Danıştay · 10. Daire

Danıştay 10. Daire 2022/2934 E. 2025/4713 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
10. Daire
Esas No
2022/2934
Karar No
2025/4713
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2022/2934 Karar No : 2025/4713

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... İlaç San. Tic. Ltd. Şti. VEKİLİ : Av. ...

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Kurumu / ... VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine ilişkin kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı şirket tarafından, "... Silver Sprey" ve "... Silver Ped" isimli ürünlerin toplatılmasına ve satışının engellenmesine ilişkin Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı kararının, anılan Kurumun 03/11/2015 tarihli kararı ile kaldırılması üzerine, söz konusu ürünlerin toplatıldığı ve satışının engellendiği dönemlere ilişkin olarak meydana geldiği ileri sürülen 250.322,80 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi zararın 18/07/2012 tarihinden itibaren işletilecek ticari temerrüt faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ...İdare Mahkemesince verilen... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacının ... şirketi ile imzalanan distribütörlük sözleşmesinden kaynaklanan 122.000,00.-TL maddi zararına ilişkin talebi yönünden; yapılan sözleşmede sözleşme süresi içerisinde taahhüt edilen miktarda/oranda satış yapılacağı yönünde bir anlaşmanın olduğu, ancak, sözleşmeye riayet edilmeme durumunda herhangi bir yaptırım/cezai müeyyide uygulanacağı hususunda bir hüküm bulunmadığı, bununla birlikte, davacı tarafından da ifade edildiği üzere ... şirketi tarafından herhangi bir maddi yaptırımla da karşılaşılmadığı, bu nedenlerle davacının sözlemeden kaynaklı zararının oluştuğu yönündeki iddiasının kabulünün mümkün olmadığı, davacının satılan ürünlerin toplatılması ve satış bedellerinin müşterilere iadesi nedeniyle uğranılan 108.322,80 TL kar mahrumiyeti zararına ilişkin talebi yönünden; davacının ithal ettiği ürünlerden 5.850 adedini satarak 108.298,96 TL kar elde etmiş olduğu, daha sonra iade nedeniyle bu tutar üzerinden bilirkişi raporunda hesaplanan kar mahrumiyeti zararının 108.298,96 TL olduğu anlaşıldığından, bu zarar yönünden davacının talebinin 108.298,96 TL'lik kısmının kabulü, 23,84 TL'lik kısmının ise reddi gerektiği, davacının ürünlerin miyadlarının dolması ya da azalmasından kaynaklı oluşan 10.000,00 TL maddi zarara ilişkin talebi yönünden; davacı şirketin miadı dolan 2.256 adet ...Silver Ped ürününün 18/07/2012 tarihli toplatma ve satışın engellenmesi kararının 03/11/2015 tarihli karar ile kaldırılmasıyla satışının mümkün hale gelmesine kadar geçen/geçecek sürede mahrum kalınan kar mahrumiyeti zararına ilişkin olarak bilirkişi raporunda 34.404,00 TL belirtilmekle birlikte, taleple bağlılık ilkesi uyarınca 10.000,00 TL zarar yönünden davacının talebinin kabulü gerektiği, davacının davalı idare tarafından alınan toplatma ve satışın engellenmesi kararının uygulandığı döneme ilişkin oluşan 10.000,00 TL kar mahrumiyeti zararına ilişkin talebi yönünden; davacı şirketin, ithalatı yapılan ürünlerin tamamını satışın engellendiği 18/07/2012 