Danıştay · 13. Daire

Danıştay 13. Daire 2025/1728 E. 2025/2738 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
13. Daire
Esas No
2025/1728
Karar No
2025/2738
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2025/1728 Karar No:2025/2738

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Organizasyon San. ve Tic. Ltd. Şti. VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Valiliği VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Batman ili, Merkez ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel, 3.837,84 m2 arsa üzerinde "konut, enerji ve konaklama amaçlı turizm hariç olmak üzere imar planıyla getirilen kullanım kararına (sosyal tesis alanı) uygun olarak sabit ve kalıcı tesisler yapılmak amacıyla" 22/01/2025 tarihinde gerçekleştirilen 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun 51. maddesinin (g) bendi uyarınca 30 yıl süreli irtifak hakkı verilmesi ihalesi üzerinde kalan davacı şirketin ihalenin iptali talebiyle davalı idareye yaptığı başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Batman İdare Mahkemesince verilen kararda; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca ihaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemlerinden doğan uyuşmazlığın ivedi yargılama usulüne tabi olduğu, bu usulde dava açma süresinin otuz gün olduğu ve 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi hükümlerinin uygulanmayacağı açık olup, somut olayda davacının 2886 sayılı Kanun uyarınca 22/01/2025 tarihinde gerçekleştirilen ihaleye katıldığı ve söz konusu ihaleyi kazandığı, ancak davacı tarafından 27/02/2025 tarihinde idareye başvurularak 22/01/2025 tarihinde yapılan ihalenin iptalinin talep edildiği, bu talebin reddine ilişkin dava konusu Batman Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü Milli Emlak Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işleminin tesis edildiği, anılan işlemin 11/03/2025 tarihinde iş yeri daimi çalışanı M.S.'ye tebliğ edildiği açık olup, dava konusu işlemin tebliğ edildiği 11/03/2025 tarihini izleyen günden itibaren otuz (30) gün içinde ve en son 10/04/2025 (perşembe) tarihinde dava açılması gerekirken, bu sürenin geçmesinden sonra 11/04/2025 tarihinde açılan işbu davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesinin hukuken mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın süre aşımı yönünden reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, idarece yapılan tebligatın usulsüz olduğu, elektronik tebligat adresinin mevcut olduğu, elektronik tebligat varken normal tebligat yapılamayacağı, kararın posta yolu ile tebliğ tarihinde aktif olarak kullanıma açık olduğu, ilgili hesaba elektronik tebligatların iletimine ilişkin bir sorun bulunmadığı, dava açma süresinin 60 gün olduğu, dava konusu işlemin ivedi yargılama konusu değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, ihale yapıldıktan sonraki iş ve işlemlerin ivedi yargılama işlerinden sayılmadığı, ihale konusu taşınmazda irtifak hakkı tesis edilmesi mümkün değilken davalı idare tarafından ihale gerçekleştirildiğinden açık hata bulunduğu, ihalenin iptaline karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, ilk olarak elektronik tebligat adresinin aktif olup olmadığı hususunun araştırılması gerektiği, davacının UETS adresi olsa bile fiziki tebligat yapılması halinde yapılan tebligat yok hükmünde olmayıp usulsüz tebligat hükmünde olduğu, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca usulsüz tebligat durumunda davacının öğrenme tarihinin tebliğ tarihi olarak kabul edileceği, dava dilekçesinde tebliğ tarihinin 11/03/2025 olarak belirtildiği, davanın süresinde açılmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Mahkeme kararının Dairemiz kararında belirtilen gerekçeyle onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE : USUL YÖNÜNDEN: MADDİ OLAY : Batman ili, Merkez ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel, 3.837,84 m2 arsa üzerinde "konut, enerji ve konaklama amaçlı turizm hariç olmak üzere imar planıyla getirilen kullanım kararına (sosyal tesis alanı) uygun olarak sabit ve kalıcı tesisler yapılmak amacıyla" 22/01/2025 tarihinde gerçekleştirilen 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun 51. maddesinin (g) bendi uyarınca 30 yıl süreli irtifak hakkı verilmesi ihalesi davacı şirket üzerinde kalmıştır. Davacı şirketin vekili tarafından davalı idareye yapılan 30/01/2025 tarihli başvuruda, yapılan araştırmalar neticesinde ihale konusu taşınmazın Düzenleme Ortaklık Payı (DOP) kesintilerinden oluştuğunun öğrenildiği belirtilerek DOP kesintisinin taşınmazı satın alma, kiralama ve mirasçılarına devir etme haklarına engel olup olmayacağı hususlarında şirketlerine yazılı ve resmi bilgi verilmesi talep edilmiştir. Davalı idarenin davacı şirketin vekiline hitaplı ... tarih ve ... sayılı yazısında, Milli Emlak Genel Müdürlüğünün ...tarih ve ... sayılı yazısına atıf yapılarak DOP kesintilerinden oluşan taşınmazın 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 4. maddesinin (b) bendi uyarınca satışının mümkün olmadığı bildirilmiştir. Davacı şirket tarafından davalı idareye yapılan 27/02/2025 tarihli başvuruda, ihalenin konusu irtifak hakkı kazanımına ilişkin olsa da idarenin 26/02/2025 tarihli yazısı kapsamında irtifak hakkı kazanımının ihaleye konu taşınmaz üzerinde söz konusu olmadığı belirtilerek, hatalı olarak tesis edilen ihalenin iptaline karar verilmesi ve geçici teminat bedelinin iadesi talep edilmiştir. Davalı idarenin ... tarih ve ... sayılı yazısıyla, ihalenin mevzuata uygun olarak tamamlandığı, 29/01/2025 tarihli (Yazıda sehven 29/02/2025 olarak belirtilmiştir.) Bakanlık onayı üzerine 03/02/2025 tarihli yazı ile şirketlerine tebligat yapıldığı, tebligatta yükümlülükler belirtilerek irtifak hakkı tesisi için davette bulunulduğu, ilgi talebe ilişkin yapacak bir işlem bulunmadığının davacı şirkete bildirilmesi üzerine ihalenin iptali talebiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin işbu işlemin iptali istemiyle 11/03/2025 tarihinde bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT: 2577 sayılı İdarî Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesinin birinci fıkrasında, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gün olduğu; 11. maddesinde, ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce idari işlemin kaldırılmasının, geri alınmasının, değiştirilmesinin veya yeni bir işlem yapılmasının üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresinde istenebileceği, bu başvurunun işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durduracağı kurala bağlanmıştır. 2577 sayılı Kanun'un "İvedi yargılama usulü" başlıklı 20/A maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, ihaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemlerinden doğan uyuşmazlıklarda ivedi yargılama usulünün uygulanacağı; ikinci fıkrasının (a) bendinde, ivedi yargılama usulünde dava açma süresinin otuz gün olduğu; (b) bendinde ise, ivedi yargılama usulünde Kanun'un 11. maddesinin uygulanmayacağı belirtilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Aktarılan mevzuatın birlikte değerlendirilmesinden, ihaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemlerinden kaynaklanan uyuşmazlıkların ivedi yargılama usulüne tabi olduğu, bu usule tabi olan uyuşmazlıklarda dava açma süresinin otuz gün olduğu ve dava açılmadan önce idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması istemiyle, 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi kapsamında yapılacak bir başvurunun işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmayacağı anlaşılmaktadır.

