Danıştay · 10. Daire

Danıştay 10. Daire 2022/5461 E. 2026/297 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
10. Daire
Esas No
2022/5461
Karar No
2026/297
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2022/5461 Karar No : 2026/297

DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ...

DAVALILAR : 1- ... / ... VEKİLİ: Hukuk ve Mevzuat Genel Müdürü... 2- ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ: Hukuk Müşaviri ...

DAVANIN_KONUSU : Türk vatandaşı iken, (Mülga) 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca 18/05/1993 tarih ve 93/4436 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile Türk vatandaşlığından çıkmasına izin verilen davacı tarafından, aynı Kanun'un 8. maddesi uyarınca yeniden Türk vatandaşlığına alınmasına dair 23/05/1995 tarih ve 95/6904 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının kendisine ilişkin kısmının yok hükmünde olduğu ileri sürülerek iptaline karar verilmesi istenilmektedir.

DAVACININ_İDDİALARI : Davacı tarafından, kendi isteğiyle Türk vatandaşlığından çıktığı, aynı tarihte Avusturya vatandaşlığına alındığı, 29/06/2022 tarihinde Aşağı Avusturya Eyalet Hükümeti İç Yönetim Grubu Vatandaşlık ve Seçim Dairesinden Türk makamlarının nüfus kayıtlarından tam bir alıntı talep edildiğine ilişkin resmi bir mektup alması üzerine Viyana Başkonsolosluğuna gittiği ve orada halen Türk vatandaşı olduğunu öğrendiği, bunun üzerine söz konusu işlemin kaldırılarak yeniden Türk vatandaşlığından çıkmasına karar verilmesi istemiyle başvuru yaptığı ve bu başvurunun zımnen reddedildiği, Avusturya Devletinin çifte vatandaşlığı kabul etmemesi nedeniyle mevcut durumda Avusturya vatandaşlığının sonlandırılacağı ve işini kaybedeceği, yeniden vatandaşlığa alınma konusunda herhangi bir talebinin olmadığı, bu konuda bilgilendirilmediği, kendi bilgi ve iradesi dışında yapılan başvuru üzerine tesis edilen Türk vatandaşlığına alınma işlemine onayının ve rızasının bulunmadığı, batıl olan dava konusu Bakanlar Kurulu kararında hukuka uygunluk bulunmadığı ileri sürülmektedir.

DAVALILARIN_SAVUNMALARI : Davalı idareler tarafından, çıkma izni alarak Türk vatandaşlığından çıkmasına izin verilen davacının Türk vatandaşlığını, çıkma belgesini teslim aldığı 28/06/1994 tarihinde kaybettiği, ancak davacı tarafından aynı tarihli dilekçe ile tekrar Türk vatandaşlığına alınma istemiyle başvuruda bulunulduğu, bunun üzerine davaya konu Bakanlar Kurulu kararıyla davacının Türk vatandaşlığını yeniden kazandığı, talebe istinaden tesis edilen davaya konu Bakanlar Kurulu kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ve davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Dava konusu kararın iptali gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI : ... DÜŞÜNCESİ : Dava; 18.5.1993 gün ve 1993/4436 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Türk vatandaşlığından çıkmasına izin verilen davacının 403 sayılı Kanunun 8’inci maddesi uyarınca yeniden Türk vatandaşlığına alınmasına ilişkin 23.5.1995 gün ve 1995/6904 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının ilgili kısmının ve 12.7.2022 tarihinde yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır. 29.5.2009 tarihinde kabul edilen 12.6.2009 gün ve 27256 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun 47'nci maddesiyle yürürlükten kaldırılan, ancak dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte uygulanmakta olan 403 sayılı Kanunun 8'inci maddesinde, 35'inci madde hükmü saklı olmak koşuluyla, bu Kanuna göre Türk Vatandaşlığını kaybetmiş olanların, Bakanlar Kurulunca, ikamet şartı aranmaksızın yeniden vatandaşlığa alınabileceği, 24'üncü maddesinde de, vatandaşlığa