tarihine kadar belirtilen fiyatlardan satış yapmış olması halinde 310.066,36 TL kar elde edilebileceği, dolayısıyla idare tarafından alınan toplatma ve satışın engellenmesi kararının uygulandığı döneme ilişkin olarak bilirkişi raporunda 310.066,36 TL kar mahrumiyeti zararının oluştuğu belirtilmekle birlikte, taleple bağlılık ilkesi uyarınca 10.000,00 TL zarar yönünden davacının talebinin kabulü gerektiği; davacının 100.000,00 TL manevi tazminat istemi yönünden ise; manevi tazminata, idarenin mevzuata aykırı işlem ve eylemi sonrasında ilgililerin şeref ve haysiyetinin zedelenmesi ya da ağır bir elem ve acı duymasına neden olunması halinde hükmedilmesi idare hukukunun temel prensiplerinden olduğu, dava konusu olayda manevi tazminata hükmedilme koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne (128.298,96 TL maddi tazminat), kısmen reddine (122.023,84 TL maddi tazminat ve 100.000,00 TL manevi tazminat), hükmedilen 128.298,96 TL maddi tazminatın dava tarihinden (03/12/2015) itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesi kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarına karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurularının kısmen kabulü kısmen reddi ile davacının ... şirketi ile imzalanan distribütörlük sözleşmesinden kaynaklanan 122.000,00 TL maddi zararına ilişkin talebi yönünden davanın reddi, satılan ürünlerin toplatılması ve satış bedellerinin müşterilere iadesi nedeniyle uğranılan 108.322,80 TL kar mahrumiyeti zararına ilişkin talebi yönünden 108.298,96 TL'lik kısmının kabulü, 23,84 TL'lik kısmının ise reddi, ürünlerin miyadlarının dolması ya da azalmasından kaynaklı oluşan 10.000,00 TL maddi zarara ilişkin talebi yönünden davanın kabulü, 100.000,00 TL manevi tazminat istemi yönünden ise davanın reddine ilişkin kısımları yönünden, İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu, kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı gerekçesiyle bu kısımlar yönünden davacı ve davalı idarenin istinaf başvurularının reddine; davacının davalı idare tarafından alınan toplatma ve satışın engellenmesi kararının uygulandığı döneme ilişkin oluşan 10.000,00.-TL kar mahrumiyeti zararına ilişkin talebi yönünden davanın kabulüne ilişkin kısmına yönelik istinaf başvurusu yönünden, davacının mahrum kaldığını iddia ettiği kârının hukuka aykırılığı ortaya konulan işlemin tesis edildiği tarih itibarıyla henüz gerçekleşmemiş, gerçekleşmesi muhtemel bir husus olduğu anlaşılmakla, bu kapsamda bahsi geçen zarar kaleminin henüz doğmamış olduğu, kesin bir niteliğe haiz olmayıp, davacının bu yöndeki tazminat talebinin karşılanmasına imkan bulunmadığı gerekçesiyle bu kısım yönünden davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulüyle anılan kısım yönünden İdare Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, ticari kayıtlarının incelenmiş olması halinde üretici firmaya 40.000 EURO ödeme yapıldığının tespiti mümkün olabilecekken bu yönde bir araştırma yapılmadığı, miadı dolan ürünlerle ilgili zararın hesabının parekende satış fiyatı olan 89,00 TL üzerinden yapılması gerektiği, bu konuda da ticari defterlerin incelenmesi gerekirken eksik bilirkişi raporuyla