Danıştay · 13. Daire

Danıştay 13. Daire 2023/2685 E. 2025/1710 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
13. Daire
Esas No
2023/2685
Karar No
2025/1710
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2023/2685 Karar No:2025/1710

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Tüketim Ürünleri Satış ve Ticaret A.Ş. VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurumu VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Rekabet Kurulunun (Kurul) ... tarih ve ... sayılı kararı uyarınca yürütülen önaraştırma kapsamında 18/03/2021 tarihinde gerçekleştirilen yerinde incelemenin engellendiğinden bahisle 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 16. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi uyarınca 15.851.874,47-TL idari para cezası verilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Kurul kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; yürütülen önaraştırma kapsamında davacı şirkette 18/03/2021 tarihinde yapılan yerinde inceleme sırasında kurum uzmanlarının uyarısı ve davacı şirket tarafından personele e-posta gönderilmesine rağmen yerinde inceleme sırasında şehir dışında görevlendirilmiş olan satış direktörü N.T.'nin bilgisayarında uzaktan gerçekleştirilen inceleme esnasında 11.26-12.26 saatleri arasında toplam 34 e-posta yazışmasının silindiğinin tespit edilmiş olması nedeniyle meslek personelinin incelemede elde edebileceği olası delil ve bulgulara erişiminin zorlaştırıldığı ve yerinde incelemenin engellenmeye çalışıldığından bahisle dava konusu Kurul kararının tesis edildiği; her ne kadar davacı vekili tarafından, "inceleme sırasında şehir dışında görevlendirilmiş olan satış direktörü tarafından silinen e-postaların kişisel veri ve özel hayatına dair bilgileri içeren e-postalar olduğu, çalışanın e-postaları silmesinin bilgi saklamak ya da incelemeyi zorlaştırmak amacını taşımadığı, kişisel hayatın korunması çerçevesinde basit bir insani refleksten kaynaklandığı, ortada geri getirilemeyecek şekilde gerçek bir silme işlemi olmadığı, silinen e-postaların şirketin kullandığı Office 365 alt yapısı üzerindeki genel sunucusu üzerinden bizzat uzmanlar tarafından geri getirildiği, dolayısıyla uzmanların incelemesinin engellenmediği veya zorlaştırılmadığı" iddia edilmekte ise de, davacı şirketin satış direktörü N.T. tarafından inceleme esnasında 11.26-12.26 saatleri arasında toplam 34 e-posta yazışmasının silindiği hususunun sabit olduğu, bu eylemin de yerinde incelemenin zorlaştırılması olarak nitelendirilmesi gerektiği, 4054 sayılı Kanun'un 16. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yerinde incelemenin engellenmesinin yanı sıra yerinde incelemenin zorlaştırılmasının da cezai müeyyideyi gerektirir hal olarak düzenlendiği, silinen e-postaların içeriğinin (özel ya da iş ile ilgili olup olmaması) ya da geri getirilip getirilememesinin cezai müeyyideye bağlanan halin oluşmasına herhangi bir etkisinin bulunmadığı, silinen e-posta içeriği yazışmalar yerinde incelemeyi gerçekleştiren uzmanlar tarafından geri getirilmiş olsa dahi verilere uzmanların geç ulaşması nedeniyle yerinde incelemenin zorlaştırıldığı anlaşıldığından, dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, 4054 sayılı Kanun'un 15. maddesinde düzenlenen yerinde incelemeye yönelik düzenlemelerin Anayasa'nın 21. maddesine aykırı olduğu, N.T.'nin halihazırda sildiği/çöp kutusunda olan bazı e-postalarını çöp kutusunu temizlemek maksadıyla sildiği, N.T.'nin teşebbüs dışında olmasından dolayı internet bağlantısının zayıf olduğu, kendisine gönderilen bilgilendirme e-postası hakkında zamanında bilgilenememiş olduğunun kabul edilmesi gerektiği, teşebbüsün kullandığı sunucu