Bu durumda, 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesi uyarınca aynı Kanun'un 11. maddesi kapsamında bir başvuru yoluna gidilmeksizin doğrudan 30 gün içinde dava açılması gerektiği, idareye yapılan başvurunun dava açma süresini durdurmayacağı, ihaleye konu taşınmazın DOP kesintisinden oluştuğunun davalı idarenin 26/02/2025 tarihli yazısıyla davacıya bildirildiği, bunun üzerine davacının ihaleye konu taşınmazın DOP kesintisinden oluştuğundan bahisle ihalenin iptal edilmesi istemiyle 27/02/2025 tarihinde davalı idareye başvuruda bulunduğu, davacının ihalenin iptal edilmesi gerektiği talebine konu husustan en geç 27/02/2025 tarihinde haberdar olduğu anlaşılmakta olup, ivedi yargılama usulüne tabi olan uyuşmazlıkta 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi kapsamında idareye yapılan başvurunun işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmayacağı da dikkate alındığında, dava açma süresinin 27/02/2025 tarihinde başladığının kabulü gerekmektedir. Bu itibarla, öğrenme tarihi olarak kabul edilen 27/02/2025 tarihinden itibaren otuz günlük dava açma süresi içinde dava açılması gerekirken, bu süre geçirildikten sonra 11/04/2025 tarihinde açılan davanın süre aşımı yönünden reddine dair temyize konu Mahkeme kararında sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın süre aşımı nedeniyle reddi yolundaki ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından anılan Mahkeme kararının yukarıda belirtilen GEREKÇEYLE ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine, 5. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 6. 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca kesin olarak (karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere), 18/09/2025 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :

Anayasa'nın 40. maddesinin ikinci fıkrası hükmü ile, bireylerin yargı ya da idari makamlar önünde haklarını arayabilmelerine kolaylık ve olanak sağlanması amaçlanmış; idareye işlemlerinde, ilgililerin kaç gün içinde, hangi mercilere başvurabileceklerini bildirme yükümlülüğü getirilmiştir. Anayasa'nın 125. maddesinde de, idari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin "yazılı bildirim" tarihinden başlayacağı belirtilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesi ile devamı maddelerinde “genel dava açma süreleri” düzenlenmiş bulunmaktadır. Anılan 7. maddesinde, özel süre gösterilmeyen hallerde idare mahkemelerinde idari işlemlere karşı dava açma süresinin "altmış gün" olduğu ve bu sürenin yazılı bildirim tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı kurala bağlanmıştır. Buna karşılık, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'na 28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 18. maddesiyle eklenen 20/A maddesiyle, bir kısım işlemlere karşı açılan davalarda, genel yargılama usulünden farklı olarak, gerek dava gerekse temyiz aşamasında uygulanacak “ivedi yargılama usulü” getirilmiş; ayrıca, ivedi yargılama usulünde dava açma süresinin "otuz gün" olduğu ve bu Kanun'un 11. maddesi hükümlerinin uygulanmayacağı öngörülmüştür. Anılan maddede, ihaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemlerinden doğan uyuşmazlıklarda da ivedi yargılama usulünün uygulanacağı kuralı yer almıştır. Bu durumda, özel yasalarda, genel dava açma süreleri dışında ayrı dava açma süreleri öngörülmüş olan idari işlemlerin nitelikleri ve tabi oldukları dava açma süreleri idare tarafından ilgililerine bildirim yapılmadığı ve idari işlemin bir şekilde öğrenilmesi üzerine dava açıldığı durumda, bu kişilerin mevzuattan kaynaklanan bu karışıklık nedeniyle kaç gün içinde hangi merciye başvuracaklarını bilmeleri beklenemeyeceğinden, dava açma süresi hesaplanırken öğrenme tarihinin başlangıç alınması ve aynı şekilde özel dava açma süresinin değil açık, anlaşılabilir ve ulaşılabilir olan genel dava açma süresinin işletilmesi gerekir. Nitekim, Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 19/06/2022 tarih ve 31871 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 15/03/2022 tarih ve E:2021/2, K:2022/1 sayılı kararında, "(...) idarî işlemlerde dava açma süresinin belirtilmediği hallerde özel ve genel dava açma süresinin işletilmesi veya işletilmemesi konusunda Danıştay dava daireleri ile kurullarının kararları arasında var olan içtihat aykırılığının, içtihatların birleştirilmesi yoluyla bağlayıcı bir çözüme kavuşturulması ve içtihadın, 'özel dava açma süresine tabi bir idari işlemde, dava açma süresinin gösterilmemiş olması durumunda, vergi mahkemelerinde 30, Danıştay ve idare mahkemelerinde 60 günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerektiği; aynı şekilde genel dava açma süresine tabi bir idarî işlemde dava açma süresi gösterilmemiş olsa da, 30 ve 60 günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerektiği' yönünde birleştirilmesi sonucuna ulaşılmıştır. (...) 2- Yazılı olarak bildirilen özel veya genel dava açma süresine tabi idari işlemlerde dava açma süresinin belirtilmediği hallerde genel dava açma süresinin uygulanması gerektiği doğrultusunda içtihadın birleştirilmesine (...)" karar verilmiştir. Dosyanın incelenmesinden, dava konusu ihalenin 22/01/2025 tarihinde yapıldığı, davacı tarafından ihaleye konu taşınmazın DOP kesintisinden oluştuğundan bahisle anılan ihalenin iptali istemiyle 27/02/2025 tarihli dilekçe ile davalı idareye başvuruda bulunulduğu, anılan başvurunun idarece 03/03/2025 tarihli işlemle reddi üzerine 11/04/2025 tarihinde bakılan davanın açıldığı görülmektedir. Bu itibarla, uyuşmazlığın ivedi yargılama usulüne tabi olduğu ve dava açma süresinin otuz gün olduğu yolunda ihale ilanında bir kayıt bulunmayan ve ihalenin hiçbir aşamasında bu konuda kendisine yazılı bildirim yapılmayan davacının, ihalenin iptali istemiyle hangi tarihten itibaren dava açması gerektiği hususunda tereddüt yaşadığı ve yanılgıya düştüğü, mevzuattan kaynaklanan bu karışıklığın davacının özel süresi içerisinde dava açmasını zorlaştırdığı anlaşıldığından, mahkemeye erişim hakkının ihlal edilmemesi açısından uyuşmazlıkta özel yargılama süresinin değil genel yargılama süresinin uygulanması gerekmektedir. Bu durumda, davacının ihalenin iptal edilmesi gerektiğine ilişkin uyuşmazlık konusu durumdan en geç davalı idareye başvuru tarihi olan 27/02/2025 tarihinde haberdar olduğu dikkate alındığında, öğrenme tarihinden (27/02/2025) itibaren altmış günlük genel dava açma süresi içerisinde 11/04/2025 tarihinde açılan davada, davanın süresinde açıldığının kabulü gerekirken, süre aşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde usul hükümlerine uygunluk bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, temyize konu Mahkeme kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.

Atıf: Danıştay 13. Daire, E. 2025/1728, K. 2025/2738, T. 18.09.2025, www.arakarar.com/karar/danistay-13-daire-2025-1728-e-2025-2738-k-4a56fbf223ca