hüküm verildiği, 310.000,00 TL hesaplanan kar mahrumiyeti zararının hesaplanmasının yanlış olduğu, zamanla artacağı kesin olan satış rakamları gözetilerek hesaplama yapılması gerektiği, yine bu konuda ticari defterler incelenmesi gerekirken eksik bilirkişi raporuyla hüküm verildiği, manevi tazminat talebinin reddinin de hukuka aykırı olduğu, öte yandan taleple bağlılık ilkesinden hareketle hüküm tesis edilmesinin de hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir. Davalı idare tarafından, "... Silver Sprey" ve "... Silver Ped" isimli ürünlere ilişkin alınan kararlar açısından idarelerinin herhangi bir kusurunun bulunmadığı, işlemlerin bilimsel komisyon kararları uyarınca tesis edildiği, dava konu olayda tazmin şartlarının oluşmadığı, ayrıca davacının zarar kalemi olarak belirttiği hususların tacir olmasının getirdiği ve firmanın ticari faaliyetleri ve riskleri çerçevesinde yaptığı işlemler kapsamında olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davacı tarafından, davalı idarenin temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmakta olup, davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Davacı şirket tarafından, "... Silver Sprey" ve "... Silver Ped" isimli ürünler için Sağlık Bakanlığı İlaç Eczacılık Genel Müdürlüğü'ne, bu ürünlerin tıbbi cihaz olarak ithali için izin verilmesi istemiyle başvuruda bulunmuş, söz konusu başvuru üzerine Sağlık Bakanlığı İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğünün 05/12/2011 tarih ve "İthalat İzin Belgesi" konulu yazısıyla, herhangi bir ürünün/cihazın tıbbi cihaz yönetmelikleri kapsamında olup olmadığına Tıbbi Cihaz Yönetmeliğinin 3. maddesinde yer alan tıbbi cihaz tanımı, cihazın kullanım amacı ve mekanizması çerçevesinde karar verildiği, eğer cihaz ya da ürün ilgili yönetmelikler kapsamındaysa yönetmeliklerin kurallarına uygun olarak belgelendirilerek piyasaya arz edilmesi ve İlaç ve Tıbbi Cihaz Ulusal Bilgi Bankasına (TİTUBB) kayıt ve bildirimlerin yapılması gerektiği, Tıbbi Cihaz Yönetmelikleri kapsamı girip CE işareti ve ilgili belgelere sahip uygunluk beyanı, AT belgeleri, EC sertifikaları (ve bu belgelerin Tükçe tercümeleri) olan tüm cihazların, malların serbest dolaşımı ilkesinden hareketle ithal izin belgesi veya kontrol belgesi gibi ilave bir belgeye ihtiyaç duyulmaksızın piyasaya arz edilebileceği, ... Silver isimli ürünün tıbbi cihaz yönetmelikleri kapsamında değerlendirildiği, bu ürünlerin ithalatı için Genel Müdürlüklerince kontrol belgesinin düzenlenmediği davacı şirkete bildirilmiştir. Söz konusu yazı üzerine davacı şirket tarafından "... Silver Sprey" ve "... Silver Ped" isimli ürünler TİTUBB kaydı ve CE sertifikasyonları ile tıbbi malzeme olarak ithal edilmiştir. Yapılan bir şikayet üzerine, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumunca alınan ... tarih ve ... sayılı kararla davaya konu ürünlerin Beşeri Tıbbi Ürünler Ruhsatlandırma Yönetmeliği kapsamında ruhsatlandırılmaları gerektiği tespit edildiğinden TİTUBB kayıt bildirim onaylarının iptal edildiği hususu Ankara Valiliği İl Sağlık Müdürlüğü Eczacılık ve Tıbbi Cihaz Şube Müdürlüğüne bildirilmiş, bunun üzerine Ankara Valiliği İl Sağlık