Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/916 E. 2026/2080 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/916
Karar No
2026/2080
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

37. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/916

KARAR NO: 2026/2080

KARAR TARİHİ: 21/09/2026

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 06/03/2026

NUMARASI: 2026/188 2026/201

DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç))

Taraflar arasındaki davada mahkemelerce ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 07.08.2024 günü saat 16.45 sıralarında sürücü ... sevk ve idaresindeki ... otomobil ile seyir halindeyken kaza mahalline geldiğinde banket üzerinde aracının sağ ön kısımlarıyla; aynı istikamette patlayan lastiği tamir etmek amacıyla bankette bulunan müşteki ... ...'e ve ... A.Ş. Tarafından Kasko poliçesi ile sigortalı ... plaka sayılı kamyonetin sol arka yan kısımlarına çarpması neticesi yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini, müvekkilin herhangi bir hukuki ve maddi sorumluluğu bulunmadığı işbu olaya dayanılarak, aracın uğradığı hasarın bedeli için müvekkil aleyhine .... İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, müvekkilin kazanın oluşumunda kusuru bulunmamakta olup rücu şartları hiçbir şekilde oluşmadığını, işbu nedenlerle davanın kabulüne, müvekkilin borcu olmadığının tespitine, teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilerek icra takibinin durdurulmasına, davalının kötü niyetli icra takibi başlatmış olması sebebiyle dava değerinin %20'sinden az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

İstanbul 23. Asliye Hukuk Mahkemesince, davanın ticari dava olduğu ve davaya bakma hususunda görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olacağından bahisle görevsizlik kararı vermiştir.

Davaya bakan İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesince ise, dava, davacının, davalı sigorta şirketine kasko poliçesi ile sigortalı dava dışı Ekşioğlu ...Ltd.Şti. firmasında araç bakım sorumlusu olarak çalışan bir işçi, olduğundan huzurdaki dava mutlak veya nispi ticari bir dava olmadığından bahisle karşı görevsizlik kararı vermiştir.

TTK m. 1301’de düzenlenen halefiyet, yasal, sınırlı ve cüz’î halefiyet niteliğindedir. Bu maddeden doğan halefiyet hakkına istinaden açılan veya açılacak olan dava, esas itibariyle sigortalının, kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. TTK'nın 1301. maddesi uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nisbetinde sigortacıya intikal eder. Bu şekilde sigortalısının haklarına halef olan sigorta şirketinin, ödediği tazminat miktarınca hukuken sigortalı yerine geçerek açtığı rücû davası, aslında bir tazminat davası olup, bu niteliği itibariyle aynı zamanda şahsî nitelikte bir eda davasıdır.

Burada sigortacı, sigorta ettiren yerine geçtiği için şahsî ve rücûu ödediği bedelle sınırlı olduğundan dolayı da cüz'î haleftir. Sigortacının, sigortalıya ödediği tazminat oranında sigortalının yerine geçeceği ve onun kanunî halefi olacağı, ilke olarak 31.03.1954 gün ve 1953/18 E. - 1954/11 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtilmiştir. 17.01.1972 gün ve 1970/2 E. - 1972/1 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da, sigortacının, zarara sebebiyet veren aleyhinde açtığı rücû davasının, kanundan doğan halefiyete dayandığı ve halef olanın, halefiyet yolu ile nasıl bir hak iktisap etmiş ise, o hakka sahip olacağı vurgulanmış; velhasıl sigorta ettirenin ne hakkı varsa bunların, şartları gerçekleşince sigortacıya geçeceği; sigortacının, sigorta ettirenin bütün def’ilerini üçüncü şahsa karşı ileri sürebileceği ve Borçlar Kanununun 44' üncü maddesine (TBK m.52) de dayanabileceği; tabiatıyla sigorta ettirenin olayda dava hakkı yoksa, sigortacıya da bu yönde bir hakkın intikal etmeyeceği açıklanmıştır.

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 22.3.01944 tarih ve 37 E. - 9 K. R. G. 3.7.1944 sayılı kararında bu husus "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmaktadır.

Somut olayda, uyuşmazlık, 6102 sayılı TTK'nın 1472. maddesi uyarınca sigorta şirketi tarafından "Genişletilmiş Mavi Kasko Poliçesi" kapsamında sigortalısına ödenen tazminatın, trafik kazasının meydana gelmesinde kusurlu bulunan kişilerden rücuan tahsili isteminden kaynaklanmaktadır. Davalı sigorta şirketi ise de, rücu talebinde bulunduğu kişinin tacir olmadığı gibi sözleşmenin de tarafı olmadığı, kazanın meydana geldiği zamanda lastik değişimine yardım eden kişi konumunda olduğu, meydana gelen maddi hasarlı trafik kazasından kaynaklanan rücuan tazminat talebine bağlı menfi tespit talebinin, haksız fiil hükümlerine göre İstanbul 23. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp, sonuçlandırılması gerekmektedir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince İSTANBUL 23. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNİN YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 21/09/2026 gününde tarafların yokluğunda oy birliğiyle karar verildi.

KANUN YOLU: Kesin olmak üzere

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/916, K. 2026/2080, T. 21.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-916-e-2026-2080-k-2c2a04490961