Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/955 E. 2026/965 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/955
Karar No
2026/965
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/955 - 2026/965 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/955 KARAR NO : 2026/965

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 10/12/2024 NUMARASI : 2024/121 ESAS - 2024/869 KARAR

DAVANIN KONUSU : Tazminat

KARAR TARİHİ : 18/06/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 22/06/2026

Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde; 08/06/2011 tarihinde sürücü ... yönetimindeki ... plakalı aracı ile Viranşehir ilçe yönünden Kızıltepe ilçe yönüne seyrederken 35.km geldiğinde bilinmeyen bir sebeple direksiyon hakimiyetinin kaybedilmesi sonucu vuku bulan kaza sonucunda müvekkilinin yaralandığını, sakatlandığını ve kalıcı bakıcı zararına maruz kaldığını, tıbbi kuruluşlar nezdinde tedavi gördüğünü, olayla ilgili olarak Kızıltepe Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2011/2639 sayılı dosyası ile soruşturma açıldığını, ancak kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, müvekkilinin olayla ilgili olarak çeşitli tedavi kuruluşları nezdinde tedavi olduğunu, kalıcı sakatlığının kaldığının anlaşıldığını, olay tarihinden itibaren müvekkilinin gördüğü tedavi sürecinde ilk önce sakatlık tespit edildiğini, bakıcı gideri yönünden araştırma yapılmadığını, hiçbir bireysel faaliyetini tek başına yapamadığını, bu süre zarfında iyileşebilmesi için müvekkili ve ailesince çaba harcandığını, ancak iyileşemeyeceğinin anlaşıldığını belirterek, davalıdan belirsiz alacak davası kapsamında 20.000,00-TL kalıcı bakıcı gideri zararlarının resen tespit edilecek temerrüt tarihinden itibaren ve davalının tacir oluşu gözetilerek reeskont avans faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; ... plakalı aracın yapmış olduğu kaza sonucu davacının yaralanması nedeniyle huzurdaki tazminat davası ikame edilmiş ise de; davanın reddi gerektiğini, huzurda görülmekte olan davaya ilişkin başvuru konusu talebin zamanaşımına uğradığını, zira davaya konu trafik kazasının 08/06/2011 tarihli olduğunu ve sigorta poliçesinden doğan taleplerin 2 yıllık zamanaşımı süresine bağlı olduğunu, bu itibarla davayı kabul anlamına gelmemek üzere işbu dava yasal süresi içinde açılmadığından davanın zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmesi gerektiğini, ayrıca davacı tarafından müvekkiline usulüne uygun bir başvuruda da bulunulmadığını, müvekkilinin bakıcı giderinden sorumlu olmadığını, kabul anlamına gelmemek üzere de ancak başvuru tarihinden itibaren faiz talep edilebileceğini belirterek, davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davacı tarafından dava açılmadan önce KTK'nın 97. Maddesine uygun olarak davalı sigortaya başvuru yapıldığı kanıtlanamadığından, “Davanın, KTK md. 97, HMK md. 114/2 ve 115/2 uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine,” karar verilmiş; karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde; ilk derece mahkemesince taraflarına süre verilmiş olsa da, taraflarının talebi Ankara 7.Ticaret Mahkemesi nezdinde 2014/1761 E. sayılı dosyasının celbi yönünde olmuş, bu dosya dahilinde davalı tarafa yapılan yazılı başvurularının bulunduğu halde dosya yani delil olarak dayandıkları dosya celp edilmediği için dava şartının yerine getirilmiş olduğunun görülmediğini, eksik inceleme ile delillerin toplanmadan karar verilmesinin doğru olmadığını belirterek, istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE İstinaf talebinde bulunan davacı vekilinin istinaf sebepleri doğrultusunda, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Dava, trafik kazası nedeniyle ZMSS poliçesi kapsamında sürekli bakıcı gideri istemine ilişkin olup, Yerel Mahkeme tarafından davanın davadan önce sigorta şirketine başvuru yapıldığı kanıtlanamadığından, dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine dair verilen karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin uygulamasına göre; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi ile zorunlu mali sorumluluk sigortasından faydalanmak isteyen hak sahiplerinin dava yoluna gitmeden önce sigortacıya yazılı başvuru yapması gerektiği düzenlenmiş olmakla birlikte, bu başvuru yapılmadan dava yoluna gidilmesi halinin dahi HMK'nın 115/2. maddesi gereği tamamlanabilir dava şartı olduğu kabul edilmektedir. Bu başvurunun yapıldığı; ancak, eksik ya da usule uygun olmayan belge ile başvurulduğu savunmasının olduğu durumlarda ise, usule uygun olmadığı savunulan belgedeki eksikliğin her halükarda tamamlanabileceği davanın bu nedenle reddedilemeyeceği belirtilmiştir. HMK’ya göre kural olarak davacı davasını ispat külfeti altında olup, dava şartlarının varlığını da davacı ispatlamalıdır. Somut olayda; mahkemece dava dilekçesi ekinde davaya konu alacak kalemi için sigorta şirketine başvuru yapıldığına dair bilgi ve belgelenin sunulmadığı, mahkemece usulüne uygun olarak yapılan 01/10/2024 tarihli duruşmada verilen ara karar ile; “ 2-Davacı vekiline, yapılmış ise davalı sigorta şirketine yapılan başvuruya ilişkin başvuru evrakını, tebliğine dair kayıtlar ile birlikte sunmak, başvuru yapılmamış ise KTK'nın 97 maddesi gereğince davalı sigorta şirketine usulüne uygun olarak yazılı başvuru yaparak mahkememize yazılı bildirimde bulunmak üzere 1 hafta kesin süre verilmesine, aksi halde davanın dava şartı yokluğundan reddedileceğinin ihtarına (ihtarat yapıldı),” şeklinde kesin süre verildiği ve davacı vekili tarafından da sonraki 10/12/2024 tarihli duruşmada; “Biz müvekkilim ile bağlantı sağlayamadığımız için beyanda bulunamadık, delillerimiz toplansın, eksik hususlar giderilsin, müzekkere cevabını inceleyip beyanda bulunacağım,” şeklinde beyanda bulunulduğu, her ne kadar fergatla sonuçlanan Ankara 7. Ticaret mahkemesinde görülen bir dava varsa da o davanın geçici ve sürekli işgöremezlik tazminatına yönelik olduğu, Uyap ortamında bu dosyanın eldeki dosya arasında bulunduğu ve içeriğinde sigortaya başvuru evraklarına rastlanmadığı, dolayısıyla ilk derece mahkemesi tarafından da isabetli olarak kabul edildiği üzere KTK 97. maddedeki; “sigortaya başvuru dava şartının” gerçekleştiğinin ispatlanamadığı anlaşıldığından, davanın usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle usul ve yasaya uygun ilk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcı peşin alındığından bu konu hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 3-İstinaf eden tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Gider avansından artan kısım varsa karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-Kararın HMK'nın 359/4. maddesi gereğince taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK’nın 361/1 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 HAFTA İÇERİSİNDE TEMYİZ YOLU AÇIK OLMAK ÜZERE 18/06/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan Üye Üye Katip

*Bu belge 5070 sayılı Kanun maddeleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/955, K. 2026/965, T. 18.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-955-e-2026-965-k-5bff5c41aa91