Müdürlüğü Eczacılık ve Tıbbi Cihaz Şube Müdürlüğünün 25/07/2012 tarihli piyasa gözetimi ve denetimi tutanağı düzenlenmiştir. Anılan tutanakta, söz konusu ürünlerin satış yapılan yerlerden geri toplatılması, toplatılan ve firma stoklarında bulunan ürünlerin miktarlarının Müdürlüklerine bildirilmesi, firma stoklarında bulunan ürünler ile toplatılacak ürünlerin ilgili Yönetmelik kapsamında ruhsatlandırılıncaya kadar satışının yapılmaması gerektiği belirtilmiş ve dağıtımı ve satışı yapılan ürünlerin toplatılması için firmaya 15 (on beş) gün süre verilmiştir. Bilahare davacı şirket tarafından daha önce toplatma işlemi yapılan "... Silver Sprey" ve "... Silver Ped" isimli ürünlerin iade edilmesi ve ilgili ürünlerin tıbbi cihaz yönetmelikleri kapsamında piyasaya arzına izin verilmesi talebiyle 09/04/2015 tarihinde Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumuna yapılan başvuru üzerine hazırlanan 05/08/2015 tarihli Beşeri ve Tıbbi Ürünler Ruhsatlandırma Danışma Komisyonu Raporunda, "...ürünün ilaçlı tıbbi cihaz kapsamında değerlendirilmesinin uygun olacağı" yönünde görüş verilmiş, ardından Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumunun ...tarih ve ...sayı sayılı işlemiyle, söz konusu ürünlerin saklama koşulları ve son kullanma tarihi uygun olanların mevzuatta belirtilen gereklilikleri sağlaması kaydıyla tıbbi cihaz olarak piyasaya arz edilebileceği davacı şirkete bildirilmiştir. Bunun üzerine, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumunun ... tarih ve ... sayılı toplatma kararının, ... tarih ve ... sayılı işlemle kaldırıldığı ve aradan geçen 3 yıl 4 ay boyunca ürünlerin depoda muhafaza etmek zorunda kalındığı ve bu süre boyunca yeni ithalat ve satışın yapılamadığı belirtilmek suretiyle oluştuğu iddia edilen 250.322,80 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi zararın ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır. İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetimi yapılacağından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dosyanın incelenmesinden, davacı şirket tarafından yapılan başvuru üzerine davalı idarece, "... Silver Sprey" ve "... Silver Ped" isimli ürünlerin tıbbi cihaz kapsamında değerlendirilmesi neticesinde söz konusu ürünlerin idareye güvenilerek ithal edildiği, bilahare Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumunca yapılan yeni bir değerlendirme neticesinde tesis edilen ... tarih ve ... sayılı kararla bu sefer anılan ürünlerin tıbbi cihaz olarak kabul edilmemesi sonucu toplatıldığı ve beşeri tıbbi ürün olarak ruhsatlandırılması gerektiğinin davacıya bildirildiği, nihayet ... tarih, ...sayılı işlem ile de aynı ürünlerin ilaçlı tıbbi cihaz kapsamında olduğu kabul edilerek tıbbi cihaz olarak piyasaya arzına izin verildiği görülmektedir. Buna göre, davalı idarece tesis edilen işlemlerle, herhangi bir haklı ve hukuki gerekçe olmaksızın davacı şirket tarafından mevzuatına uygun olarak ithal edilen ve piyasaya arz edilen ürünlerin toplatılmasına ve ardından da bu kararın kaldırılmasına karar verilerek kusurlu davranıldığının ve idarenin kusuru sebebiyle ortaya çıkan zararı tazminle yükümlü olduğunun kabulü gerekmektedir.