alınmanın, ilgilinin yalan beyanı veya önemli hususları gizlemesi sonucu vukubulmuş ise, vatandaşlığa alınma kararının Bakanlar Kurulunca iptal edileceği, hükümlerine yer verilmiştir. Öte yandan 1.7.1964 gün ve 11742 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 11.2.1964 tarihli ve 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 12'nci maddesinin (b) bendinde, resmi izinle Türk vatandaşlığından çıkanların, yeniden vatandaşlığa alınma hakkından yararlanacakları belirtilmiş; aynı yönetmeliğin 14, 16 ve 17'nci maddelerinde de bu konudaki müracaat makamları, yapılacak işlemler ve alınan karar ve tesciline ilişkin hususlar düzenlenmiştir. Yukarıda yer verilen hükümlere göre, Türk yurttaşlığına alınmada, yetkili makam kararı ile vatandaşlık kazanılmasının usulleri uygulanmakla birlikte, ilgilinin, Türk vatandaşlığına alınması için, yetkili Türk makamlarına yazılı olarak başvuruda bulunmasının da işlemin başlatılması açısından gerekli olduğu açıktır. Dosyanın incelenmesinden, Viyana Başkonsolosluğuna yapılan başvuru üzerine Türk vatandaşlığından çıkarılan ve 28.6.1994 tarihinde tekrar Türk vatandaşlığına alınma talebinde bulunan davacı tarafından Türk vatandaşlığına alınmasına ilişkin 23.5.1995 gün ve 1995/6904 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının iptali istemiyle, Avusturya’da yaşayan davacının tesadüfen vatandaşlığa alındığından haberdar olduğu, söz konusu hususun davacıyı her yönden mağduriyete uğrattığı iddialarıyla dava açıldığı anlaşılmakta olup; idarenin, Avusturya vatandaşlık yasasında yapılan değişikliği de dikkate alarak, yeniden Türk vatandaşı olan davacının yapmış olduğu başvurunun kabul edilmesinin doğuracağı sonuçlar hakkında davacıyı bilgilendirmediği, yeniden Türk vatandaşlığına alınması yolundaki başvurunun yapıldığı tarih ile yeniden Türk vatandaşlığa alındığı tarih arasında bir yıla yakın bir süre geçmesine rağmen, bu süre içinde davacıya herhangi bir cevap vermediği ve davacının da başvurusunu yenilemediği, davacının başvuru tarihindeki isteminin halen geçerli olup olmadığının öğrenilmesi yönünde bir araştırma yapmadığı veya bu hususta davacıya yapılmış bir tebligatın da bulunmadığı dikkate alındığında, davacının yeniden Türk vatandaşlığına alınmasına ilişkin 23.5.1995 gün ve 1995/6904 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının ilgili kısmında ve 12.7.2022 tarihinde yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemde, belirtilen hususlar nedeniyle hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davacının yeniden Türk vatandaşlığına alınmasına ilişkin 23.5.1995 gün ve 1995/6904 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının ilgili kısmının ve 12.7.2022 tarihinde yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ : Davacı tarafından, mülga 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun, izin almak suretiyle Türk vatandaşlığından çıkma hususunun düzenlendiği 20. maddesi uyarınca yapılan başvuru sonucunda, Bakanlar Kurulu’nun 18/05/1993 tarih ve 93/4436 sayılı kararıyla davacıya Türk vatandaşlığından çıkma izni verilmiş ve davacı çıkma izni belgesini 28/06/1994 tarihinde tebliğ alarak Türk vatandaşlığından çıkmıştır. Aynı tarihli dilekçe ile, davacı tarafından tekrar Türk vatandaşlığına alınma istemiyle Viyana Başkonsolosluğu'na başvuruda bulunulduğundan bahisle mülga 403 sayılı Kanun'un, yeniden vatandaşlığa alınma hususunun düzenlendiği 8. maddesi kapsamında Bakanlar Kurulu’nun 23/05/1995 tarih ve 95/6904 sayılı kararı ile davacının yeniden Türk vatandaşlığına alınmasına karar verilmiş, bu kararın davacıya ilişkin kısmının iptaline karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.

