Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/951 E. 2026/1026 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/951
- Karar No
- 2026/1026
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/951 Esas
KARAR NO : 2026/1026 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI : 2026/307 (Derdest Dava Dosyası)
ARA KARAR TARİHİ: 08/04/2026
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 14/05/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı borçlu şirketin mali ve ticari yapısı ile son dönem davranışları birlikte değerlendirildiğinde alacaklıların haklarını bertaraf etmeye yönelik hareket ettiğine dair kuvvetli emareler bulunduğunun, nitekim borçlu şirket son dönemlerde aleyhine başlatılan icra takiplerine itiraz etmek suretiyle takipleri sürüncemede bırakmakta, bu suretle alacaklıların alacaklarına kavuşmasını geciktirmeyi amaçladığının, Öte yandan, şirketin yalnızca 50.000-TL gibi son derece düşük bir sermaye ile faaliyet göstermesine rağmen yüz milyonlarca liralık ticari işlem hacmine sahip olduğu bilindiğinin, Bu durum şirketin mali yapısının şeffaflığı hususunda ciddi şüpheler doğurduğunun, Ayrıca şirket yetkilisinin yurt dışında ikamet etmesi, borçlunun malvarlığına ulaşılmasını ve alacağın tahsilini güçleştirdiğinin, Davalı borçlu ihale işlerini yüklendiği işbu kurum ve kuruluşlardan olan alacaklarını da anlaşmalı oldukları şahıs ve kurumlara muvaazalı olarak temlik etme hazırlığı içerisinde olduğunun, İcra takiplerine itiraz ederek bu süreçte temlik işlemlerini yaparak alacaklıların alacaklarını tahsil etmelerinin önüne geçmeyi amaçladığının, Davalı borçlu adına 2025 yılı içerisinde düzenlenmiş ve vade tarihi geçmiş çok sayıda faturanın bulunduğu tespit edilmiş ve davalının mal kaçırma hazırlığı içinde olduğu öğrenildiğinin, Bu kapsamda davalı borçlunun malvarlığını azaltmaya veya üçüncü kişilere devretmeye yönelik işlemlerinin önlenmesi ileride telafisi imkansız zararların doğmasının engellenmesi için ihtiyati haciz uygulanması zaruret arz ettiğinin, Bu kapsamda İ.İ.K. 257 ve devam eden maddeleri uyarınca Riskli hale gelen alacakların tahsili amacıyla; piyasaya büyük miktarda borçlandığı ve mal kaçırma hazırlığı içinde olduğu öğrenilen davalının menkul, gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının teminatsız olarak ihtiyaten haczini talep etme zorunluluğu doğduğunun, ihtiyati haciz talebimizin kabulüne, Fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere davanın kabulüne, Davalının icra takibine yapmış olduğu haksız ve hukuki dayanaktan yoksun itirazın iptali ile takibin devamına, takip talebinde belirtilen tarihlerden itibaren TTK 1530 Md. gereğince işletilecek Ticari Temerrüt Faizi ile birlikte Tahsiline, Alacak likit, itiraz ise haksız ve kötü niyetli olduğundan davalının, alacağın % 20‘sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkum edilmesine, Yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini müvekkil adına talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi 08/04/2026 tarih ve 2026/307 esas sayılı ara kararında;
Tüm dosya kapsamına göre; somut olayda davacı vekilince ihtiyati haciz talep edildiği, alacağın varlığının tespitinin yargılamayı gerektirir nitelikte olduğu, alacağın varlığının bu aşamada yaklaşık ispat ölçüsünde kanıtlanamadığı, karşı tarafın kaçtığı veya mal kaçırdığına dair de herhangi bir delil bulunmadığı, bu nedenle ihtiyati haczin yasal koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle, koşulları oluşmayan ihtiyati haciz isteminin reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; alacağın varlığının fatura, teslim tutanağı, cari hesap ekstresi ile sabit olmasına ve davalının kaçma şüphesinin bulunmasına rağmen Mahkemece aksinin kabul edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Talep; icra takip dayanağı faturaya konu ürünlerin davalıya teslim edilmesine rağmen fatura bedelinin ödenmediği iddiasıyla alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline karar verilmesi talepli davada alacağın tahsilinin temini için ihtiyati haciz kararı verilmesi talebine ilişkin olup, Mahkemece ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İİK'nın 257/1 fıkrası uyarınca; rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.
İİK'nın 258 maddesi uyarınca; ihtiyati haciz talep eden alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur. Burada aranan ölçü yaklaşık ispat ölçüdür.
Somut talepte davacı vekili, icra takip dayanağı faturaya konu ürünlerin davacı tarafından davalıya teslim edildiğini, davalı tarafından fatura bedelinin ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibine haksız itiraz edildiğini ileri sürerek alacağın tahsilinin temini için ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiş ve talep ekinde fatura, cari hesap ekstresi ve teslim tutanağı sunulmuş ise de, yargılamanın bulunduğu aşama itibariyle teslim tutanağında isim ve imzası bulunan kişilerin davalının çalışanı olup olmadığı, ürünlerin davalıya teslim edilip edilmediği ve davacının alacaklı olduğu miktar hususlarında yaklaşık ispat koşulu ve ihtiyati haciz şartlarının gerçekleşmediği, mal kaçırma şüphesinin vadesi gelmemiş alacaklar için aranan şartlardan olması sebebiyle somut olayda uygulama yerinin bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Sonuç itibariyle, ilk derece mahkemesi ara karar ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından, davacının istinaf başvurularının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcının istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına yatırılan hacın hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 14/05/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.