Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/972 E. 2026/1451 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/972
Karar No
2026/1451
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 24. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/972 - 2026/1451 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 24. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/972 KARAR NO : 2026/1451

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11/06/2026 NUMARASI : 2024/859 Esas, 2026/466 Karar

DAVANIN KONUSU : Tazminat İSTİNAF TALEBİNDE BULUNAN : Davacı Vekili KARAR TARİHİ : 15/10/2026 KARAR YAZMA TARİHİ : 23/102/2026

Mahkemece verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf talebinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya okunup gereği düşünüldü: TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde, davacı şirkete ait dava dışı ...'ın sevk ve idaresindeki araca 08/03/2023 tarihinde şirketin işleri sebebiyle davalının işlettiği Ankara- Niğde otoyolu üzerinde Niğde yönünde seyretmekteyken şiddetli rüzgarın da etkisiyle yerinden çıkan hız levhasının çarpması neticesinde kazanın meydana geldiğini, kolluk personelince düzenlenen tutanakta kazanın oluşmasında KTK'nın 13. maddesi gereği davalının sorumlu olacağı tespitine yer verildiğini belirterek, 2.500,00 TL ekspertiz bedeli ile hasar bedeli, değer kaybı, mahrumiyet bedelinin tespit edilerek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde, husumet itirazında bulunarak kazanın meydana geldiği Ankara - Niğde Otoyolu, 3996 Sayılı Kanun ve 2011/1807 Sayılı Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında 3996 sayılı Kanunun Uygulama Usul ve Esaslarına İlişkin Bakanlar Kurulu Kararı ile belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde ... Müdürlüğünce Yap-İşlet-Devret Modeli ile ihale edildiğini, yolun yapım ve işletmesinin Görevli Şirket (işletici şirket) sıfatıyla davalı şirket tarafından yerine getirildiğini, bununla birlikte otoyolun bakım ve onarımına ilişkin her türlü iş ve işlemin davalı şirket ile dava dışı ... A.Ş. arasında imzalanan 07.06.2018 tarihli sözleşme ile anahtar teslim usulü ile dava dışı ... A.Ş'ye bırakıldığını, bu sebeple davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, esasa ilişkin olarak kazanın şiddetli rüzgarın etkisiyle meydana geldiğini, davalı bakımından illiyet bağının kesildiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEME KARARI: Mahkemece; pasif husumet yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiş, karara karşı süresinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde, dosya kapsamında alınan 24.11.2025 tarihli bilirkişi raporu ile davalı şirketin %100 kusurlu olduğunu, meydana gelen hasarın 33.630,00 TL, değer kaybının 25.000,00 TL, araç mahrumiyet zararının 4.655,00 TL olduğunun tespit edildiğini, 07.05.2026 tarihli ek bilirkişi raporunda; kaza günündeki rüzgar hızının mücbir sebep teşkil etmeyeceğinin belirlendiğini, davalı şirketin işbu dava neticesinde herhangi bir ödeme yapmak durumunda kalması halinde, bakım ve onarım hizmetlerini üstlenen şirkete karşı rücu hakkını kullanıp kullanmayacağının söz konusu şirketlerin kendi iç ilişkilerinin ve ticari tasarruflarının konusu olduğunu, davalı şirketin bakım ve onarım faaliyetlerini üçüncü bir şirkete devretmiş olmasının yol kullanıcılarına karşı olan yasal ve sözleşmesel sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağını ileri sürerek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. GEREKÇE : Dava, davacıya ait otoyolda seyir halindeki araca rüzgarın etkisiyle yerinden çıkan hız levhasının çarpması sonucu meydana gelen zarardan davalı şirketin sorumlu olup olmadığı ve buna bağlı maddi zararın tahsili talebine ilişkindir. Eldeki davada, uyuşmazlık, davalının pasif husumet ehliyetine sahip olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114/1-d maddesinde açıkça düzenlendiği üzere taraf ve dava ehliyeti dava şartlarındandır. Bu düzenlemeye göre husumet ya da başka bir anlatımla taraf sıfatı dava şartları arasında sayılmamıştır. Taraf sıfatının özelliği, tıpkı dava şartı gibi davanın esastan görülüp karara bağlanabilmesi için, varlığı ya da yokluğu hâkim tarafından davanın her aşamasında re’sen (kendiliğinden) gözetilen ve taraflarca noksanlığı davanın her aşamasında ileri sürülen nitelikte olmasıdır. Taraf sıfatı, bir başka ifadeyle husumet ehliyeti, dava konusu hak ile kişiler arasındaki ilişkiyi ifade eder. Sıfat, maddî hukuk ilişkisinde tarafların o hak ile ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi anlamına gelir. Davacı sıfatı, dava konusu hakkın sahibini; davalı sıfatı ise dava konusu hakkın yükümlüsünü belirler. Uygulamada davacı sıfatı, aktif husumeti; davalı sıfatı da pasif husumeti karşılayacak şekilde değerlendirilmektedir. Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise, davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukukî koruma isteniyorsa o kişi veya kişilere davanın yöneltilmesi gerekir. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının belirlenmesinde olduğu gibi maddî hukuka göre tespit edilir.ıştır (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara 2021, s. 331-332). Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114/1-d maddesinde açıkça düzenlendiği üzere taraf ve dava ehliyeti dava şartlarındandır. Bu düzenlemeye göre husumet ya da başka bir anlatımla taraf sıfatı dava şartları arasında sayılmamıştır. Taraf sıfatının özelliği, tıpkı dava şartı gibi davanın esastan görülüp karara bağlanabilmesi için, varlığı ya da yokluğu hâkim tarafından davanın her aşamasında re’sen (kendiliğinden) gözetilen ve taraflarca noksanlığı davanın her aşamasında ileri sürülen nitelikte olmasıdır. Taraf sıfatı, bir başka ifadeyle husumet ehliyeti, dava konusu hak ile kişiler arasındaki ilişkiyi ifade eder. Sıfat, maddî hukuk ilişkisinde tarafların o hak ile ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi anlamına gelir. Davacı sıfatı, dava konusu hakkın sahibini; davalı sıfatı ise dava konusu hakkın yükümlüsünü belirler. Uygulamada davacı sıfatı, aktif husumeti; davalı sıfatı da pasif husumeti karşılayacak şekilde değerlendirilmektedir. Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise, davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukukî koruma isteniyorsa o kişi veya kişilere davanın yöneltilmesi gerekir. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının belirlenmesinde olduğu gibi maddî hukuka göre tespit edilir. Sıfat dava şartı değil, itirazdır. Zira bir kimsenin hak sahibi veya borçlu olup olmadığı ancak davanın esası incelendikten sonra tespit edilebilir ve bu durumda dava ret veya kabul ile sonuçlanır. Diğer bir ifadeyle bir davada taraflardan birinin, aktif ya da pasif husumet ehliyetinin (davacı veya davalı sıfatının) olmadığı belirlenirse, artık uyuşmazlığın esastan çözülmesine geçilmeden, davanın sıfat yokluğundan reddi gerekir. Sıfat, ileri sürülme zamanı yasa ile kabul edilen ilk itiraz ya da davalı tarafından ortaya konulması gereken def’i niteliğinde olmadığından, davanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkün veya mahkemece re’sen nazara alınması gerekli hukukî bir durumdur. Davalı ... Şirketinin 07/06/2018 tarihli Sözleşme ile; dava konusu kazanın meydana geldiği otoyolun işletme, bakım ve onarımının dava dışı ... Anonim Şirketine devredildiği dosya kapsamı ile sabittir. Ancak, bu durum davalı ve dava dışı şirket arasındaki iç ilişki olup, devir olayında 3. kişi konumunda bulunan davacıyı etkilemeyeceği gibi, bu iç ilişkinin sonucu olarak davalı şirketin rücu hakkı saklı olacaktır. Ankara BAM 35.Hukuk Dairesinin benzer uyuşmazlıkta davalı ve dava dışı şirket hakkında verdiği 2025/390 E- 2026/467 K sayılı kararı da emsal niteliktedir. Belirtilen nedenlerle, Mahkemece, işin esası hakkınd yapılacak yargılama neticesinde hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetli bulunamamıştır. Belirtilen nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile HMK.'nın 353/1-a,6 maddesi gereğince, mahkeme kararının kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. İnceleme, 6100 sayılı HMK.'nın 355. md. hükmüne göre istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-)Ankara 10.Asliye Ticaret Mahkemesinin, 11/06/2026 tarih, 2024/859 E. 2026/466 K. sayılı KARARININ KALDIRILMASINA, 2-)Dosyanın yukarıda açıklandığı şekilde karar verilmek üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-)Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 4-)Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin harcının istek halinde başvurana iadesine, 5-)Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 15/10/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Başkan e-imzalıdır

Üye e-imzalıdır

Üye e-imzalıdır

Katip e-imzalıdır

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/972, K. 2026/1451, T. 15.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-972-e-2026-1451-k-9d6b82d3d45b