Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/992 E. 2026/1375 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/992
Karar No
2026/1375
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 24. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/992 - 2026/1375 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 24. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/992 KARAR NO : 2026/1375

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 04/02/2021- (21/10/2020 Ara Karar Tarihi) NUMARASI : 2016/688 2021/106 DAVANIN KONUSU : ADİ ORTAKLIĞIN TASFİYESİ,ALACAK İSTİNAF TALEBİNDE BULUNAN : Davacı Vekili KARAR TARİHİ : 08.10.2026 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 23.10.2026

Mahkemece verilen karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf talebinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya okunup gereği düşünüldü:

TALEP: Davacılar vekili dava dilekçesinde, davacı şirket ile davalı arasında 08.04.2010 tarihinde adi ortaklık sözleşmesinin düzenlendiğini, sözleşmenin konusunun Rus kömürü ithalatı kâr ortaklığı olduğunu, sözleşmenin devamı sırasında davacı şirketin yetkilisi diğer davacı ...'nin 21.03.2011 tarihinde Rusya'da tutuklandığını, bir süre sonra davalı şirket tarafından Ankara 24. Noterliğinin 05.08.2011 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile ortaklık sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğinin bildirildiğini, davacı ...'nin sözleşmenin 7/2 maddesine istinaden teminat olarak keşide ettiği ve davacı şirketin ciro ettiği 4 adet çekin Gebze 2. İcra Müdürlüğünün 2011/3162 E. takip dosyası ile icraya koyulduğunu, sözleşmenin 7. maddesine istinaden davacı şirketin ... Ada üzerine 3.000.000,00 TL ve 1.500.000,00 TL ipotek konulduğunu, davalı tarafından ortaklık sözleşmesi tek taraflı feshedilmişken, ortaklığın malvarlığı tasfiye edilmeden ihtarname düzenlenerek davacıların teminat verdiği çekler hakkında icrai işlem yapılmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek, adi ortaklığın tasfiyesi ile; ortaklık kârından 10.000,00 TL'nin davalıdan alınarak davacılara verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde, dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığını, davacılardan ...'nin davacı şirketin yetkilisi olmakla birlikte davalıdan herhangi bir alacağının bulunması mümkün olmadığından husumet itirazında bulunulduğunu, davacıların müvekkilden herhangi bir alacağının bulunmadığını, yapılan sözleşme gereğince herhangi bir kar elde edilmediği gibi davalı tarafından davacı yana, kömür ithalatı ve davacı yanın kredi borçları için borç olarak verilen meblağların tahsil edilemediğini, davalının zararının bulunduğunu, davacıların alacaklı olduğuna dair herhangi bir delilin mevcut olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEME KARARI : Mahkemece; dava şartı noksanlığından açılan davanın usulden reddine karar verilmiş, karara karşı süresinde davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :Davacı vekili istinaf dilekçesinde, Mahkemece tasfiye avansının verilen kesin süre içerisinde yatırılmadığından bahisle davanın usulden reddine karar verilmiş ise de; 21/10/2020 tarihinde kurulan ara kararda ihtara konu paranın yatırılmamasının sonucunun farklı olarak ihtar edildiğini, buna göre "bu süre içerisinde yatırmadığı takdirde tasfiye talebinden vazgeçmiş sayılacağının ihtarına" karar verildiğini, ara kararda belirtilen ihtarın davanın esastan reddini gerektirirken gider avansının yatırılmamasının ise usulden red sonucu doğuracağını, ara karardan yatırılması istenen tasfiye avansının gider avansı mı delil avansı mı olduğunun anlaşılamadığını ileri sürerek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. GEREKÇE :Dava; adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi ile alacak istemine ilişkindir. Somut olayda; 21/10/2020 tarihli 1 nolu ara kararla; taraf vekillerine "aralarındaki adi ortaklığın tasfiyesine yönelik üç kişilik tasfiye memuru belirlenmesi konusunda anlaşıp anlaşamayacakları, anlaşıldığı takdirde tasfiye memurlarının isimlerini bildirmeleri için iki hafta kesin süre verilmesine, anlaşamadıkları takdirde tasfiye memurlarının mahkemece re'sen belirleneceğinin ihtarına (davalı vekiline ihtarat yapıldı)" 2 nolu ara kararda ise; "Davacı vekiline 50.000 TL tasfiye avansını yatırması için tebliğden itibaren iki hafta kesin süre verilmesine, bu süre içerisinde yatırmadığı takdirde tasfiye talebinden vazgeçmiş sayılacağının ihtarına" yönelik ihtar yapıldığı, yargılama neticesinde davacı tarafça tasfiye avansı yatırılmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddedildiği görülmektedir. 