 günlü, E:2024/2969, K:2025/390 sayılı kararı, 16/01/2025 günlü, E:2024/2770, K:2025/54 sayılı kararı da bu yöndedir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14/3-c ve 15/1-b maddeleri uyarınca DAVANIN EHLİYET YÖNÜNDEN REDDİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan ...-TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde, posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacılara iadesine, 3. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 15/01/2026 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY : Dava, "Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Özel Program ve Proje Uygulayan Eğitim Kurumlarına Öğretmen Atama ve Yönetici Görevlendirme Yönetmeliği hükümleri gereği özel program ve proje uygulayan eğitim kurumlarına yapılacak öğretmen atama ve yönetici görevlendirmelerine ilişkin iş ve işlemlerinin Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Özel Program ve Proje Uygulayan Eğitim Kurumlarına Öğretmen Atama ve Yönetici Görevlendirmeye İlişkin Kılavuz" çerçevesinde yürütülmesine dair ... günlü ve ... sayılı Bakan Oluru'nın iptali istemiyle açılmıştır. Davacılardan ... yönünden yapılan değerlendirmede; Anayasa'nın 85. maddesinde "Yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına veya milletvekilliğinin düşmesine 84 üncü maddenin birinci, üçüncü veya dördüncü fıkralarına göre karar verilmiş olması hallerinde, Meclis Genel Kurulu kararının alındığı tarihten başlayarak yedi gün içerisinde ilgili milletvekili veya bir diğer milletvekili, kararın, Anayasaya, kanuna veya İçtüzüğe aykırılığı iddiasıyla iptali için Anayasa Mahkemesine başvurabilir. Anayasa Mahkemesi, iptal istemini onbeş gün içerisinde kesin karara bağlar." düzenlemesi; 150. maddesinde ise "Kanunların, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün veya bunların belirli madde ve hükümlerinin şekil ve esas bakımından Anayasaya aykırılığı iddiasıyla Anayasa Mahkemesinde doğrudan doğruya iptal davası açabilme hakkı, Cumhurbaşkanına, Türkiye Büyük Millet Meclisinde en fazla üyeye sahip iki siyasi parti grubuna ve üye tamsayısının en az beşte biri tutarındaki üyelere aittir." düzenlemesi yer almaktadır. Yukarıda yer verilen Anayasa'nın 85. ve 150. madde hükümlerinden görüleceği üzere, söz konusu maddelerde milletvekillerinin Anayasa Mahkemesine başvuru usulü düzenlenmiştir. Bununla birlikte, milletvekillerinin idari yargıda iptal davası açma ehliyetine ilişkin değerlendirmenin ise, (Anayasa Mahkemesinin 21/09/1995 tarih ve E:1995/27, K:1995/47 sayılı iptal kararı üzerine) 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesinin 1/a fıkrasında yer alan, idarî davaların idarî işlemler hakkında yetki, sebep, şekil, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılacağı yönündeki düzenlemeye tabi olduğu açıktır. Kanun'da yer alan "menfaat ihlali" kavramı, dava açma ehliyetinin çerçevesini çizmekte olup, iptal davalarında, tam yargı davalarında olduğu gibi doğrudan bir menfaat ilgisinin aranması, bu davaların objektif niteliği ile bağdaşmamaktadır. İptal davaları ile idari işlemlerin hukuk kurallarına uygunluğu incelenmektedir. Aykırılığın saptanması neticesinde ise işlem ortadan kaldırılmaktadır. Böylece, idarenin hukuk kurallarına uygun şekilde hareket etmesi sağlanarak hukuk düzeni korunmakta ve Anayasa ile güvence altına alınan hukukun üstünlüğü sağlanmaktadır. Bu durumda, hukukun üstünlüğüne bağlı kalma ve toplumun huzur ve refahı, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanması ülküsünden ayrılmamak üzere görev yapacak milletvekillerinin salt olarak; soyut, genel ve gayri şahsi olan "düzenleyici işlemler" yönünden idari yargıda iptal davası açmakta menfaatlerinin bulunduğunun kabulü gerekmektedir. Davacılardan ... Partisi Yönünden yapılan değerlendirmede; 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 3. maddesinde, siyasi partilerin, Anayasa ve kanunlara uygun olarak, Cumhurbaşkanı, milletvekili ve mahalli idareler seçimleri yoluyla, tüzük ve programlarında belirlenen görüşleri doğrultusunda çalışmaları ve açık propagandaları ile milli iradenin oluşmasını sağlayarak demokratik bir Devlet ve toplum düzeni içinde ülkenin çağdaş medeniyet seviyesine ulaşması amacını güden ve ülke çapında faaliyet göstermek üzere teşkilatlanan tüzel kişiliğe sahip kuruluşlar olduğu; 15. maddesinde, partiyi temsil yetkisinin genel başkana ait olduğu, kanunlardaki özel hükümler saklı kalmak kaydıyla parti adına dava açma yetkisinin genel başkana veya ona izafeten bu yetkileri kullanmak üzere parti tüzüğünün göstereceği parti mercilerine ait olduğu kurala bağlanmıştır. ... Partisi Tüzüğü'nün 22. maddesinde "genel sekreter, her durum ve sıfatla bütün yargı kurumlarında özel ya da resmi daire, kurum ve kuruluşlarda; uluslararası kuruluşlar, gerçek kişiler, özel ya da resmi tüzelkişilerle olan ilişkilerde genel başkan adına bizzat ya da vekille partiyi temsil eder." düzenlemesine yer verilmiştir. ... Partisi'nin tüzel kişiliği adına, genel sekreterin verdiği vekaletname ile idari işlemlerin iptali istemiyle, 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesi kapsamında dava açılabileceği, açılan davada sübjektif menfaatin bulunup bulunmadığının ayrıca incelenmesinin gerektiği açıktır. Davacı siyasi partinin, Tüzüğü'nün amaçlarını gösteren 2/l maddesinde "Gençlerin bilimsel, teknolojik ve kültürel yeniliklere açık; özgür, eleştirel ve demokratik düşünceye sahip yurttaşlar olarak yetişmeleri için gerekli eğitim koşullarını yaratmak," ifadesinin yer aldığı, dava konusu, "Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Özel Program ve Proje Uygulayan Eğitim Kurumlarına Öğretmen Atama ve Yönetici Görevlendirme Yönetmeliği hükümleri gereği özel program ve proje uygulayan eğitim kurumlarına yapılacak öğretmen atama ve yönetici görevlendirmelerine ilişkin iş ve işlemlerinin Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Özel Program ve Proje Uygulayan Eğitim Kurumlarına Öğretmen Atama ve Yönetici Görevlendirmeye İlişkin Kılavuz" ile otuz sekiz bin öğretmenin atamasının yapılmasının sağlanması nedeniyle, öğrencilerin eğitim hakkının etkilendiği ileri sürülerek iptal davasının açıldığı, bu Kılavuzun, soyut, genel, gayri şahsi ve eğitim hakkı yönünden kamu yararı ile ilgili bulunduğundan, davacı tüzel kişiliğin idari yargıda bu davayı açmakta menfaatinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle, davanın ehliyet yönünden reddine ilişkin aksi yöndeki çoğunluk kararına, katılmıyoruz.