İNCELEME VE GEREKÇE: USUL YÖNÜNDEN: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Dava açma süresi" başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasında, dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda altmış gün olduğu; 2. fıkrasında, bu sürelerin idari uyuşmazlıklarda yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlayacağı; 4. fıkrasında ise, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı hükme bağlanmıştır. Öte yandan, dava konusu karar tarihinde yürürlükte bulunan ve 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 47. maddesi ile 12/06/2009 tarihi itibarıyla yürürlükten kaldırılan (Mülga) 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun "Resmi Gazete ile Yayın" başlıklı 45. maddesinde, "Bakanlar Kurulu kararı ile Türk vatandaşlığına alınanlardan gerekli görülenler ile Türk vatandaşlığını kaybedenlerin tam hüviyetleri Resmi Gazetede yayımlanır. Bunlardan adresi bilinmeyenler hakkında ilanen tebliğ, bu yayım tarihinden itibaren bir yıl sonra yapılmış sayılır. " hükmü yer almaktadır. Davacı, yeniden Türk Vatandaşlığına alınmasına ilişkin 23/05/1995 tarih ve 95/6904 sayılı Bakanlar Kurulu kararından, 29/06/2022 tarihinde Aşağı Avusturya Eyalet Hükümeti İç Yönetim Grubu Vatandaşlık ve Seçim Dairesinden Türk makamlarının nüfus kayıtlarından tam bir alıntı talep edildiğine ilişkin resmi bir mektup alması üzerine Viyana Başkonsolosluğuna gittiğinde haberdar olduğunu ileri sürerek, 12/07/2022 tarihinde anılan Başkonsolosluğa verdiği dilekçe ile Türk vatandaşlığından çıkarılmasını talep etmiş, bu başvurunun zımnen reddi üzerine de 02/09/2022 tarihinde bakılmakta olan davayı açmıştır. İdari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin, yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlayacağı kuralı, idari işlemlerin idare tarafından ilgililere açık ve anlaşılır bir biçimde duyurulması ve ilgililerin bu işlemlere karşı idari yollara veya dava yoluna başvurmalarına olanak sağlanması amacını taşımaktadır. Bununla birlikte, yazılı bildirimin yapılmadığı, dolayısıyla idari işlemin niteliğinin ve hukuki sonuçlarının davacı tarafından daha sonra öğrenildiği davalarda, kural olarak, bilgi edinmenin (ıttılanın) yazılı bildirimin sonuçlarını doğuracağı ve dava açma süresine başlangıç alınacağı Danıştay içtihatlarıyla kabul edilmiştir. Ancak bu istisnai durumun kabulü, daha açık bir ifadeyle bilgi edinmenin dava açma süresinin başlangıcına esas alınması, idari işlemin niteliği ve doğurduğu hukuki sonuç itibarıyla davacılar tarafından daha sonra öğrenildiğinin ve öğrenme tarihinin açık bir şekilde ortaya konulması koşuluna bağlı olup; bu koşulun gerçekleşip gerçekleşmediği açılan idari davada ancak idari yargı merciince karara bağlanabilir. Bir başka deyişle, her tür bilgi edinmenin (ıttılanın) idari dava açma süresine başlangıç alınacağı şeklindeki genel bir kabul, Anayasa'nın 125. maddesi ve 2577 sayılı Kanunla bağdaşmayacaktır. Vatandaşlığın Devlet ile kişi arasında kurulan karşılıklı hak ve borçlar doğuran özel bir hukuki ilişki olması nedeniyle bu hukuki ilişkiye etki eden kararların yazılı olarak bildirilmesi, Anayasa'da güvence altına alınmış olan hak arama özgürlüğünün gereğidir. Bu çerçevede, Dairemizin 17/10/2022 tarihli ara kararıyla davalı İçişleri Bakanlığı'ndan, dava konusu kararın davacıya tebliğ edilip edilmediğinin, edildiyse tebliğin hangi usulde yapıldığının sorulmasına, ayrıca davacının yeniden