altyapısı sayesinde kalıcı bir silme işleminin mümkün olmadığı, silinen dosyaların uzmanlar tarafından geri getirildiği, dolayısıyla uzmanların incelemesinin fiilen hiçbir şekilde geciktirilmediği, engellenmediği veya zorlaştırılmadığı, incelemede gecikme yaşandığına dair yerinde inceleme tutanağından herhangi bir ibarenin bulunmadığı, zorlaştırma gibi geniş ve muğlak bir kavramın teşebbüsler lehine dar yorumlanması gerektiği, silme işleminde kasıt bulunmadığı, Kurulun benzer durumdaki bazı teşebbüsler için ceza tesis etmemiş iken dava konusu işlemle idari para cezası vermesinin eşitlik ilkesine aykırılık oluşturduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, teşebbüslerin yerinde incelemenin sıhhatine gölge düşürecek davranışlardan kaçınmakla yükümlü olduğu, silinen verilerin geri getirilip getirilememesinin cezai yaptırımın doğması açısından etkisinin bulunmadığı, eylemin kasten veya taksiren işlenmiş olmasının cezanın sonucunu etkilemeyeceği, verilerek uzmanların geç ulaşmış olmasının yerinde incelemenin zorlaştırılması anlamına geldiği, silme işleminin tespiti, bu işleme ilişkin ekran görüntülerinin ve audit log kayıtlarının alınması, silinen verilerin geri getirilmesi, ne kadar verinin geri geldiğinin log kayıltlarına bakılarak karşılaştırma yapılması gibi bir dizi olayın zaman ve mesai kaybına yol açtığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının açıklamalı olarak onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Anayasa Mahkemesinin 20/06/2023 tarih ve 32227 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 23/3/2023 tarih ve B. No: 2019/40991 sayılı ... Otomotiv Sanayi A.Ş. kararında, 4054 sayılı Kanun'un 15. maddesinde yerinde incelemenin hakim kararı olmaksızın Kurul kararıyla yapılabilmesine ilişkin düzenlemenin Anayasa'nın 21. maddesine uygun olmadığı, ihlalin 4054 sayılı Kanun'un ilgili hükümlerinde yer verilen yerinde inceleme yetkisinin Anayasa'nın 21. maddesinin birinci fıkrasındaki güvencelere uygun olarak düzenlenmemesinden kaynaklandığı değerlendirilmiş ve bu çerçevede anayasal ilkeler dikkate alınarak düzenleme yapılması noktasında kararın bir örneğinin bilgi ve takdiri için yasama organına gönderilmesine karar verilmiştir. Nitekim Dairemizin 19/09/2023 tarih ve E:2023/2464 sayılı kararıyla, 4054 sayılı Kanun'un 15. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan, "gerekli gördüğü hallerde" ibaresiyle üçüncü fıkrasının ikinci cümlesinin, Anayasa'nın 2., 13. ve 21. maddelerine aykırı olduğu kanısına ulaşılması nedeniyle bu kuralın iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verilmiş, Anayasa Mahkemesince başvuru kararı ve ekleri 08/11/2023 tarihinde alınmış ve esas defterine kaydı yapılmıştır. Anayasa'nın 152. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, Anayasa Mahkemesince işin kendisine gelişinden başlamak üzere beş ay içinde yapılan başvuru hakkında karar verilmemesi halinde davanın yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandırılması gerekmektedir. Anayasa Mahkemesine yapılan başvuru tarihinden itibaren geçen süre de göz önüne alındığında, makul sürede yargılanma hakkına ilişkin olası bir ihlalinin önüne geçilmesi için somut uyuşmazlıkta, yürürlükte bulunan 4054 sayılı Kanun'un 15. maddesinin yerinde incelemeye ilişkin kurallarına göre değerlendirme yapılmak suretiyle temyiz incelemesi gerçekleştirilmiştir. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine, 5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 24/04/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Danıştay 13. Daire, E. 2023/2685, K. 2025/1710, T. 24.04.2025, www.arakarar.com/karar/danistay-13-daire-2023-2685-e-2025-1710-k-e45cb4749437