6100 Sayılı HMK'nın 94. maddesi uyarınca, kesin süre verilmesi halinde, kesin süreye ilişkin ara kararının hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde açık olması, taraflara yüklenen yükümlülüklerin, yapılması gereken işlerin neler olduğunun ve her iş için yatırılacak ücretin hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde açıklanması ve nereye yatırılacağının belirtilmesi gerekir. Ayrıca verilen sürenin amaca uygun, yeterli ve elverişli olması, kesin süreye uymamanın doğuracağı hukuki sonuçların açık olarak anlatılması ve anlatılanların tutanağa geçirilmesi, bunlara uyulmaması durumunda mevcut kanıtlara göre karar verilip, gerektiğinde davanın reddedileceğinin açıkça bildirilmesi suretiyle ilgili tarafın uyarılması gerektiği her türlü duraksamadan uzaktır. TBK’nın “Tasfiye usulü” başlıklı 644. maddesinin üçüncü fıkrası; “Tasfiye görevlisine ödenecek ücret, sözleşmede buna ilişkin bir hüküm veya ortaklarca oybirliğiyle verilmiş bir karar yoksa tasfiyenin gerektirdiği emek ile ortaklık malvarlığının geliri göz önünde tutularak hâkim tarafından belirlenir ve ortaklık malvarlığından, buna imkân bulunamazsa, ortaklardan müteselsilen karşılanır.” Aynı maddenin dördüncü fıkrası; “Tasfiye usulüne veya tasfiye sonucunda her bir ortağa dağıtılacak paya ilişkin olarak doğabilecek uyuşmazlıklar, ilgililerin istemi üzerine hâkim tarafından çözüme bağlanır.” hükmünü içermektedir. Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; tasfiyenin gerektirdiği emek ile ortaklık malvarlığının geliri göz önünde tutulmaksızın belirlenen ücretin ve yapılacak işlemlerin ne olduğu belirtilmeden takdir edilen tasfiye avansının davacı tarafından karşılanmasına karar verildiği, tasfiye avansı olarak talep edilen 50.000,00 TL'nin tasfiye görevlilerine ne şekilde paylaştırılacağına yönelik herhangi bir açıklamanın bulunmadığı anlaşılmakla, ara kararın usulüne uygun olmadığı belirlenmektedir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2020/11307 E. 2021/2930 K. Sayılı ilamına göre de "Mahkemece yapılacak iş; adi ortaklığın niteliğine ve uyuşmazlığın mahiyetine uygun olarak tasfiye aşamalarında yapılacak işlemleri ve sürelerini tespit etmek, devamında tasfiyenin gerektirdiği emek ile ortaklık malvarlığının geliri göz önüne alınarak görevlendirilen tasfiye memuru için belirlenecek olan ücretin; ortaklık mal varlığından, imkan bulunmadığı takdirde ise ortaklar tarafından müteselsilen karşılanmasına karar vermek, tasfiye usulü ile tasfiye aşamalarında ortaya çıkabilecek uyuşmazlıkları çözüme bağlamak, tasfiye memurunca yapılan tasfiye işleminin sonuç bilançosuna göre tarafların hak ve yükümlülüklerini saptamak ve hasıl olacak sonuca göre tasfiye işlemini sonlandırarak hüküm tesis etmek olmalıdır." 6100 sayılı HMK’nın "Resen yapılması gereken işlemlere ilişkin giderler" başlığı altında yer alan 325. maddesinde ise "Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işlerde, hâkim tarafından resen başvurulan deliller için gereken giderlerin, bir haftalık süre içinde taraflardan birisi veya belirtilecek oranda her ikisi tarafından ödenmesine karar verilir. Belirlenen süre içinde bu işlemlere ait giderleri karşılayacak miktarda avans yatırılmazsa, ileride bu gideri ödemesi gereken taraftan alınmak üzere Hazineden ödenmesine hükmedilir." düzenlemesine yer verilmiştir. Somut olayda Mahkemece, her ne kadar tarafların verilen kesin süreye rağmen gerekli tasfiye memuru ücretini yatırmadıkları gerekçe gösterilerek davanın HMK 114 ve 115/2. maddesi gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş ise de, Mahkemece ara kararda da belirtildiği üzere re’sen tasfiye memuru görevlendirilebileceğinden 6100 sayılı HMK’nın 325. maddesi uyarınca işlem yapılması gerekmektedir. Bu noktada ise, mahkemece tarafların belirlenen sürede söz konusu işlemlere dair giderleri karşılayamamış olmaları durumunda, ileride bu gideri ödemesi gereken taraftan alınmak üzere tasfiye giderlerinin Hazineden karşılanmasına hükmedilerek yukarıda açıklanan ilke ve esaslara titizlikle uyulmak suretiyle tasfiye işlemlerinin yapılması gerekmektedir. (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2018/7693 E., 2019/1225 K.) Diğer yandan; delil avansının yatırılmaması durumunda davanın ispat edilemediği gerekçesi ile esastan reddine karar verilmesi gerekirken, davanın usulden reddi de isabetli bulunamamıştır. Belirtilen nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile HMK.'nın 353/1-a,6 maddesi gereğince, mahkeme kararının kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. İnceleme, 6100 sayılı HMK.'nın 355. md. hükmüne göre istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-)Ankara 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin, 04/02/2021 tarih, 2016/688 E. 2021/106 K. sayılı KARARININ KALDIRILMASINA, 2-)Dosyanın yukarıda açıklandığı şekilde karar verilmek üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-)Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 4-)Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin harcının istek halinde başvurana iadesine, 5-)Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 08/10/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Başkan e-imzalıdır

Üye e-imzalıdır

Üye e-imzalıdır

Katip e-imzalıdır

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/992, K. 2026/1375, T. 08.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-992-e-2026-1375-k-255fecfd7e8b