Türk vatandaşlığına alındığı tarihten itibaren Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı sıfatıyla herhangi bir hakkını kullanıp kullanmadığına yahut herhangi bir yükümlülüğü yerine getirip getirmediğine ilişkin bilgi veya belge bulunması halinde onaylı örneğinin istenilmesine karar verildiği, İçişleri Bakanlığınca ara kararına cevaben gönderilen 06/01/2023 tarih ve 396603 sayılı yazı ve ekleri incelendiğinde, İçişleri Bakanlığınca Viyana Başkonsolosluğu'na hitaben davacının yeniden Türk vatandaşlığına alındığının davacıya duyurulmasının istenilmesine ilişkin 12/07/1995 tarih ve 46059 sayılı yazının ibraz edildiği, ancak bu yazı üzerine davaya konu kararın davacıya tebliğ edilip edilmediğine yönelik herhangi bir belge sunulmadığı, diğer taraftan davacının yeniden Türk vatandaşlığına alındığı tarihten günümüze kadar olan süreçte Mernis Veri Tabanındaki nüfus hareketlerine ilişkin olarak dosyaya sunulan belge incelendiğinde ise, davacı tarafından Mernis Veri Tabanında işlem yapıldığına yönelik bir verinin yer almadığı, ayrıca davacının yeniden Türk vatandaşlığına alınmasına ilişkin kararın Resmi Gazete'de yayımlandığına ilişkin olarak da herhangi bir bilgi ve belgenin dosya içerisinde bulunmadığı, dolayısıyla davacının yeniden Türk vatandaşlığına alındığına dair davaya konu Karar'dan, dava dilekçesinde beyan edilen ve bu beyanla örtüşen davacının idareye başvurduğu 12/07/2022 tarihinden önce haberdar olduğuna ilişkin dosya içerisinde herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu haliyle, davacının yeniden Türk vatandaşlığına alınmasına ilişkin dava konusu 23/05/1995 tarih ve 95/6904 sayılı Bakanlar Kurulu kararının davacıya tebliğ edildiğine ilişkin bir bilgi ve belge bulunmadığından, davaya konu kararın davacı tarafından 12/07/2022 tarihinde öğrenildiğinin kabulüyle bu tarihten itibaren Kanunda öngörülen süre içerisinde açılan davada süre aşımının bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

ESAS YÖNÜNDEN: İlgili Mevzuat: Dava konusu Karar tarihinde yürürlükte bulunan ve 5901 sayılı Kanun'un 47. maddesi ile 12/06/2009 tarihi itibarıyla yürürlükten kaldırılan (Mülga) 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun "Genel olarak vatandaşlığa alınma " başlıklı 6. maddesinde, "Aşağıdaki şartları taşıyan yabancılar Bakanlar Kurulu kararı İle Türk vatandaşlığına alınabilirler. "Vatandaşlığa alınmasını istiyen kişi, a) Kendi millî kanununa, vatansız ise Türk Kanununa göre reşit olmalıdır. b) Müracaat tarihinden geriye doğru Türkiye'de 5 yıl ikamet etmiş olmalıdır. c) Türkiye'de yerleşmeye kara r verdiğini davranışı ile teyit etmiş olmalıdır. ç) İyi ahlâk sahibi olmalıdır. d) Genel sağlık bakımından tehlike teşkil eden hastalığı bulunmamalıdır. e) Yeteri kadar Türkçe konuşabilmelidir. f) Türkiye'de kendisinin ve geçimi ile yükümlü olduğu kimselerin geçimini sağlıyacak gelire veya mesleke sahip olmalıdır. " hükmü; "Yeniden vatandaşlığa alınma" başlıklı 8. maddesinde, "Bu kanuna göre Türk vatandaşlığını kaybetmiş olanları, Bakanlar Kurulu ikamet şartı aranmaksızın yeniden vatandaşlığa alabilir. 35 inci madde hükmü saklıdır." hükmü yer almaktadır. 