Bu çerçevede tazminat istemleri incelendiğinde; 1) ... Şirketi ile İmzalanan Distribütörlük Sözleşmesinden Kaynaklanan Uğranıldığı İleri Sürülen Zarar Yönünden: Dosyanın incelenmesinden davaya konu ürünlere yönelik olarak davacı şirket adına ...ile ... S.R.İ (Milano-italya) adına ... ve ... arasında 01/04/2011 tarihinden itibaren geçerli ve 5 yıl süreli olan, 25/04/2011 tarihli bir sözleşme imzalandığı görülmekte olup davacı şirket tarafından, bahsi geçen sözleşmeden doğan taahhütlerin yerine getirilmemesinden kaynaklı 40.000 EURO karşılığı olarak 122.000 TL maddi zararın oluştuğu ileri sürülmektedir. Söz konusu sözleşme incelendiğinde, sözleşmenin 12. maddesinde, ... ve Bio-Gen, mücbir sebebin doğru bir şekilde gerçekliğinin ispatlanması durumunda; sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerin savaş, düşmanlık, iç huzursuzluk, grev, salgın hastalık, lokavt, kaza, yangın, rüzgar, sel, deprem, doğal afet herhangi bir hükümetin ve onun alt bir bölümünün herhangi bir yasa, tüzük, açıklama veya düzenlenmesi veya diğer durumlardan dolayı yerine getirilmemesinden kaynaklı olarak temerrüt halinde kabul edilmeyeceği, duruma göre; böyle bir olayın ortaya çıkmasından sonra makul bir zamanda diğer tarafı bilgilendirmek ve iş bu sözleşmenin geleceğe dönük uygulaması ile ilgili olarak birbirine danışmak ... veya Bio-Gen'in yükümlülüğünde olduğu; ilgili sözleşmenin Ek(a) maddesinde, minimum yıllık satın alma ve satış miktarları bölümünde; ... Sprey ürünü için, 1. yıl 30.000, teneke için 5,30 Euro/kutu, 2. yıl ve takip eden yıllarda; ilk yıl satış toplamından az olmayacağı, ... Ped ürünü için, 1. yıl 50.000 kutu için 3,50 Euro/kutu, 2. yıl ve takip eden yıllarda, ilk yıl satış toplamından az olmayacağı yönünde sözleşmede hüküm olduğu; davacı şirket tarafından, 25/02/2011 tarihli niyet mektubunun imzalanmasıyla birlikte ... firmasına toplam 40.000 Euro'luk bedelin ilk ödemesi olarak 20.000 Euro'luk peşinat ödemesi yapıldığı, kalan tutarın davacı şirket tarafından ürünlerin tıbbi cihaz ruhsatı alınır alınmaz ödeneceği, peşinat ödemesinin ilk kısmı olan 20.000 Euro mal olarak, 50.000 kutuluk parti ile mutabık kalınan kutu başına 3,50 Euro fiyat üzerinden davacı şirkete geri ödeneceği sözleşmeden anlaşılmakla birlikte, sözleşmede taahhüt edilen miktarda satış yapılacağı hükmü olduğu ancak, sözleşmeye riayet edilmeme durumunda herhangi bir yaptırım/cezai müeyyide uygulanacağı hususunda bir hüküm olmadığı görülmektedir. Öte yandan, davacı tarafından ... şirketince uygulanan herhangi bir maddi yaptırımla karşılaşıldığı veya zarara uğradığını iddia ettiği miktarın söz konusu şirkete ödendiğine ilişkin olarak da dosyaya herhangi bir bilgi ve belge sunulamadığı, başka bir deyişle zarara uğradığı iddiasının davacı tarafından somut ve net olarak ispatlanamadığı anlaşılmaktadır. Belirtilen sebepler uyarınca, bu kısma yönelik maddi tazminat isteminin reddi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

2) Satılan Ürünlerin Toplatılması ve Satış Bedellerinin Müşterilere İadesi Nedeniyle Uğranıldığı İleri Sürülen Kar Mahrumiyetine İlişkin Zarar Yönünden: Maddi tazminatın amacı, zarar verici olay meydana gelmeseydi zarar gören, mal varlığı açısından hangi durumda bulunacak idiyse o durumun yeniden kurulmasını dolayısıyla uğranılan gerçek zararın tazmin edilmesini sağlamaktır. Bu kapsamda dosyada yer alan bilgi ve belgeler incelendiğinde, davacı şirketin ... tarih ve ... tescil numaralı, ... tarih ve ... tescil numaralı gümrük beyannamesi ile ithal ettiği ürünlerinden 5.850 adedini sattığı ve bu satışlardan kaynaklı olarak 108.298,96 TL kar elde etmiş olduğu görülmekte olup, davacı tarafından, daha sonra ürünlere yönelik toplatma kararı sebebiyle ürünlerin ücretleri ödenerek geri alınması sebebiyle zarara uğranıldığının ileri sürüldüğü anlaşılmaktadır. Öte yandan, davacı şirketin ithal ettiği dava konusu ürünlerin ilaçlı tıbbi cihaz kapsamında kabul edildiği ve söz konusu ürünlerin anılan kapsamda satışının yapılabileceğinin idarece kabul edildiği görülmektedir. Hal böyleyken davacı şirketin 5.850 adedini sattığı ve toplatma kararı ile geri aldığı ürünleri tekrar satmasının olanaklı olduğu, başka bir ifadeyle bu ürünlerin tekrar satılıp kar elde edilme ihtimalinin olduğu göz önünde bulundurulduğunda; ürünlerin toplatılması sebebiyle oluşan kar kaybı zararının ödenmesine karar verilmesinin yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.