06/04/2010 tarih ve 27544 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 11/2/1964 Tarihli ve 403 Sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Yönetmelik'in 1. maddesi ile yürürlükten kaldırılan 01/07/1964 tarih ve 11742 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan (Mülga) 11/2/1964 Tarihli ve 403 Sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin davaya konu Karar tarihindeki haliyle "Karar ve tescil" başlıklı 17. maddesinde, "İçişleri Bakanlığına gelen, vatandaşlığa alınma isteklerine ait dosyalar üzerinde, Nüfus İşleri Genel Müdürlüğü Vatandaşlık Şubesince teknik incelemeler yapılır ve eksikler tamamlatıldıktan sonra Hükümetçe ve İçişleri Bakanlığınca vatandaşlığa alınma bakımından, verilmiş prensip kararları ışığı altında her türlü soruşturmayı yapmak ve yabancının Türk vatandaşlığına alınmasında sakınca bulunup bulunmadığını tesbit etmek ve düşüncesini belirtmek üzere dosya Emniyet Genel Müdürlüğüne verilir. Gelecek karşılık üzerine İçişleri Bakanlığı ilgili yabancının Türk vatandaşlığına alınması veya isteğinin reddi teklifini Bakanlar Kurulu kararına bağlamak üzere usulü dairesinde Başbakanlığa sunar. Bakanlar Kurulundan alınacak karar ilgiliye ve müracaat makamlarına tebliğ olunur. Vatandaşlığa alınanların nüfus kütüklerinde açılacak yeni hanelere kayıtları yapılıp nüfus hüviyet cüzdanları kendilerine verilir ve pasaportları alınır." kuralına yer verilmiştir.

Dava Konusu Kararın İncelenmesi: Vatandaşlık; genel olarak Devlet ile kişi arasında kurulan hukuki bir ilişki olarak tanımlanmaktadır. Bu ilişkiye taraf olan Devlet ile kişi arasında karşılıklı hak ve borçlar doğuran bir hukuki bağ kurulmaktadır. Vatandaşlığın; kişinin hak ve yükümlülüklerinin belirlenmesindeki bu önemi nedeniyle her kişinin bir vatandaşlığa sahip olması ve bu vatandaşlıktan keyfi olarak yoksun bırakılmaması hakkı, insan hak ve özgürlükleri arasında kabul edilmiştir. Bu nedenle Anayasa ve Türk Vatandaşlığı Kanunu'nda, vatandaşlığın kazanılması, vatandaşlıktan çıkma veya çıkarılma belirli koşullara bağlanmış, bu hususlara ilişkin hukuki tasarruflara karşı yargı yoluna başvurabilme olanağı tanınmıştır. Bu itibarla Devletin, sözü edilen tasarruflarda bulunurken ilgili kişinin vatansızlık da dahil herhangi bir mağduriyete uğramaması için gerekli dikkat ve özeni göstermesi ve gerekirse kişiyi konuyla ilgili olarak bilgilendirmesi gerekmektedir. Öncelikle, yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinden, bir kimsenin Bakanlar Kurulu kararı ile Türk vatandaşlığına alınabilmesi için, Türk vatandaşlığına alınma yönünde bir başvurusu-istemi olması gerektiği açıkça anlaşılmaktadır. Diğer yandan, dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile dava dilekçesindeki beyanlardan da anlaşıldığı üzere; davacının Avusturya vatandaşlığını kaybetmemek için zorunlu olarak Türk vatandaşlığından çıkma izni isteminde bulunduğu hususunda bir duraksama bulunmamaktadır. Davacının Türk vatandaşlığından çıktıktan sonra 28/06/1994 tarihinde yeniden Türk vatandaşlığına alınması istemiyle Viyana Konsolosluğu'na başvurup başvurmadığı (dilekçenin hukuken geçerli olup olmadığı) hususu ihtilaf konusu olmakla birlikte, gerek davacının anılan dilekçenin sahte olduğunu iddia etmesi, gerekse anılan dilekçe üzerine yeniden Türk vatandaşlığına alınmasına ilişkin 23/05/1995 tarih ve 95/6904 sayılı Bakanlar Kurulu kararının iptali istemiyle bakılan davayı açması, Avusturya Vatandaşlık Yasası'nda yer alan bazı istisnalar dışında çifte vatandaşlığa izin verilmemesinin bir sonucudur. Bu doğrultuda, davalı idareler tarafından, öncelikle davacının yeniden Türk vatandaşlığına alınma yönünde bir istemi olup olmadığının, daha açık bir ifadeyle, davacının Türk vatandaşlığına alınması istemini içeren 28/06/1994 tarihli dilekçedeki imzanın davacıya ait olup olmadığının, idare nezdindeki diğer belgelerde (örneğin Türk vatandaşlığından çıkma izni başvurusu vb.) yer alan imzaları ile mukayese edilmek (imzalar arasında ilk bakışta anlaşılabilecek açık ve bariz bir farklılık olup olmadığı ortaya konulmak) suretiyle netleştirilmesi, dilekçedeki imzanın davacının zatından sadır olmadığı (davacıya ait olmadığı) kanaatine varılması halinde başvurunun işleme konulmaması, davacıya ait olduğu kanaatine varılması halinde ise, Avusturya Vatandaşlık Yasası da dikkate alınarak, çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığından çıkan davacı tarafından yapılan başvurunun kabul edilmesinin doğuracağı sonuçlar hakkında davacının bilgilendirilmesi gerekirken; belirtilen yönde herhangi bir işlem yapılmadığı, davacının yeniden Türk vatandaşlığına alınma istemli başvuru tarihi ile yeniden Türk vatandaşlığına alındığı tarih arasında yaklaşık onbir aylık bir süre geçmesine rağmen, bu süre içinde davacıya herhangi bir cevap verilmediği ve davacının da bu süreçte başvurusunu yenilemediği, davacının başvuru tarihindeki isteminin halen geçerli olup olmadığının öğrenilmesi yönünde bir araştırma yapılmadığı veya bu hususta davacıya yapılmış bir tebligatın da bulunmadığı dikkate alındığında; davacının yeniden Türk vatandaşlığına alınmasına ilişkin davaya konu, 23/05/1995 tarih ve 95/6904 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Öte yandan, mülga 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 8. maddesine göre, yeniden Türk vatandaşlığının kazanılabilmesi için, başvuru dilekçesi yeterli olmayıp, ilgililerin ikamet şartı hariç Kanun'un 6. maddesinde sayılan koşullara sahip olması gerektiğinden; Kanun'un 6. maddesinde sayılan koşullara davacının sahip olup olmadığı yönünde bir inceleme ve araştırma yapılmadan, sadece başvuru dilekçesine dayanılarak davacının yeniden Türk vatandaşlığına alınmasına ilişkin 23/05/1995 tarih ve 95/6904 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında bu yönüyle de hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Nitekim, davaya konu olayla benzer nitelikteki yeniden vatandaşlığa alınmaya ilişkin Bakanlar Kurulu kararının iptal edilmesi talepli başvurunun reddine yönelik işlemin iptali istemiyle (davacının ablası tarafından) açılan başka bir davada; Dairemizin, davaya konu kararın iptaline ilişkin vermiş olduğu 17/09/2024 tarih ve E:2020/394, K:2024/3010 sayılı karara karşı davalı idareler tarafından yapılan temyiz başvurusu sonucunda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 10/09/2025 tarih ve E:2025/712, K:2025/1600 sayılı kararıyla söz konusu kararın onanmasına kesin olarak karar verildiği görülmektedir.

KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. 23/05/1995 tarih ve 95/6904 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının davacıya ilişkin kısmının İPTALİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam 417,80 TL yargılama giderinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca... TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, 4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya iadesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere, 02/02/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Danıştay 10. Daire, E. 2022/5461, K. 2026/297, T. 02.02.2026, www.arakarar.com/karar/danistay-10-daire-2022-5461-e-2026-297-k-f01871e03d60