3) Ürünlerin Miadlarının Dolması ya da Azalmasından Kaynaklı Uğranıldığı İleri Sürülen Zarar Yönünden: Dosyanın incelenmesinden, ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:... sayılı ara kararında davacıdan miadı dolan ürünlerle ilgili tespit yaptırılıp yaptırılmadığının sorulmasına, yaptırılmış ise buna ilişkin belgelerin (hesap tabloları ile birlikte) gönderilmesinin istenilmesine karar verildiği, söz konusu ara kararına cevaben davacı tarafından dosyaya sunulan, bir eczacı mesul müdür, bir depo sorumlusu, bir depo görevlisi imzalı belgede, geri toplatıldığı tarih olan 25/07/2012 tarihinden itibaren depoda bekleyen 2256 adet ... Silver Ped isimli ürünün miadının geçtiği, ürünün perakende fiyatının 89,00 TL olduğu ve toplamda 200.784,00 TL değerinde ürünün zayii olduğu, miadı geçen ürünlerin deponun karantina bölümünde muhafaza edildiği bilgisine yer verildiği, İdare Mahkemesince söz konusu belgede belirtilen miktarda ürünün miadının dolduğu kabul edilmek suretiyle yapılan inceleme sonucunda karar verildiği görülmektedir. Bu bağlamda, miadı dolduğu ileri sürülen ürünlerle ilgili olarak İdare Mahkemesi ve Bölge İdare Mahkemesince herhangi bir keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmadığı gibi bu konuya yönelik olarak başka bir Mahkeme tespiti veya resmi bir tespit ve tutanak da olmadığı, miadı dolan ürünlerle ilgili davacı yan tarafından düzenlenen tutanak esas alınarak miadı dolan ürün miktarının bu şekilde kabulüyle zarar hesabının yapıldığı, bu durumun ise gerçek zararın tespitinin sağlanması açısından yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. Bu haliyle, Bölge İdare Mahkemesince miadı dolan ürünlere yönelik keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle söz konusu ürün miktarının net ve resmi olarak tespiti sağlandıktan sonra maddi zararın hesaplanması konusunda bir karar verilmesi gerekmektedir. Öte yandan, miadı dolan ürünlere ilişkin zarar hesabının, miadı dolan ürün miktarının tespitinin ardından, söz konusu ürünlerin ithal edildiği tarihteki birim maliyeti esas alınarak, söz konusu birim maliyet fiyatının miadı dolan ürün miktarıyla çarpılması sonucunu bulunacak tutara 18/07/2012 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi sûretiyle hesaplanması gerekmektedir. Diğer taraftan davacının miadı dolan ürünlerin satılması halinde kar edeceği, bu kapsamda söz konusu ürünlere ilişkin kar kaybı zararının da tarafına ödenmesi iddiası, anılan ürünlerin satışının yapılıp yapılmayacağı hususu muhtemel zarar niteliğinde olduğundan yerinde görülmemiştir.

4) Davalı İdare Tarafından Alınan Toplatma Ve Satışın Engellenmesi Kararının Uygulandığı Döneme İlişkin Kâr Mahrumiyeti Oluştuğundan Bahisle Uğranıldığı İleri Sürülen Maddi Zarar Yönünden: İdarenin tazminle yükümlü tutulabilmesi için zararın varlığı yeterli olmayıp, tazmini istenilen bu zararın gerçekleştiğine ilişkin somut bir delil bulunması, başka bir anlatımla, zararın, gerçekleşmiş, kesin ve belirli yani gerçek bir zarar niteliğinde olması gerektiğinden, henüz doğmamış ve doğması muhtemel zararlar ile doğması kuvvetle muhtemel olmakla birlikte belli bir miktar olarak ispatlanamayan zararların ise idare tarafından tazminine karar verilmesinin hukuken mümkün olmadığı, Mahkeme tarafından ancak somut olarak ispatlanabilir gerçek zararın tazminine hükmedilebileceği açıktır. Uyuşmazlıkta; davacının hukuka aykırı işlemden kaynaklı olarak mahrum kaldığını iddia ettiği kârının söz konusu işlemin tesis edildiği tarih itibarıyla henüz gerçekleşmemiş ve gerçekleşmesi muhtemel bir husus olduğu görülmektedir. Ayrıca ... tarih, ... sayılı işlem uyarınca davaya konu ürünlerin ilaçlı tıbbi cihaz kapsamında kabul edilerek satışının yapılabileceğinin belirtildiği, nitekim dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgeler incelendiğinde, anılan işlem tarihi sonrasında söz konusu ürünlerin satış işlemlerinin gerçekleştirilmeye başlandığı göz önünde bulundurulduğunda; davacının kar kaybı iddiasına dayanak yapılan ürünlerin satışının tekrar yapılıp, o ürünlere ilişkin tekrar bir kar elde etme durumu söz konusu olacağından bu yönüyle de bu kısma ilişkin tazminat talebi yerinde görülmemiştir. 5) Manevi Tazminat İstemi Yönünden: 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun "Hak ehliyeti" başlıklı 48. maddesinde; "Tüzel kişiler, cins, yaş, hısımlık gibi yaradılış gereği insana özgü niteliklere bağlı olanlar dışındaki bütün haklara ve borçlara ehildirler." hükmü yer almakta olup, tüzel kişilerin de gerçek kişilere özgü niteliklere bağlı olanlar dışında kişilik hakları bulunmaktadır. Bu kapsamda, tüzel kişilerin kişilik haklarını, saygınlık, ticari itibar, sosyal ilişkiler bakımından sahip olunan değerler ile diğer kurumlar nezdindeki algılanış, mesleki çevrelerdeki konum, güvenilirlik gibi değerler oluşturduğundan, tüzel kişiliğin saygınlığını yitirmesine, itibar kaybına uğramasına veya amaçlarını gerçekleştirmek bakımından zor duruma düşürülmesine yol açan hukuka aykırı tasarrufların, manevi zarara yol açtığı kabul edilmektedir. Uyuşmazlıkta; tazminat istemine konu işlemlerin idarece ürünlere ilişkin bilimsel değerlendirmenin sonucunda tesis edildiği dikkate alındığında, davacı şirketin saygınlığını yitirmesinden veya ticari itibarının zedelendiğinden söz edilemeyeceğinden, manevi zararının bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, tazminat istemleri yönünden yukarıda yer verilen tespitler ve gerekçeler gözetilerek tarafların istinaf istemlerinin yeniden incelenmesini ve istemler hakkında karar verilmesini teminen, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği sonucuna varılmıştır.

KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Tarafların temyiz istemlerinin KABULÜNE, 2. Davanın kısmen kabulüne davanın kısmen reddine ilişkin ...İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak taraflarca yapılan istinaf başvurularının kısmen kabulü, kısmen reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 22/10/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

Atıf: Danıştay 10. Daire, E. 2022/2934, K. 2025/4713, T. 22.10.2025, www.arakarar.com/karar/danistay-10-daire-2022-2934-e-2025-4713-k-76ccc2dfa2b5